TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - UZUN HASAN ::.

cilt: 42; sayfa: 263
[UZUN HASAN - Faruk Sümer]


bozguna uğrattılar (15 Receb 873 / 29 Ocak 1469); esir aldıkları Ebû Said’in hayatına son verdiler. Hasan Ali Hemedan’a kaçtıysa da Uğurlu Muhammed tarafından şehrin önündeki düzlükte mağlûp edilerek öldürüldü (Şevval 873 / Nisan-Mayıs 1469). Cihan Şah’ın Hasan Bey tarafından gözlerine mil çekilen oğlu Ebû Yûsuf Mirza dirliği olan Fars’a kaçmıştı. Burada bir beylik kurmak istedi, fakat bu girişimi hayatını yitirmesine yol açtı. Böylece Karakoyunlu Devleti tamamen sona erdi; Bağdat da Akkoyunlu idaresine katıldı. Anadolu’da Ahlat ve el-Cezîre (Cizre) hânedana mensup Koç Bayındır Bey, Muş yine hânedandan Pilten Bey oğlu Halil, Bitlis de uzun bir kuşatmanın ardından Biçen oğlu Süleyman Bey tarafından zaptedildi (1473). Böylece devletin sınırları batıda Sivas’a bağlı Suşehri’nden Kirman’ın Narmasîr şehrine uzanıyordu. Akkoyunlu Devleti, Karakoyunlu Devleti’nden daha geniş topraklara sahip oldu. Başşehir Tebriz’di. Hasan Bey, Bağdat’ı zaptetmek için 872 (1468) baharında ayrıldığı doğum yeri Diyarbekir’i bir daha göremedi.

Karakoyunlu elini meydana getiren hemen bütün oymakları hizmetine alan Hasan Bey, Gîlân ve Mâzenderan’daki küçük devletleri de kendisine tâbi kıldı. Timurlu Şâhruh’un oğlu Baysungur’un torunu olan Yâdigâr Muhammed Mirza’yı Horasan hükümdarı ilân etti (Şâban 873 / Şubat 1469). Fakat Yâdigâr Muhammed yine aynı hânedandan Hüseyin Baykara karşısında tahtını ve hayatını kaybetti (1471). Bunun üzerine Hasan Bey, Hüseyin Baykara’nın hükümdarlığını tanıyarak Horasan’da hâkimiyet kurmak veya nüfuz tesis etmek arzusundan vazgeçti. 877’de (1472) Gürcistan’a üçüncü defa sefere çıktı. Samtzkhe’ye girip başta Alskur olmak üzere bütün bölgeyi istilâ etti ve çok sayıda ganimet ve esirle geri döndü. Kazandığı başarılardan dolayı Hasan Bey kendisinin yenilmez bir hükümdar olduğuna inanmıştı. En ciddi rakip olarak da Osmanlılar’ı görüyordu. Zira Akkoyunlular’la akrabalık bağı bulunan Trabzon Rum Devleti’nin Fâtih Sultan Mehmed tarafından ortadan kaldırılmasını hazmedememişti. Hatta annesi Saray Hatun’u araya koyup diplomatik girişimde dahi bulunmuştu.

Sonunda Hasan Bey iyice güçlendiğinde Karamanoğulları’na destek çıkarak Osmanlılar’la mücadelenin kapılarını araladı. 876’da (1471-72) ülkelerinden çıkarılan Karaman oğlu Pîr Ahmed Bey’le Kasım Bey’i himayesine aldı ve bunu önemli bir fırsat saydı. 20.000 kişilik bir orduyu onlarla birlikte Karaman iline gönderdi. Ordunun başında büyük kumandanlardan Ömer Bey’le hânedandan Yûsufça Mirza vardı. Bu ordu önce büyük ve mâmur bir şehir olan Tokat’ı görülmemiş şekilde yağma ve tahrip etti. Ömer Bey buradan ülkesine geri döndü, fakat Akkoyunlu birlikleri Karaman iline girdi, onlarla savaşamayacağını anlayan Karaman Valisi Şehzade Mustafa Afyonkarahisar’a çekildi. Ancak daha sonra Anadolu Beylerbeyi Dâvud Paşa ile birlikte Beyşehir-Akşehir arasındaki Eflâtunpınarı’nda Yûsufça Mirza’yı ağır bir yenilgiye uğrattı. Yûsufça Mirza ile beraber bazı mirzalar ve beyler esir alındı (877/1472). Pîr Ahmed Bey ile Candaroğulları’ndan Kızıl Ahmed Bey savaş meydanından kaçarak Hasan Bey’in yanına döndüler, Kasım Bey de İçel’e gitti. Bu hadise yüzünden Osmanlı-Akkoyunlu savaşı başladı. Fâtih Sultan Mehmed büyük bir ordu ile Hasan Bey’in üzerine yürüdü. Osmanlı ordusunda çok sayıda top ve tüfek vardı. Hasan Bey’in öncü birlikleri Osmanlı öncü kuvvetlerini yenilgiye uğrattılarsa da asıl savaş Otlukbeli’nde Başkent sahrasında cereyan etti. Hasan Bey ağır bir bozguna uğradı (16 Rebîülevvel 878 / 11 Ağustos 1473). Kirman valisi olan oğlu Zeynel Mirza savaş meydanında kaldı. Osmanlılar’ın savaşı kazanmasında ateşli silâhların büyük rolü olmuştu.

Aslında Hasan Bey de ateşli silâhların önemini anlamış, bu silâhları elde etmek için 1472’de Hacı Muhammed’i elçi olarak Venedikliler’e yollamıştı. Osmanlılar’la sekiz dokuz yıldan beri savaş halinde bulunan Venedikliler, Hasan Bey’e 1473 Şubatında gemilerle ateşli silâhlar gönderdiler. Bu silâhlar on altı top ve 1000 tüfekten ibaretti. Fakat bunlar Hasan Bey’in eline ulaşmadı. Osmanlılar karşısında uğradığı yenilgi ona büyük itibar kaybettirdi. Giderek devlet işlerinden uzaklaştı. Özellikle onun, karısı Selçuk Şah Begüm’ün tesiri altında kaldığı açıkça belirtilir. Selçuk Şah Begüm, Karayülük Osman Bey’in oğullarından Kör Muhammed’in kızıydı. Hasan Bey’e işlerinde yardımcı oluyor ve ona isteklerinin çoğunu kabul ettiriyordu. En büyük oğlu Halil’i veliaht ilân ettirmişti. Buna karşılık Eğil beyinin kızından doğmuş olan Uğurlu Muhammed savaşçı vasfıyla öne çıkmıştı. Bağdat Valisi Maksud Mirza ile Urfa Valisi Üveys Bey, Hasan Bey’den sonra Uğurlu Muhammed’in hükümdar olmasını istiyordu. Hasan Bey’in öz kardeşi olan Üveys ağabeyine karşı daima muhalif bir tavır sergiliyordu. Uğurlu Muhammed’i tutan bir başkası da Erdebil ve Mugan’da oturan büyük Çekirli boyunun beyi idi. Otlukbeli Savaşı’ndan bir yıl sonra telkinlere kapılan Uğurlu Muhammed isyan edip vali bulunduğu İsfahan’dan kardeşi Halil’in idaresindeki Fars’a girdi ve Şîraz’ı zaptetti. Hasan Bey, Tebriz civarındaki yaylakta haberi alınca yanındaki askerleri hemen Fars’a gönderdi, kendisi de arkadan hareket etti. Durumdan istifade eden Çekirli oymağı Tebriz’i ele geçirdi. Fakat Uğurlu Muhammed, Şîraz’dan ayrılıp Irak’a doğru kaçtı. Hasan Bey de Çekirli oymağını ağır bir şekilde cezalandırdı. Maksud Bey yakalanıp hapsedildi, atabeyi ve Selçuk Şah Begüm’ün kardeşi Dana Halil Bey Müşa‘şa‘lar’a sığındı. Amcası Üveys’in yanına giden Uğurlu Muhammed onunla birlikte yeniden harekete geçtiyse de isyanı bastırıldı ve Üveys öldürüldü (Rebîülevvel 880 / Temmuz 1475). Uğurlu Muhammed de Fâtih Sultan Mehmed’e iltica etti. Osmanlı hükümdarı bu ilticayı memnuniyetle karşıladı, kızını vererek onu Sivas valiliğine tayin etti.

881 (1476) yılında Hasan Bey dördüncü ve sonuncu Gürcistan seferine çıktı. Bu defa yanında din ve tarikat önderleri de vardı. Sefer neticesinde birçok ganimet ve esir alındığı gibi Kral Bagrat vergiye bağlandı ve Sûfî Halil Bey merkezi Tiflis olan üç eyaletin valiliğine getirildi. Hasan Bey, Gürcistan seferinden hasta olarak döndü. Onun ağır hastalığı üzerine Selçuk Şah Begüm veliaht Halil’i Şîraz’dan getirtti. Ardından Hasan Bey’in öldüğü yolundaki haberler Uğurlu Muhammed’e de ulaştırıldı. Erzincan’a gelen Uğurlu Muhammed burada katledildi (Ramazan 882 / Aralık 1477). “Ebü’n-nasr” unvanıyla anılan Uzun Hasan 882 yılının Ramazan bayramı gecesi (6 Ocak 1478) vefat etti ve kendisinin yaptırdığı Nasriyye bahçesine defnedildi. Hasan Bey’i gören Venedik elçisi Kontarino Zeno onu lakabı gibi uzun boylu, yakışıklı ve hoşsohbet bir hükümdar olarak tasvir eder. Yine Venedikli bir tâcir İran’da benzerinin gelmediğini yazar. İslâm müelliflerinin hepsi meziyetlerini sayarak “sâhib-kırân” Hasan Bey’i överler. Onun en büyük hatası Osmanlılar’la çatışması olmuştur. Otlukbeli yenilgisi derin bir ruhî çöküntüye yol açmış, yenilmezlik inancını yok etmiştir. Ölümüne kadar geçen beş yıl içinde sadece Gürcistan’a bir sefer düzenlemesi muhtemelen bundan ileri gelmiştir. Hasan Bey özellikle malî ve adlî düzenlemelerle Akkoyunlular tarihinde önemli bir yere sahiptir. “Hasan Padişah Kanunları” adıyla anılan kanunnâmeler yazdırmıştır. Bu kanunnâmeler vergi, idarî ve



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir