TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - YALOVA ::.

cilt: 43; sayfa: 307
[YALOVA - Metin Tuncel]


döneminde İzmit körfezinin güney kıyıları Orhan Bey tarafından Karamürsel Gazi’ye timar olarak verilince Yalova ve çevresi de onun payına düştü. Türkler bu yöreyi İstanbul’un fethine kadar Bizans saldırılarına karşı başarılı bir şekilde korudular. Türkler’in Yalova’ya Yalakova (Yalakâbâd) veya Yalıova ismini verdiklerine dair bilgiler vardır. Fakat Yalakdere vadisinin bugünkü Yalova’nın 27 km. kadar doğusunda (günümüzde Altınova sınırları içerisinde) denize ulaşarak bir delta meydana getirdiği göz önüne alınırsa Yalakova isminin Yalova’ya değil daha doğudaki bu delta ovasına verilmiş olması ve Yalova isminin Yalıova’dan gelmesi daha mâkul görünmektedir. XVI. yüzyıl Osmanlı idarî teşkilâtında Yalova, Anadolu eyaletinin Hudâvendigâr livâsına bağlı bir kaza merkeziydi. Bu da kaplıcalarının şöhreti yanında Yalova kasabasının idare merkezi olacak boyutlara ulaştığını gösterir. Yalova’nın XVII. yüzyıldaki durumu hakkında bilgi veren Evliya Çelebi burayı 700 evi, yedi camisi, bir hamamı, üç hanı, kırk elli dükkânı bulunan, kalesi yıkılmış bir yerleşme yeri biçiminde tasvir eder. Evliya Çelebi’nin verdiği hâne sayısına göre o sıradaki nüfusunun 3000-4000 civarında olması gerekir. XVIII. yüzyılın başlarında meydana gelen bir deprem (25 Mayıs 1719) Yalova’da da önemli ölçüde hasara yol açtı. Aynı yüzyılın sonunda Yalova, İzmit sancağının Karamürsel kazasına bağlı bir nahiye merkezi durumundaydı. Bu sıralarda Yalova’da sanayi ve kültür faaliyeti olarak I. Mahmud döneminde 1741’de açılan ve daha sonra kapanan bir kâğıt fabrikasından söz edilmektedir (Ahmed Refik, s. 159-160, 164-165, 190). Yalova’nın da içinde yer aldığı kazanın adı ise kaynaklarda Yalakâbâd şeklinde geçmekte, fakat bu kazanın merkezinin neresi olduğu anlaşılamamaktadır.

XIX. yüzyılın Batılı yazarlarından J. V. Hammer, Yalova ve Yalova kaplıcalarına eserinde yer vermekte, İstanbullular’ın bu hamamlara rağbet ettiklerini, tedavi amacıyla gidenlerin burada kırk gün kaldıklarını yazmaktadır (Mansel, s. 20). Aynı yüzyılın ortalarında C. Texier, İstanbullular’ın Yalova’daki ılıcaları yakınlıkları sebebiyle Bursa’dakilere tercih ettiklerini belirtmektedir. Rus asıllı jeolog Tchihatcheff, Yalova’da dokuz adet sıcak su kaynağının bulunduğunu, sıcaklıklarının 61-65 derece arasında olduğunu söyledikten sonra sulara ait bir tahlil raporunu da vermekte, kaynaklardan hamamlara sıcak su getiren kanalların iyi durumda ve bakımlı olduğunu ilâve etmektedir.

II. Abdülhamid döneminde Yalova’daki imar faaliyetleri hızlandırıldı. Eski Roma hamamı 1316 (1898) tarihli bir kitâbeye göre Abdülhamid’in cülûsunun 25. yıl dönümü münasebetiyle “müceddeden tamir ve ihya” edildi. Yeni hamam ve otel inşaatı da II. Abdülhamid devrinde gerçekleştirildi, İstanbul ile Yalova İskelesi arasında düzenli vapur seferleri yapılmaya başlandı. II. Abdülhamid’in Yalova’ya bu kadar ilgi göstermesinde vaktiyle babaannesinin (Abdülmecid’in annesi Bezmiâlem Sultan) tedavi maksadıyla bu kaplıcalardan faydalanmasının da rolü olabilir. Yalova’daki kaplıcalardan birinin Vâlide Sultan’ın adını taşıması Abdülmecid’in annesinin Yalova kaplıcalarıyla yakın ilgisi dolayısıyladır. Bu da Yalova ve çevresinin XIX. yüzyılda Bizans dönemindeki ününe yeniden kavuştuğunu gösterir. O sıralarda Yalova yine müstakil İzmit mutasarrıflığının Karamürsel kazasına bağlı bir nahiye merkezidir.

10 Temmuz 1894’te meydana gelen büyük depremde bazı yayınlara göre Yalova’nın yarıdan fazlası, bazılarına göre ise tamamı harap olmuştur (Ceylan, Marmara Depreminin [17 Ağustos 1999] Yalova Şehrine Etkileri, s. 42). I. Dünya Savaşı’nın sıkıntılı yıllarında önemini yitiren Yalova ve kaplıcaları Kurtuluş Savaşı esnasında Yunan kuvvetleri tarafından işgal edildi (7 Ağustos 1920) ve bu işgal birkaç defa tekrarlandı. Şehir 19 Temmuz 1921’de işgalden büyük zarar görerek kurtuldu. İşgal sırasında idarî merkez geçici bir süre için daha doğudaki Kabaklı (Kapaklı) köyüne (günümüzde Çiftlikköy ilçesi sınırları içinde) taşınmıştır (Taner, Yalova’da Millî Mücadele, s. 63). Daha sonra Yalova’da yeniden imar faaliyetlerine girişildi ve şehir gelişti. 1927’de belediye teşkilâtı kuruldu. Yalova’daki asıl gelişme ise aynı yıl Atatürk’ün burayı ilk ziyaretiyle başlar. 19 Ağustos 1929’da ikinci defa Yalova’yı ziyaret eden Atatürk kaplıcaları da gezip buradaki büyük imar faaliyetleri için direktifler verdi. Kısa zamanda kaplıcaların çehresi değişti, Avrupaî kaplıcalar görünüşü aldı ve Yalova 2 Aralık 1929 tarihinde çıkan bir kanunla İstanbul iline bağlı bir kaza merkezi haline geldi. Bu idarî değişikliğin de Atatürk’ün isteği üzerine yapıldığı bilinmektedir.

Atatürk ölümüne yakın yıllarda Yalova’ya ve Yalova kaplıcalarına daha çok zaman ayırdı, hastalığına ilk teşhis burada konuldu ve tedavi amacıyla kaplıcalara sık sık gitmeye başladı. Bu çerçevede giderek ayrıcalık kazanan kaplıcalar dolayısıyla Yalova, Türkiye’nin hızla gelişen şehirlerinden biri haline geldi. Cumhuriyet’in başlarında nüfusu henüz 3000’i bile bulmayan (1935 sayımında 2635) bu küçük yerleşme Safran çayının (Eyrek çayı) batısına geçmeyen, sadece yalı boyu ile eski Yalova-Bursa yolunun iki tarafına yayılan gevşek dokulu bir görünümdeydi; 1939’da kasabada üç mahalleye (Süleymanbey, Rüstempaşa ve Merakuyu) yayılmış 461 ev vardı (Ceylan, Marmara Depreminin [17 Ağustos 1999] Yalova Şehrine Etkileri, s. 26). 1940’ta nüfusu biraz daha azaldı (2300); 1950’den sonra devamlı nüfus artışına geçti ve mekân üzerinde de genişlemesini sürdürdü. 1950’lerin başında yaklaşık 91,5 hektarlık bir alana yayılan Yalova kasabası (1950’de 3833 kişi) 1950’li yılların sonlarına doğru Safran deresinin sol (batı) yakasına da taştı (bahçeler içinde seyrek evlerden oluşan Bahçelievler adlı semt). Yalova’nın doğusundaki Hersek deltasında NATO’ya ait bir üs kurulunca burada çalışan Amerikalılar Yalova’ya ekonomik anlamda bir canlılık kazandırdı; bunlardan bazılarının Yalova’nın içinde oturacak yer araması inşa faaliyetini de hızlandırdı. Bu sebeple 1960’lı yıllara gelindiğinde Yalova’da



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir