TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - URVE b. ZÜBEYR ::.

cilt: 42; sayfa: 185
[URVE b. ZÜBEYR - İrfan Aycan]


olup çeşitli fıkhî konularla ilgili kendisinden nakledilen hadisler, gerek Kur’an ve Sünnet’in anlaşılması gerekse Medine amelinin tesbiti bakımından büyük önem arzetmektedir.

Urve, Peygamber ailesine yakınlığı sebebiyle dinî konular yanında siyer ve megāzî alanında da ilk elden güvenilir bilgilere sahip olması bakımından akranları arasında bir ayrıcalık elde etmişti. Vâkıdî’nin belirttiğine göre megāzî konusunda ilk eseri yazan (İbn Kesîr, IX, 101; ayrıca bk. Zehebî, Târîħu’l-İslâm, s. 424) ve bu ilmin kurucusu kabul edilen Urve’nin günümüze ulaşan herhangi bir eseri bilinmemektedir. İbnü’n-Nedîm, el-Meġāzî müellifi Vâkıdî’nin önde gelen talebelerinden kadı Hasan b. Osman ez-Ziyâdî’nin kitapları arasında Meġāzî ǾUrve b. ez-Zübeyr’in varlığından (el-Fihrist, s. 123; Yâkūt, IX, 18; krş. DİA, XXXVII, 321), Zehebî, Ebü’l-Esved’in Mısır’da Urve’nin Meġāzî’sini rivayet ettiğinden (AǾlâmü’n-nübelâǿ, VI, 150), İbn Hacer, Urve’nin ve talebesi Ebü’l-Esved’in ondan naklettiği birer Meġāzî’den (Fetĥu’l-bârî, I, 33; V, 393), Sehâvî de talebeleri Ebü’l-Esved ve Zührî’nin Urve’den rivayet ettikleri el-Meġāzî’den (el-İǾlân, s. 159) söz eder. Onun, Halife Abdülmelik’in ve daha sonra Velîd’in isteği üzerine İslâm’ın ilk dönemleriyle ilgili çeşitli olaylar hakkında kendilerine bilgi gönderdiği kaynaklarda zikredilir. Hz. Peygamber’in hayatına dair en eski metinleri teşkil eden bu mevsuk rivayetler İbn İshak, İbn Hişâm, Vâkıdî, Belâzürî, Taberî, İbn Seyyidünnâs ve İbn Kesîr’in siyer ve tarihleriyle Abdürrezzâk es-San‘ânî ve İbn Ebû Şeybe’nin el-Muśannef’lerinde, Śaĥîĥayn ve el-Muvaŧŧaǿ gibi hadis kitaplarında mevcuttur. Urve, savaşların ayrıntılarına girmemekle birlikte Resûl-i Ekrem’in hayatının çeşitli yönleriyle ilişkili rivayetleri derlemiş, tarihe olan ilgisi Asr-ı saâdet’le sınırlı kalmamış, ridde, Kādisiye ve Yermük savaşları gibi Hulefâ-yi Râşidîn dönemine ait olayları da kapsamıştır (Dûrî, s. 24-25, 74-85). Tarih malzemesini gerçekçi ve abartıdan uzak bir yaklaşımla, son derece sade ve açık bir üslûpla sunmuştur (Faruqi, s. 226; Dûrî, s. 25, 29, 88). Gerek Urve gerekse ondan daha kapsamlı ve düzenli bir tarih bakışına sahip bulunan talebesi İbn Şihâb ez-Zührî, İslâm’da ilk tarih yazıcılığı ve siyer/megāzî türünün kurucuları olarak öne çıkmış, Urve’nin başlattığı çalışmaları Zührî bir bütünlüğe kavuşturmuştur (Dûrî, s. 28-29, 89). Bazı Batılı araştırmacıların hadis/isnad metodunu esas alan Medine tarih ekolünün babası diye takdim ettiği Urve b. Zübeyr, İslâm’ın ilk yıllarına ilişkin bütün önemli olayların, özellikle Hz. Peygamber’in siyerine dair rivayetlerin ve bu alanla ilgili yapılacak araştırmaların kaynağı olması bakımından büyük öneme sahiptir (EI² [İng.], X, 911). Hadislerin naklinde vazgeçilmez kabul edilen isnad uygulamasının yerleşmesinde Urve ile İbn Şihâb ez-Zührî’nin rolleri hem İslâm âlimleri hem şarkiyatçılar arasında tartışılmıştır (DİA, XXIII, 155-156).

Müslim b. Haccâc’ın Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’deki bir mecmua içinde Hatîb el-Bağdâdî tarafından yazılmış bulunan (nr. 55, vr. 140-147) Ricâlü ǾUrve b. ez-Zübeyr ve cemâǾatün mine’t-tâbiǾîn ve gayrihim adlı risâlesini önce Sükeyne eş-Şihâbî (MMLADm., LIV/1-2, 1399/1979, s. 107-145), ardından Hüseyin Ali Hüseyin el-Cebbûrî (Şârika 1426/2004) yayımlamış, çağdaş Batılı araştırmacılardan Joachim von Stülpnagel, Tübingen Üniversitesi’nde hazırladığı doktora tezinde (Urwa Ibn az-Zubair: Sein Leben und seine Bedeutung als Quelle frühislamischer Überlieferung, 1957) Urve’den nakledilen 315 hadisle ilgili 2000 rivayeti toplayıp değerlendirmiş, Muhammed Mustafa el-A‘zamî, Urve b. Zübeyr’in megāzîye dair Ebü’l-Esved yoluyla gelen rivayetlerini Meġāzî Resûlillâh adıyla derleyip tahkik ederek neşretmiştir (Riyad 1401/1981). İbn Ebû Dâvûd’un derlediği, Urve b. Zübeyr’in Hz. Âişe’den naklettiği 102 hadisi içeren Müsnedü ǾÂǿişe de yayımlanmıştır (nşr. Abdülgafûr Abdülhak Hüseyin el-Bellûşî, Küveyt 1405/ 1985). Urve’nin rivayetlerinin ilk dönem İslâm tarihi konusundaki öneminden dolayı yakın zamanlarda bir kısım Batılı araştırmacılar, onun hadis ve tarih kitaplarında nakledilen rivayetlerini derleyerek bazı siyer konularıyla ilgili metinler inşa etmeye çalışmıştır (bk. bibl.). Abdullah b. Fehd el-Heccârî, Medine İslâm Üniversitesi’nde Fıķhü’l-İmâm ǾUrve b. ez-Zübeyr adıyla doktora tezi (1408/1988), Hassân Câsim el-Hâyis, Mekke Ümmü’l-kurâ Üniversitesi’nde Fıķhü’l-İmâm ǾUrve b. ez-Zübeyr: Muķārenen bi-fıķhi’l-eǿimmeti’l-erbaǾa -ķısmü’l-Ǿibâdât- ismiyle yüksek lisans tezi (1410/1989), Selvâ Ahmed Mürsî, Amman Ürdün Üniversitesi’n-de ǾUrve b. ez-Zübeyr: Bidâyetü medreseti’l-meġāzî adıyla yine yüksek lisans tezi (1978) hazırlamıştır. Bu son çalışma, Bidâyâtü’l-kitâbeti’t-târîħiyye Ǿinde’l-ǾArab: Evvelü sîretin fi’l-İslâm ǾUrve b. ez-Zübeyr b. el-ǾAvvâm adıyla kitap halinde yayımlanmıştır (Beyrut 1995).

BİBLİYOGRAFYA:

İbn Sa‘d, eŧ-Ŧabaķāt, V, 178-182, 245-246; Cumahî, Fuĥûlü’ş-şuǾarâǿ (Beyrut), s. 65; Zübeyr b. Bekkâr, Cemheretü nesebi Ķureyş ve aħbâruhâ (nşr. Mahmûd M. Şâkir), Kahire 1381, I, 266-267, 270, 276-284, 291, 299-312; Müslim b. Haccâc, Ricâlü ǾUrve b. ez-Zübeyr ve cemâǾatin mine’t-tâbiǾîn ve ġayrihim (nşr. Hüseyin Ali Hüseyin el-Cebbûrî), Dımaşk 1426/2004, s. 53-65; ayrıca bk. neşredenin girişi, s. 34-36; Belâzürî, Ensâb, V, 370-372; a.mlf., Fütûĥ (Rıdvân), s. 219; Ebû Saîd İbn Yûnus, Târîħ (nşr. Abdülfettâh Fethî Abdülfettâh), Beyrut 1421/2000, s. 147; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 123; Ebû Nuaym, Ĥilye, II, 176-183; İbn Asâkir, Târîħu Dımaşķ (Amrî), XL, 237-286; Yâkūt, MuǾcemü’l-üdebâǿ, IX, 18; İbn Hallikân, Vefeyât, III, 255-258; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, III, 353; IV, 421-437; VI, 150; a.mlf., Târîħu’l-İslâm: sene 81-100, s. 424-429; İbn Kesîr, el-Bidâye, VIII, 304; IX, 101-103; İbn Hacer, Tehźîbü’t-Tehźîb, VII, 180-185; a.mlf., Fetĥu’l-bârî (Hatîb), I, 33; V, 393; Sehâvî, el-İǾlân bi’t-tevbîħ, s. 159; J. Horovitz, el-Meġāzi’l-ûlâ ve müǿellifûhâ (trc. Hüseyin Nassâr), Kahire 1369/1949, s. 11-25; Sezgin, GAS, I, 278-279; N. Ahmed Faruqī, Early Muslim Historiography, Delhi 1979, s. 224-234; M. Mustafa el-A‘zamî, Meġāzî Resûlillâh li-ǾUrve b. ez-Zübeyr, Riyad 1401/1981, s. 30-97; M. Watt, İslam Düşüncesinin Teşekkül Devri (trc. Ethem Ruhi Fığlalı), Ankara 1981, s. 83; Abdülazîz ed-Dûrî, Baĥŝ fî neşǿeti Ǿilmi’t-târîħ Ǿinde’l-ǾArab, Riyad 1420/ 2000, s. 24-25, 28-29, 71-89, 91-92,157-164; A. Görke, “The Historical Tradition About al-Hudaybiya: A Study of Urwa b. al-Zubayr’s Account”, The Biography of Muhammad (ed. H. Motzki), Leiden 2000, s. 240-275; a.mlf. - G. Schoeler, “Reconstructing the Earliest Sîra Texts: The Higra in the Corpus of Urwa b. al-Zubayr”, Isl., LXXXII/2 (2005), s. 209-220; G. Schoeler, “Foundations for a New Biography of Muhammad: The Production and Evaluation of the Corpus of Traditions from Urwah b. al-Zubayr”, Method and Theory in the Study of Islamic Origins (ed. H. Berg), Leiden 2003, s. 21-28; a.mlf., “ǾUrwa b. al-Zubayr”, EI² (İng.), X, 910-913; Cengiz Kallek, “Fukahâ-i Seb‘a”, DİA, XIII, 214; Raşit Küçük, “İsnad”, a.e., XXIII, 155-156; Mustafa Fayda, “Siyer ve Megāzî”, a.e., XXXVII, 321, 322; a.mlf., “Tarih”, a.e., XL, 31, 32, 33.

İrfan Aycan  


el-URVETÜ’l-VÜSKĀ

(العروة الوثقى)

Bir Kur’an tabiri.

Sözlükte “istemek” anlamındaki arv kökünden gelen urve, “kova ve testi kulpu, düğme iliği, develerin bağlandığı kök salmış ağaç” demektir. Tutunulan nesneye de urâ denir. Ezherî’ye göre zayıf ve yoksulların, nimetleriyle yaşamak için sarıldığı toplum liderlerine de urâ adı verilir (Lisânü’l-ǾArab, “Ǿarv” md.; Kāmûs Tercümesi, “Ǿarv” md.). Arv kökünün aslında “bir şeye tutunmak, bağlanmak” mânasının bulunduğu anlaşılmaktadır (Tabâtabâî, II, 344).



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir