TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - SÎD ::.

cilt: 37; sayfa: 147
[SÎD - Mehmet Özdemir]


dönerek diğer kardeşlerinin muhalefetine rağmen tahta oturdu (VI. Alfonso). Asilzadelerin başını çektiği Kastilyalılar, kardeşinin öldürülmesine karışmadığına dair yemin etmedikçe VI. Alfonso’yu kral tanımayacaklarını söylediler; aralarında Sîd de bulunuyordu. Alfonso onun bu davranışını unutmadı. Fakat başlangıçta desteğine ihtiyaç duyduğu için sert muamele yerine yeğeni Jimena’yla evlendirmek suretiyle yakınlaşmayı tercih etti (1074). Beş yıl sonra Alfonso, Sîd’i Abbâdîler’in ödemekte olduğu yıllık haracı almak üzere İşbîliye’ye (Sevilla) gönderdi. Bir süre orada kaldıktan sonra geri döndüğünde onu aldığı haracın bir kısmını zimmetine geçirdiği suçlamasıyla Kastilya’dan sürdü.

Sîd, sürgün kararı üzerine beraberindeki 300 adamıyla birlikte ücretli asker olarak Sarakusta ve civarında hüküm süren Hûdîler’in (Benû Hûd) hizmetine girdi; özellikle Yûsuf el-Mü’temen zamanında başkumandanlığa getirildi ve emîrin sözüne en fazla değer verdiği kişi haline geldi. Mü’temen’in yerini alan oğlu Ahmed el-Müstaîn-Billâh döneminde de nüfuz ve itibarını korudu. Onun, Lâride (Lerida) ve Turtuşa (Tortosa) Emîri Münzir b. Ahmed’in Belensiye’yi (Valencia) sıkıştırması karşısında yardım isteyen şehrin emîri Yahyâ el-Kādir’in çağrısı üzerine Müstaîn’le birlikte harekete geçtiği sırada Müstaîn’in Sîd ile Belensiye’nin kendisine, ganimetlerin Sîd’e ait olmasına dair gizli bir anlaşma yaptığı bilinmektedir. Bu anlaşmadan haberdar olan Kādir, Sîd ile temas kurdu ve bol miktarda para ve hediye vaadinde bulunarak onun Müstaîn’in şehri işgal planına karşı çıkmasını sağladı. Sîd, şahsî gücünü ve nüfuzunu arttırmak için müslüman emîrler arasındaki çatışmaların ortaya çıkardığı imkânları gayet iyi değerlendirdi; bu arada Kādir’le kurduğu gizli bağlantının bir benzerini Müstaîn’in hasmı olan kardeşi Münzir’le de yaptı. Diğer taraftan kendisini Kastilya’dan süren VI. Alfonso’ya yaklaşarak ondan tâbiiyetindeki müslüman hükümdarların topraklarını istilâ etmesi hususunda izin aldı. Daha sonra da Kastilya Krallığı adına sırasıyla Şentemeriye (Santáver), Murbaytar (Murviedro), el-Bunt (Alpuente) şehirlerini haraca bağladı. Ancak Sîd’in Alfonso ile olan ilişkileri, gerek kontrolsüz bir şekilde güçlenmesi gerekse Kastilyalılar’ın Murâbıtlar’a karşı 481’de (1088) Lît’te (Aledo) giriştikleri savaşa vaktinde destek sağlamaması yüzünden bir defa daha bozuldu. Kral, Sîd’in davranışlarını ihanet sayıp hükmettiği bütün kaleleri elinden aldığı gibi eşini ve çocuklarını da hapse attırdı. Alfonso’nun tutumu Sîd’i yeniden Hûdî Emîri Müstaîn’e yaklaştırdı ve onun davetiyle Murâbıtlar’ın Doğu Endülüs’te güçlenmesini önlemek için Hûdîler’in Navarra (Neberre) ve Aragon krallıklarıyla birlikte oluşturduğu ortak cepheye Sîd de katıldı. Aynı günlerde VI. Alfonso’nun yaptıklarına karşılık Kastilya topraklarında talan ve yağma hareketlerine girişti. Bunun üzerine Alfonso, eski katı tutumundan vazgeçerek onu affettiğini ve istediği zaman Kastilya topraklarına dönebileceğini bildirdi.

485 (1092) yılında Belensiye halkı, Murâbıtlar’ın desteğini alan Kadı İbn Cehhâf’ın öncülüğünde Sîd’in himayesindeki Yahyâ el-Kādir’e karşı ayaklandı. Emîr öldürüldü ve yüklü miktardaki şahsî servetine İbn Cehhâf tarafından el konuldu; Kādir’in adamları ise Sîd’e katıldı. Sîd önce, haraç ödenmesi şartıyla şehrin yönetiminin İbn Cehhâf’ın elinde kalmasına razı olacağını söyleyerek onunla Murâbıtlar’ın arasındaki ittifakın bozulmasını sağladı, sonra da şehri kuşattı. Yirmi ay süren kuşatmanın ardından açlık ve salgın hastalıklara bağlı kitlesel ölümlere mâruz kalan halk en sonunda İbn Cehhâf’ı şehri teslim etmek zorunda bıraktı. Sîd şehri yıkarak harabeye çevirdi, böylece Âmirîler hânedanına son verdi. Kādir’in hazinesini istediği İbn Cehhâf’ın hazinenin bir kısmını sakladığını anlayınca onu şehir meydanında diri diri yaktırdı; ayrıca eşraftan başka kişilerin de yakıldığı rivayet edilmektedir. Sîd’in Belensiye’yi ele geçirmesinin ardından şehri geri almaya yönelik Murâbıt kuşatması başladı. Bu sırada Sîd, hayattaki tek oğlunun Tuleytula yakınlarında Murâbıtlar’la giriştiği bir savaşta ölmesi üzerine duyduğu üzüntüden kaynaklanan bir rahatsızlık sonucu 1099 Haziranında öldü. Şehrin idaresini üstlenen eşi Jimena kuşatmaya iki yıl dayanmakla birlikte nihayet şehirden ayrılmak zorunda kaldı ve giderken beraberinde götürdüğü Sîd’in kemiklerini Burgos yakınlarındaki San Pedro de Cardena Manastırı’nın hazîresine gömdürdü.

Her ne kadar kaynaklar, Sîd’i hem hıristiyanlara hem müslümanlara karşı aynı sertlikle savaşan, camiler kadar kiliseleri de yıkmaktan çekinmeyen kendi başına buyruk bir maceracı ve yağmacı olarak tasvir ederse de XII. yüzyıldan itibaren onun adı etrafında gelişen birçok efsane, menkıbe ve destanla, XVII. yüzyıldan itibaren kaleme alınan tiyatro eserleriyle tarihî şahsiyeti büyük ölçüde kurgusal bir kişiliğe dönüştürülmüş, bu arada yıllarca müslüman hükümdarların yanında paralı askerlik yapması, krallara da emîrlere de hizmet ederken daima şahsî menfaatlerini ön planda tutması gibi yanlarına hiç yer verilmemiştir. Sîd etrafında oluşan edebî eserler arasında 3700 mısralık Poema del Cid, XVII. yüzyılın meşhur şair ve drama yazarı Guiller de Castro’nun başeseri Las Mocedodes del Cid ve Pierre Corneille’in parlak trajedisi Le Cid zikredilebilir.

BİBLİYOGRAFYA:

İbn Bessâm eş-Şenterînî, eź-Źaħîre, III/1, s. 92 vd.; İbnü’l-Kerdebûs, Târîħu’l-Endelüs (nşr. Ahmed Muhtâr el-Abbâdî), Madrid 1971, s. 99 vd.; İbnü’l-Ebbâr, el-Ĥulletü’s-siyerâǿ (nşr. Hüseyin Mûnis), Kahire 1963, II, 19, 114, 125-127, 167-168, 225; Makkarî, Nefĥu’ŧ-ŧîb, IV, 21, 455; R. Dozy, Le Cid, Leyde 1860; R. Menéndez Pidal, El Cid en la historia, Madrid 1921; a.mlf., La España del Cid, Madrid 1967; J. M. Gárate Córdoba, Las huellas del Cid, Burgos 1953; S. Clissold, In Search of the Cid, London 1965; C. Bandera Gómez, El poema de mío Cid: Poesía, historia, mito, Madrid 1969; M. Abdullah İnân, Düvelü’ŧ-ŧavâǿif, Kahire 1969, s. 231-252; J. Horrent, Historia y poesía en torno al “Canta del Cid”, Barcelona 1973; A. Ubieto Arteta, El “Cantar de mío Cid” y algunos problemas históricas, Valencia 1973; C. Smith, The Making of the Poema de mio Cid, Cambridge-New York 1983; D. Wasserstein, The Rise and Fall of the Party-Kings: Politics an Society in Islamic Spain 1002-1086, Princeton 1985, s. 262-263; J. Duggan, The Cantar de mio Cid, Cambridge 1989; R. A. Fletcher, The Quest for El Cid, London 1989; Nil Ünsal, Cid Destanındaki Temel Kavramlar (doktora tezi, 1993), AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; E. Lévi-Provençal, “Le Cid de l’histoire”, RH, CLXXX (1937), s. 58-74; a.mlf., “La toma de Valencia por el Cid segun las fuentes musulmanas”, al-Andalus, XIII, Madrid 1948, s. 97-156; a.mlf. - R. Hitchcock, “al-Sīd”, EI² (İng.), IX, 533-534; A. Huici Miranda, “El Cadi de Valencia Ibn Şahhâf quemado vivo por el Cid”, Revista del Instituto Egipcio de estudios Islámicos en Madrid, XI-XII, Madrid 1963-64, s. 14-67.

Mehmet Özdemir  


SİDÂNE

(bk. HİCÂBE).  


SÎDÎ HALÎL

(bk. CÜNDÎ).  


SÎDÎ MAHREZ CAMİİ

Tunus’ta plan şeması ve çinileriyle klasik Osmanlı mimarisini temsil eden cami.

Eski şehrin (Medine) kuzeyinde çarşıların yoğun olduğu bir bölgede Zeheb ve Karmatu sokakları ile çevrilen geniş alanda inşa edilmiştir. Buradaki küçük bir



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir