TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ÜMMÜLKAYVEYN ::.

cilt: 42; sayfa: 336
[ÜMMÜLKAYVEYN - Mustafa L. Bilge]


Şehrin 50 km. kadar güneydoğusunda emirliğin en önemli ziraat alanı olan Felecülmuallâ vahası bulunur. Hurma ziraatı ve balıkçılık modern teknolojiyle sürdürülen ticaret kollarıdır. Bölgedeki inci avcılığı yerini inci ticaretine bırakmıştır. Petrolün sağladığı geniş imkânlar hem geleneksel meslek kollarının hem de hayat tarzının değişmesine yol açmıştır. Emirlikte doğal gaz yatakları da bulunmaktadır. Federasyonun tamamında olduğu gibi bu emirlikte de resmî dil Arapça olup yönetim İslâm hukuku esaslarına göre düzenlenmiştir.

Ümmülkayveyn şehrine 1 km. mesafedeki Siniya adası 90 km² alana yayılmış geniş bir dinlenme merkezi olarak diğer emirliklerden ziyaretçi çeker. Emirliğin ekonomik gelişmesine katkıda bulunan diğer ticaret kolları arasında finans, sigortacılık, bankacılıkla çimento, süt ürünleri endüstrileri gelir. Son yıllarda gelişen turizm yatırımları ülke tanıtımında önemli rol oynamaktadır. Ziraî faaliyetler yanında kümes hayvanları yetiştiriciliği önemlidir. Ümmülkayveyn’de gelişen bir dal da liman yatırımları ve ona bağlı olarak gelişen serbest ticaret faaliyetleridir. Ahmed b. Râşid’in girişimleriyle kurulan bölge Şeyh Râşid Limanı ve serbest bölge tesisleri adıyla anılır. Serbest bölge dört limanıyla 400.000 m²’lik bir alanı kaplamaktadır.

BİBLİYOGRAFYA:

Delîlü’l-Ħalîc (Coğrafya), I, 82-83; K. G. Fenelon, The United Arab Emirates: An Economic and Social Survey, London 1976, bk. İndeks; R. Said Zahlan, The Origins of the United Arab Emirates, London 1978, s. 15-16, 57-58, 148, 181; M. Morsy Abdullah, The United Arab Emirates: A Modern History, London 1978, s. 90-96, 110, 292, 305, ayrıca bk. İndeks; a.mlf., Devletü’l-İmârâti’l-ǾArabiyyeti’l-mütteĥide ve cîrânühâ, Küveyt 1981, s. 445-446, 459; M. C. Peck, The United Arab Emirates: A Venture in Unity, Boulder 1986, s. 21-55, 95, 97, 103, 105, 123, 126, 129, 132; Hâlid b. Muhammed el-Kāsımî, et-Târîħu’l-ĥadîŝ ve’l-muǾâśır li-devleti’l-İmârâti’l-ǾArabiyyeti’l-mütteĥide, Şârika 1419/1998, I, 11-80, 132-135, 254-256; J. B. Kelly, “al-Imārāt al-ǾArabiyya al-Muttaĥida”, EI² Suppl. (İng.), s. 416-419.

Mustafa L. Bilge  


ÜMMÜLKURÂ

(أمّ القرى)

Mekke’nin Kur’an’da zikredilen isimlerinden biri

(bk. MEKKE).  


ÜMMÜVELED

(bk. İSTÎLÂD).  


ÜNAYDIN, Ruşen Eşref

(1892-1959)

Eğitimci, yazar.

İstanbul’da doğdu. Babası, aslen Sivaslı olup XVII. yüzyılda Selânik’in Köprülü kazasına yerleşen Vâizzâdeler ailesinden askerî doktor Eşref Ruşen Bey, annesi Yaver Mehmed Paşa’nın torunlarından Nimet Fıtnat Hanım’dır. Henüz dört beş yaşlarında iken annesi veremden öldü. Babası da ihtisas için Berlin’e gidince Ruşen Eşref amcası Tevfik Paşa’nın yanında kaldı. İlk ve orta öğrenimini Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’nde tamamladı (1911). Aynı yıl hem Dârülfünun Edebiyat Fakültesi’ne girdi hem de Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’nin birinci sınıfında Türkçe öğretmeni oldu. Bu görevi yanında Askerî Baytar Mektebi Fransızca öğretmenliğiyle (Mart 1912) Dârülmuallimîn-i Âliye Fransızca ve Türkçe öğretmenliğini de üstlendi (Aralık 1913). Fransızca’dan yaptığı tercümelerle matbuat hayatına girdi (1914). Dönemin ünlü yazar ve fikir adamlarıyla olan röportajları Türk edebiyatında yeni bir çığır açtı. I. Dünya Savaşı’nın sonunda Güney Kafkasya heyetiyle yapılacak barış görüşmeleri için Vakit gazetesinin muhabiri sıfatıyla Batum’a gitti; Yenigün gazetesinin muhabiri olarak üç ay sürecek Kafkasya seyahatine çıktı (1918). Bu arada kısa aralıklarla İstanbul Rus Ticaret Mektebi, İngiliz High School, Alman Ticaret Mektebi (1917-1918), Robert College (1918-1919) gibi okullarda öğretmenlik yaptı. Derslerinin yoğunluğu sebebiyle 1915’te istifa ettiği Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi edebiyat öğretmenliğine yeniden tayin edildi (1919). Millî Mücadele’nin başlangıcında Tasvîr-i Efkâr gazetesinin muhabiri olarak Anadolu’da çeşitli vilâyetlerde bulundu (10 Ekim - 21 Kasım 1919). Daha sonra Millî Mücadele’ye fiilen katılmak üzere Ankara’ya gitti (21 Ocak 1921). Anadolu Ajansı’nın idare heyeti üyeliğine getirildi ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin yazar kadrosuna girdi. Londra Konferansı’na gönderilen heyette matbuat müşaviri sıfatıyla görevlendirildi. Ardından Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin muhabiri olarak Batı Cephesi’ne yollandı (13 Temmuz 1921). Aynı yıl Ankara Erkek Lisesi edebiyat öğretmenliğine tayin edildi. Bu yılın sonlarında Buhara elçiliği başkâtipliğine gönderildiyse de yol şartları yüzünden görev yerine ulaşamadı. 1923’te Afyonkarahisar mebusu olarak Meclis’e girdi ve 1933 yılına kadar üç dönem mebusluk yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Riyâset Divanı kâtipliği, Maarif Encümeni mazbata muharrirliği ve Hariciye encümenliği görevlerinde bulundu. Dil Encümeni’ne üye seçildi. Türk Dili Tedkik Cemiyeti umumi kâtipliği yaptı ve ardından Cumhurbaşkanlığı umumi kâtipliğine tayin edildi (1933). Daha sonra Tiran (1934), Atina (1934-1939), Budapeşte (1939-1943), Roma (1943-1944), Londra (1944-1945) ve Atina (1945-1952) büyükelçiliklerinde bulundu; 9 Eylül 1952’de emekliye sevkedildi. Emeklilik yıllarını yazı yazmakla geçiren Ruşen Eşref 21 Eylül 1959’da öldü ve Âşiyan Mezarlığı’na defnedildi.

İlk yazıları Tevfik Fikret’in teşvikiyle Servet-i Fünûn’da yayımlanan Ruşen Eşref tarihî konulardan günün sosyal meselelerine, hikâyeden mensur şiire, denemeden tiyatroya kadar çeşitli edebî türlerde eser vermekle birlikte daha çok röportajlarıyla ün kazanmıştır. Bunların başında önce “Edebî Ziyaretler ve Mülâkatlar” başlığıyla yayımlanıp daha sonra Diyorlar ki adını verdiği ünlü eseri gelir. Ruşen Eşref, Yeni Mecmua’nın “Çanakkale Nüsha-i Fevkalâde”sinde yayımladığı “Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülâkat” adlı röportajıyla Mustafa Kemal’i ilk defa Türk okuyucusuna tanıtmıştır. I. Büyük Millet Meclisi ve Cumhuriyet devri hatipleri arasında sayılan, büyük bir gözlemci ve tasvir ustası olan Ruşen Eşref gezip dolaştığı yerlerin sadece dış görünüşlerini anlatmakla kalmaz, onları aynı zamanda tarihî ve estetik hüviyetleri içinde de canlandırmaya çalışır. Onun Millî Mücadele yıllarında kaleme aldığı yazıları ise millî duyguları tarihî atmosfer içinde ve büyük bir heyecanla işleyen Türk edebiyatının en dikkate değer örneklerini meydana getirir.

Eserleri. 1. Diyorlar ki (İstanbul 1918; sadeleştirilmiş yayımı, Şemsettin Kutlu, Ankara 1985; haz. Necat Birinci - Nuri Sağlam, Ankara 2002). Dönemin ünlü şair, yazar ve fikir adamlarıyla Eski Türk edebiyatı, Tanzimat edebiyatı, Servet-i Fünûn edebiyatı, Fecr-i Âtî edebiyatı, Millî Edebiyat, genç edebî nesil ve Türk edebiyatının geleceği üzerine yaptığı, Türk Yurdu dergisiyle Vakit gazetesinde yayımlanmış röportajlardan oluşmaktadır. 1916-1918 yıllarında sırayla Abdülhak Hâmid, Nigâr Hanım, Sâmipaşazâde Sezâi, Halit Ziya, Cenab Şahabeddin, Hüseyin Cahit, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Mehmed Emin, Halide Edip, Hamdullah Suphi, Ziya Gökalp, Köprülüzâde Fuad, Ömer Seyfeddin,