TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - YA‘KŪBÎ ::.

cilt: 43; sayfa: 288
[YA‘KŪBÎ - Murat Ağarı]


Beyrut 1982, s. 113-118; AǾyânü’ş-ŞîǾa, I, 330-336; C. Brockelmann, GAL (Ar.), IV, 236; a.mlf., “Yâkûbî”, İA, XIII, 351-352; Şâkir Mustafa, et-Târîħu’l-ǾArabî ve’l-müǿerriħûn, Beyrut 1983, I, 249-253; Ahmed Ramazan Ahmed, er-Riĥle ve’r-raĥĥâletü’l-müslimûn, Cidde, ts. (Dârü’l-beyâni’l-Arabî), s. 71-78; Yüsrî Abdülganî Abdullah, MuǾcemü’l-müǿerriħîne’l-müslimîn, Beyrut 1411/1991, s. 189-196; Abdülhamîd Hamîde, AǾlâmü’l-coġrâfiyyîne’l-ǾArab, Dımaşk 1416/1995, s. 173-175; Ramazan Şeşen, Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı, İstanbul 1998, s. 51-52; Adnân M. Milhim, el-Müǿerriħûne’l-ǾArab ve’l-fitnetü’l-kübrâ, Beyrut 1998, s. 45-53; Selahattin Çamyar, Ya‘kubi ve Tarihçiliği (yüksek lisans tezi, 1998), AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Abdülazîz ed-Dûrî, Baĥŝ fî neşǿeti Ǿilmi’t-târîħ Ǿinde’l-ǾArab, Riyad 1420/2000, s. 59-62; E. L. Daniel, “Al-Ya‘qūbī and Shi‘ism Reconsidered”, ‘Abbasid Studies: Occasional Papers of the School of ‘Abbasid Studies, Cambridge, 6-10 July 2002 (ed. J. Montgomery), Paris 2004, s. 209-232; W. G. Millward, “The Adaptation of Men to Their Time: An Historical Essay by al-Ya‘qūbī”, JAOS, LXXXIV/4 (1964), s. 329-342; a.mlf., “Al-Ya‘kūbî’s Sources and the Question of Shî‘a Partiality”, Abr-Nahrain, XII, Leiden 1971-72, s. 47-74; R. Y. Ebied - L. R. Wickham, “Al-Ya‘ķūbī’s Account of the Israelite Prophets and Kings”, JNES, XXIX/2 (1970), s. 80-98; M. Qasim Zaman, “al-YaǾķūbī”, EI² (İng.), XI, 257-258.

Murat Ağarı  


YA‘KŪBÎLER

(bk. SÜRYÂNÎLER).  


YÂKUBZÂDE MEHMED EFENDİ

(bk. MEHMED EFENDİ, Yâkubzâde).  


YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

(bk. KARAOSMANOĞLU, Yakup Kadri).  


YÂKŪT el-HAMEVÎ

(ياقوت الحموي)

Ebû Abdillâh Şihâbüddîn Yâkūt b. Abdillâh el-Hamevî el-Bağdâdî er-Rûmî (ö. 626/1229)

MuǾcemü’l-büldân ve MuǾcemü’l-üdebâǿ adlı eserleriyle tanınan coğrafyacı, tarihçi, edip ve seyyah.

574 (1178) veya 575 (1179) yılında Rum asıllı bir ailenin çocuğu olarak (İbnü’l-Kıftî, IV, 80) Anadolu’da doğdu. Beş altı yaşlarında iken esir alınarak Bağdat’a getirildi. Burada Asker b. Ebû Nasr İbrâhim el-Hamevî adlı bir tâcir tarafından satın alındı. Bağdat’ta yaşadığı için Bağdâdî nisbesini taşımakla birlikte efendisinden dolayı Hamevî nisbesiyle meşhurdur. Kölelikten geldiğini gösteren Yâkūt ismini daha sonra Ya‘kūb şeklinde değiştirmiş (İbn Hallikân, VI, 139), ancak eski ismiyle tanınmıştır. Müslüman olarak yetiştirilen Yâkūt efendisinin yanında ticaretle uğraşmaya başladı. Özellikle okur yazarlığı ve hesap işlerini iyi bilmesinden dolayı efendisine büyük destek oldu. Onun adına dönemin ticaret merkezlerinden Basra körfezindeki Kîş (Kîs) adasına, Uman ve Dımaşk gibi yerlere gitti. 596’da (1199-1200) araları açıldığı için efendisi tarafından himayeden çıkarılıp âzat edildi. Himayesiz kalan Yâkūt geçimini temin etmek için müstensihlik yaptı. Onun yedi yılda 300 cilt kitap istinsah ettiği kaydedilir (İbnü’ş-Şa‘‘âr, VII, 198). 603’te (1206-1207) Asker el-Hamevî ile arası düzeldi ve tekrar onunla birlikte çalışmaya başladı. 606 (1209) yılında Kîş adasına yaptığı bir ticarî yolculuktan Bağdat’a döndüğünde efendisinin vefat ettiğini öğrenince vasiyeti doğrultusunda gelirin önemli bir kısmını onun ailesine bıraktı ve geri kalan sermaye ile ticarete devam etti. Kitap ticareti de yapan Yâkūt seyahat ettiği yerlerde tanınmış kitapçı, âlim ve kitap meraklısı zenginler ve idarecilerle görüştü. Gittiği yerlerde birçok kütüphaneyi görme ve yararlanma imkânı buldu. Halep’te İbnü’l-Kıftî’nin kütüphanesi ve üç yıl kaldığı Merv’deki birçok kütüphane bunlar arasındadır. Yâkūt el-Hamevî Ebü’l-Müreccâ Sâlim b. Ahmed et-Temîmî el-Bağdâdî, İbnü’n-Neccâr el-Bağdâdî, Mübârek b. Mübârek ed-Darîr, Ebü’l-Bekā el-Ukberî, Ebü’l-Yümn el-Kindî, tarihçi İbnü’d-Dübeysî, Abdürrahîm b. Abdülkerîm es-Sem‘ânî ve Ebü’l-Bekā İbn Yaîş gibi hocalardan ders aldı. Ayrıca Bağdat’ta ve seyahat ettiği yerlerde birçok arkadaş edinip onlardan faydalandı, birçok kişiden himaye gördü. Bunlardan İzzeddin İbnü’l-Esîr, İbnü’l-Kıftî, İbnü’l-Adîm, Ebû Sa‘d İbn Hamdûn, İbnü’ş-Şa‘‘âr ve kardeşi, Muhammed b. Ahmed b. Süleyman ez-Zührî ve İbnü’l-Muvaffak zikredilebilir.

Yâkūt el-Hamevî birçok defa Kîş adasına, 593-594’te (1197-1198) Âmid ve Suriye’ye, 607-610 (1210-1213) yıllarında Suriye ve Tebriz’e seyahat etti. 611’de (1214) Bağdat’tan Halep’e gitti ve ardından Mısır’a geçti. Bu arada Dımaşk’a yolculuk yaptı. Dımaşk çarşısında Hz. Ali’ye dair çıkan bir tartışmada onun aleyhine söylediği bazı sözler yüzünden büyük tepkiyle karşılandı ve linç edilmek istendi. Canını zor kurtaran ve Dımaşk valiliği tarafından aranan Yâkūt Halep’e kaçtı. Daha sonra şikâyet edileceği korkusuyla Bağdat’a da dönemedi. Yâkūt el-Hamevî, Hâricîliğin önemli merkezlerinden Uman’a seyahatleri ve kitap ticareti dolayısıyla Hâricî literatürünü okumuş ve bunlardan etkilenerek Hz. Ali aleyhtarı bazı görüşler benimsemişti (İbn Hallikân, VI, 127-128). 613’te (1216) Halep’ten ayrılarak Musul’a ve oradan Erbil üzerinden Horasan’a gitti. Üç yıl Merv’de kaldı; bu arada Nîşâbur, Belh, Merverrûz, Nesâ ve Herat gibi şehirleri dolaştı. 616 (1219) yılında Merv’den Hârizm’e geçerek bölgenin merkezi Gürgenç’i (Cürcâniye) ziyaret etti. Bu sırada Moğol ordularının İslâm topraklarını kasıp kavuran istilâsına şahit oldu. Üzerinde derin izler bırakan bu gelişmelerden sonra 617’de (1220) bütün mal varlığını Horasan’da bırakarak Erdebil’e, ardından Musul’a gitti. Buradan daha önce kitap ticareti vesilesiyle tanıştığı, Halep Eyyûbîleri’nin hizmetindeki âlim ve devlet adamı İbnü’l-Kıftî’ye mektup yazdı; başından geçenleri ve çaresizliğini anlatarak himayesini istedi (İbnü’l-Kıftî, IV, 86-98). İbnü’l-Kıftî’den olumlu cevap alınca Sincar’a, oradan da Halep’e gitti ve İbnü’l-Kıftî’nin himayesine girdi. 624’te (1227) Mısır ve Dımaşk’a bir seyahat daha yaptı. 20 Ramazan 626 (12 Ağustos 1229) tarihinde Halep’te vefat etti. Vefatından önce kitaplarını ve evrakını o sırada Halep’te bulunan tarihçi İzzeddin İbnü’l-Esîr’e teslim ederek bunları Bağdat’taki Zeydî Camii Kütüphanesi’ne vakfetmesini istemiştir (İbn Hallikân, VI, 139; İbnü’l-Kıftî, IV, 84). İbnü’ş-Şa‘‘âr, Yâkūt el-Hamevî’nin küçük yaştan itibaren kitaplarla uğraştığını, ancak bilgilerini ve yazdıklarını başkalarıyla paylaşmak istemeyen bir kişiliğe sahip olduğunu, bu yönden birçok kişi tarafından eleştirildiğini söyler (Ķalâǿidü’l-cümân, VII, 197-198). İbnü’l-Kıftî de Yâkūt’un Arapça’yı iyi bilmediği için birçok hatalar yaptığını belirtir (İnbâhü’r-ruvât, IV, 85). İbn Hallikân ise Yâkūt el-Hamevî’nin vefatından sonra Halep’e gittiğini, insanların ondan övgüyle bahsedip ahlâk ve faziletlerini takdir ettiklerini kaydeder (Vefeyât, VI, 139).

Eserleri. 1. MuǾcemü’l-büldân. Yâkūt 615 (1218) yılında Merv’de bulunduğu sırada, hocası Abdürrahîm b. Abdülkerîm es-Sem‘ânî’nin hadis dersinde Arap yarımadasında düzenlenen panayırlardan birine adını veren Hubâşe’nin okunuşu hususunda çıkan bir tartışma üzerine yer adlarıyla ilgili bir esere ihtiyaç duyulduğunu farkedip eserini yazmaya karar verdiğini



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir