TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - TUNA ::.

cilt: 41; sayfa: 373
[TUNA - Mihai Maxim]


ilerleyerek Varna’ya ulaştı ve 1444’te burada II. Murad tarafından durduruldu. Bu durum Osmanlılar’ın Tuna’nın bu kesimine daha çok dikkat etmelerine yol açtı. 1453’te İstanbul’un fethinden sonra Tuna ve Karadeniz istikametinde Osmanlı ilerlemesinde yeni bir döneme girildi. Bir taraftan Kırım yarımadasındaki çok önemli Ceneviz kalesi ve ticaret merkezi ele geçirilirken 1456’da Fâtih Sultan Mehmed Avrupa kapısı, Macar Krallığı’nın kapısı sayılan ve Tuna üzerinde önemli bir merkez olan Belgrad Kalesi’ni kuşattı, ancak başarı sağlayamadı. Buna rağmen 1484’te Boğdan Prensliği’ne ait önemli stratejik ve ticarî merkezlerden Tuna mansabındaki Kili Kalesi, ayrıca Akkirman Kalesi, II. Bayezid tarafından fethedildi. Böylece Kili ve Akkirman’ın katılmasıyla Osmanlı başşehri İstanbul’un güvenliği ve iaşesi için fevkalâde önem taşıyan Karadeniz’de ve Tuna mansabında Osmanlı kontrolü tam anlamıyla kurulmuş oldu. Büyük gelir getiren Boğdan yolu Osmanlılar’ın eline geçti; kuzeyden gelip Tuna’ya ulaşan ve oradan Balkanlar’a inen ticaret yolu üzerinde denetim tesis edildi. Daha önce bir uç durumundaki Dobruca bölgesi artık Osmanlı iç vilâyeti haline geldi. Stratejik açıdan Macaristan ve Polonya krallıkları için bir koruma seddi sayılan Boğdan Prensliği, Osmanlı hâkimiyetini kabul etmek mecburiyetinde kaldı. Yine daha önce Tuna kalelerini kaybettiğinden Eflak Prensliği de Osmanlı yüksek egemenliğini benimsemişti. 1521’de Kanûnî Sultan Süleyman tarafından Belgrad’ın fethi Tuna havzasının kontrolü açısından bir dönüm noktası teşkil etti. 1526’da Kanûnî, Mohaç Savaşı ile Macar Krallığı’na son verdiği gibi 1529’da kendisine bağlı vasal bir statüde tuttuğu Budin merkezli küçük Macar Krallığı’nı korumak amacıyla Tuna’yı takiben Viyana önlerine kadar ilerledi. 1541’de Macar Krallığı’nın başşehri ve Orta Tuna’nın en önemli stratejik noktası olan Budin (Buda) Kalesi ve şehri Osmanlılar tarafından kurulan eyaletin merkezi haline geldi. 1538-1540 yıllarında Aşağı Tuna’nın en önemli liman şehri sayılan Eflak’a ait Braila de (İbrâil) Osmanlılar’ın eline geçmiş bulunuyordu. Sonunda Budin’den Karadeniz’e kadar Tuna havzası tamamen Osmanlı idaresi altına alındı ve XVI. yüzyılın ortalarında Tuna nehri artık bir Osmanlı su yolu oldu. 1538’de Boğdan seferi neticesinde bu vasal prensliğin güneydoğu kısmının yanı Tighina (Bender) Kalesi dahil Bucak’ın Osmanlı Devleti’ne katılmasıyla Kırım Tatar atlılarına Bahçesaray ile Budin arasında bir koridor açılmıştı. Böylece Tuna su yolu Tatar askerî kara yoluyla kuvvetlendirildi.

Bugün olduğu gibi orta ve yeni çağlarda da Tuna nehri Avrupa’nın en önemli su yoluydu. Orta Avrupa’yı Balkanlar’a, bunları da Karadeniz ve Akdeniz ülkelerine bağlamaktaydı. Osmanlı kaynaklarında “orta kol” ve Balkan kaynaklarında Carski Drum (imparator yolu) denilen İstanbul-Sofya-Niş-Belgrad-Budin-Viyana yolu Tuna nehriyle hem Belgrad’da hem Budin’de hem Viyana’da karşılaşıyordu. Osmanlı topraklarında yer alan Belgrad ve Budin çok önemli ticarî-askerî noktalardı. Aşağı Tuna’ya Karpat yolları (Sibiu/Hermannstadt-Tuna, Brasov/Kronstadt-Tuna vb.), Ialomita (Braila) yolu, Boğdan (Moldova) yolu,Tatar yolu inerdi. Ayrıca Tuna’nın kuzeyi ve güneyindeki ülkeler arasında sıkı ticarî ilişkiler vardı. Nisan 1520 tarihli bir Osmanlı belgesine göre Trabzon, Kefe, Sinop, Samsun, İstanbul ve diğer yerlerden yetmiş seksen Karadeniz gemisi Tuna yoluyla Eflak Prensliği’nin en büyük liman şehri Braila şehrine ulaşıyordu. Osmanlılar, Tuna iskeleleri gümrük gelirlerini Roma-Bizans devirlerinde olduğu gibi bir araya getirip bir ünite teşkil ettiler ve bu amaçla 1583’te Tuna defterdarlığını kurdular. Osmanlı Devleti’nin dördüncü defterdarlığı olan bu yeni müessese Vidin’den Karadeniz’e, Varna’dan Özü’ye (Oçakof) kadar Tuna iskeleleri gümrük ve adı geçen Tuna ve Karadeniz bölgelerinin resmî vergileriyle ilgili muâmelâta bakardı.

Osmanlı döneminde XVI-XVII. yüzyıllarda kaptanlık denilen bir askerî teşkilât oluşturulmuştu. Aslında Tuna’nın tek bir Osmanlı kaptanlığı yoktu; askerî açıdan üç kaptanlık mevcuttu ve bunlar beylerbeyilere tâbiydi: Buda kaptanlığı Buda beylerbeyi, Semendire kaptanlığı ya Rumeli beylerbeyi ya da (Demirkapı/Portile de Fier kısmı için) Tımışvar beylerbeyi, Aşağı Tuna kaptanlığı Silistre-Özü beylerbeyinin emri altındaydı. Ayrıca Demirkapı’dan Karadeniz’e kadar Tuna’nın muhafazasında Eflak ve Boğdan voyvodaları görevliydi. 7 Cemâziyelâhir 1027’de (1 Haziran 1618) Eflak voyvodasına gönderilen hükme göre “haydut eşkıyası”na karşı “Tuna’yı bir hoşça hıfz ettirip bir ferdi Tuna’yı geçirmekten zapteyleyesin” şeklinde emir yollandığı dikkati çeker (BA, MD, nr. 82, hk. 228). Yine Zilkade 1108 ortalarında (1-10 Haziran 1697) Eflak voyvodasına gönderilen emirde, Eflak memleketi hududuyla Tuna yalılarında haydutların dolaşmamalarının temini, mîrî ve tüccar sefinelerinin vesair gelip geçenlerin Demirkapı ve İrşova’ya varıncaya kadar emniyetlerinin sağlanması tembih edilmişti (BA, MD, nr. 112, s. 17).

Askerî bakımdan Tuna’nın önemi Osmanlılar için fevkalâde büyüktü. Avusturyalılar, Macarlar, Erdelliler, Eflaklılar, Boğdanlılar, Polonyalılar ve Kazaklar’a karşı yapılan seferler sırasında asker, ağır silâh ve toplar, erzak ve diğer harp levazımı gemilerle Tuna’dan sevkedilirdi. Bu yol kara yolundan çok daha emindi ve kısa zamanda katediliyordu. 1554’te Habsburg imparatorunun büyük elçisi Busbecq, Viyana­ Budin­Belgrad­İstanbul yolculuğunu anlatırken ilk mektubunda (1555) Budin’den Tuna üzerinde bekleyen gemilere bindiğini, nehirden aşağıya Belgrad’a doğru yola çıktığını, çünkü karadan Belgrad’a gitmenin özellikle bu kadar çok eşya ile en az on iki gün süreceğini, ayrıca eşkıyanın hücumundan korunduğunu ve yolculuğun yalnız beş gün sürdüğünü yazar. Aslında Osmanlılar’ın Tuna’da öteden beri filoları vardı. 1442’de János Hunyadi ile (Yanko) savaşlar zamanında Osmanlılar’ın Tuna üzerinde 80-100 civarında hafif savaş gemisi mevcuttu. 28 Cemâziyelâhir 975 (30 Aralık 1567) tarihli hükme göre Tuna için 100 parça geminin hazır olması emredilmiş, 1568 ilkbaharında elli altmış gemi Tuna’nın korunması için hazırlanmıştı (BA, MD,



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir