TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - İSKENDER BEGÜM ::.

cilt: 22; sayfa: 561
[İSKENDER BEGÜM - Enver Konukçu]


tarzından aldığı unsurlarla zenginleştirirken Kraliçe Victoria gibi elbiselerinin üzerinde nişan ve madalyonlarını taşıdı.

1857’de Hindistan’daki Sipahi ayaklanması sırasında İngiltere’nin yanında yer alan İskender Begüm askerlerinin harekete katılmasını engelledi, ayrıca İngiliz askerlerini daha güvenli bölgelere naklettirdi. Bu tavrı sebebiyle ayaklanmanın ardından İngilizler tarafından özel nişan ve madalyalarla mükâfatlandırıldı. Hindistan’da İngiliz hâkimiyeti yayılıp yerleştikçe birçok devlet ve racalık zarar görürken kendisi İngilizler’i destekleyerek Bopal topraklarını genişletti.

1863-1864’te hac farîzasını yerine getirmek üzere Mekke’ye giden İskender Begüm, ülkesine döndükten sonra tahttan çekilerek yönetimi kızı Şah Cihan’a bıraktı. 30 Ekim 1868’de vefat etti ve Râhatefzâ bahçesine defnedildi. Bopal’in en meşhur kadın nâibi olan İskender Begüm zeki, kültürlü ve ileri görüşlü bir idareciydi. Devlet yönetimini başarıyla sürdürdüğü gibi çok sayıda okul ve teknik enstitü kurmuştur. Bopal’de İngiliz nüfuzunun yerleşmesinde de önemli rol oynamıştır. Ayrıca hac yolculuğunu anlattığı bir seyahatnâmesi vardır. Eser, Willoughby-Osborne tarafından A Pilgrimage to Mecca adıyla İngilizce’ye çevrilmiştir (Kalküta 1906).

BİBLİYOGRAFYA:

İskender Begüm, A Pilgrimage to Mecca (trc. Willoughby-Osborne), Calcutta 1906; Bahriye Üçok, “Hindistan’da Bhopal Devleti’nde Bir Nâibe ve Üç Kadın Hükümdar”, VII. TTK Bildiriler (1972), I, 448-449; Kabir Kausar - Inamul Kabir, Biographical Dictionary of Prominent Muslim Ladies, New Delhi 1982, s. 336-337; Kehhâle, AǾlâmü’n-nisâǿ, II, 200-202; U. Yaduvansh, “Administrative System of Bhopal under Nawab Sikandar Begum (1844-1868)”, IC, XLI/4 (1967), s. 203-232; Abida Sultan, “The Begums of Bhopal”, History Today, XXX, London 1980, s. 33 vd.; T. W. Arnold, “Bhopâl”, İA, II, 595; A. S. Bazmee Ansari, “Bhopāl”, EI² (İng.), I, 1195-1196; Enver Konukçu, “Bopal”, DİA, VI, 283, 284.

Enver Konukçu  


İSKENDER BEY

(ö. 872/1468)

Osmanlılar’a karşı mücadele eden Arnavut beyi.

1405 yılında doğdu. Asıl adı Gergi (Gjergj, Georges) olup Batı kaynaklarında Scanderbeg (Skandarbeg) şeklinde de geçer. Arnavutlar tarafından millî kahraman olarak tanınan İskender Bey Arnavutluk’un ünlü Kastriyota ailesine mensuptur. Kastriyotalar, 1385’te Voissa bozgunundan sonra öteki Arnavut beyleri gibi Osmanlı Padişahı I. Murad’ı metbû tanımışlardı. İskender Bey’in babası İvan (Yuvan) Kastriyota, Osmanlı ve Bizans kaynaklarında Arnavutluk’un en önemli beylerinden biri olarak gösterilmektedir. Osmanlılar, Ergirikasrı sancağının kuzeyindeki yerlere ona nisbetle Yuvanili adını vermişlerdi. 835 (1432) tarihli Arvanid sancağı Timar Defteri’ne göre sancağın kuzey sınırları hemen hemen Matia (Mat) ırmağına kadar geliyordu. Yuvan’ın arazisi de bunun kuzeyinde uzanmaktaydı. Yuvan, Osmanlılar’ın fetret devrinde (1402-1413) Venedik Cumhuriyeti’nin himayesine girerek Osmanlı tâbiliğinden çıkmaya çalıştı. Ancak II. Murad tahta geçip durumunu sağlamlaştırınca Yuvanili’ne karşı yeniden büyük kuvvetler gönderme imkânı bulabildi. 1423’te Evrenosoğlu Ali Bey bu uca yerleştirildi. Aynı timar defterine göre 1431’de Ali Bey’in Ergiri’de sancak beyi olduğu görülmektedir (Hicrî 835 Tarihli Sûret-i Sancak-ı Arvanid, s. 1). Yuvan, muhtemelen dokuz yaşında olan oğlu Gergi’yi o sıralarda Osmanlı sarayına rehin olarak gönderdi. Edirne’de II. Murad’ın hizmetinde bir iç oğlanı eğitimi gören Gergi müslüman oldu ve İskender adını aldı. Hatta İskender’in babası, oğlunun bir Osmanlı beyi sıfatıyla gelip topraklarını alması tehdidinden Venedik’i haberdar etmişti. Gerçekten İskender Bey, Arvanidili timar defterinde 841 (1437-38) yılına doğru Yuvanili’nde timar sahibi olarak görülmektedir. İskender Bey’in buradaki timar topraklarının bir kısmı Dimitri Gönima nahiyesindeydi ve bunlardan dokuz köy 1438 Mayısında Andre Karlo’ya verilmişti. Bununla birlikte kendisi Akçahisar (Kroya) kadısı ile beraber timar için “muzaf bitisi” verdiğine göre o tarihlerde Akçahisar subaşısı olmalıdır. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan tarihsiz bir belgede (nr. E 6665) İskender’in, babasının merkezi Mus’un (Mysja) zeâmet olarak kendisine verilmesini istediği, ancak bu talebin sancak beyi tarafından kabul görmediği belirtilir. Bu olay onun Osmanlılar’a bağlılığını sarsmış olmalıdır. Batı kaynaklarında, İskender Bey’in İzlâdi savaşında (1443) timarlı sipahi olarak bulunmuş olabileceği, bozgunu müteakip Osmanlı ordusundan kaçtığı ve daha sonra isyana kalkıştığı iddia edilmektedir. Bu son savaşlarda genellikle akıncılar ve Rumeli beyleri gevşek hareket ederek padişahı kızdırmışlar ve sonunda kendi başlarına çekilip gitmişlerdi. O sırada Osmanlı Devleti büyük bir buhran içine düşmüş bulunuyordu. Öte yandan Macarlar yeni bir Haçlı seferi hazırlıyor ve Osmanlılar’ın Rumeli’den atılacağına inanılıyordu. Bu bakımdan Chalcondylas’ın dediği gibi herkes mülkünü geri alma telâşındaydı (History, II, 96). Güney Arnavutluk’ta Gin Zenebissi, atalarının topraklarını almak için sancak merkezi Ergirikasrı üzerine harekete geçmişti.

Bu umumi çözülme içinde İskender Bey de babasının beyliğini almak için memleketine koştu (Neşrî, II, 624). Aslında Arnavutluk’ta Osmanlı hâkimiyetine karşı isyanlar İskender Bey’den çok önce başlamıştı. Osmanlı idarecilerinin kendi topraklarında timarlı sipahi olarak bıraktıkları yerli beyler özellikle topraklarının mülkiyet ve veraset haklarını kaybetmiş olduklarından Osmanlı hâkimiyetine karşı isyana hazırdılar. Gerçekten ilk önemli isyan hareketini başlatan ve daha sonra İskender Bey’in kayınpederi olan Araniti toprak meselesi yüzünden ayaklanmıştı (Chalcondylas, II, 27). Bu isyanın umumi bir hal aldığı sırada Yuvan’ın da ayaklandığına dair bir işaret henüz yoktu.

İzlâdi’de Rumeli Beylerbeyi Kasım’ın ordugâhından kaçan İskender Bey gelip babasının topraklarını, Kuzey Arnavutluk’a giden yol üzerinde Svetigrad (Kocacık) Hisarı’nı ve Akçahisar’ı zaptetti. Bu arada Venedik’in himayesi altında, diğer Arnavut reisleriyle 1 Mart 1444’te Leş’te (Alessio) düzenlenen bir toplantıda anlaştı ve irtidad etti (Tursun Bey, s. 143). Osmanlı kaynaklarında bu yüzden “Hain İskender” diye anılan İskender Bey padişah tarafından âsi ilân edildi; bu arada Evrenosoğlu Îsâ Bey de Svetigrad Hisarı’nı zaptetmekle görevlendirildi. İskender Bey ilk başarısını burada kazandı, Osmanlılar ağır kayıplar verdiler (Neşrî, II, 624). O sırada büyük bir Haçlı ordusu Varna’ya doğru ilerlemekteydi. Arnavutluk’taki isyan hareketi papa tarafından destekleniyordu; papanın daha sonra bir Haçlı kahramanı ilân ettiği İskender Bey, XIX. yüzyıl Arnavut milliyetçilerince vatanlarının kurtuluşu için çalışan bir millî kahraman olarak anılacaktır. Gerçekte İskender Bey, akrabalık bağlarının bulunduğu Arnavut feodal beylerini, kabile reislerini etrafında toplamıştı. Bundan dolayı diğer Arnavut beylerinin ona karşı Venedik’le veya Osmanlılar’la birleşmesi şaşırtıcı değildir. Nitekim İskender Bey’e karşı yapılan savaşlarda birçok Arnavut beyi Osmanlı ordusunda timarlı sipahi olarak hizmet ediyordu.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir