TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - AHMED VEFİK PAŞA ::.

cilt: 02; sayfa: 154
[AHMED VEFİK PAŞA - Ömer Faruk Akün]


nesir (İnfiâl-i Aşk = Le Dépit Amoureux -Fransızca aslında manzum-, Dudu Kuşları = Les Précieuses Ridicules, Don Civani = Dom Juan); altısı manzum (Savruk = L’Étourdi, Kocalar Meksebi = L’Écoledes Maris, Kadınlar Mektebi = L’École des Femmes, Tartüf = Le Tartuffe, Adamcıl = Le Misanthrope, Okumuş Kadınlar = Les Femmes Savantes) olmak üzere dokuz tercüme; yedisi de (Zor Nikâhı = Le Mariage Forcé, Zorakî Tabib = Le Médecin Malgré Lui, Yorgaki Dandini = Georges Dandin, Azarya = L’Avare, Tabîb-i Aşk = L’Amour Médecin, Merâkî = Le Malade İmaginaire, Dekbazlık = Les Fourberies de Scapin) adaptasyondur. Herhalde daha tabii olabilmek düşüncesiyle adaptelerinde manzum tarza lüzum görmemiştir. Yedi adaptasyonu içinde Türk hayatına ve örflerine gitmeyecek ikisi (Yorgaki Dandini ve Azarya) Türkiye’deki Rum ve Mûsevî çevresine aynı başarı ile tatbik edilmiştir. Ahmed Vefik ile ilgili birçok konuda olduğu gibi tercüme ve adaptasyonlarının tasnifinde ve sayısında da devamlı yanlışlara düşülmüştür. Yorgaki Dandini, üstelik çok başarılı bir adapte olarak takdir de görmüş olmasına rağmen onun tercümeleri arasında gösterilmiş, yedi olan adaptelerinin sayısı altıya indirilmiş, tercümeleri de dokuzdan ona çıkarılmıştır.

Molière’den, neşredilmemiş olmakla beraber sahneye konulmuş Tabîb-i Aşk ve Hayalî Hasta = Merâkî ile birlikte hepsi adapte ilk beş oyunu 1869-1871 yılları arasında veren Ahmed Vefik, Bursa’da kurduğu tiyatronun getirdiği hızla onun diğer eserlerinin de Türkçe’sini, önce basılmış üçü de dahil Bursa Vilâyet Matbaası’nda “Molière Tercümesi” adı altında külliyat olarak on altı kitaptan meydana gelme bir cilt halinde ortaya koymuştur. Bu cilde zeyil olarak gösterilen beş eserden son üçünü teşkil eden Pırpırı Kibar (Le Bourgeois Gentilhomme), Aşk-ı Musavver (Sicilien, ou l’Amour Peintre) ve Muaccizler’in külliyattaki piyes sayısını on dokuza çıkaran nüshaları ele geçmemiştir. Ahmed Vefik Paşa’nın Bursa valiliğinden el çektirilişiyle ilgili soruşturma tutanağında izinsiz bastırdığı on dokuz oyunundan bahsedilmesi, on altı kitabı meydanda olan külliyatın gerçekten on dokuz eseri içine aldığını doğrulamaktadır. Bursa’da kurmuş olduğu tiyatronun aktörlerinden Küçük İsmâil ve Ahmed Fehim’in belirttiklerine göre Ahmed Vefik burada oynanmaları için, bilinenlerin dışında Molière’in öbür eserlerini de tercüme etmişti. Ahmed Fehim kendisinin rol aldığını da söylediği bu eserlerin sayısını toplam otuz dört olarak verir ki bu Molière külliyatının tamamı demektir.

Kendi çağının tiyatro yazarlarının eserleri zamanla eskidikleri halde Ahmed Vefik Paşa’nınkiler, dilde meydana gelen değişmelere rağmen, lezzetli Türkçe’leri, eskimeyen komik yapıları ile Türk sahnesinde yerlerini korumuşlardır. İfadesindeki bazı ayıklanmamış yadırgatıcı unsurlar, hatta şivesizliklerden dolayı bunlar dilimizin kusursuz ve pürüzsüz birer klasiği olamamışlarsa da ihmal olunamaz eserleri arasında yerlerini aldıkları da inkâr edilemez.

Ahmed Vefik, Molière’inkiler dışında başka tiyatro eserleri de vermiştir. Hemen hepsi kaybolmuş olan bu çalışmalardan L. Thiboust ile E. Lehmann’ın Le Tueur de Lions’undan Arslan Avcıları yâhud Hak Yerini Bulur adı ile çevirdiği iki perdelik komedi basılabilmiştir (1303/1886). Bursa’da basılan Molière külliyatından M. N. Özön elindeki bir nüshaya bazı sayfaları karışmış bir Hernani tercümesinin ona ait olduğu kabul edilmektedir. Bu Victor Hugo tercümesinin M. N. Özön’ünkinden başka nüshalarda bugüne kadar ne bu, ne de başka sayfalarına rastlanamamıştır. Bursa’da vâliliği sırasında kendisi ile görüşen Edmond Dutemple, seyahatnâmesinde Ahmed Vefik Paşa’nın Shakespeare’den isimleriyle birlikte bazı tercümelerini haber verdiği gibi, La Grande Encyclopédie de Shakespeare’den başka Schiller’den de tercümeleri bulunduğundan bahseder. Bursa Tiyatrosu’nun aktörlerinden Ahmed Fehim de A. Vefik’in Schiller’den manzum olarak yaptığı ve Alman veliahtı Wilhelm’in Bursa’yı ziyareti şerefine kendilerinin de oynadıkları Haydutlar tercümesini haber vermektedir. Ancak ne bunun ne de Shakespeare’in bahis konusu tercümelerinin metinleri ortada yoktur. Ahmed Vefik’in, içlerinden biri Oyuncuya Bir Oyun adını taşıyan küçük telif oyunlar da yazdığı, onlarla birlikte Bursa Tiyatrosu için hazırladığı diğer bütün eserlerinin, tiyatronun bunları beraberinde bulunduran baş aktörü Fasülyeciyan’ın Mısır’da ölümü ile yok olduğu da yine Ahmed Fehim’den öğrenilen bilgilerdendir.

Roman Tercümeleri. Dünya edebiyatındaki yaygınlık ve zenginliğine işaret ederek ne derece geniş bir okuyucu çevresi yarattığını belirttiği roman ve hikâye nevindeki eserlerin, kültürün yayılıp ilerlemesi, insan zekâsını fen ve medeniyet sahasındaki gelişmelere hazırlaması bakımından mühim bir hizmet yerine getirdiği inancında olan Ahmed Vefik, bu görüşün tesiriyle Batı edebiyatlarından o sahada da bazı tercümeler yapmıştır. Bunlar rastgele tercümeler olmayıp içlerindeki mesaj dolayısıyla seçilmiş eserlerdir. Ehemmiyeti ve gördüğü rağbet bakımından bunların en başında Télémaque tercümesi gelir. Truva Seferi dönüşünde kaybolan babası Ulys’i aramak üzere çıktığı deniz aşırı büyük yolculukta Télémaque’ın başından geçen maceralar içinden beraberindeki mürşidi Mentor’un hakîmane öğütleri vasıtasıyla Fénelon’un memleket idaresi hakkında siyasî ve ahlâkî telkinlerde bulunmak gayesiyle yazdığı bu romanını Ahmed Vefik, Yûsuf Kâmil Paşa’nın divan nesrinin süslerine ve lafız sanatlarına boğulmuş tercümesine karşıt olmak üzere çevirmiştir. Ahmed Vefik’in süsten uzak, mümkün olduğu kadar yalın bir ifade ile aslına uygun olarak yaptığı tercümede, fikrî muhtevası bakımından bir nevi siyasetnâme sayılan bu hikemî romanın içindeki siyasî ve ahlâkî mesaj, devrin okuyucusunun memleket idaresi, hükümdarın durum ve tutumu gibi yönlerden kendi zamanı ile ilgili benzerlikler bulup ülkesi namına birtakım hisseler çıkarabileceği şekilde çok daha farkedilir bir hale gelir.

Yûsuf Kâmil Paşa’nın, bütünü ile, fakat hülâsa ederek tercüme etmesine karşılık Ahmed Vefik Paşa’nınki, aslı on sekiz bölüm olan romanın ancak baştan ilk altı kısmını arada hiçbir atlama veya eksiltmeye gitmeksizin verir. Yeniden canlanmaları ve edebiyat diline mal olmaları düşüncesi, Ahmed Vefik’in bu tercümesine Türkçe’nin halk dilinde kalmış, hatta unutulmuş sözlerini getirir. Fakat bunlar yanında en alışılmadık Arapça, Farsça sözlerin yer alıvermesi, onun ifadesinde daima olduğu gibi bu



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir