TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - İSFENDİYAR BEY ::.

cilt: 22; sayfa: 514
[İSFENDİYAR BEY - Zerrin Günal Öden]


dostane münasebetlerde bulunan İsfendiyar Bey Sinop’ta vefat etti. Burada kendi adıyla anılan türbesinde medfun olup mezar taşında ölüm tarihi 22 Ramazan 843 (26 Şubat 1440) olarak belirtilmektedir. İbrâhim, Kasım, Hızır, Murad adlı dört oğlu ile Said Baht Hatun adında bir kızı vardır. İsfendiyar Bey, vefatından sonra çıkabilecek taht kavgasını önlemek için daha sağlığında oğullarından Murad ve Hızır beylere mülkünden bazı yerleri iktâ olarak vermiş ve veliaht tayin ettiği İbrâhim Bey’e itaat etmelerini vasiyet etmiştir.

İsfendiyar Bey zamanında Candaroğulları Beyliği iktisadî ve ticarî açıdan oldukça gelişmiştir. Sinop Limanı’ndan Venedik ve Cenevizliler ile ticaret yapılmaktaydı. Kastamonu’da çıkarılan sof ile bakır cevheri en önemli ihraç ürünüydü. Bu dönemde Kastamonu bir ilim ve sanat merkezi olmuştur. Buraya gelen ilim adamları birçok eser telif ve tercüme etmişlerdir. İsfendiyar Bey adına Mü’min b. Mukbil-i Sinobî tarafından telif edilen bir tıp kitabı vardır. Ayrıca İsfendiyar Bey’in emriyle oğlu II. İbrâhim Bey adına kaleme alınan Cevâhirü’l-esdâf adlı Türkçe Kur’an tefsirinin müellifi meçhuldür. Sinop’ta bulunan Alâeddin Camii 833 (1430) yılında, iç kale ise 838’de (1434-35) İsfendiyar Bey tarafından tamir ettirilmiştir. İç kaledeki kitâbede “es-sultânü’l-gālib izzü’d-dünyâ ve’d-dîn es-Sultan İsfendiyar b. Bayezid Han”, mezar kitâbesinde ise “es-Sultan İsfendiyar Han b. Bayezid” şeklinde anılan Candaroğlu beyinin “emîr-i a‘zam” ve “sultan” unvanlarını kullanarak Sinop, Samsun ve Kastamonu’da kestirdiği gümüş ve bakır sikkeleri olduğu gibi Timur adına müşterek bastırdığı sikkesi de mevcuttur. İsfendiyar Bey Kastamonu’da İsfendiyar mahallesinde cami ve zâviye, Devrekâni’nin Kasaplar köyünde mescid, Boyabat’ta medrese yaptırmıştır. Kastamonu’daki cami ve zâviyesinin giderleri için aynı yerde yaptırdığı hamamı vakfetmiştir. İsfendiyar Bey’in hükümdarlık süresi yarım asır kadar sürdüğünden Candaroğulları Osmanlı tarihlerinde İsfendiyaroğulları adıyla da anılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA:

Nizâmeddin Şâmî, Zafernâme (trc. Necati Lugal), Ankara 1949, s. 315; Esterâbâdî, Bezm ü Rezm (trc. Mürsel Öztürk), Ankara 1990, s. 277; Clavijo, Timur Devrinde Kadis’ten Semerkant’a Seyahat (trc. Ömer Rıza Doğrul), İstanbul, ts., I, 75-76, 90-91; Şerefeddin, Zafernâme, Calcutta 1888, II, 377-378, 467; Âşıkpaşazâde, Târih, s. 72, 77, 80, 88-89, 104; Neşrî, Cihannümâ (Unat), I-II, tür.yer.; Rûhî Tarihi (TTK Belgeler, XIV/18 [1992] içinde, tıpkı basımı ile birlikte nşr. Yaşar Yücel - Halil Erdoğan Cengiz), s. 392-394, 400, 416-417, 455; Ahmed Tevhid, Meskûkât-ı Kadîme-i İslâmiyye Kataloğu, İstanbul 1321, s. 419; a.mlf., “Kastamonu ve Sinop’ta İsfendiyaroğulları veyahud Kızılahmedliler”, TOEM, I/6 (1326/1910), s. 390-391; Mehmet Behçet, Kastamonu Âsâr-ı Kadîmesi, İstanbul 1341, s. 29-30; a.mlf., “Sinop Kitâbeleri”, TTEM, yeni seri I/2 (1929), s. 40-41; I/4 (1930), s. 48; I/5 (Haziran 1930-Mayıs 1931), s. 60; Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri, s. 76, 77, 88, 127-131, 133, 135, 143, 145, 147, 213, 244; O. Ferit Sağlam, “Timur’la Müşterek Candaroğlu İsfendiyar Sikkesi”, TTK Bildiriler, V (1960), s. 206; Atsız, Osmanlı Tarihine Ait Takvimler, İstanbul 1961, I, 26; Artuk, İslâmî Sikkeler Kataloğu, I, 450-451; İstanbul’un Fethinden Önce Yazılmış Tarihî Takvimler (nşr. Osman Turan), Ankara 1984, s. 22, 59; P. Wittek, Menteşe Beyliği (trc. Orhan Şaik Gökyay), Ankara 1986, s. 84, 85, 88, 89; Yaşar Yücel, Çobanoğulları Candaroğulları Beylikleri, Ankara 1988, I, 12, 28, 29, 72, 73, 83-100, 148, 149, 166, 168, 169, 178; a.mlf., Anadolu Beylikleri Hakkında Araştırmalar, Ankara 1989, II, 108, 152-153, 294; a.mlf., “Candaroğulları”, DİA, VII, 147-148; Mustafa Akdağ, Türkiye’nin İktisadî ve İçtimaî Tarihi, İstanbul 1995, I, 242-244, 260, 263, 264, 268-269, 277, 286-288; J. H. Mordtmann, “İsfendiyâroğulları”, İA, V/2, s. 1072-1074; Halil İnalcık, “Murad II.”, a.e., VIII, 598-599.

Zerrin Günal Öden  


İSFENDİYAROĞULLARI

(bk. CANDAROĞULLARI).  


İSFERÂYÎNÎ, Ebû Hâmid

(أبو حامد الإسفراييني)

Ebû Hâmid Ahmed b. Muhammed b. Ahmed el-İsferâyînî (ö. 406/1016)

Şâfiî fakihi.

344’te (955) İsferâyin’de doğdu. Babası Ebû Tâhir Muhammed’e nisbetle İbn Ebû Tâhir olarak da anılır. İsferâyin’de çeşitli hocalardan ilim tahsil etti, on yedi yaşlarında iken fetva vermeye başladı. 364’te (974) Bağdat’a gitti. Ebü’l-Hasan İbnü’l-Merzübân ile Ebü’l-Kāsım ed-Dârekî’den Şâfiî fıkhı okudu. Ebü’l-Hasan ed-Dârekutnî, Ebû Bekir el-İsmâilî, İbrâhim b. Muhammed (İbn Abdek) ve Ebû Ahmed İbn Adî’den hadis dinledi. 370 (980) yılından itibaren Bağdat’ta Abdullah b. Mübârek Mescidi’nde ders vermeye başladı ve birçok talebe yetiştirdi. Hatîb el-Bağdâdî, Ebü’l-Hasan el-Mâverdî, Ebû Tayyib et-Taberî, Muhammed b. Ahmed er-Rûyânî, Ebû Hâtim el-Kazvînî gibi âlimler ondan ders aldılar. 398’de (1007) Bağdat’ta Şiîler’le Sünnîler arasında çıkan olaylarda kendisinin de hedef alınması üzerine buradan ayrılıp bir müddet Dârülkutn’da ikamet etti. Olaylar yatıştıktan sonra tekrar Bağdat’a dönerek ömrünün sonuna kadar eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam etti. 11 Şevval 406’da (23 Mart 1016) vefat etti ve kendi evine defnedildi. 410 (1019) yılında kabri Bâbüharb semtindeki kabristana nakledilmiştir.

Zamanında Irak Şâfiî ulemâsının lideri olan ve ashâbü’l-vücûh müctehidlerden sayılan İsferâyînî, aynı zamanda halk ve yöneticiler nezdinde büyük itibar sahibiydi. Halife Kādir-Billâh’a şöyle yazdığı nakledilir: “Allah’ın beni yetkili kıldığı makamdan beni azle sen kadir değilsin; fakat ben Horasan’a birkaç kelimelik bir yazı yazarak seni halifelikten azletmeye muktedirim” (Sübkî, IV, 64). Bazı âlimler, “Allah bu ümmete her yüzyılın başında dinini yenileyecek birini gönderir” (Ebû Dâvûd, “Melâĥim”, 1) meâlindeki hadisten hareketle onu IV. (X.) yüzyılın müceddidi kabul etmişlerdir (Nevevî, I/2, s. 210). Saymerî ve Kudûrî gibi Hanefî âlimlerinin de hakkında takdirkâr ifadeler kullandıkları İsferâyînî (a.g.e., I/2, s. 209) ikinci Şâfiî olarak da anılmış (İbn Kādî Şühbe, I, 173) ve görüşleri daha sonraki eserlerde yer almıştır. Sübkî onun bazı görüşlerini kaydeder (Ŧabaķāt, IV, 68-74).

İsferâyînî’nin kaynaklarda adı geçen eserlerinden en önemlisi, Müzenî’nin el-Muħtaśar’ı için kaleme aldığı elli cilt civarındaki TaǾlîķ adlı şerhtir. Eser, Iraklı ve Horasanlı Şâfiî fakihlerinin çalışmalarında başvurdukları temel kaynak olmuştur. Nevevî, TaǾlîķ’in bazı nüshalarındaki bilgilerin farklılık arzettiğini, Şîrâzî’nin el-Müheźźeb’ine yazdığı el-MecmûǾ adlı şerhte bunların birçoğuna dikkat çektiğini söylemektedir (Tehźîb, I/2, s. 210). Kaynaklarda İsferâyînî’ye er-Revnaķ ve el-Bustân adlı iki eser daha nisbet edilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

Ebû Dâvûd, “Melâĥim”, 1; Ebû Âsım el-Abbâdî, Ŧabaķātü’l-fuķahâǿi’ş-ŞâfiǾiyye (nşr. G. Vitestam), Leiden 1964, s. 107; Hatîb, Târîħu Baġdâd, IV, 368-370; Şîrâzî, Ŧabaķātü’l-fuķahâǿ, s. 123-124; İbnü’s-Salâh, Ŧabaķātü’l-fuķahâǿi’ş-ŞâfiǾiyye (nşr. Muhyiddin Ali Necîb), Beyrut 1413/1992, I, 373-377; Nevevî, Tehźîb, I/2, s. 208-210; İbn Hallikân, Vefeyât, I, 72-74, 75; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, XVII, 193-197; Sübkî, Ŧabaķāt, IV, 61-74; İsnevî, Ŧabaķātü’ş-ŞâfiǾiyye, I, 57-59; İbn Kādî Şühbe, Ŧabaķātü’ş-ŞâfiǾiyye, I, 173; Keşfü’ž-žunûn, I, 244, 423-424; Muhammed Hasan Heyto, el-İctihâd ve ŧabaķātü müctehidî eş-ŞâfiǾiyye, Beyrut 1409/1988, s. 186-188.

Saffet Köse



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir