TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - MUALLİM NÂCİ ::.

cilt: 30; sayfa: 316
[MUALLİM NÂCİ - Abdullah Uçman]


sebepler ileri sürülmüş ve kendisi, Türk edebiyatında yenileşme hareketleriyle Servet-i Fünûn arasındaki dönemde duraklamaya sebep olan bir kişi olarak nitelendirilmiştir.

Değişik alanlarda eser veren Muallim Nâci’nin en önemli yönü şairliğidir. Şiirleri divan geleneğini sürdürenler ve yeni tarzda olanlar diye iki grupta ele alınabilir. Eski tarzdaki şiirlerinin önemi geleneği sürdürmek amacıyla yazılmış olmasından gelmektedir. Yeni tarz şiirleri ise yeniliklere yabancı kalmadığını gösteren örneklerdir. Onun “Kuzu”, “Kebûter”, “Dicle”, “Feryad”, “Şâm-ı Garîbân”, “Nusaybin Civarında Bir Vadi” ve “Avcı” gibi şiirleri şekil bakımından olduğu kadar muhteva bakımından da yeni kabul edilmiştir. Nâci’nin şiirlerinin çoğunda hayatta özlediği mutluluğu bulamamış yalnız bir insanın hüznü dikkati çeker. Hayal, duygu ve söyleyiş bakımından zaman zaman orijinal sayılabilecek buluşları da olan Nâci şiirlerinde ve nesirlerinde Türkçe’yi hatasız ve güzel bir şekilde kullanmıştır. Şiirlerinin büyük bir okuyucu kitlesi tarafından sevilmesi daha çok Türkçe’yi rahatlıkla aruz veznine uydurabilmesi ve külfetsiz, sade bir üslûpla yazmasından ileri gelmektedir. Türk şiirinde Tevfik Fikret, Mehmed Âkif (Ersoy) ve Yahya Kemal’in (Beyatlı) aruzu başarıyla kullanabilmelerinin arkasında Muallim Nâci’nin çabalarının bulunduğu bilinmektedir. Nâci’nin nesir dili, Tanzimat’ın ardından gazete diliyle başlayan sadeleşme hareketi içerisinde bir merhale teşkil etmektedir.

Muallim Nâci’nin edebî hüviyetiyle müdafaasını yaptığı edebî meslek uzun süre birbirine karıştırılmıştır. Nâci edebiyatta yenileşmeden ziyade taklitçiliğe karşı çıkmıştır. Edebî tenkitlerinde ise estetik ve sanat ölçülerinden çok dil, vezin, belâgat ve üslûpla meşgul olduğundan muarızları karşısında biraz zayıf kalmıştır. Türk dili ve edebiyatının yeni ihtiyaçlar doğrultusunda ıslah edilmesini isteyen Nâci, özellikle Hacı İbrâhim Efendi gibi dilde ve üslûpta aşırı Arapça taraftarlarına karşı Türkçe’ye mal edilmek istenen kelimelerin Türk söyleyişine uydurulması gerektiğini savunmuştur.

Hece veznine itibar etmeyip daha ziyade aruzu Türkçe söyleyişe uygun bir hale getirmeye çalışan Nâci’nin şiirlerinde vezin ve kafiyeye çok önem verdiği görülmektedir. Sehl-i mümteni denebilecek tarzda birçok mısra ve beyti bulunan Nâci’nin kafiye anlayışı daha ziyade, “Kafiye göz içindir” şeklindeki eski anlayışa uygundur. Eserleri dikkatle incelendiğinde onun eski edebî zevkin tamamen ortadan kalkması yerine devrin ihtiyaçları doğrultusunda yenileştirilmesi düşüncesinde olduğu görülür. Geniş bir okuyucu kitlesine hitap eden, daha hayatta iken büyük bir şöhret kazanan Muallim Nâci’nin İsmâil Safâ, Cenab Şahabeddin, Mehmed Âkif, Yahya Kemal ve Ahmed Hâşim gibi şairlerin ilk şiir denemelerinde etkisi olmuştur.

Eserleri. Şiirleri ve Manzum Hikâyeleri. 1. Mûsâ b. Ebü’l-Gāzân yahud Hamiyyet (İstanbul 1299). Endülüs Emevîleri’nin son kumandanı Mûsâ b. Ebü’l-Gāzân’ın savaşlarının ve şehâdetinin dramatik bir dille anlatıldığı 266 beyitlik bir mesnevidir. 2. Terkîb-i Bend-i Muallim Nâcî (yer yok, ts.). Rûhî-i Bağdâdî ile Ziyâ Paşa’ya nazîre olmak üzere yazılmış seksen sekiz beyitlik bir manzumedir. 3. Âteşpâre (İstanbul 1301). Daha çok yeni şekillerle yazılmış şiirlerden meydana gelen eser Muallim Nâci’ye ilk şöhretini sağlamıştır. 4. Şerâre (İstanbul 1301). Gazel, şarkı, kıta, terbî‘ ve rubâîlerden meydana gelmiştir. 5. Fürûzan (İstanbul 1303). Şekil ve muhteva bakımından çoğu eski olmakla beraber eserde yeni bazı manzumeler de bulunmaktadır. 6. Sünbüle (İstanbul 1307). Eserin birinci bölümünün Fransızca’dan yapılan çevirilerle realist manzumelerin de bulunduğu nazım kısmında sosyal muhtevalı kısa hikâyelerin ilk örneklerinden sayılabilecek “Küçük Bir Mudhike” de yer almaktadır. Nesir parçalarının bulunduğu kısımda birkaç mektupla birlikte Doğu ve Batı edebiyatlarından tercüme ve iktibaslar mevcuttur. Nâci’nin sekiz yaşına kadar olan çocukluk hâtıralarını anlattığı “Ömer’in Çocukluğu” başlıklı ikinci kısım 1898’de Almanca’ya, 1914’te Rusça’ya çevrilmiş, M. Ertuğrul Düzdağ tarafından yeni harflerle de yayımlanmıştır (İstanbul 1969). 7. Zâtü’n-Nitâkayn yahud İbnü’z-Zübeyr (İstanbul 1307). Klasik Fransız trajedilerinin örnek alındığı eserin konusunu Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ ile torunu Abdullah b. Zübeyr b. Avvâm’ın hayat hikâyeleri meydana getirmektedir. 8. Mir’ât-ı Bedâyi‘ (İstanbul 1313). Mesnevî-i Muallim Nâcî adıyla da bilinen eser, ilk elli dört beyti II. Abdülhamid’e methiye olmak üzere doksan beyitten ibarettir. 9. Yâdigâr-ı Nâcî (İstanbul 1314). Şeyh Vasfî tarafından şairin ilk şiirleriyle gazete ve dergi sayfalarında kalmış bir kısım manzumelerinin derlenmesinden oluşmuştur. Nâci’nin “Gazi Ertuğrul Bey” adlı 176 beyitlik destan denemesi onun ölümünden sonra Hazîne-i Fünûn’da yayımlanmıştır (II, nr. 11, 8 Eylül 1310 / 21 Eylül 1894, s. 85-89; nr. 12, 15 Eylül 1310 / 28 Eylül 1894, s. 93-94). Şiirleri önce Muallim Nâci’nin Şiirleri I adıyla Âteşpâre ile Şerâre birlikte Hakan Özalp ile Yusuf Özkaraalp (İstanbul 1996), daha sonra da aynı isimle Terkîb-i Bend, Âteşpâre, Şerâre, Fürûzan, Sünbüle’nin manzum kısmı ile Mir’ât-ı Bedâyi‘, Yâdigâr-ı Nâcî ve “Gazi Ertuğrul Bey” bir arada olmak üzere Abdülkadir Hayber ile Hüseyin Özbay (Ankara 1997) tarafından neşredilmiştir.

Edebî Tenkitleri ve Sözlük Çalışmaları. 1. Muallim (İstanbul 1303). Nâci’nin Tercümân-ı Hakîkat’in edebî sütununda yayımlanan bir kısım makalelerinden meydana gelmektedir. 2. Demdeme (İstanbul 1303). Recâizâde Mahmud Ekrem’in Zemzeme mukaddimesiyle Takdîr-i Elhân’da kendisine yönelttiği eleştirilere karşı Saâdet gazetesinde yayımlanmış makalelerinden oluşan tamamlanmamış eseridir. 3. Mîzan Gazetesi ile Aleyhinde Neşrolunan Bazı Fıkarâta Karşı Muallim Nâci Efendi Tarafından Yazılan Müdâfaanâmedir (İstanbul 1303). 4. Istılâhât-ı Edebiyye* (İstanbul 1307). Yazı yazma kuralları ile Türk edebiyatında kullanılan nazım şekilleri ve edebiyat terimlerini devrinde en iyi açıklayan kitaplardan biridir. Eser yeni harflerle de iki defa basılmıştır (Istılahât-ı Edebiye, Edebiyat Terimleri [haz. Alemdar Yalçın - Abdülkadir Hayber, Ankara, ts.]; Edebiyat Terimleri-Istılahât-ı Edebiyye [haz. M. A. Yekta Saraç, İstanbul 1996]). 5. Lugat-ı Nâcî* (İstanbul 1308). “Fetva” kelimesine kadar Muallim Nâci tarafından hazırlanıp yayımlanmış, Nâci’nin ölümü üzerine geri kalan kısmı Müstecâbîzâde İsmet Bey tamamlamıştır. 6. Çocuklar İçin Lugat Kitabı (İstanbul 1317). Nâci’nin 1886’da Mürüvvet gazetesinde tefrika edilen, daha sonra ancak beş forması basılabilen Kāmûs-ı Osmânî adlı yarım kalmış bir lugatı daha vardır.

Biyografileri. 1. Osmanlı Şairleri (İstanbul 1307). Mecmûa-i Muallim’de yirmi altı divan şairinin hayat hikâyesini yazan Nâci bunlardan on üçünü bu eserinde bir araya getirmiştir. Kitap, aynı dergide çıkan diğer yirmi beş biyografinin ilâvesi ve Esâmî ile birlikte Cemal Kurnaz tarafından yeni harflerle neşredilmiştir (Ankara 1986). 2. Esâmî (İstanbul 1308). İslâm dünyasından 850 şahsiyet hakkında



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir