TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız
 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - SEYYİD HÂRUN ::.

cilt: 37; sayfa: 60
[SEYYİD HÂRUN - Haşim Şahin]


BİBLİYOGRAFYA:

BA, CE, nr. 9980, 24550; Abdülkerîm b. Şeyh Mûsâ, Makālât-ı Seyyid Hârûn (haz. Cemal Kurnaz), Ankara 1991; Abdurrahman Ayaz, Seydişehir Tarihi: Makâlât-ı Seyyid Harun Velî-Müderris Eş Şeyh Hacı Abdullah Dehlevî Hazretlerinin Hayatı, Seydişehir 1977, s. 15-82; Mehmet Önder, Seydişehir Tarihi, Ankara 1986, s. 96-121; a.mlf., “Seydişehir’de Seyyid Harun Külliyesi, Vakıfları ve Bânisi”, VD, XX (1988), s. 13-28; Suraiya Faroqhi, Osmanlı’da Kentler ve Kentliler (trc. Neyyir Kalaycıoğlu), İstanbul 1993, s. 44-45; M. Akif Erdoğru, Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584), İzmir 1998, s. 98-99, 165-166; a.mlf., “Seydişehir Seydi Harun Külliyesi Vakıfları Üzerine Bir Araştırma”, TİD, VII (1992), s. 81-132; Mehmet Bayrakdar, “Seyyid Hârûn Veli ve Türbesi”, Uluslararası Türk Dünyası İnanç Merkezleri Kongresi Bildirileri: 23-27 Eylül 2002, Ankara 2004, s. 277-285; Rüya Kılıç, Osmanlıda Seyyidler ve Şerifler, İstanbul 2005, s. 60; Ferit Uğur, “Seydişehrinin Kuruluşu”, Konya, sy. 4, Konya 1936, s. 226-229; M. Çağatay Uluçay, “Makalât-ı Seyyid Harun”, TTK Belleten, X/40 (1946), s. 749-778; Naci Kum, “Doğduğum Şirin Memleket: Seydişehri”, Konya, sy. 118-119 (1948), s. 21-29; Rüştü Ergen, “Seydişehri’nin Kuruluşu”, a.e., sy. 125-126 (1949), s. 14-15; Zeki Oral, “Turgut Oğulları”, TTK Bildiriler, IV (1952), s. 140-157; a.mlf., “Turgut Oğulları, Eserleri-Vakfiyeleri”, VD, III (1956), s. 31-64; R. Hüseyin Ünal, “Seyyid Harun Camii ve Önündeki Üç Kümbet”, STY, VI (1976), s. 45-65; Safa Odabaşı, “Didiği Sultan Menâkıbnâmesi’nin Konyalı Seyyid Mustafa Rüşdi Tarafından Yapılan Manzum Tercümesi”, Yeni İpek Yolu, sy. 1, Konya 1998, s. 365-403; Hasan Basri Karadeniz, “Seydişehir’in Kurucusu Seyyid Harun’un Evlâdları”, TTK Belleten, LXII/233 (1998), s. 31-39.

Haşim Şahin  


SEYYİD HASAN PAŞA KÜLLİYESİ

İstanbul’da XVIII. yüzyılın ortalarında yaptırılan külliye.

Sadrazam Seyyid Hasan Paşa tarafından inşa edilmiş olan külliye iki ayrı yapılar topluluğundan oluşmuştur. Beyazıt (II.) Hamamı’nın arkasında Vezneciler’de yer alan medresenin meydana getirdiği grupta sıbyan mektebi, sebil, çeşme ve dükkânlar bulunmaktadır. Güneyde Ordu caddesinin üzerinde ise hanın oluşturduğu grupta iki çeşme, fırın ve dükkânlar yer almıştır. Külliye Mimarbaşı Mustafa Ağa tarafından inşa edilmiştir. Medrese, sebil ve çeşme üzerinde yer alan kitâbelere göre külliyenin bu bölümünün inşası 1158 (1745) yılında tamamlanmıştır. Esasını hanın oluşturduğu diğer yapı grubunun inşası bânisinin sadrazamlık görevinden azliyle yarım kalmış ve I. Mahmud tarafından 1160 (1747) yılında tamamlatılarak padişahın kendi vakfına alınmış, fakat Hasan Paşa Hanı adı değiştirilmemiştir.

Hafif eğimli bir arsa üzerinde fevkanî olarak ele alınan medrese bir sıra taş, iki sıra tuğla malzemeyle inşa edilmiş almaşık örgülü duvarlara sahiptir. Cephelerde dışa açılan dikdörtgen pencereler tuğladan sivri kemerli alınlıklı olup kesme taş sövelidir. Yapı üstte tuğladan iki sıra kirpi saçakla çevrelenmiştir. Batıya bakan ön cephede eğimden kazanılan alt kat kesme taş kaplanmıştır. Eksenden sağa kaymış kapı yuvarlak kemerli açıklığa sahiptir. Kapı üzerinde 1158 (1745) yılını veren şair Ni‘met’e ait dokuz beyitlik ta‘lik hatlı mermer kitâbe Hocazâde Seyyid Ahmed tarafından yazılmıştır. Üzeri beşik tonoz örtülü bir koridordan sonra merdivenlerden çıkılarak medresenin fevkanî avlusuna ulaşılır. Girişin üzerinde yer alan ve önü iki sütuna oturan kemerle avluya açılan bir eyvan gibi ele alınmış olan bu birimin zemini medresenin diğer birimlerinden yüksek tutulmuş olup üzeri aynalı tonozla örtülmüştür. Batı yönünde cepheye açılan iki pencereli bu birimden güneyde yer alan dershane / mescid mekânına yuvarlak kemerli bir kapı ile geçilmektedir. Kapının üstünde iki satırlık bir kitâbe mevcuttur. Kare planlı dershane / mescidin üzeri içten yivli tromplarla geçişi sağlanan, dıştan sekizgen kasnaklı kubbe ile örtülüdür. Üç yöne ikişer pencere, batı yönünde ise üç pencere ile dışa açılan mekân cephede kesme taş konsollarla hafif öne çıkarılmıştır. Köşeye yerleştirilmiş olan mihrabın üzerinde tromplarda, kubbede kalem işi süslemeler bulunmaktadır. Kubbe göbeğinde İhlâs sûresi, kubbe eteğinde Nûr sûresi, trompların köşelerinde oluşturulan pandantiflerde de Allah, Muhammed, dört halifenin adı, Hasan ve Hüseyin yazılıdır. Trompları oluşturan kemerlerin altı bitkisel formlu zarif konsollarla dolgulanmıştır. Kalem işleri yenilenmiş olmakla birlikte dönemin sanat üslûbunu aksettirmektedir. Dershane / mescidin eskiden namaz vakitlerinde dışarıdaki cemaate açık olduğu bilinmektedir. Dershane / mescid mekânının güney cephesinde köşeye yakın bir konumda iki yanı minareli ve iki kademe konsollarla çıkma yapan zarif bir kuş köşkü yerleştirilmiştir.

Avlu, güney hariç diğer üç yönde yivli başlıklı mermer sütunlara oturan tuğla örülü, sivri kemerli açıklıklara sahip revaklarla çevrelenmiştir. Revakların üzeri doğu ve batı yönünde aynalı tonoz, kuzey yönünde ise pandantiflerle geçişi sağlanan kubbelerle örtülüdür. Revakların arkasında doğu, batı ve kuzey yönünde sıralanmış medrese odaları yer almıştır. Bu odalardan kuzey ve doğudakiler pandantiflerle geçilen kubbelerle örtülmüştür. Batıda ön cephede yer alan iki oda ise aynalı tonozludur. İçeride dolap ve ocak nişleri bulunan odalar yuvarlak kemerli kapı ve dikdörtgen açıklıklı birer pencere ile avluya



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir