TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - SOKULLUZÂDE HASAN PAŞA ::.

cilt: 37; sayfa: 367
[SOKULLUZÂDE HASAN PAŞA - Erhan Afyoncu]


zaman zaman ordunun ağırlıklarına saldıran Kara Velî adlı şakîyi yakaladı.

13 Zilkade 991’de (28 Kasım 1583) Revan Kalesi’nin tamirinde ve Gürcistan’a yönelik akında gösterdiği yararlılıktan dolayı bir kılıç ve iki hil‘atle taltif edilen Hasan Paşa, 22 Zilhicce 991’de (6 Ocak 1584) Üveys Paşa’nın yerine Halep beylerbeyiliğine tayin edildi (BA, KK, nr. 242, s. 89; nr. 262, s. 58, 65). 992 (1584) yazında Gürcistan’a yürüyen Ferhad Paşa’nın maiyetinde hazır bulundu. Tomanis Boğazı’nda yeni yaptırılan kalenin muhafazasına memur edildi. Muhtemelen bu vazifesiyle bağlantılı olarak Erzurum beylerbeyiliğine nakledildi. Bu yeni memuriyeti sırasında 17 Cemâziyelevvel 993 (17 Mayıs 1585) tarihli bir hükme göre Tiflis ve Lori beylerbeyileriyle birlikte, Tiflis yöresini yağmalayan aşiretleri cezalandırdı (BA, MD, nr. LVIII, 106/ 293). Ardından Tomanis muhafazasını Semender Paşa’ya bırakıp Vezîriâzam Özdemiroğlu Osman Paşa’nın maiyetine girdi. Safevî Veliahdı Hamza Mirza ile yapılan ve galip gelinen savaşta Erzurum beylerbeyi sıfatıyla ordunun sol kanadında yer aldı. 994’ün başlarında (Aralık 1585 - Ocak 1586) Kars beylerbeyi ile birlikte Tomanis Kalesi’ni Gürcü Simon’un muhasarasından kurtardıktan sonra Gürcü beyleri Simon ve Minûçihr’in te’dibine yönelik 995’teki (1587) harekâta katıldı. 996’da (1588) Şam beylerbeyiliğine tayin edildi (selefinden 9 Ramazan 996’da [2 Ağustos 1588] sâbık diye bahsedildiğine göre Şam beylerbeyiliğine tayini bu tarihten önce olmalıdır: BA, MD, nr. LXIV, 15/40). 12 Zilkade 997’de (22 Eylül 1589) babasının Şam’daki evkafının teftişinde görev aldı (BA, MD, nr. LXV, 41/167). Şam’dan Anadolu beylerbeyiliğine getirildi. 12 Rebîülevvel 998’de (19 Ocak 1590) barış yapmak için gelen, aralarında Şehzade Haydar Mirza’nın da bulunduğu Safevî elçilik heyetini Fenerbahçe yakınlarında karşılayarak İstanbul’a geçirdi (Selânikî, I, 218).

15 Cemâziyelevvel 999’da (11 Mart 1591) Koca Sinan Paşa tarafından Karadeniz ile İzmit körfezinin bir kanalla birleştirilmesi çalışmalarına mübâşir tayin edildiyse de (a.g.e., I, 233) vezîriâzamın muhaliflerinin karşı çıkması yüzünden bu proje sonuçsuz kaldı. Receb 999’da (Mayıs 1591) Apostol Hasan Paşa’nın azledilip sürgüne gönderilmesi üzerine Hasan Paşa, Anadolu beylerbeyiliğinden Rumeli beylerbeyiliğine nakledildi (a.g.e., I, 236, 250). Osmanlı-Avusturya savaşları arefesinde 1001 yılı Rebîülâhir ortalarında (15-24 Ocak 1593) vezâretle Budin beylerbeyi oldu. Budin’de iken İstanbul’dan aldığı tâlimatla Avusturya ve Macar ileri gelenlerine sınırlardaki saldırıların önlenmesine, birikmiş haraç ve hediyelerin gönderilmesine dair Macarca mektuplar gönderdi. Bir taraftan da eyaletinin daha önce başlamış olan tahririni tamamlattı. Habsburglar’a savaş ilân edilince Muharrem 1002’de (Ekim 1593) Koca Sinan Paşa’nın maiyetinde Budapeşte’nin güneybatısında ve Balaton gölü yakınındaki Veszprem ile Palota’nın (Várpalota) fethinde hazır bulundu (Câfer İyânî, s. 38-42). Safer 1002’de (Kasım 1593) İstolni Belgrad’ı Avusturya birliklerinin muhasarasından kurtarmak için harekete geçti. Meydana gelen savaşta Macar asilzadesi Janos Tapolcsányi ile bir düello yapmasına ve son ana kadar direnmesine rağmen yenildi ve yaralı olarak savaş alanından ayrıldı. Serhadden gelen kötü haberler üzerine durumu araştırmak için gönderilen Kapıcıbaşı Velî Ağa, paşanın adamları tarafından Budin’e sokulmayınca İstolni Belgrad mağlûbiyeti ve Hatvan’ın muhasara altına alınmasının sorumluluğu ona yüklendi (Selânikî, II, 559). Baharda Sinan Paşa’nın oğlu Rumeli Beylerbeyi Mehmed Paşa ile Hatvan’ın imdadına gittiyse de 11 Şâban 1002’de (2 Mayıs 1594) yapılan savaşta Mehmed Paşa firar edince mağlûp oldu ve yaralı halde Budin’e çekildi. Sinan Paşa’nın yeni harekâtında ordunun öncü kuvvetlerini idare etti. Yanıkkale muhasarası sırasında 10 Zilhicce 1002’de (27 Ağustos 1594) Rumeli beylerbeyiliğine getirildi ve kalenin fethinde büyük yararlılık gösterdi. Ardından Komorn muhasarasına katıldı.

Hasan Paşa daha sonra, isyan eden Voyvoda Mihail Viteazul’e karşı 18 Cemâziyelâhir 1003’te (28 Şubat 1595) Eflak serdarı olarak Vidin muhafazasına gönderildi. Aynı ayın sonlarında (11 Mart 1595) yine vezâretle Rumeli beylerbeyiliğine tayin edildi. Osmanlı kuvvetlerine karşı Vidin önlerinde tabur kuran Eflak ve Macar birliklerini 1003 yılı Zilkade ayının ilk günlerinde (8-17 Temmuz 1595) dağıttı ve Rusçuk’ta Eflak’a geçmek için Tuna üzerinde köprü inşa ettiren Vezîriâzam Ferhad Paşa’nın yanına gitti. Ardından Eflak’a yürüyen yeni vezîriâzam Koca Sinan Paşa’nın kumandasındaki ordunun öncülüğünü üstlendi ve serdarın Bükreş’e girmesini sağladı. Sefer dönüşünde Mihail’in karşısında alınan ağır yenilgide zaiyatın fazla olmasını önledi ve İstanbul’a gönderdiği bir arîzayla Sinan Paşa’yı şikâyet etti.

Daha sonra Hezargrad’da muhafazada kaldı, Eflak Voyvodası Mihail ve bazı Eflak boyarlarının af taleplerini İstanbul’a ulaştırdı. Rumeli beylerbeyi olarak Belgrad muhafazasına tayin edildiğinde Erdel Voyvodası Bathory’yi isyandan vazgeçirmeye çalıştı. Bizzat III. Mehmed’in katıldığı Eğri seferi sırasında Segedin’de orduya dahil oldu. Büyük topları Tisa üzerinden beraberinde getirmişti. Eğri’nin fethinde büyük yararlılık gösterdi. Ancak fethin hemen ardından Rumeli beylerbeyiliğine yeniçeri ağası Velî Paşa getirilip Hasan Paşa’ya da vezâret hasları ferman olundu. Önden giden Velî Paşa mağlûp olunca Rumeli beylerbeyiliği tekrar kendisine verildi. Haçova’daki meydan savaşında önemli rol üstlendi; çarpışmaların en kritik anında Osmanlı ordugâhını yağmalayan Avusturya kuvvetlerinin dağıtılmasında rol oynadı.

Sefer dönüşünde Rebîülâhir 1005’te (Aralık 1596) yeni vezîriâzam Cigalazâde Sinan Paşa’nın aracılığıyla dördüncü vezirliğe terfi ettirilip serdarlıkla Belgrad’da bırakıldı. Ancak Damad İbrâhim Paşa’nın tekrar vezîriâzamlığa getirilmesi mevkiini sarstı ve serdarlık hasmı Satırcı Mehmed Paşa’ya verildi. Yeni serdarın 1005 yılı Zilhicce sonlarında (5-13 Ağustos 1597) itibar edilmeyen arzı Muharrem 1006’da (Ağustos 1597) kabul görünce Hasan Paşa İstanbul’a çağrıldı (a.g.e., II, 698, 701). Malkara’ya sürülmesi ferman edilmişken İstanbul’da ikametine izin verildi. İstanbul’a gelince hummaya yakalandı. 1006 yılı Rebîülevvel ortalarında (22-31 Ekim 1597) vezirlik görevine başladı (a.g.e., II, 707, 709).

1006 yılı Cemâziyelâhir sonlarında (29 Ocak - 6 Şubat 1598) kendisine serdarlık teklif edilince bunu ancak vezîriâzamlığa getirilirse kabul edeceğini bildirdi. Bu istek Vezîriâzam Hadım Hasan Paşa’yı rahatsız etti. Elvendzâde Ali Paşa’nın ölümünden sonra Bağdat eyaleti verilerek merkezden uzaklaştırılmak istendi. Hasan Paşa gitmek istemediyse de ya Bağdat’a hareket etmesi veya Yedikule’de hapsedileceği söylenince beylerbeyiliği kabul etti ve Receb 1006’nın son gününde (8 Mart 1598) padişahla vedalaşıp İstanbul’dan ayrıldı (a.g.e., II, 722-723, 727). Hasan Paşa yeni vazifesinde Basra ve Lahsâ yöresinde tüccar ve ahaliye saldıran Seyyid Mübârek’in Safevîler’le yeni bir ihtilâfa yol açmadan te’dibine çalıştı.

Bu sırada Celâlî isyanları etrafı kasıp kavurmaktaydı. İlk isyanından sonra affedilip Çorum sancak beyliği verilen Karayazıcı Abdülhalim’in halka zulmettiği duyulunca altıncı vezir Hacı İbrâhim Paşa ile birlikte onun cezalandırılmasıyla görevlendirildi.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir