TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - DESTAN ::.

cilt: 09; sayfa: 206
[DESTAN - Tahsin Yazıcı]


getirdiler. Ancak Hindistan’a göç eden diğer gruplar arasında da yaşamaya devam eden bu destanlar, her iki yanda zaman, çevre ve değişen dinlerin etkisiyle birbirinden farklı biçimler aldılar. Meselâ aynı zamanda birtakım dinî niteliklere de sahip bulunan efsanevî hükümdar Tahmûras’ın oğlu Cem veya Cemşîd, İran destanlarında birçok sanat ve mesleğin mûcidi olarak tanınmış önemli bir hükümdarken Hint destanlarında Yem (Yima) adında bir tanrıdır ve babası da tanrı Vivasvent’tir (Vivanhant).

Aşkanîler (Arsakid hânedanı, Partlar) dönemine (m.ö. 250-m.s. 225) gelinceye kadar İranlılar’ın millî destanlarının esasını mitolojiler, tarihî olaylar, kahramanların serüvenleri ve Hintliler’le yaşanan ortak dönemin izleriyle bunlara halkın yaptığı katkılar oluşturur. Partlar’ın son yıllarında destanlar parça parça veya bir bütün halinde yazılacak duruma geldi. Onları takip eden Sâsânîler döneminde (225-651) destana karşı ilginin daha da arttığı görülür. Sâsânîler bir yandan Zerdüştîliği yeniden canlandırmak için Avesta’yı yeni bir düzene sokarak çevreye tanıtmak, bir yandan da doğu ve batıdaki düşmanlarına karşı vatanperverlik duygusunu güçlendirmek amacıyla destanları yazıya geçirmeye çalıştılar. Ağızdan ağıza dolaşagelen destanların çoğunluğu, kaynağını büyük ölçüde destanî unsurlar ihtiva eden Avesta’da buluyordu. Avesta’nın düzenli bir şekle sokulmasına kadar sözlü olarak gelen rivayetler de bu yazılı derlemeler içinde yer aldı ve yazım sırasında destanın gereği olarak eski dinî, millî ve tarihî olaylar gerçekmiş gibi gösterildi. Bu çalışmalarla, içindekilerin sadece üçte ikisi hâfızalarda kalmış olan Avesta’nın dağılan ve kaybolan parçaları bulunarak bir araya getirildiyse de kitap Arap istilâsı ile ikinci defa dağıldı. Buna rağmen dağılan metnin sonraki İran millî destanlarının oluşumunda önemli rol oynadığı görülmektedir. Avesta’nın bu konudaki başlıca bölümleri Yesna ile ona bağlı olan Yeşt adındaki kısımlardır. Yesna’yı meydana getiren yetmiş iki fasıldan İran tarihi ve destanlarıyla ilgili olanlar 5, 89, 12, 13, 14-15, 17, 18 ve 19. fasıllardır. Bunlardan özellikle 9. fasılda, Firdevsî’nin Şehnâme’sinde anlatılan Cemşîd, Dahhâk, Ferîdun, Gerşâsb, Nûder, Agriras, Efrâsiyâb, Siyavuş ve Câmasb gibi hükümdar ve kahramanların hemen hepsinin adlarına rastlanır. Ancak bu kişiler arasında bazı rol farklılıklarının olduğu görülür; meselâ Şehnâme’de mutlak bir hükümdar olan Geyûmert Avesta’da ilk insandır. Avesta’nın bu bölümünde Geyûmert’ten başlayıp Gerşâsb hânedanına kadar gelen bütün İranlı ve yabancı ünlü hükümdarlarla kahramanlara ait destanî rivayetler yer almaktadır. Yazıya geçirilen bu destanlar, Sâsânîler döneminin özellikle sonuna doğru büyük ilgi gördü ve destan kahramanlarının adları halk arasında yayıldı; hatta bazı mûsiki makamlarına dahi genc-i Kâvûs, genc-i Efrâsiyâb gibi adlar verildi. Halkın bu ilgisini gören yazarlar şifahî rivayetleri yazıyla tesbite hız verdiler. VIII ve IX. yüzyıllara kadar süren bu tesbitler sonunda meydana gelen eserler Araplar tarafından da büyük rağbet gördüğü için bir süre sonra Arapça’ya çevrilmiştir. Bu destanlar içinde bazı ufak değişikliklerle birkaç kişiye birden mal edilen parçalara da rastlanır. Ahamenî hânedanının kurucusu Küros’un (m.ö. 559-529) bir şahin, ünlü kahraman Rüstem’in babası Zâl-i Zerd’in sîmurg, Sâsânî hânedanının kurucusu Erdeşîr-i Bâbekân’ın (225-240) çobanlar tarafından büyütülmesi birbirine benzeyen motiflerdir.

Sâsânîler döneminde Pehlevî diliyle yazılmış bulunan din dışı eserlerin çoğu İslâm’ın ilk dönemlerinde varlıklarını korudular. Bunlardan günümüze kadar gelmiş olanların en eskisi, Ercâsb ve Güştâsb adlı iki kişinin savaşını anlatan Yâdigâr-i Zerîr veya Âyâtkâr-i Zerîrân’dır. Yazma nüshalarının bazılarında Şehnâme-i Güştâsb adı görülen bu eserin Firdevsî’nin Şehnâme’siyle sıkı ilişkili olduğu ve ayrıca aslının Grekçe bir kitaba dayandığı anlaşılmaktadır. Alman müsteşriklerinden Geiger’in Almanca çevirisini yayımladığı (Leiden 1888) bu destanın dışında, yazıya geçirildikleri bilinen fakat çoğu kaybolup sadece Türk halk edebiyatı kitapları gibi bazı eserler arasında adlarına rastlanan İran destanlarının başlıcaları şunlardır:

Kârnâme-i Erdeşîr-i Bâbekân. Destanın konusunu I. Erdeşîr’in hal tercümesiyle Sâsânî hânedanını nasıl kurduğu oluşturmaktadır. Pehlevî dili ve yazısı ile kaleme alınan eser birçok defa yayımlanmış (Uppsala 1928; Tahran 1309 hş., 1318 hş.), Nöldeke tarafından da Almanca’ya tercüme edilmiştir (Göttingen 1878).

Dâstân-ı Behrâm-ı Çûbîn. Aslı ve Emevî hükümdarlarından Hişâm b. Abdülmelik’in (724-743) kâtibi Cebele b. Sâlim b. Abdülazîz tarafından yapılan çevirisi günümüze kadar gelmeyen bu eserin Kârnâme-i Erdeşîr-i Bâbekân’a benzediği tahmin edilmektedir.

Dâstân-ı Rüstem ü İsfendiyâr. Yalnız aslının ve Cebele b. Sâlim tarafından yapılan Arapça çevirisinin adı bilinen eser, daha sonra gelen mensur Şehnâme yazarlarınca tanınmakta ve Hz. Peygamber döneminde de Araplar arasında sözlü olarak nakledilmekteydi.

Dâstân-ı Pîrân-ı Veyse. Kaynaklardan öğrenildiğine göre konusu, savaşlarda akıllıca tedbirleriyle ün kazanmış olan Efrâsiyâb’ın kumandanlarından Veyse oğlu Pîrân’ın serüvenleridir.

Kitâb-ı Seksîkîn. Yazılışına türlü şekillerde rastlanan bu ad, “serân-ı Segistân”ın (Sicistan reisleri) bozulmuş şekli olup destanın aslı ve İbnü’l-Mukaffa‘ (ö. 142/759) tarafından yapılan Arapça çevirisi günümüze ulaşmamıştır. Adından, ünlü Sîstanlı kahraman Rüstem-i Zâl ile ilgili destanlardan meydana geldiği anlaşılmaktadır.

Kitâb-ı Peykâr. Yine aslı ve İbnü’l-Mukaffa‘ tarafından yapılan Arapça çevirisi bugüne kadar ele geçmeyen bu eserin konusunu da İsfendiyâr ile İranlılar’ın Turanlılar’la yaptıkları savaşlar oluşturmaktadır. Bunların dışında, Sâsânîler döneminde yazılan ve daha sonra Arapça’ya çevrilen eserler arasında Mezdeknâme, eski İran hükümdarlarından adaletiyle ünlü Enûşirvân’la (531-579) ilgili Kitâbü’t-Tâc (İbnü’l-Mukaffa‘ tarafından Arapça’ya çevrilmiştir), Şehnâme’de yankılarına rastlanan Dâstân-ı Şehrberâz bâ Pervîz, Dâstân-ı Dârâ ve Büt-i Zerrîn, yine İbnü’l-Mukaffa‘ tarafından Arapça’ya çevrilen ve Enûşirvân’la ilgili olduğu adından anlaşılan Kârnâme-i Enûşirvân, Ali b. Ubeyde er-Reyhânî’nin Arapça’ya çevirdiği Lohrâsbnâme ve Nâme-i Tenser, haklarında pek az bilgi bulunan diğer destan kitaplarıdır.

Sâsânîler döneminden kalma din dışı eserlerden başka büyük ölçüde destanî unsurlar ihtiva eden günümüze kadar ulaşabilmiş dinî nitelikte kitaplar da vardır. Bunların başında iki cildi kaybolmuş dokuz ciltlik Denkert gelir. Asıl adı Zendâkâsîh olan bu eserin III. cildi Cemşîd’e karşı Dahhâk’in ayaklanması, VII. cildi yaratılış efsanesi, Geyûmert, Siyâmek, Hûşeng vb. hakkında bilgiler vermektedir. Diğer bir eser, başlangıçtan Sâsânîler



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir