TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ŞAMDAN ::.

cilt: 38; sayfa: 330
[ŞAMDAN - Nebi Bozkurt]


İstanbul 2002, s. 149 vd., 170, 190; A. S. Melikian-Chirvani, “Anatolian Candlesticks: The Eastern Element and the Konya School”, RSO, LIII (1985), s. 225 vd.; İ. Gündağ Kayaoğlu, “Günümüzde de Yaşamını Sürdüren Aydınlatma Araçları Kandiller”, Antik Dekor, sy. 2, İstanbul 1989, s. 84, 85, 86, 87, 88, 89; SA, IV, 1862, 1863; Pakalın, III, 307, 308; Linda Komaroff, “Candlestick”, EIr., IV, 751-755.

Nebi Bozkurt  


ŞÂMÎ, Nizâmeddin

(نظام الدين الشامي)

(ö. 814/1411-12)

Timurlular döneminin önde gelen edip ve tarihçilerinden.

Hayatı hakkındaki bilgiler kendi eserinde, Hâfız-ı Ebrû’nun Źeyl-i Žafernâme’siyle Şerefeddin Yezdî’nin Žafernâme adlı eserinde bulunmaktadır. Tebriz yakınlarındaki Şenbigāzânî’de doğduğu için Şenbî, bazan da Şenb-i Gāzânî-i Tebrîzî nisbeleriyle anılır. Şâmî nisbesinin Şam’la ilgisi olmayıp Şenbî kelimesinin değişikliğe uğramış şeklidir. Celâyirli hânedanından Sultan Üveys ve Sultan Ahmed Celâyir’in hizmetinde bulundu. Timur, Sultan Ahmed Celâyir tarafından terkedilen Bağdat’a girince (20 Şevval 795 / 29 Ağustos 1393) Bağdat ahalisinden Timur’a itaat arzeden, dolayısıyla onun iltifatına mazhar olan ilk kişidir (Zafernâme [trc. Necati Lugal], s. 170). Nizâmeddîn-i Şâmî’nin (Nizâm-ı Şâmî) Timur’la ikinci karşılaşması, yine kendi anlatımına göre (a.g.e., s. 271-272) hac farîzasını eda etmek için Hicaz’a giderken Halep’te kalenin karşısındaki bir mevkiden savaşı takip ederken durumu şüpheli görülerek -Hâfız-ı Ebrû’nun naklettiğine göre Timur lehine casusluk ithamıyla- Memlüklü idarecileri tarafından tutuklandığı ve Timur’un şehri ele geçirdiği tarihte (Safer 803 / Eylül-Ekim 1400) vuku buldu. Dolayısıyla şehrin işgaline tanık oldu. Emîr Celâlü’l-İslâm tarafından kendisine takdim edilen Nizâmeddîn-i Şâmî’ye Timur ilgi gösterdi. Bu tarihten itibaren Semerkant’a dönüşüne kadar Timur’un yanından hiç ayrılmadı, seferleri sırasında kendisine refakat etti ve 1403’te Gürcüler’e ait Bertvisi Kalesi’nin muhasarasında hazır bulundu. Beylekān’daki imar faaliyetlerini ve kanalın açılışını da gördü. Timur Semerkant’a hareket ederken Şâmî’nin Tebriz’e dönmesine izin verdi. Şâmî bu tarihten sonra, Timur’un imparatorluğun batıdaki topraklarına vali tayin ettiği torunu Ömer Bahadır’ın hizmetine girdi ve 814’te (1411-12) vefat etti.

Nizâmeddîn-i Şâmî’nin en önemli eseri Žafernâme’dir. Timur, herhalde Bağdat’taki ilk karşılaşmanın kendisinde bıraktığı olumlu intiba sebebiyle 804 (1401-1402) yılında Nizâmeddîn-i Şâmî’ye, hânedanının tarihine dair eserlerin yetersiz olduğunu ve kendisini tatmin etmediğini söyleyerek herkesin anlayabileceği bir üslûpla fetihlerinin tarihini yazmasını istemiş (a.g.e., s. 10-11), bunun üzerine Şâmî sade bir üslûpla eserini kaleme almıştır. Başka kaynaklardan yararlanarak kitabına Timur ve hânedanının tarihiyle başlamakla birlikte eserin 795 (1393) yılındaki Bağdat kuşatmasından Şevval 806 (Nisan 1404) tarihine kadar gelen kısmı, yazarın kendi müşahedelerine ve birinci elden kaynaklara dayanması bakımından orijinal bir kaynak sayıldığı gibi Şâhruh’un şehzadelik dönemi için de önemli bir eserdir. Müellifin 806’da (1404) tamamlayıp Timur’a takdim ettiği kitabın üzerinde “Zafernâme” adının bulunmadığı ve bu ismin torunu Ömer Bahadır’a sunulan ikinci nüshada yer aldığı belirtilir (EI² [İng.], IX, 283). Bu nüshada çok az değişiklik yapan Şâmî girişe bazı ilâvelerde bulunmuş ve eseri Ömer Bahadır’ın övgüsüne dair bir hâtimeyle bitirmiştir. Žafernâme’ye Hâfız-ı Ebrû tarafından bir zeyil yazılmıştır (Źeyl-i Žafernâme-i Şâmî, ed. Felix Tauer, Prague 1932; nşr. Behmen Kerîmî, Tahran 1328 hş.). Felix Tauer, Žafernâme’nin İstanbul, Paris ve Londra kütüphanelerindeki nüshalaryla Hâfız-ı Ebrû’nun Şâmî’nin kitabından faydalanarak hazırladığı Zübdetü’t-tevârîħ-i Baysungurî adlı eserini karşılaştırıp tenkitli neşrini yapmıştır (Žafarnāma, histoire des conquètes de Tamerlan intitulée Žafarnāma par Nižāmuddīn Šāmī avec des additions empruntées au Zubdatu-t-tawārīħi Bāysungurī de Ĥafiž-ı Abrū, I-II, Beyrut 1937; Prague 1937-1956). Necati Lugal eseri aynı adla Türkçe’ye çevirmiştir (Ankara 1949, 1987). Hâfız-ı Ebrû ve Şerefeddin Yezdî gibi müellifler tarafından dönemin en seçkin edipleri arasında gösterilen Nizâmeddîn-i Şâmî’nin iki eserinden daha bahsedilmektedir. Bunlardan biri Riyâżü’l-mülûk fî riyâżâti’s-sülûk olup Celâyirli Sultan Üveys’e sunulmuştur. Kitap, İbn Zafer’in Sülvânü’l-muŧâǾ fî Ǿudvâni’l-etbâǾ adlı eserinin bazı ilâve ve değişikliklerle Farsça’ya yapılmış tercümesidir. İkincisi Bilevher ve Bûzesf’tir. Nizâmeddîn-i Şâmî, destanî mahiyette bir eser olan ve eskiden Arapça’dan Farsça’ya çevrilen bu kitabı özetleyip Celâyirli Sultan Ahmed’e takdim etmiştir (Safâ, Edebiyyât, IV, 477-478; Dihhudâ, XIII, 19953).

BİBLİYOGRAFYA:

Nizâmeddin Şâmî, Zafernâme (trc. Necati Lugal), Ankara 1987, s. 10-11, 170, 271-272; Şerefeddin, Žafernâme (Urumbayev), s. 919; Hândmîr, Ĥabîbü’s-siyer, III, 547-548; Keşfü’ž-žunûn, II, 998; Browne, LHP, III, 361-362; a.mlf., Ez SaǾdî tâ Câmî (trc. Ali Asgar Hikmet), Tahran 1339 hş., s. 493-494; Storey, Persian Literature, I/1, s. 278-279; Safâ, Edebiyyât, IV, 476-480; a.mlf., Gencîne-i Süħan, Tahran 1362 hş., V, 152-160; Abbas el-Azzâvî, et-TaǾrîf bi’l-müǿerriħîn fî Ǿahdi’l-Moġūl ve’t-Türkmân, Bağdad 1376/1957, s. 218; Ramazan Şeşen, Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı, İstanbul 1998, s. 244; F. Tauer, “Timurlular Devrinde Tarihçilik” (trc. Ahmet Ateş), TTK Belleten, XXIX/113 (1965), s. 50-52; A. K. S. Lambton, “Early Timurid Theories of State: Hāfız Abrū and Nizām al-Dīn Sāmī”, BEO, XXX (1978), s. 1-9; P. Jackson, “Ѕћāmī, Nizām al-Dīn”, EI² (İng.), IX, 283; Dihhudâ, Luġatnâme (Muîn), XIII, 19953.

Gülay Öğün Bezer  


ŞÂMÎ, Şemseddin

(شمس الدين الشامي)

Ebû Abdillâh Şemsüddîn Muhammed b. Yûsuf b. Alî b. Yûsuf es-Sâlihî eş-Şâmî eş-Şâfiî (ö. 942/1536)

Sübülü’l-hüdâ ve’r-reşâd adlı eseriyle tanınan âlim.

Dımaşk’ın Sâlihiye semtinde dünyaya geldi. Hayatına dair fazla bilgi yoktur. Mısır’a giderek Kahire’deki Berkūkıyye Medresesi’nde müderrislik yaptı. Eserlerindeki bilgilerden, kendisinden “şeyhimiz” diye söz ettiği Süyûtî başta olmak üzere Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî, Şâhin b. Abdullah el-Halvetî, Şücâüddin Ömer b. Abdullah el-Halvetî, Muhammed eş-Şâmî gibi âlimlerle Mısır’ı ziyaret eden ulemâdan faydalandığı anlaşılmaktadır. Döneminin önemli âlimlerinden sayılan ve çok sayıda öğrenci yetiştiren Şemseddin eş-Şâmî 14 Şâban 942’de (7 Şubat 1536) Kahire’de vefat etti. Şâmî’nin ilim sahibi ve faziletli bir kişi olup zâhidâne bir hayatı benimsediği, teklif edilen görev ve ihsanları kabul etmediği, çevresinde bulunan herkese yardım etmeye çalıştığı belirtilmektedir. Hiç evlenmemiş ve tamamen ilimle meşgul olmuştur. Şâfiî mezhebine mensup olan Şâmî’nin Ebû Hanîfe’nin menâkıbına dair kitap yazmış olması dolayısıyla Hanefî olduğu ileri sürülmüşse de (Hediyyetü’l-Ǿârifîn, II, 236) bu doğru değildir.

Eserleri. 1. Sübülü’l-hüdâ ve’r-reşâd fî sîreti ħayri’l-Ǿibâd (es-Sîretü’ş-Şâmiyye). Hz. Peygamber’in siyer ve megāzîsiyle ilgili en hacimli ve en kapsamlı eserlerden biri olup hadis, siyer, fıkıh, lugat,



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir