TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - MENGÜCÜKLÜLER ::.

cilt: 29; sayfa: 139
[MENGÜCÜKLÜLER - Faruk Sümer]


1202 yılındaki Gürcistan seferine Mengücük Beyi Fahreddin Behram Şah’ın Salurlar ve Bayındırlar ile katıldığı hakkındaki sözleri bir yakıştırmadan ibarettir. XIII. yüzyılda Divriği’den Mısır’a giderek Memlük sultanları katında büyük itibar elde eden Mustafa oğlu Muhammed adlı âlim Salur boyundandı. Bu husus Salur boyundan bir oymağın Divriği ve yöresinde yurt tuttuğunu gösterir. Fakat buna dayanarak Mengücüklüler’in Salur boyundan geldikleri bir tahmin olarak dahi ileri sürülemez.

Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî’nin CâmiǾu’t-tevârîħ’inin Selçuklular bölümünde belirttiğine göre Mengücük Gazi, Sultan Alparslan’ın Artuk, Saltuk, Dânişmend gibi beylerinden biri olup Malazgirt zaferinden sonra Erzincan, Kemah ve Kögonya (Şebinkarahisar) şehirlerini fethetmiştir. Tarihçi Gaffârî ve ona dayanarak Müneccimbaşı Ahmed Dede, Alparslan’ın yukarıda adları geçen şehirleri Mengücük Gazi’ye tefvîz ettiğini bildirir. Bu bilgiler daha sonraki duruma bakılarak verilmiş hükümlerdir. Selçuklu tarihçisi İbn Bîbî, Mengücük’ü gazi unvanı ile zikrederek onun Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu I. Süleyman Şah’ın emîrlerinden olduğunu söyler. İbn Bîbî’nin sözlerinin de sadece bir tahmin olduğu şüphesizdir. Kemah kasabasının kuzeybatısında Karasu kıyısında bazıları tamamen harap bir halde birçok kümbet vardır. Mengücük Gazi’ye isnat edilen kümbette sonradan yazılmış Farsça bir kitâbede Mengücük Gazi hakkında, “Erzurum, Erzincan, Kemah ile Diyarbekir vilâyetlerini ve kalelerini alan ...” denilmektedir. Divriği’de Mengücük Gazi’nin torunlarından Şehinşah’ın türbesindeki kitâbede Mengücük, gazi ve şehid sıfatlarıyla anılmaktadır. Buna bakarak Mengücük Gazi’nin Kemah ve diğer yerleri fethettikten sonra bir savaşta şehid düştüğü kabul edilebilir. Müneccimbaşı’ya göre cesur ve akıllı bir bey olan Mengücük Gazi bazan tek başına, bazan da Dânişmend Gazi ile birlikte Rumlar’a ve Gürcüler’e karşı gazâlar yapmıştır. Kemah’ta Karasu kıyısındaki Melik Gazi Türbesi Mengücük Gazi’ye ait olabilir. Fakat bu türbenin oğlu İshak’a ait olma ihtimali daha güçlüdür. Türbenin alt katında bir mumya ile içinde kemikler bulunan yedi tabut vardı. Evliya Çelebi türbeyi “Melik Gazi Sultan” adıyla anar ve onun bir ziyaret yeri olduğunu yazar. Günümüzde de halk türbeye Sultan Melek Türbesi demektedir; bu türbe Kemah yöresinin en önemli ziyaret yeridir.

Simbat vekāyi‘nâmesine göre Tuğrul Bey’in kumandanlarından biri kalabalık bir askerle Kemah ve Argın yörelerine gelerek yağma ve tahriplerde bulunmuş, birçok esir alıp götürmüştür. Bu kumandanın Mengücük Bey olması imkânsız değildir. Şahsiyeti hakkında açık bir bilgiye sahip olmadığımız Mengücük Gazi’nin ölüm tarihi de belli değildir. 1118 yılında İbn Mangug (Mengücük oğlu) şeklinde oğlundan söz edilir. Gösterilen tarihte Mengücükoğlu Malatya’yı yağmalamış, bunun üzerine Malatya’yı oğlu Tuğrul’un adına idare eden Selçuklu Sultanı I. Kılıcarslan’ın zevcesi Ayşe Hatun Urfa Kontu Joscelin’den yardım istemiştir. Bu yağmalama hareketinin, Mengücükoğlu’nun 1113’te Tuğrul’un atabegi ve annesinin zevci (Tuğrul Arslan’ın üvey babası) Artuklu Belek b. Behram’a karşı duyduğu kızgınlıktan ileri geldiği anlaşılmaktadır. Fakat anlaşılmayan husus, Ayşe Hatun’un devrin büyük kahramanı olan zevci Belek Gazi dururken Urfa Kontu Joscelin’den yardım istemesidir. Belek ancak 1120’de Mengücükoğlu’nun üzerine yürüyebildi. Belek’e karşı koyamayacağını gören Mengücükoğlu, yardım almak için Bizans imparatorunun Trabzon valisi Konstantin Gabras’ın yanına gitmişti. Komşu Türk beylerinin muhtemel hücumlarına karşı emrinde önemli bir kuvvet bulunduran Gabras, Mengücükoğlu’nun isteğini kabul etmiş ve her ikisi Belek’in karşısına çıkmıştır. Belek de Dânişmendoğlu Gazi’yi yanına almıştı. Erzincan yakınındaki Sirvan (Şirvan [?]) denilen mevkide yapılan savaşta Mengücükoğlu ile Gabras ağır bir yenilgiye uğrayıp esir alındı. Konstantin Gabras 30.000 altın karşılığında kurtuldu; Mengücükoğlu da Dânişmendli Gazi’nin damadı olduğu için serbest bırakıldı. Bu yüzden Belek ile Gazi’nin arası açıldı. 1142 yılında Kemah beyinin öldüğü bildirilmektedir. Bu bey kitâbelerde zikredilen İshak olmalıdır. Onun ölümü üzerine Dânişmendli Hükümdarı Melik Muhammed Kemah’ı idaresi altına aldı. Melik Muhammed’in aynı yılda vefat etmesinden sonra Kemah eski sahiplerince geri alınmış olmalıdır.

Mengücüklüler hakkında en çok bilgi veren Süryânî Mihail’e göre 1151’de Erzincan beyinin karısı kocasını boğdurduktan sonra Divriği’de bulunan kayınbiraderini çağırıp onunla evlenmiştir. Fakat Mihail hadisedeki şahıslardan hiçbirinin adını yazmaz, başka kaynaklarda ise bu olaydan hiç söz edilmez. Yine aynı müellife göre Dânişmend Hükümdarı Yâkub Arslan (doğrusu Yağıbasan) 1163 yılında Kemah’a gidip âsi emîri öldürmüştür. Bu âsi emîrin de kim olduğu bilinmemektedir. el-Veledü’ş-şefîķ adlı tarihini 1332-1333 yıllarında yazan Niğdeli Kadı Ahmed’in eski bir takvimden aldığı bir haberden Fahreddin Behram Şah’ın 560’ta (1165) Erzincan’da beyliğin başına geçtiği öğrenilmektedir. Behram Şah’ın babasının adı Dâvud, dedesinin adı İshak idi. Dâvud daha önce Erzincan’ı idare etmiş olmalıdır.

Kemah-Erzincan Kolu. Bu kolun ilk beyinin kim olduğu bilinmediği gibi idare merkezinin Kemah’tan Erzincan’a ne zaman taşındığı da belli değildir. Bu taşınmanın Kemah’ın 1142 yılındaki Dânişmendli işgaliyle ilgili olması muhtemeldir. Fahreddin Behram Şah kaynaklarda melik unvanı ile anılan üçüncü Erzincan beyidir. Bir parasında da “emîrü’l-ümerâ” unvanı görülmüştür. Mengücüklü hânedanının en tanınmış beyi olan Fahreddin Behram Şah akıllı, dürüst, ahlâk sahibi, âdil, şefkatli ve cömert bir hükümdar olarak tanınmış, bundan dolayı kendisine her yerde saygı gösterilmiştir. Selçuklu tarihçisi İbn Bîbî, bu Mengücüklü beyinin meziyetlerini saydıktan sonra melikliği esnasında Erzincan’daki düğün ve yaslara katıldığını, katılamadığı zamanlarda da para ve yemek gönderdiğini, kışın kuşların ve vahşi hayvanların yemeleri için dağlara ve kırlara yiyecekler koydurduğunu yazar. Behram Şah, II. Kılıcarslan’ın damadı olduğu gibi bazı Selçuklu hükümdarlarının da kayınbabası idi. 1181’de II. Kılıcarslan ile oğlu Sivas Meliki Kutbüddin Melikşah’ın arası açılmıştı. Bunun sebebi Melikşah’ın devletin başına geçme ihtirasıdır. Kılıcarslan’ın veziri olan ve onun üzerinde büyük bir tesire sahip bulunan İhtiyârüddin Hasan sultana oğlunun ihtiraslarına karşı uyanık olmasını telkin ediyordu. Sonunda baba oğul karşılaştılar. Melikşah’ın askerleri sultana duydukları saygıdan dolayı savaşmayıp dağıldılar. Melikşah Sivas’a dönmek zorunda kalınca Konya’ya gelen Behram Şah, İhtiyârüddin Hasan’ı Erzincan’a götürmek için kayınbabası Kılıcarslan’ı ikna etti. Çünkü halk İhtiyârüddin Hasan’ı baba ile oğlun arasının açılmasının müsebbibi sayıyordu. İhtiyârüddin Hasan baba ile oğlun arası düzelinceye kadar Erzincan’da kalacaktı. Yola çıkıldığında vezirin yanında akrabaları, uşakları ve muhafızlarından müteşekkil 200 kişilik bir topluluk vardı. İhtiyârüddin Hasan ve yanındaki topluluk yolda Türkmenler tarafından



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir