TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - TE’VÎLÂTÜ’l-KUR’ÂN ::.

cilt: 41; sayfa: 33
[TE’VÎLÂTÜ’l-KUR’ÂN - Bekir Topaloğlu]


belirtilmemiş ve metindeki ârızaların giderilmesi bağlamında bir çaba harcanmamıştır.

Mâtürîdî’nin talebelerinin talebesi olan Ebü’l-Muîn en-Nesefî’nin Teǿvîlât’ı okuturken yaptığı açıklamaları talebesi Alâeddin es-Semerkandî sonradan toplayıp düzenlemiş ve kendisine nisbet ederek kitap haline getirmiştir. Semerkandî, mukaddimede Teǿvîlât’ta çözülmesi güç ibarelerin ve kapalı mânaların bulunduğuna ve âlimlerin çoğunun bunlara nüfuz edemeyeceğine dikkat çekmiş, usûlü’d-dîn ve usûl-i fıkhın yanı sıra söz söyleme sanatları ve lugat ilmiyle uğraşanların bunları anlayabileceğini kaydetmiştir. Şerĥu Teǿvîlâti’l-Ķurǿân (Şerĥu’t-Teǿvîlât) diye adlandırılan eserde bir taraftan anlaşılması güç ibareler açıklanırken diğer taraftan Hanefî-Mâtürîdî çizgisinde ayrıntılı bilgiler verilmekte, eserin nüshalarında mevcut hataların ve takdim-tehirlerin düzeltilmesine imkân sağlanmaktadır. Ancak bu şerhte Kehf sûresinden itibaren açıklama bulunmamaktadır. Öte yandan Teǿvîlât’ta mevcut bazı ibarelere şerhte temas edilmediği görülmektedir. Şerhin günümüze kadar dokuz nüshası tesbit edilmiştir. Bunların altısı İstanbul kütüphanelerinde mevcut olup biri asıl nüshanın üçte biri, ikisi altıda biri hacmindedir. Ayrıca Mekke, Taşkent ve Bankipûr’da birer nüshanın bulunduğu kaydedilmektedir. Taşkent nüshası sadece Âl-i İmrân ile Nisâ sûrelerini içermektedir. Bankipûr nüshası hakkında bilgi edinilememiştir. Teǿvîlât üzerine şerh mahiyetinde yapılan kısmî çalışmalardan biri Osmanlı âlimlerinden Lâlezârî’ye aittir. Lâlezârî, Fâtiha sûresinin 5. âyeti hakkındaki açıklamalarla ilgili el-Yâķūtetü’l-ĥamrâǿ adlı bir şerh yazmıştır (Süleymaniye Ktp., Hafîd Efendi, nr. 124, 130; bk. Teǿvîlâtü’l-Ķurǿân, neşredenin girişi, I, 45-56).

Bazı yüksek lisans çalışmalarında Teǿvîlâtü’l-Ķurǿân’ın bir kısım sûre ve âyetlerinin neşri gerçekleştirilmiştir. Bunlar arasında Nisâ ve Mümtehine sûreleriyle Âl-i İmrân sûresinin 1-95. âyetlerinin tefsiri yer alır (İmam Mâturîdî ve Maturidilik, s. 395). Hüseyin Uysal Mâtürîdî’nin te’vil anlayışı konusunda yüksek lisans tezi hazırlamıştır (a.g.e., s. 413). Muhammed Müstefîzürrahman (An Edition of the First Two Chapters of al-Mâtüridî: “Taǿwīlāt Ahl al-Sunna”, 1970, University of London), M. Ragıp İmamoğlu (İmâm Ebû Mansûr el-Mâtürîdî ve Te’vilâtü’l-Kur’ân’daki Tefsir Metodu, Ankara 1973) ve Talip Özdeş (İmam Mâturîdî’nin Tefsir Anlayışı, İstanbul 2003) eser üzerine doktora çalışması yapmıştır. Teǿvîlâtü’l-Ķurǿân’ın bazı özellikleri ve Mâtürîdî’nin müteşâbih âyetlere bakışıyla ilgili makaleler yayımlanmıştır (a.g.e., s. 424-427, 431).

BİBLİYOGRAFYA:

Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevĥîd (nşr. Bekir Topaloğlu-Muhammed Aruçi), Ankara 1423/2003, s. 120-134; a.mlf., Teǿvîlâtü’l-Ķurǿân (nşr. Ahmet Vanlıoğlu), İstanbul 2005, I, 3-4; ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 45-56; III (nşr. Mehmet Boynukalın), İstanbul 2005, s. 269-273; IV (nşr. Ertuğrul Boynukalın), İstanbul 2006, s. 48-58; Alâeddin es-Semerkandî, Şerĥu’t-Teǿvîlât, Süleymaniye Ktp., Hamidiye, nr. 176; Fahreddin er-Râzî, Kitâbü’l-ErbaǾîn fî uśûli’d-dîn (nşr. Ahmed Hicâzî es-Sekkā), Kahire 1406/1986, I, 277; a.mlf., Mefâtîĥu’l-ġayb, Tahran, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), V, 163; VI, 200; XIV, 228; XXIV, 244; XXVII, 188; Ebû Hayyân el-Endelüsî, el-Baĥrü’l-muĥîŧ, Kahire 1328, III, 364; Keşfü’ž-žunûn, I, 335, 336; Brockelmann, GAL, I, 195; Suppl., I, 346; Sezgin, GAS, I, 605; a.e. (Ar.), I/4, s. 40-41; Talip Özdeş, Mâturîdî’nin Tefsir Anlayışı, İstanbul 2003, s. 63-65, 84-85; İmam Mâturîdî ve Maturidilik (haz. Sönmez Kutlu), Ankara 2003, s. 395, 413, 424-427, 431; Bekir Topaloğlu, “Mâtürîdî”, DİA, XXVIII, 151, 158.

Bekir Topaloğlu  


TE’VÎLÜ MUHTELİFİ’l-HADÎS

(تأويلات مختلف الحديث)

İbn Kuteybe’nin (ö. 276/889) hadisçilere yönelik suçlamalara cevap verdiği eseri.

Müşkilü’l-ĥadîŝ adıyla da bilinen eser, Mu‘tezile gibi kelâm fırkalarıyla bazı fakih ve ediplerin hadisçilere yönelik eleştirilerini cevaplamak amacıyla kaleme alınmıştır. Eserin girişinde özetlenen bu eleştirilerde hadisçiler rivayet konusunda titiz davranmamak, râviler hakkında çelişkili hükümler vermek, uydurma rivayetleri nakledip müslümanların mezheplere bölünmelerine yol açmak, Kur’an ve Sünnet’e, akla ve tarihî gerçeklere aykırı rivayetleri kabul ederek İslâm’a zarar vermek ve dinî konularda bilgisiz olmakla suçlanmaktadır. İbn Kuteybe tenkitlere cevap verirken öncelikle bu eleştirileri yapanların kusurlarını saymakta ve aynı ithamların onlar için de geçerli sayıldığını belirtmektedir. Mu‘tezile’den Nazzâm, Ebü’l-Hüzeyl el-Allâf, Sümâme b. Eşres, Câhiz, ehl-i re’yden Ebû Hanîfe ve İmâmiyye’den Hişâm b. Hakem gibi hadisçileri eleştiren kişilerin Kur’an tefsirinde yaptıkları hatalardan, İslâm’a uymayan görüşlerinden ve yanlış fetvalarından örnekler veren İbn Kuteybe, bunlardan bazılarının dinî kurallara ve ibadetlere riayet etmediğini, bazılarının sahâbeye dil uzattığını söylemektedir. Müslümanlar arasındaki ihtilâfların farklı rivayetlerden kaynaklandığını ileri süren bu kişilerin kendi aralarında da ihtilâfa düştüklerini, tevhid, sıfatlar, âhiret ahvâli gibi yalnız vahiyle bilinebilecek konularda bile anlaşamadıklarını söylemektedir. Hadisçilerin rivayetleri tesbit etmek ve sahih olanlarını zayıflarından ayırmak için gösterdikleri gayrete vurgu yapan İbn Kuteybe her insan gibi muhaddislerin de hata edebileceğini kaydetmektedir. Ona göre zındıklar İslâm’ı tahrif edip yanlış göstermek amacıyla birtakım akıl dışı rivayetleri hadislerin arasına sokmuşlardır. Vâizler ve kıssacılar halkın dikkatini çekme bahanesiyle münker, garîb ve mevzû hadisler rivayet etmişlerdir. öte yandan hadislere Câhiliye devrinden kalma masallar, hurafeler ve hikâyeler karışmıştır. İbn Kuteybe’ye göre bu tür rivayetleri, sahihlerinden ayırıp uydurma olduklarını ortaya koymak için nakleden hadisçileri suçlamak doğru değildir.

Eserin büyük bölümü Kur’an’a, Sünnet’e, akla, icmâa, gerçeğe ve tecrübeye aykırı, teşbih ve tecsim ifade ettiği, birbiriyle çeliştiği ileri sürülen rivayetlerin yorumuna ayrılmıştır. İbn Kuteybe bu rivayetlerin te’vil ve telifi için nesih, râvilerden kaynaklanan hatalar, insan aklını zorlayan açıklamalardan söz etmekte, ayrıca şiir, lugat, gramer gibi edebî delillerden yararlanmakta, bazı rivayetleri savunurken Tevrat ve İncil’den delil getirmektedir. Müellif eserinde genellikle itikadî konulardaki hadisleri edebî ve savunmacı bir üslûpla ele almıştır. Bunları çoğu zaman muhteva açısından değerlendirmiş, nâdiren sened tenkidi yapmıştır. Ona göre icmâ râvilerin dalgınlığı, hata, ihmal, şüphe gibi kusurlarla nesih ve te’vil gibi ihtimallerden uzak olduğu için hakikatin tesbitinde rivayetlerden daha sağlıklı bir yoldur; bu sebeple icmâa ön planda, senede ikinci planda yer vermiştir.

İbn Kuteybe, hadislere uydurma rivayetlerin karıştığından şikâyet etmesine rağmen bazan uydurma haberlerle istidlâl etmiş, tartışmalı yöntemlere başvurup zorlama yorumlar yapmıştır. Meselâ Kur’an’a aykırı olduğu iddia edilen bazı rivayetleri açıklarken Sünnet’in Kur’an’a hükmedebileceğini, ancak Kur’an’ın hadise hükmedemeyeceğini, hadislerin de Kur’an gibi vahye dayandığını, bu sebeple Kur’an’ı neshedebileceğini ifade etmiştir. Akla aykırılığı ileri sürülen rivayetleri yorumlarken dinî konuların duyularla gözlemlenen olaylara kıyasla açıklanamayacağını söylemiştir.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir