TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ŞEHİD ALİ PAŞA KÜTÜPHANESİ ::.

cilt: 38; sayfa: 436
[ŞEHİD ALİ PAŞA KÜTÜPHANESİ - İsmail E. Erünsal]


göstermektedir. Aslında bu hukukî kaide pek sağlam görünmemektedir. Şeyhülislâm İsmâil Efendi her ne kadar, “Ol makūle kütübün vakfı müteâref değildir” demekteyse de vakıfla ilgili görüşler arasında kitap vakfının örfen câiz olduğu belirtilmekte ve kitaplar arasında bir ayırım yapılmamaktadır. Netice olarak Şehid Ali Paşa’nın ölümünden önce kitaplarını üç kütüphaneye vakfettiğini, ancak vefatının ardından konak ve yalısındaki kütüphanelerde mevcut kitapların önemli bir kısmının müsâdere edildiği anlaşılmaktadır.

Şehid Ali Paşa’nın adını taşıyan kütüphane binası Şehzadebaşı’nda olup günümüzde Vefa Lisesi’nin bahçesi içinde Vefa Vakfı, Vefalılar Derneği binası olarak kullanılmaktadır. Şehid Ali Paşa Kütüphanesi diğer kütüphanelerden farklı bir mimariye sahiptir. Hassa başmimarı Kayserili Mehmed Ağa tarafından yapılan bina bodrum, zemin ve iç içe iki odası bulunan üst kattan oluşur. Kütüphanenin batı cephesinde yuvarlak kemerli, zemini doldurulmuş bir çeşme ile merdiven altında bir mihrap nişinin yer aldığı namazgâhı bulunmaktadır. Biri giriş kapısında, diğeri içeride olmak üzere iki kitâbesi vardır (bk. KÜTÜPHANE [Mimari]). 1895 depreminde bina hasar görmüşse de onarılmıştır. 1909’da açık olan vakıf kütüphaneleri listesinde Şehid Ali Paşa Kütüphanesi’nin isminin yer almaması (BA, MF. KTV, nr. 4/120) muhtemelen bir süre kapalı kaldığını göstermektedir. 1933’te Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledilen Şehid Ali Paşa Kütüphanesi’nde (Dener, s. 53) 2843 yazma, altmış basma eser mevcut olup zengin koleksiyonun bir kısmını ihtiva etmektedir. Devr-i Hamîdî defterleri arasında katalogu basılmamış olan kitapların yazma katalogu vardır (Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 2876, 2878).

BİBLİYOGRAFYA:

Şehid Ali Paşa’nın İstanbul’da Üskübî mahallesindeki konağında ve Kuzguncuk yanındaki İstavroz semtinde yalısında kurduğu kütüphanenin 1127 tarihli vakfiyesi: VGMA, nr. 628, s. 639-646; İstanbul Şer‘iyye Sicilleri, Rumeli Sadâreti, nr. 188, s. 128-132; Şehid Ali Paşa’nın İstanbul’da Vefa’da kurduğu kütüphanenin 1128 tarihli vakfiyesi: İstanbul Şer‘iyye Sicilleri, Rumeli Sadâreti, nr. 189, vr. 47a-50b; Râşid, Târih, IV, 238, 284; Ahmed Refik [Altınay], Âlimler ve Sanatkârlar, İstanbul 1924, s. 332; Selim Nüzhet [Gerçek], Türk Matbaacılığı, İstanbul 1939, s. 39; Abdülhak Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, İstanbul 1943, s. 139; Halit Dener, Süleymaniye Umumî Kütüphanesi, İstanbul 1957, s. 52-53; Özer Soysal, Cumhuriyet Öncesi Dönem Türk Kütüphaneciliği (doçentlik tezi, 1978), AÜ DTCF, s. 28; Günay Kut - Nimet Bayraktar, Yazma Eserlerde Vakıf Mühürleri, Ankara 1984, s. 86-87; Erünsal, Türk Kütüphaneleri Tarihi II, s. 70-77, 171, 173, 178, 196, 203, 274; Ayşen Alpdoğan, “Şehit Ali Paşa Kütüphanesi”, Türkiyemiz, sy. 35, Ankara 1981, s. 2; Ahmet Küçükkalfa, “Şehit Ali Paşa Kütüphanesi”, Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni, XXXII/3, Ankara 1984, s. 132-143; Esra Güzel Erdoğan, “Şehit Ali Paşa Kütüphanesi”, DBİst.A, VII, 146-147.

İsmail E. Erünsal  


ŞEHÎD-i BELHÎ

(شهيد بلخى)

Ebü’l-Hasen Şehîd b. Hüseyn Cehûzânekî-yi Belhî (ö. 315/927)

İranlı şair ve filozof.

Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Babası Belh köylerinden Cehûzânekli olup kendisi Belh’te doğdu. Şiirlerinde övdüğü kişiler arasında Sâmânî Hükümdarı Nasr b. Ahmed (914-943) ve onun veziri, meşhur İslâm coğrafyacısı Muhammed b. Ahmed el-Ceyhânî’nin adları geçer. III. (IX.) yüzyılın sonlarına doğru bir ara Çagāniyân’a Emîr Ebû Ali Muhtâc b. Ahmed’in yanına gitti. Hemşehrileri edip, filozof ve coğrafya bilgini Ebû Zeyd el-Belhî ve Mu‘tezile âlimlerinden Ebü’l-Kāsım el-Kâ‘bî el-Belhî ile dost olduğu, hekim ve filozof Ebû Bekir Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî ile aralarında mektupla münazara yaptıkları ve birbirlerine reddiye yazdıkları bilinmektedir. Uzun bir ömür sürdüğü kaydedilen Şehîd-i Belhî Safedî’ye göre 315’te (927) vefat etti. Safedî onun iki arkadaşıyla yakın bir zaman içinde öldüklerini, Kâ‘bî’nin kendisinden bir süre sonra (319/931), Ebû Zeyd el-Belhî’nin de Kâ‘bî’nin ardından (322/934) vefat ettiğini belirtir (el-Vâfî, XVI, 197). Zebîhullah Safâ 325 (937) yılında öldüğüne dair bir rivayet nakleder (Edebiyyât, I, 391). Rûdekî, Belhî’nin ölümü üzerine bir mersiye yazmıştır.

Farsça, Arapça ve bu iki dille karışık şiirler söyleyen, Fars edebiyatında ilk defa mülemma şiir yazan Şehîd-i Belhî, Rûdekî ile aynı değerde görülür. V. (XI.) yüzyıl şairlerinden Menûçihrî-i Dâmegānî, Rûdekî ile Şehîd-i Belhî’yi şair ve filozofların üstadı diye niteler. Ferruhî-i Sistânî bir şiirinde kendisinin de Rûdekî ve Şehîd-i Belhî gibi bir şair olduğunu vurgular. Şehîd-i Belhî şairliğinin yanı sıra kelâm ve felsefe alanındaki bilgisiyle de tanınmıştır. IV. (X.) yüzyıl filozoflarından Ebû Süleyman es-Sicistânî, Tafđîlü leźźâti’n-nefs elletî hiye leźźâtin bi’l-ĥaķīķat Ǿalâ leźźâti’l-beden adlı eseri Şehîd-i Belhî’ye nisbet eder ve bu eserde ruhanî lezzetlerin cismanî lezzetlerden daha üstün ve kalıcı olduğunu ifade eden cümlelerden alıntı yapar (Münteħabü Śıvâni’l-ĥikme, s. 306-307). Râzî’nin lezzet konusunda Belhî’ye bir reddiye yazdığı bilindiğine göre (İbn Ebû Usaybia, s. 425; Mahmûd Necmâbâdî, s. 328), bu eserde onun görüşlerine aykırı fikirleri savunmuş olmalıdır. Şehîd-i Belhî’nin ayrıca iyi bir hattat ve müstensih olduğu belirtilmekte, Ferrûhî onun hat sanatında üstat olduğunu bir beytinde ifade etmektedir. Nitekim Yâkūt el-Hamevî de Belhî’yi “mütekellim” sıfatı yanında “verrâk” şeklinde de nitelemiştir.

Jan Rypka, Şehîd-i Belhî’nin Farsça’da rubâî sahasında ilk olgun örnekleri veren şairler arasında bulunduğunu söylerken şair Sîrûs-i Şemîsâ, yapı ve anlam olgunluğu bakımından ilk Farsça gazelin onun tarafından yazıldığını ileri sürer. Şehîd-i Belhî’nin tezkire ve sözlüklerde altı beyti Arapça, diğerleri Farsça olmak üzere 100 beyit civarında şiiri günümüze ulaşmıştır. Bunlardan anlaşıldığı üzere rubâî, kaside, gazel ve kıta dışında halen beş beyti mevcut bir mesnevisi vardır. Bu şiirler Fransızca çevirileriyle birlikte yayımlanmıştır (Gilbert Lazard, Les premiers poètes persans (IXe-Xe siècle): Fragments rassemblés, édités et traduits, I-II, Tahran-Paris 1964, I, 20-21, 62-69; II, 23-39).

BİBLİYOGRAFYA:

Ebû Süleyman es-Sicistânî, Münteħabü Śıvâni’l-ĥikme (nşr. Abdurrahman Bedevî), Tahran 1974, s. 306-307; Râdûyânî, Tercümânü’l-belâġa (nşr. Ahmed Ateş), Tahran 1362 hş., s. 63, 83, 107, 108, ayrıca bk. neşredenin notu, s. 134-139; Yâkūt, MuǾcemü’l-üdebâǿ, III, 68, 80; a.mlf., MuǾcemü’l-büldân (Cündî), II, 225; Avfî, Lübâb, II, 3-5; İbn Ebû Usaybia, ǾUyûnü’l-enbâǿ, s. 416, 425, 426; Safedî, el-Vâfî, VI, 413; XVI, 197-198; Şiblî Nu‘mânî, ŞiǾrü’l-ǾAcem (trc. M. Takī Fahr-i Dâî-yi Gîlânî), Tahran 1368 hş., I, 19, 24, 25, 42; Safâ, Edebiyyât, I, 389-393; M. Ca‘fer Mahcûb, Sebk-i Ħorâsânî der ŞiǾr-i Fârsî, Tahran 1345 hş., s. 30-31; Sîrûs-i Şemîsâ, Seyr-i Ġazel der ŞiǾr-i Fârsî, Tahran 1362 hş., s. 42-43; Bedîüzzaman Fürûzânfer, Süħan ü Süħanverân, Tahran 1369 hş., s. 16-18; Storey, Persian Literature, V, 196-198; J. Rypka v.dğr., Târîħ-i Edebiyyât-ı Îrân (trc. Keyhüsrev-i Kişâverzî - Vîrâster Behmen-i Hamîdî), Tahran 1370 hş., s. 170; Mahmûd Necmâbâdî, Müǿellefât ve Muśannefât-ı Ebû Bekr Muĥammed b. Zekeriyyâ-i Râzî, Tahran 1371 hş., s. 115, 236, 328; Bruzger, “Şehîd-i Belhî”, Dânişnâme-i Edeb-i Fârsî (nşr. Hasan Enûşe), Tahran 1378 hş., III, 597-598; F. C. de Blois, “Ѕћahīd”, EI² (İng.), IX, 208-209; Dihhudâ, Luġatnâme (Muîn), IX, 12897.

Nuri Şimşekler