TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız
 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - eş-ŞÂFİYE ::.

cilt: 38; sayfa: 248
[eş-ŞÂFİYE - Hulusi Kılıç]


Suppl., I, 535-537; İsâm Nûreddin, s. 98-108). Bu şerhlerden bazıları şunlardır: 1. Radî el-Esterâbâdî, Şerĥu Şâfiyeti İbni’l-Ĥâcib. Eserin en meşhur ve en mükemmel şerhi olup defalarca basılmıştır (Leknev 1262, 1326; Tahran 1280; Delhi 1283; İstanbul 1290; Lahor 1315; Kahire 1345; nşr. Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Kahire 1348, 1356; Beyrut 1395/1975; Şeyh Rađî Ǿale’ş-Şâfiye, Dersaâdet, ts.; Abdülkādir el-Bağdâdî’nin Şerĥu Şevâhidi Şerĥayi’ş-Şâfiye li’r-Rađî ve’l-Çârperdî’si ile birlikte, nşr. Muhammed Nûr el-Hasan v.dğr., I-IV, Kahire 1356, 1358; Beyrut 1395/1975). 2. Hasan b. Şerefşah el-Esterâbâdî, Şerĥu’ş-Şâfiye (nşr. Abdülmaksûd Muhammed Abdülmaksûd, I-II, Kahire 1425/2004; yüksek lisans tezi olarak neşre hazırlanması: Abdullah b. Muhammed b. Mübârek el-Uteybî, 1414, el-Câmiatü’l-İslâmiyye külliyyetü’l-lugati’l-Arabiyye [Medine]). 3. Ahmed b. Hasan el-Çârperdî, Şerĥu’ş-Şâfiye (Kalküta 1262; Leknev 1262; Tahran 1271; Delhi 1870; Kanpûr 1891; Lahor 1304). Eser ayrıca Hüseyin el-Kemâlâtî (el-Kemâlânî) er-Rûmî’nin ed-Dürerü’l-kâfiye fî ĥalli Şerĥi’ş-Şâfiye adlı hâşiyesi ve Muhammed b. Ebû Bekir İbn Cemâa’nın hâşiyesiyle birlikte basılmıştır (İstanbul 1310). 4. Abdullah b. Muhammed Nukrekâr, Şerĥu’ş-Şâfiye (İstanbul 1266, 1272, 1273, 1276, 1285, 1293, 1302, 1306, 1310, 1319, 1320). 5. Nizâmeddin el-A‘rec en-Nîsâbûrî, Śâfiye Şerĥu’ş-Şâfiye (Tahran 1266, 1272, 1311, 1356; nşr. Ali eş-Şemlâvî, Beyrut 1412/1992; nşr. Süreyyâ Mustafa Muhammed Ukāb, Mekke 1412). 6. Zekeriyyâ el-Ensârî, el-Menâhicü’l-kâfiye fî şerĥi’ş-Şâfiye (nşr. Rezzân Yahyâ Haddâm, Manchester 1424/2003). 7. İsâmüddin el-İsferâyînî, Şerĥu’ş-Şâfiye (Nukrekâr şerhiyle birlikte, İstanbul 1285). 8. Lutfullah b. Muhammed b. Gıyâs Zâfirî Haccâcî, el-Menâhilü’ś-śâfiye ilâ keşfi meǾâni’ş-Şâfiye (nşr. Abdurrahman Şâhin, Kahire 1984). Radî ve Çârperdî şerhlerine dayanır. 9. Muhammed Hâdî b. Muhammed Sâlih el-Mâzenderânî, Şerĥu’ş-Şâfiye (Farsça, Tahran 1268). 10. Muhammed Sa‘d Gālib, eś-Śâfiye (el-ǾÂfiye) Şerĥu’ş-Şâfiye (Farsça, Kanpûr 1278, 1878, 1895; İstanbul 1302). 11. İrfânüddin es-Sevâtî, Miftâĥu’ş-Şâfiye (nşr. Muhammed Saîd Dağıbendî, Delhi 1312). 12. Ali Kuşçu, Farsça şerh. 13. Kara Sinan, eś-Śâfiye şerĥu’ş-Şâfiye. 14. Zeynîzâde Hüseyin Efendi, Fevâǿidü’ş-Şâfiye (Kanpûr 1291). 15. Muhammed Tâhir b. Ali el-Fettenî, Kifâyetü’l-müfriŧîn (Delhi 1283). 16. Ahmed Cevdet Paşa, TaǾlîķāt Ǿale’ş-Şâfiye (İstanbul 1294).

eş-Şâfiye’nin ayrıca Salâhî Efendi, Sûdî Bosnevî, Seyyid Ahmed Âsım Üsküdârî b. Hüseyin Hâmid Ankaravî tarafından Türkçe tercüme ve şerhleri, Kûrd Efendi ve Yâkub Abdüllatif tarafından Türkçe’ye tercümesi (İstanbul 1290) yapılmıştır. Hasan Ahmed el-Hamdû el-Osmân, Neysârî’nin el-Vâfiye nažmü’ş-Şâfiye’siyle birlikte eserin ilmî neşrini eş-Şâfiye fî Ǿilmi’t-taśrîf adıyla gerçekleştirdiği gibi (Mekke 1415/ 1995) İbnü’n-Nâzım’ın Buġyetü’ŧ-ŧâlib fi’r-red Ǿalâ taśrîfi İbni’l-Ĥâcib’ini yüksek lisans tezi (1410, Câmiatü’l-Ümmü’l-kurâ) ve Hıdr el-Yezdî’nin 720’de (1320) yazdığı Şerĥu’ş-Şâfiye’yi de doktora tezi (1417, Câmiatü Ümmü’l-kurâ) olarak neşre hazırlamıştır. Mustafa b. Muhammed et-Trablusî’nin Nüzhetü’l-elbâb adlı eş-Şâfiye manzumesiyle (divanı içinde, Kahire 1310) İbrâhim b. Hüsâmeddin el-Germiyânî’nin el-Ferâǿidü’l-cemîle adlı manzumesi, yine Germiyânî’nin el-Fevâǿidü’l-celîle fî şerĥi’l-Ferâǿidi’l-cemîle’si ve Çârperdî şerhiyle birlikte basılmıştır (İstanbul 1310).

BİBLİYOGRAFYA:

İbnü’l-Hâcib, eş-Şâfiye (nşr. Hasan Ahmed el-Osmân), Mekke 1415/1995, neşredenin girişi, s. 33-53; İbn Hişâm en-Nahvî, Nüzhetü’ŧ-ŧarf fî Ǿilmi’ś-śarf (nşr. Ahmed Abdülmecîd el-Herîdî), Kahire 1410/1990, neşredenin girişi, s. 67-68; Abdurrahman-ı Câmî, el-Fevâǿidü’ż-Żiyâǿiyye: Şerĥu Kâfiyeti İbni’l-Ĥâcib (nşr. Üsâme Tâhâ er-Rifâî), Bağdad 1403/1983, neşredenin girişi, I, 11-14; Zekeriyyâ el-Ensârî, el-Menâhicü’l-kâfiye fî şerĥi’ş-Şâfiye (nşr. Rezzân Yahyâ Haddâm), Manchester 1427/2006, neşredenin girişi, s. 51-62; Keşfü’ž-žunûn, II, 1020-1022; Serkîs, MuǾcem, I, 71; Brockelmann, GAL, I, 370-371; Suppl., I, 535-537; Târık el-Cenâbî, İbnü’l-Ĥâcib en-Naĥvî: Âŝâruhû ve meźhebüh, Bağdad 1973, s. 73-79; Ömer Ferruh, Târîħu’l-edeb, III, 559-561; Abdülvehhâb İbrâhim Ebû Süleyman, Kitâbetü’l-baĥŝi’l-Ǿilmî, Cidde 1403/1983, s. 506-507; Abdülkerîm Muhammed el-Es‘ad, el-Vasîŧ fî târîħi’n-naĥvi’l-ǾArabî, Riyad 1413/1992, s. 274; Sâlihiyye, el-MuǾcemü’ş-şâmil, II, 122; İsâm Nûreddin, Ebniyetü’l-fiǾl fî Şâfiyeti İbni’l-Ĥâcib, Beyrut 1418/1997, s. 68-108; Hadîce el-Hadîsî, Ebniyetü’ś-śarf fî Kitâbi Sîbeveyhi, Beyrut 2003, s. 27; Abdullah Muhammed el-Habeşî, CâmiǾu’ş-şürûĥ ve’l-ĥavâşî, Ebûzabî 1425/2004, II, 1069-1076.

Hulûsi Kılıç  


ŞAH

(شاه)

Bazı İslâm devletlerinde yönetici, hâkim, padişah ve hükümdar anlamında kullanılan bir unvan.

Farsça şâhın (şeh) Sanskritçe’de “hükümet etmek” anlamındaki xshath kelimesinden geldiği ve Avesta’da “hüküm süren, ülkeyi harap olmaktan koruyan” mânasında xshatra ve xshactar şeklinde kullanıldığı, Med dilinde xshathrita, Ahamenîler döneminde xshayathiya biçimine dönüştüğü ileri sürülmektedir. Kelime Ahamenîler’den Pehlevî diline şah ve pataxshah, fasih Farsça’ya (Derî) şah ve pâdişâh olarak geçmiştir. Padişah “şahlığı koruyan, saltanatı gözeten” anlamına gelmektedir.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir