TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ŞARKÎ SULTANLIĞI ::.

cilt: 38; sayfa: 361
[ŞARKÎ SULTANLIĞI - Azmi Özcan]


 


ŞARKÎ SULTANLIĞI

1394-1495 yılları arasında Hindistan’da hüküm süren bir İslâm hânedanı.

Hânedanın başşehri Jaunpûr (Cavnpûr) olduğundan Jaunpûr Sultanlığı diye de bilinir. Delhi Sultanlığı’nın çözülme devrinde ortaya çıkan pek çok mahallî hânedanın ilki olup kurucusu, Tuğluklu Sultanı Nâsırüddin Muhammed Şah’ın veziri olan ve Hâce-i Cihân lakabıyla anılan Melik Server’dir. Hânedanın Şarkî Sultanlığı (Mülûkü’ş-Şark) olarak adlandırılması, Melik Server’in Nâsırüddin Muhammed Şah tarafından ülkenin doğu topraklarının idaresine tayin edilmesi sebebiyle Melik-i Şark unvanını almasından dolayıdır. Muhammed Şah’ın ölümünün ardından oğlu Mahmûd Nâsırüddin’in tahta çıkmasını sağlayan Melik Server vezirliği uhdesinde tutmaya devam etti. Ancak merkezi Jaunpûr olan doğu bölgelerindeki karışıklıklar yüzünden buranın valiliğine tayin edildi ve burada huzur ve asayişi sağladı. Sultan Mahmûd’un Delhi’den kaçması üzerine Atabek-i İslâm unvanıyla bağımsızlığını ilân eden Melik Server hânedanını kurdu, kendi adına para bastırdı ve hutbe okuttu (796/1394). Günümüzde Uttar Pradeş adı verilen bölgenin tamamını ele geçirip hâkimiyetini Kudh ve Yamuna nehri etrafında Asam’dan güneyde Bundelkhand’a kadar genişletti. Leknevtî sultanı da onun hâkimiyetini kabul ederek bağlılığını bildirdi. Jaunpûr’u imar eden Melik Server şehri ilim adamları ve şairlerin yerleştiği bir kültür merkezi haline getirdi.

Melik Server’in Rebîülevvel 802’de (Kasım 1399) vefatından sonra Habeşli bir köle olan evlâtlığı Mübârek Şah Karanfil tahta geçirildi. Mübârek Şah, Jaunpûr’u Delhi’den gelen tehlikelere karşı korudu. 804’te (1401) hânedanın başına Şarkî Sultanlığı’nın en önemli hükümdarlarından İbrâhim Şah geçti. Hâkimiyetinin ilk yıllarında Mallu İkbal Han ve Sultan Mahmûd Nâsırüddin Şah’ın saldırılarına mâruz kaldı. Kannevc’i zapteden Mahmûd Şah karşısında onunla anlaşmayı tercih etti (807/ 1405). Tirhut bölgesi Şarkî Sultanlığı’na tâbi olmaya devam etti. İbrâhim Şah 809’da (1406) Kannevc’i, 817 (1414) yılında Kalpîler’e ait bazı şehirleri ele geçirdi. Cemâziyelevvel 831’de (Mart 1428) Delhi Sultanı Seyyid Mübârek Şah ile yaptığı savaşta iki ordu da kayıplar verdi ve kesin bir sonuç alınamadı. İbrâhim Şah bu dönemde Kalpî Sultanlığı’ndaki iktidar mücadelelerine doğrudan müdahale etti. 840 (1436-37) yılında Delhi’ye hücum eden İbrâhim Şah kendisine direnemeyen Sultan Seyyid Muhammed’le anlaşma yaptı. Onun döneminde de âlimler ve sanatkârlar himaye edildi. Pek çok medrese açıldı ve Şarkî tarzı denilen yeni bir mimari üslûp gelişti.

İbrâhim Şah’ın 844’te (1440) vefatı üzerine yerine büyük oğlu Mahmûd Şah geçti. Mahmûd Şah 1443’te Kalpî hâkimi Nâsır Han’a karşı yürüdü. Nâsır Han, Mahmûdâbâd’ı terkederek Çanderî’ye gitti ve Mâlvâ Halacî Hükümdarı I. Mahmûd’dan yardım istedi. Ertesi yıl yapılan savaştan da bir sonuç elde edilemedi. 856’da (1452) Delhi üzerine sefere çıkan Mahmûd Şah, Narela savaşında Delhi hâkimi ve kayınbiraderi Behlûl-i Lûdî’ye yenildi. 1458’de vefat edince oğlu Bikan Han, Muhammed Şah unvanıyla tahta çıkarıldı. Ancak Muhammed Şah, Lûdîler’le mücadele ederken kardeşi Hüseyin Şah Şarkî isyan etti. Muhammed Şah’ın kumandanlarından bir kısmı onun tarafına geçti. Muhammed Şah’ın savaşta öldürülmesinin ardından Hüseyin Şah Şarkî tahta çıktı (863/1458). İlk yıllarında Lûdîler’le barış yapan Hüseyin Şah Şarkî güçlü bir ordu oluşturduktan sonra vergisini göndermeyen Orissa hâkimini tâbiiyet altına aldı. Gvâliyâr seferiyle de bölgedeki hâkimiyetini pekiştirdi (871/1466). Ordunun modernleştirilmesine büyük önem vererek bir tophâne kurdurdu. Bu arada Bayana hâkimi tâbiiyetini tanıdığı gibi Mevat’ta hüküm süren Ahmed Han’la ittifak yaptı. Gittikçe güçlenen ve bölgedeki tek rakibi Delhi Sultanlığı’na karşı büyük bir ordu hazırlayan Hüseyin Şah 878’de (1473) Delhi’ye bir sefer düzenlediyse de bir netice alamadı. Hüseyin Şah’ın bundan sonra Delhi’ye yaptığı iki sefer başarısızlıkla sonuçlanırken Bedâûn ve Sambhal 1478’de Şarkî topraklarına katıldı.

Hüseyin Şah Şarkî aynı yıl Delhi’yi ele geçirmek amacıyla Yamuna nehrine kadar ilerledi. Behlûl-i Lûdî, Hüseyin Şah’a tâbi olup Delhi’yi elinde tutmak şartıyla anlaşma teklif ettiyse de kabul edilmedi. Bunun üzerine Behlûl, Yamuna ırmağını geçerek Şarkî Sultanlığı ordusunu mağlûp etti. Hüseyin Şah bir müddet sonra yeni bir ordu toplayıp Delhi’ye yöneldi, ancak yine başarılı olamadı. 885’te (1480) üçüncü defa mağlûp oldu. Ertesi yıl Sirsa’da yapılan savaşı da kaybeden Hüseyin Şah topraklarının önemli bir kısmını Lûdîler’e bırakmak zorunda kaldı (886/1481). Behlûl-i Lûdî 1482’de Şarkî Sultanlığı’nın merkezi Jaunpûr’u da ele geçirdi. Fakat ordusunu tekrar toplayan Hüseyin Şah, Jaunpûr’a hâkim olduysa da Behlûl bizzat gelerek şehirde hâkimiyeti sağladı ve Şarkî tahtına oğlu Barbek Şah’ı çıkardı (888/ 1483). Bazı araştırmalarda Şarkî Sultanlığı’nın bu tarihten itibaren fiilen sona erdiği ileri sürülür; ancak Hüseyin Şah’ın Bihâr’ı ele geçirip Lûdîler’e karşı mücadelesine devam ettiği dikkate alındığında onun 900’de (1495) Bihâr’da İskender-i Lûdî’ye yenilip aynı yıl Bengal’deki Kahlgaon’a (Colgong) çekildiği zamana kadar hânedanın varlığını sürdürdüğü söylenebilir.

Bengal sultanının himayesinde yaşayan Hüseyin Şah Şarkî 911’de (1505) vefat etti; naaşı Jaunpûr’a nakledilerek el-Câmiu’ş-şark’ın yakınında defnedildi. Bengal sınırlarından Himalayalar’a kadar olan topraklarda bir asır kadar hüküm süren Şarkî sultanları âlim ve sanatkârları himaye etmeleriyle tanınmıştır. Timur’un Delhi’yi yağmalamasının (1398) ardından Hindistan ve Türkistan’daki âlim, şair, edip ve sanatkârlar Jaunpûr’dan himaye görmüştür. “Doğu’nun Şîraz’ı” olarak tanınan Jaunpûr’da Çiştiyye ve Sühreverdiyye gibi tarikatlar dergâhlar açmıştır. Devletâbâdî, Mevlânâ İlâhdâd, Hâce Ebü’l-Feth gibi âlimlerle Suriye asıllı mutasavvıf Şah Mâder devrin tanınmış simalarındandır. Dönemin en önemli eserleri Jaunpûr’daki Atâlâ, Lâl Dervâze ve cuma camileridir. Kırmızı kum taşları, sütunları ve taş işlemeciliğiyle Şarkî mimarisinin en karakteristik eseri olan Atâlâ Camii’nin temelleri 765’te (1364) Firûz Şah Tuğluk tarafından atılmışsa da camiyi 810’da (1408) İbrâhim Şah tamamlamıştır. Bu devirde inşa edilen eserler Tuğluklu dönemi eserlerine göre tezyinat ve sanat bakımından daha gösterişlidir. Lâl Dervâze Camii, Mahmûd Şah’ın hanımı Bîbî Râcî tarafından yaptırılmış (851/1447), inşasına 1438’de başlanan cuma camisi Hüseyin Şah zamanında 883’te (1478) tamamlanmıştır. Lâl Dervâze Camii etrafında kurulan medrese günümüzde Câmia-i Hüseyniyye adıyla faaliyet göstermektedir. Sultan İbrâhim’in inşa ettirdiği Cancahri Camii ile yine onun kumandanları Hâlis ve Muhlis hanlar tarafından yaptırılan cami de Atâlâ Camii tarzındadır. 1495’te Sultan İskender Lûdî, Jaunpûr’da Şarkî Sultanlığı’nın izlerini silmek için camiler dışındaki bütün eserleri tahrip ettirmiştir.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir