TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ŞEBTÛN ::.

cilt: 38; sayfa: 400
[ŞEBTÛN - Ali Hakan Çavuşoğlu]


arasında adı geçen Medine fukahasından Osman b. Kinâne’den rivayetlerin de yer aldığı görülür (İbn Abdülber, İħtilâfü aķvâli Mâlik ve aśĥâbih, s. 95). Kādî İyâz, Şebtûn’un Kitâbü’l-CâmiǾ adında çok bilgi ihtiva ettiği söylenen bir kitabı daha olduğunu kaydeder (Tertîbü’l-medârik, I, 353). Mâlik’ten edindiği ilmi tek bir kitapta topladığına dair kayıtlar dikkate alındığında (Huşenî, Aħbârü’l-fuķahâǿ, s. 95) Şebtûn’un bütün ilmî birikimini yansıtan daha zengin muhtevalı başka bir eserinin olduğu düşünülebilir. Bazı kaynaklarda Endülüs tarihçisi İbn Beşküvâl’in eserleri arasında sayılan Aħbâru Ziyâd Şebŧûn (Safedî, XIII, 370; Zehebî, Târîħu’l-İslâm, s. 259) onun biyografisine dair bir menâkıb kitabı veya onun rivayetlerini toplayan bir eser olabilir.

BİBLİYOGRAFYA:

Mâlik b. Enes, el-Muvaŧŧaǿ (nşr. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf), Beyrut 1417/1997, I, 419-431; İbn Habîb es-Sülemî, et-Târîħ (nşr. J. Aguadé), Madrid 1991, s. 178; Muhammed b. Hâris el-Huşenî, Ķuđâtü Ķurŧuba ve ǾUlemâǿü İfrîķıyye (nşr. İzzet Attâr el-Hüseynî), Kahire 1372, s. 14, 19, 33-34, 46, 87, 90-92, 130-133, 148-154, 160-162; a.mlf., Aħbârü’l-fuķahâǿ ve’l-muĥaddiŝîn (nşr. M. L. Ávila - L. Molina), Madrid 1992, s. 24, 95-98, 119, 246, 279, 335, 348-349, 366; İbnü’l-Kūtıyye, Târîħu iftitâĥi’l-Endelüs (nşr. İbrâhim el-Ebyârî), Kahire 1410/1989, s. 62; İbn Ebû Zeyd, en-Nevâdir ve’z-ziyâdât (nşr. Abdülfettâh M. el-Hulv v.dğr.), Beyrut 1420/1999, XI, 54; XII, 412; XIV, 266; İbnü’l-Faradî, Târîħu’l-Ǿulemâǿ ve’r-ruvât li’l-Ǿilm bi’l-Endelüs (nşr. İzzet Attâr el-Hüseynî), Kahire 1408/1988, I, 33, 39, 43, 182-184, 248, 397; II, 6, 137-138, 175, 899; İbn Hazm, Cemhere, s. 423; İbn Abdülber en-Nemerî, et-Temhîd (nşr. Mustafa b. Ahmed el-Alevî), Tıtvân 1406/1985, XI, 189-190; a.mlf., el-İstiźkâr (nşr. Abdülmu‘tî Emîn Kal‘acî), Beyrut 1414/ 1993, X, 294; a.mlf., el-İntiķāǿ (nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde), Beyrut 1417/1997, s. 92-113; a.mlf., İħtilâfü aķvâli Mâlik ve aśĥâbih (nşr. Hâmid M. Lahmer - M. Muranyi), Beyrut 2003, s. 95; Muhammed b. Fütûh el-Humeydî, Ceźvetü’l-muķtebis (nşr. M. Tâvît et-Tancî), Kahire 1372/1952, s. 52, 116, 202-203, 221, 319-320; İbn Rüşd, el-Beyân ve’t-taĥśîl (nşr. M. Haccî), Beyrut 1404/ 1984, I, 51, 186; II, 227; X, 214; Kādî İyâz, Tertîbü’l-medârik, I, 26, 347-353, 355-356, 509, 535-537, 541; II, 16-20, 27, 31; Dabbî, Buġyetü’l-mültemis, s. 168, 280, 304; İbn Saîd el-Mağribî, el-Muġrib, I, 39, 44, 146, 150, 153; İbn Seyyidünnâs, ǾUyûnü’l-eŝer (nşr. Muhammed el-Îdü’l-Hatrâvî - Muhyiddin Müstû), Medine 1413/1992, II, 183; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, VI, 406; VII, 161-163; IX, 311-312; XII, 102-103; a.mlf., Târîħu’l-İslâm: sene 571-580, s. 259; Safedî, el-Vâfî, XIII, 370; XV, 16-17; Burhâneddin İbn Ferhûn, ed-Dîbâcü’l-müźheb (nşr. Me’mûn b. Muhyiddin el-Cennân), Beyrut 1417/1996, s. 90, 193-194; İbn Hacer el-Askalânî, Nüzhetü’l-elbâb fi’l-elķāb (nşr. Abdülazîz b. Muhammed b. Sâlih es-Sedîdî), Riyad 1409/1989, I, 395; Makkarî, Nefĥu’ŧ-ŧîb, I, 337, 399; II, 45-46; Abdulwahid Dhanun Taha, The Muslim Conquest and Settlement of North Africa and Spain, London 1989, s. 147, 242; M. Isabel Fierro, “Tres Familias Andalusies de Epoca Omeya Apodadas Banû Ziyâd”, Estudios Onomástico-Biográficos de al-Andalus (ed. M. Marin - J. Zanon), Madrid 1992, V, 85-141; a.mlf., “Proto-Malikis, Malikis and Reformed Malikis in al-Andalus”, The Islamic School of Law: Evolution, Devolution and Progress (ed. P. Bearman v.dğr.), Cambridge 2005, s. 58-59, 61-64; a.mlf., “Ѕћabŧūn”, EI² (İng.), IX, 165; B. Ossendorf-Conrad, Das K. al-Wāđiĥa des ǾAbd al-Malik b. Ĥabīb, Stuttgart 1994, s. 157-228; Hasan Ni‘met, MevsûǾatü’l-müdün ve’l-ķura’l-Lübnâniyye, [baskı yeri yok] 1996 (Dâru Avn), s. 79, 313; Mustafa el-Herrûs, el-Medresetü’l-Mâlikiyyetü’l-Endelüsiyye ilâ nihâyeti’l-ķarni’ŝ-ŝâliŝi’l-hicrî, Muhammediye 1418/1997, s. 35-61; A. Carmona, “The Introduction of Malik’s Teachings in al-Andalus”, The Islamic School of Law: Evolution, Devolution and Progress, s. 44-46; Hüseyin Ali Lûbânî, MuǾcemü esmâǿi’l-müdün ve’l-ķura’l-Filisŧîniyye, Beyrut 2006, s. 145; Kuteybe eş-Şihâbî, MuǾcemü’l-mevâķıǾi’l-eŝeriyye fî Sûriyye, Dımaşk 2006, s. 203; Ali Hakan Çavuşoğlu, “Endülüs’te Re’y-Hadis Mücadelesi”, İslâmiyât, VII/3, Ankara 2004, s. 60-61, 72.

Ali Hakan Çavuşoğlu  


ŞEBÜSTERÎ

(شبسترى)

Şeyh Sa‘düddîn Mahmûd b. Emîniddîn Abdilkerîm b. Yahyâ Şebüsterî Tebrîzî (ö. 720/1320)

İranlı mutasavvıf ve şair.

Tebriz’in yaklaşık 40 km. kuzeybatısında bulunan Şebüster’de (Şebister) dünyaya geldi. 1267’de (1851) yaptırılan türbesinin mezar taşında 720 yılında ve otuz üç yaşında vefat ettiği kaydedildiğine göre 687’de (1288) doğmuş olmalıdır. Abdülbaki Gölpınarlı, Gülşen-i Râz çevirisinin önsözünde Riyâżü’l-Ǿârifîn’den yanlışlıkla otuz yedi yaşında öldüğü bilgisini aktararak 683’te (1284) doğduğunu belirtmiştir. Hayatı hakkında günümüze pek az bilgi ulaşması muhtemelen uzleti tercih eden kişiliği ve genç yaşta ölümünden kaynaklanmıştır. Şebüsterî, İlhanlı hükümdarları Sultan Muhammed Hudâbende ve Ebû Said Bahadır Han zamanında âlimlerin buluştuğu bir şehir olan Tebriz’de eğitim gördü, özellikle Bahâeddin Ya‘kūb-i Tebrîzî’nin müridi ve öğrencisi oldu. Kendisi SaǾâdetnâme adlı eserinde Emînüddîn-i Tebrîzî’yi de üstadı ve şeyhi diye kaydetmiştir. Kısa ömrüne rağmen Bağdat ve Dımaşk gibi şehirlerle Yemen, Hicaz, Mısır, Endülüs ve Kafkasya gibi İslâm ülkelerini dolaştı. Kirman’da bir müddet ikamet ederek burada evlendi; aralarından birçok ilim sahibi kişinin yetiştiği çocukları ve torunları “Hâcegân” diye tanındı. Bazı kaynaklarda vefat tarihi 718 ve 719 (1319) şeklinde de verilen Şebüsterî’nin kabri, Şebüster’de Gülşen adıyla bilinen bir bahçenin içerisindeki türbede hocası Şeyh Bahâeddin Ya‘kūb-i Tebrîzî’nin yanı başındadır. İstanbul’a giderek Yavuz Sultan Selim’e Farsça ŞemǾ u Pervâne mesnevisini sunan ve Kanûnî Sultan Süleyman’a methiye yazan Abdullah Şebüsterî onun torunlarındandır.

Eserlerinde çoğunlukla tasavvuf, kelâm ve felsefe konuları üzerinde duran Şebüsterî’nin Doğu’daki tasavvufî şiirin öncüleri olan Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr, Ferîdüddin Attâr ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin aşk ve vecd yolu üzerinde olduğu görülmektedir. Gölpınarlı, onun Gülşen-i Râz’ındaki birçok beyti Mevlânâ’nın Meŝnevî’sindeki beyitleriyle uyumlu bulmaktadır. Lâhîcî’nin şerhinde de Meŝnevî’den alıntılar mevcuttur. Ancak Şebüsterî genel olarak Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin etkisindedir. Bununla birlikte ifadeleri İbnü’l-Arabî’nin ifadelerinden daha açık ve daha vecizdir. Şebüsterî’yi bazıları İmâmiyye (İsnâaşeriyye) mezhebinden gösterse de kendisi SaǾâdetnâme’de Sünnî-Eş‘arî olduğunu belirtmektedir.

Kübrevîliğin Nûriyye kolunun pîri Nûreddin Abdurrahman İsferâyînî’nin halifesi Emînüddin Abdüsselâm Huncî’nin müridi olan Şebüsterî, Kübrevî şeyhliği yapmamakla birlikte halka yönelik sohbet ve vaazlarda bulunmuştur. SaǾâdetnâme’de ve Gülşen-i Râz’da melâmet neşvesine sahip, şöhreti sevmeyen bir kimse olduğunu söylemiş, Kübrevî-Rükniyye’den çağdaşı Alâüddevle-i Simnânî’nin aksine devrindeki idarecilerle ilişki kurmaktan kaçınmış, Moğol istilâsının hüküm sürdüğü bir zamanda ehliyetsiz kişilerin şeyh olmasından yakınarak döneminde tasavvufî hayatı tenkit etmiş ve uzleti seçmiştir.

Şebüsterî, İbnü’l-Arabî ile Ferîdüddin Attâr-Mevlânâ geleneklerini eserlerinde mezceden, Fahreddîn-i Irâkī istisna tutulursa İbnü’l-Arabî düşünce ve terminolojisini Farsça şiire dahil eden en önemli muhakkik sûfîlerdendir. SaǾâdetnâme’de gençliğinde İbnü’l-Arabî’nin el-Fütûĥâtü’l-Mekkiyye’sini ve Fuśûśü’l-ĥikem’ini okuduğunu, ancak bu okumalardan gönlünün sükûnete ermediğini, konu hakkında karşılaştığı müşkilleri şeyhi Emînüddin’e sorduktan sonra kalp aynasına çirkin bir zenci sûretinde yansıyan İbnü’l-Arabî metinlerindeki



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir