TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız
 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - TOKAY, Mehmet Fehmi ::.

cilt: 41; sayfa: 231
[TOKAY, Mehmet Fehmi - Nuri Özcan]


Fransız Hastahanesi’nde kalp krizinden öldü ve Karacaahmet’te aile mezarlığına defnedildi.

Hâfızasındaki dinî ve din dışı eserlerin zenginliğiyle bilinen Fehmi Tokay özellikle bestelediği şarkılarla dönemin mûsikişinasları arasında önemli bir yer edinmiştir. Küçük yaşlarında evlerinde düzenlenen, kemânî Aleksan, Ali Rifat (Çağatay), kemençeci Salih (Benli), Kemal Niyazi (Seyhun), Ûdî Nevres Bey, hânende Kaşıyarık Hüsamettin Bey gibi seçkin mûsikişinasların katıldığı mûsiki toplantıları onun mûsikideki ilk dönemini teşkil etmiş, ardından babasından aldığı derslerle mûsiki çalışmalarına başlamıştır. 1919’da babasının da hocası olan Yeniköylü Hâdi Bey’in evinde yapılan mûsiki meşklerine iftirak etmiş, ondan pek çok klasik eserle birlikte ilâhi, tevşih ve durak meşketmiş, ayrıca dinî mûsiki tavrı öğrenmiştir. Bu arada dergâhlara devam ederek dinî mûsiki repertuvarını geliştirmiş, Rauf Yektâ Bey’den eserler meşketmiş, Yenişehirli Ferid Efendi’den edebiyat ve tasavvuf dersleri almıştır.

Bestelerinde klasik üslûptan ayrılmamaya özen gösteren Fehmi Tokay özellikle güfte seçimindeki titizliğiyle tanınırdı. Beste, semâi, şarkı, durak, nefes ve ilâhi formlarında 130’a yakın eser bestelemiş (123 eserinin listesi için bk. Öztuna, II, 398-399), on zamanlı Türk evferi adlı bir usul terkip etmiştir. İlk bestesi, “Ne durursun gafil insan” mısraıyla başlayan hüzzam ilâhisi (1917), son eseri, “Ne neyim var ne meyim ne de bir sâkî-i dilcû” mısraıyla başlayan şehnaz şarkısıdır (1959). İlk şarkısı 1941’de bestelediği, “Gülle heme bezm-i visâliz gerçi hâr olsak da biz” mısraıyla başlayan tâhir-bûselik eseri olup en başarılı dinî eserinin, “Muhammed’den diğer yok vâsıl olmuş kābe kavseyne” mısraıyla başlayan müstear durağı olduğu söylenir. Bestekârlıktaki en verimli dönemi 1941-1945 yıllarıdır. Eserleri arasında, “Benzemez kimse sana tavrına hayrân olayım” mısraıyla başlayan bayatî, “Geçti bahâr hazân erdi bu yerde” mısraıyla başlayan bûselik, “Terket beni artık yetişir sende vefâ yok” mısraıyla başlayan hicaz, “Aşkı seninle tattı hicranla yandı gönül” mısraıyla başlayan hümâyun, “O âhû bakışlara bir anda kandın gönül” mısraıyla başlayan karcığar, “Tutam yâr elinden tutam çıkam dağlara dağlara” mısraıyla başlayan hüseynî, “Bitmez tükenmez bu dert ömür diyorlar buna” mısraıyla başlayan mâhur, “Bir bakışla bağladın zülfüne şeydâ dili” mısraıyla başlayan rast şarkılarıyla, “Allah diyelim dâim Mevlâ görelim neyler” mısraıyla başlayan rast ve, “Gelin Allah diyelim” mısraıyla başlayan uşşak ilâhileri en sevilenlerden bazılarıdır. Ankara Mûsiki Cemiyeti’nin kurucusu olan ve görevli bulunduğu yerlerde mûsiki dernekleri kurarak öğrenci yetiştiren Fehmi Tokay nota öğrenmemiş, şarkılarını çoğunlukla Cüneyt Orhon, Nevzat Atlığ ve Alâeddin Yavaşça notaya almıştır. Gamze Ege Köprek Fehmi Tokay’ın Hayatı, Eserleri ve Mûsikimize Etkileri adıyla bir yüksek lisans tezi (1996, İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü), Filiz Kaya da Fehmi Tokay’ın Hayatı ve Eserleri ismiyle bir mezuniyet çalışması (2001, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Mûsikisi Devlet Konservatuvarı Çalgı Eğitimi Bölümü) hazırlamıştır.

BİBLİYOGRAFYA:

Sadettin Nüzhet Ergun, Türk Musikisi Antolojisi, İstanbul 1943, II, 653, 710-711; İbnülemin, Hoş Sadâ, s. 182-183; Mustafa Rona, 20. Yüzyıl Türk Musikisi, İstanbul 1970, s. 320-330; Özalp, Türk Mûsikîsi Tarihi, II, 208-211; Öztuna, BTMA, II, 398-399.

Nuri Özcan  


TOKGÖZ, Ahmed İhsan

(bk. AHMED İHSAN TOKGÖZ).  


TOKTAMIŞ HAN

(ö. 807/1405)

Altın Orda hanı (1379-1397).

Cengiz Han’ın oğullarından Cuci Han neslinden gelmektedir. Babası Tuy Hoca Oğlan, annesi Kungrat kabilesinden Köten-Könçük Hatun’dur. Adına Doğu ve Batı kaynaklarında Tuktamış, Toqtamış, Tohtamış gibi farklı şekillerde de rastlanır. Bu ad hareket durumundan sakin hale geçmeyi, durmayı ifade eden “tokta-mak” fiiliyle ilgilidir ve eski Türkler’de ad verme gelenekleri çerçevesinde, aile içerisinde daha önce doğan çocukların ölmesi üzerine sonraki çocuğun hayatta kalması arzusunun ifadesi olarak kullanılmıştır. Onun 1340 yılının sonları ile 1350 yıllarının başları arasında dünyaya geldiği ve Altın Orda tahtına çıktığı sıralarda otuz-otuz beş yaşlarında olduğu tahmin edilmektedir.

Toktamış Han, Altın Orda tahtına çıktığı sıralarda ülkede tam bir fetret devri yaşanıyordu. Bu devir Berdibeg Han’ın, babası Canıbeg Han’la on iki kardeşini ve bütün akrabasını öldürmesiyle başlamış ve 1380 yılına kadar sürmüştür. Bu dönemde yirmiden fazla hanın tahta çıkmasına rağmen gerçek hâkimiyet Mamay Mirza’nın elindeydi. Toktamış Han’ın babası Tuy Hoca Oğlan, o dönemde Cuci ulusunda hüküm süren Urus Han tarafından katledilince Toktamış kaçarak Çağatay ulusunda egemenliği ele geçiren Emîr Timur’a sığınmıştı. Nizâmeddîn-i Şâmî’ye göre Timur, Toktamış’a Otrar ve Sabran şehirlerini verdi. Şerefeddin Ali Yezdî’ye göre ise Seyhun nehri kıyısındaki Siğnâk şehrini de ona bırakmıştı. Böylece Timur, Doğu Deşt-i Kıpçak’ta güçlenen Urus Han’a karşı Toktamış’ı öne çıkarmayı planlamıştı. Ancak Toktamış’a verilen yerler Urus Han’ın elindeydi. Toktamış, Urus Han (ö. 1377) ve ardından oğullarıyla beşinci karşılaşmada (780/1378-79) galip gelmeyi başardı. Ak Orda’da bir vasal bulundurma arzusunda olan Timur, Toktamış’a karşı çok sabırlı davranıyordu. Toktamış, 8 Eylül 1380 tarihinde Kulikovskaya savaşında Ruslar’a yenilerek Kırım’a dönen Batı Deşt-i Kıpçak