TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ŞAM ::.

cilt: 38; sayfa: 315
[ŞAM - Cengiz Tomar]


Kütübî, Ebü’l-Mehâsin el-Hüseynî, Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, İbn Receb, İbnü’l-Cezerî, Takıyyüddin İbn Kādî Şühbe, Şehâbeddin İbn Arabşah ve Bedreddin İbn Kādî Şühbe, Dımaşkī nisbesiyle tanınan meşhur âlimlerden bazılarıdır.

BİBLİYOGRAFYA:

Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 156-206; Taberî, Târîħ (Ebü’l-Fazl), I-XI, bk. İndeks; İbnü’l-Kalânisî, Târîħu Dımaşķ (Zekkâr), bk. İndeks; İbn Asâkir, Târîħu Dımaşķ (Amrî), I-IV, tür.yer.; İbn Cübeyr, er-Riĥle (nşr. W. Wright - M. J. de Goeje), Leiden 1907, s. 260-303; Yâkūt, MuǾcemü’l-büldân, Beyrut, ts. (Dârü’l-fikr), II, 463-470; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, I-XIII, bk. İndeks; Ebû Şâme, Kitâbü’r-Ravżateyn (nşr. İbrâhim ez-Zeybek), Beyrut 1418/1997, I-V, bk. İndeks; İzzeddin İbn Şeddâd, el-AǾlâķu’l-ħaŧîre fî źikri ümerâǿi’ş-Şâm ve’l-Cezîre (nşr. Sâmî ed-Dehhân), Dımaşk 1375/1956; İbn Vâsıl, Müferricü’l-kürûb, I-V, tür.yer.; İbn Abdülhâdî, Feżâǿilü’ş-Şâm (nşr. Mecdî Fethî es-Seyyid), Tanta 1408/1988; İbn Battûta, er-Riĥle, Beyrut, ts. (Dâru Sâdır), s. 84-110; Kalkaşendî, Śubĥu’l-aǾşâ, IV, 94-120; ayrıca bk. İndeks; Makrîzî, es-Sülûk (Ziyâde), I-II, tür.yer.; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire (nşr. M. Hüseyin Şemseddin), Beyrut 1413/ 1992, I-XVI, tür.yer.; Şemseddin İbn Tolun, İǾlâmü’l-verâ (nşr. M. Ahmed Dehmân), Dımaşk 1984, tür.yer.; a.mlf., Müfâkehetü’l-ħillân fî ĥavâdiŝi’z-zamân (nşr. Halîl Mansûr), Beyrut 1998; Nuaymî, ed-Dâris fî târîħi’l-medâris (nşr. Ca‘fer el-Hasenî), Kahire 1988, I-II; a.mlf., Dûrü’l-Ķurǿân fî Dımaşķ (nşr. Selâhaddin el-Müneccid), Beyrut 1982; M. İzzeddin b. Hüseyin Arabî ed-Dımaşkī, er-Ravżatü’l-behiyye fî feżâǿili Dımaşķ el-Mahmiyye (nşr. Selâhaddin Halîl Mûsullî), Dımaşk 1421/ 2000; E. H. Gillet, Ancient Cities and Empires, Philadelphia 1867, s. 237; K. Wulzinger - C. Watzinger, Damaskus, Berlin 1921-24, I-II; N. A. Ziadeh, Urban Life in Syria under the Early Mamluks, Beirut 1953; a.mlf., Dımaşķ fî Ǿaśri’l-Memâlîk, Beyrut 1966; a.mlf., “The Administration of Bilad al-Sham from the Byzantines to the Early Arabs”, MUSJ, L/2 (1984), s. 787-812; I. M. Lapidus, Muslim Cities in the Later Middle Ages, Cambridge 1967, bk. İndeks; E. Ashtor, A Social and Economic History of the Near East in the Middle Ages, London 1976, tür.yer.; R. Stephen Humphreys, From Saladin to the Mongols, Albany 1977; Coşkun Alptekin, The Reign of Zangi, Erzurum 1978; a.mlf., Dimaşk Atabegliği (Togteginliler), İstanbul 1985; F. McGraw Donner, The Early Islamic Conquests, Princeton 1981, s. 91-155; W. T. Pitard, Ancient Damascus, Cambridge 1982; Ali Sevim, Suriye ve Filistin Selçukluları Tarihi, Ankara 1983; H. Kennedy, The Prophet and the Age of the Caliphates, London 1986, tür.yer.; a.mlf., “The Towns of Bilad al-Sham and the Arab Conquest”, Proceedings of the Symposium on the Bilād al-Shām during the Byzantine Period (ed. M. Adnan Bakhit - M. Asfour), Amman 1986, II, 88-99; Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi, I-III, bk. İndeks; Ramazan Şeşen, Salâhaddîn Eyyûbî ve Devlet, İstanbul 1987, bk. İndeks; Ekrem Hasan el-Ulebî, Ħıŧaŧu Dımaşķ, Dımaşk 1410/1989; Mustafa Fayda, Allah’ın Kılıcı Halid Bin Velid, İstanbul 1990, s. 393-401; İsmail Yiğit, Siyasî-Dinî-Kültürel-Sosyal İslâm Tarihi: Memlûkler, İstanbul 1991, s. 65, 124, 148, 193, 194, 216, 229, 232; Abdülkādir er-Reyhâvî, Dımaşķ, türâŝühâ ve meǾâlimühe’t-târîħiyye, Dımaşk 1996; Ahmed Îbiş - Kuteybe eş-Şihâbî, Dımaşķ eş-Şâm fî nuśûśi’r-raĥĥâlîn ve’l-coġrâfiyyîn ve’l-büldâniyyîne’l-ǾArab ve’l-müslimîn, Dımaşk 1998, I; Kuteybe eş-Şihâbî, MuǾcemü Dımaşķ et-târîħî, Dımaşk 1999, I-III; P. M. Holt, Haçlılar Çağı (trc. Özden Arıkan), İstanbul 1999, tür.yer.; Casim Avcı, İslâm-Bizans İlişkileri, İstanbul 2003, bk. İndeks; Hasan Zekî es-Savvâf, Dımaşķ aķdemü Ǿâśımetin fi’l-Ǿâlem, Dımaşk 2004; R. Burns, A History of Damascus, London 2005; Ahmed M. el-Ûtânî, Dımaşķ fi’l-Ǿaśri’l-Eyyûbî, Dımaşk 2007; R. Hartmann, “Şam”, İA, XI, 298-305; N. Elisséeff, “Dimashķ”, EI² (İng.), II, 277-286.

Cengiz Tomar  

Osmanlı Dönemi. Dımaşk (Şam) şehri Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Osmanlı idaresi altına alındı. Şehrin dışında Mastaba denilen yerde karargâh kuran padişah kadıların, müftülerin ve diğer ileri gelenlerin itaatlerini kabul etti. 6 Ramazan 922’de (3 Ekim 1516) Şam’a girdi ve ilk cuma namazını kıldığı Emeviyye Camii’nde Şâfiî kadısı imam Veliyyüddin Ferfûr tarafından “el-melikü’l-muzaffer hâdimü’l-Haremeyni’ş-şerîfeyn” unvanıyla anıldı. Ramazanın on beşinde (12 Ekim) Şam cami ve medreselerinde hediyeler ve para dağıtıldı. İki buçuk ay kadar kaldığı Şam’da idareyi tanzim etti, ayrıca itaatsizliği görülen bazı bedevî kabilelerine karşı askerî harekât düzenletti. Mısır seferinin ardından 21 Ramazan 923’te (7 Ekim 1517) tekrar Şam’a geldi. Şehrin dinî kimliğinde bugün de önemini koruyan Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin mezarının bulunduğu yerde cami, türbe, imarethâne ve zâviyeden oluşan küçük bir külliyenin yapımını başlattı ve kısa sürede tamamlanması için inşaatıyla yakından ilgilendi, vakıflar tahsis etti. Şam’da toplanan hacıların ve surre alayının Hicaz’a gidişiyle ilgili güvenlik tedbirlerine nezaret etti. Cami inşaatının tamamlanmasından ve Memlük döneminin son nâibi Canbirdi Gazâlî’yi Şam beylerbeyiliğine getirdikten kısa bir süre sonra İstanbul’a dönmek için şehirden ayrıldı (22 Şubat 1518).

Ekim 1520’de Şam önemli bir isyana sahne oldu. Şam Beylerbeyi Canbirdi Gazâlî, Yavuz Sultan Selim’in vefatını fırsat bilerek isyan etti ve özellikle Memlük beylerinin desteğini alıp Şam’da hâkimiyeti ele geçirdi. Adına hutbe okutup para bastırdı ve Emeviyye Camii’nde “el-melikü’l-eşref” unvanıyla bağımsızlığını ilân etti. Ancak ulemânın, esnafın ve meşâyihin desteğini sağlayamadı. Canbirdi Gazâlî Şah İsmâil, Dulkadırlı Şehsuvaroğlu Ali Bey, Ramazanoğlu Pîrî Bey ve Mısır Valisi Hayır Bey’e elçiler göndererek kendi safında yer almalarını temin etmeye çalışırken Ferhad Paşa kumandasında Şam’a ilerleyen Osmanlı ordusu 1521 Ocak ayının son günlerinde isyanı bastırdı. Yeni beylerbeyi Ayas Paşa da şubat sonunda görevine başladı.

Şam’ın içinde bulunduğu bölgenin Osmanlı dönemi idarî taksimatındaki durumu zaman zaman değişmiş olmakla birlikte şehir Osmanlı devri boyunca bölgenin idarî, askerî, ilmî, kültürel ve ticarî merkezi olma özelliğini sürdürdü. Bu konumu dolayısıyla Şam nüfusunun önemli bir kesimini görevliler oluşturmaktaydı. Mülkî ve askerî açıdan doğrudan İstanbul’a bağlı kalan Şam dinî ve adlî teşkilâtlanmada Hanefî mezhebi merkezli bir yapıya geçirildi. Gazâlî isyanının ardından şehre gönderilen mülkî ve askerî yöneticilerin üst düzey sivil ve askerî erkân arasından seçilmesine özen gösterildi. Bu sebeple Şam valileri içinde sadâret görevinde bulunmuş çok sayıda isme rastlamak mümkündür. Bunun yanı sıra şehrin kimliğini derinden etkileyecek önemli imar faaliyetleri gerçekleştirildi. Selimiye Camii ve Kanûnî Sultan Süleyman’ın 1554-1559 yıllarında Memlük dönemine ait Kasrü’l-ablak harabeleri civarında Mimar Sinan’a inşa ettirdiği Süleymaniye Külliyesi, sadece Osmanlı mimari üslûbunun önde gelen temsilcileri değil aynı zamanda Emeviyye Camii’nden sonra şehrin en önemli dinî merkezleri haline geldi. Lala Mustafa Paşa, Murad Paşa ve Derviş Paşa gibi güçlü Osmanlı beylerbeyilerinin de camiler, medreseler, hanlar ve kervansaraylar yaptırmaları Şam’a olan ilgiyi daha da arttırdı. Söz konusu külliye ve yapıları destekleyen zengin vakıfların kurulması buranın hızla bir Osmanlı şehrine dönüşmesine zemin hazırladı. 930’da (1524) Bâbülberîd ve Hârûniye çevresini etkileyen büyük yangının tahrip ettiği yerlerde ticaret merkezleri kuruldu ve sur dışında inşa edilen Süleymaniye Çarşısı’nın yanı sıra sur içinde yer alan Sipâhiyye Çarşısı, İpek Çarşısı, Gümrük Hanı ve Murâdiye Hanı gibi XVI. yüzyılın ikinci yarısında güçlü beylerbeyiler tarafından inşa edilen yapılar şehrin ticarî hayatını belirgin bir şekilde canlandırdı. Bu imar hareketlerine ve istikrarın sağlanmasına paralel olarak XVI. yüzyılın ikinci yarısında Kuzey Afrika, Mısır, Halep ve Anadolu başta olmak üzere birçok yerden Şam’a göçler oldu ve nüfusu arttı (Bakhit, s. 54, 115-118).

XVI. asrın son yıllarından itibaren uzun süre devam eden savaşlar ve XVII. asrın ilk yıllarındaki iç isyanlar şehri olumsuz yönde etkiledi. Bunların arasında özellikle



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir