TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - TILSIM ::.

cilt: 41; sayfa: 94
[TILSIM - İlyas Çelebi]


Fahreddin er-Râzî, Ķıśśatü’s-siĥr ve’s-seĥare fi’l-Ķurǿâni’l-Kerîm (nşr. M. İbrâhim Selîm), Kahire 1985, s. 39-46; Ahmed b. Ali el-Bûnî, Şemsü’l-maǾârifi’l-kübrâ, Beyrut, ts. (el-Mektebetü’s-sekāfiyye), s. 2-5; İbn Haldûn, Muķaddime, III, 1147-1158; Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Şerĥu’l-Mevâķıf (nşr. M. Bedreddin en-Na‘sânî), Kahire 1325/1907, VIII, 237; Taşköprizâde, Mevzûâtü’l-ulûm, I, 365; Keşfü’ž-žunûn, II, 1114-1115; Sıddîk Hasan Han, Ebcedü’l-Ǿulûm (nşr. Abdülcebbâr Zekkâr), Beyrut, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), II, 367; Elmalılı, Hak Dini, I, 442-443; Sezgin, GAS, III, 31-44, 77-91; Dinler Tarihi Ansiklopedisi, İstanbul 1976, III, 606; M. Ullmann, Islamic Medicine, Edinburgh 1978, tür.yer.; Yusuf Çakar, Gizli İlimler, İstanbul 2005, s. 49; H. H. Spoer, “Notes on Jewish Amulets”, Journal of Biblical Literature, V, London 1904, s. 23, 97-105; B. L. Goff, “The Role of Amulets in Mesopatamian Ritual Texts”, Journal of Warburg and Cowtauld Institutes, V, London 1956, s. 19, 192; TA, XXXI, 182; E. Graefe, “Cedvel”, İA, III, 43; B. Carra de Vaux, “Hamail”, a.e., V/1, s. 172-173; a.mlf.-Ruska-[C. E. Bosworth], “Tılsam”, EI² (İng.), X, 500-502; el-Ķāmûsü’l-İslâmî, IV, 527-528; Osman Cilacı, “Tılsım”, Şamil İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1994, VI, 218.

İlyas Çelebi  


TIMAR

(bk. TİMAR).  


TIMIŞVAR

Romanya’da tarihî bir şehir.

Romence Timişoara, Slav dillerinde Temšvar, Macarca Temesvar, Almanca Temeshburg ve Temeschwar şeklinde adlandırılır. Osmanlı kaynaklarında Tımışvar/Temeşvar/Tamışvar diye geçer. Romanya’nın batısındaki Banat bölgesinde bulunan, büyük bir ekonomik ve kültürel merkez olan Tımışvar şehri, Tuna’nın kollarından Tisa’ya ulaşan Bega ırmağı kıyısında deniz seviyesinden 90 m. yüksekte kurulmuştur. Adı tarihî kayıtlarda ilk defa 1212 ve 1266’da yer alır. Şehir Macar Krallığı tarafından 1030’da ilhak edildi. 1307’de Kral Charles Robert burada bir krallık sarayı yaptırdı. XV. yüzyılda Erdel voyvodası ve Macar kral nâibi Yanoş (János) Hunyadi şehirde bir şato inşa ettirip ailesini yerleştirdi. Tımışvar’a yönelik ilk Türk akınları Yıldırım Bayezid döneminde başladı (797/1395) ve II. Murad döneminde devam etti. Bu olayları anlatan Osmanlı kaynakları şehirden Dımışkar diye bahseder. Macar Krallığı’na Osmanlılar tarafından son verilip 1541’de Budin beylerbeyiliği kurulunca Osmanlı Devleti’nin himayesinde ve haraçgüzâr statüsünde Erdel Prensliği teşkil edildi. Tımışvar bu prensliğin önemli bir şehri durumundaydı. 954 (1547) yılı antlaşmasına rağmen Erdel üzerinde Osmanlı-Habsburg savaşları sürdü. Bu çerçevede savaş, Habsburg taraftarı Várad (Oradea) Piskoposu Giorgio Martinuzzi ile Osmanlı taraftarı Timiş Kontu ve Küçük Erdel Prensi Yanoş Zapolya’nın (János Szapolyai) vasîsi olan Sırp asıllı Peter Petrovics (Petar Petrović) arasında cereyan etti. Bu döneme ait bir Osmanlı belgesinde Peter Petrovics’in Lipova, Tımışvar Beçkerek, Beçil (Becse) bölgesini “sancak” şeklinde idare ettiğine temas edilir. 1551’de General Giovanni Battista Castaldo kumandasında bir Habsburg ordusu Erdel’e girdi. Kraliçe Izabella ve oğlu Macaristan tahtı üzerindeki haklarından vazgeçmek zorunda bırakıldı. Martinuzzi, General Castaldo’nun emriyle idam edildi. Bunun üzerine Kanûnî Sultan Süleyman 958 Recebinde (Temmuz 1551) Rumeli Beylerbeyi Sokullu Mehmed Paşa’yı buraya gönderdi; Sokullu ekim ayı başında Tımışvar’ı kuşattıysa da alamadı. Nisan 1552’de ikinci vezir Damad Kara Ahmed Paşa Erdel’e girdi ve ilk hedefi Tımışvar teşkil etti. Üç haftalık direnişten sonra 4 Şâban 959’da (26 Temmuz 1552) kale garnizonu teslim oldu. Ağustosta Lugoş (Lugoj) ve Karánşebeş (Caransebeş) kaleleri fethedildi. Mureş vadisi boyunca on beş kale ele geçirildi. Neticede eskiden Peter Petrovics’e bir sancak olarak bırakılan topraklarda merkezi Tımışvar olan beylerbeyilik kuruldu (Ağustos 1552).

1552-1716 yılları arasında durumunu koruyan Tımışvar beylerbeyiliğinin idarî teşkilâtı zamanla değişti. Genellikle eyalet altı ile on sancağa bölünmüştü. Bunlardan en sabit ve bilinenleri şunlardır: Tımışvar, Göle (Gyula) ve Arad (birlikte), Modava, Lipova, Çenad ve Yanova (Romence: Ineu). XVI. yüzyılda Alacahisar, Vidin ve Vulçıtrın sancakları Tımışvar beylerbeyiliğinden ayırılıp Rumeli beylerbeyiliğine bağlandı. Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı esnasında 1068 (1658) yılı Erdel seferi sonunda Lugoş ve Karánşebeş tekrar fethedilip Yanova sancağına dahil edildi. Buralar Mekke ve Medine gelirinin vergi kalemleri oldu. Her yıl 3000’er altın ve toplamda 87.000 hasene (altın sikke) (yaklaşık 304,5 kilo altın) gönderiliyordu. Osmanlılar, bölgenin bu idarî teşkilâtında ve vergi sisteminde krallar zamanında veya krallar kanununa göre, yani önceki Macar Krallığı sırasındaki idare ve vergi sistemini sürdürmüşlerdi. Esasen Habsburglar da 1717’den itibaren son Osmanlı döneminde mevcut olan on kazayı (sancak) ismen ve aynen muhafaza etmişlerdi. Bu vergi sistemi ve sosyal hayat Osmanlı kanunnâmelerinde (Lipova, 1554; Tımışvar ve Mudava, 1566; Çenad ve Göle/Gyula, 1579-1580) çok ayrıntılı biçimde görülür.

İstanbul, Edirne, Kahire kadıları gibi yevmiyesi 500 akçe olan Tımışvar kadılığı bölge ve şehir için son derece önemli bir kurumdu. Tımışvar sancağının tahrirleri 1554, 1568 ve 1579 yıllarında yapıldı (BA, TD, nr. 290, 364, 579). Bunlara göre Tımışvar sancağında 1568’de 560 meskûn yer vardı. Çok güçlü olan Tımışvar Kalesi, Timiş ve Bega nehirleri ve bataklıklar arasında bulunup diğer taraftan geniş ovayı sıkı kontrol altına almaktaydı. Büyük stratejik önem taşıyan bu kaleyi Osmanlılar daha da güçlendirdiler, sık sık tamirat yaptılar. 986’da (1578) iç kalenin yıldırımdan yıkılan kulesinin taş ve kireçle tamirinin ve hisar erleri için gerekli evlerin yapılması istendi (BA, MD, nr. 33, 645). Habsburglar’a karşı serhad kalesi olduğundan burada fazla sayıda asker bulunuyordu (genellikle 2500 kişi civarında).

Malî-iktisadî açıdan Tımışvar eyaleti çok zengindi; yılda 350.000 ile 500.000 altın tutarında gelirleri vardı (BA, MD, nr. 40, s. 244, hk. 560; KK, nr. 1772, s. 80, 83, 167; MAD, nr. 6919, 15983, 15998). Bu gelirler hem yerel masraflara harcanır hem de İstanbul’a ya da Budin’e gönderilirdi. Buna rağmen 1116 (1704) yılında olduğu gibi kriz dönemlerinde Eflak Voyvodalığı’nın cizye malından para alınırdı. Osmanlılar Banat bölgesinde, daha doğrusu Tımışvar vilâyetinde (Denta mevkiinde olduğu gibi) pirinç üretilmesine destek verdiler. 987’de (1579) bir çeltik emini ve 991’de (1583) bir çeltik mukātaası birimine defterlerde rastlanır (BA, MD, nr. 36, hk. 577; nr. 49, hk. 103). Ayrıca tuz, güherçile, hububat üretimiyle zengin arşiv malzemesi vardır.

Bütün Banat ovasının kontrolünü sağlayan önemli bir mevkide bulunan Tımışvar, Viyana (1683), Budin (1686) ve Zenta (1697) mağlûbiyetlerinden etkilendi. Prens Eugen von Savoya kumandasındaki Avusturya (Nemçe) kuvvetleri Ekim 1716’da Tımışvar’ı vire ile teslim aldı. Habsburg (1716) ve Avusturya-Macaristan (1867) hâkimiyeti I. Dünya Savaşı sonuna kadar (1918) sürdü. Barış antlaşmalarına göre Banat bölgesi Romanya ve Sırbistan arasında bölüşüldü. Avrupa’da ilk sokak elektrik aydınlatılması ve ilk at tramvayı ile tanınan Tımışvar şehri Romanya Krallığı’na katıldı. Komünizm rejimini ve Çavuşesku’yu deviren 1989 yılı Romanya devrimi de



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir