TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - SELİMNÂME ::.

cilt: 36; sayfa: 441
[SELİMNÂME - Ahmet Uğur]


1521’de temize çekmiştir. 1511 yılı olayları ile başlayan eser, özellikle Yavuz Sultan Selim’in İran ve Mısır seferleri hakkında doğru ve ayrıntılı bilgiler verir. Yarı manzum olan ve ağır bir dille yazılan Selimnâme üzerinde iki yüksek lisans tezi yapılmıştır (Şefaettin Severcan, 1988, EÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Abdurrahman Sağırlı, 1993, İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).

Kanûnî Sultan Süleyman döneminde yaşadığı bilinen Sa‘dî b. Abdülmüteâl’in 1511 yılından başlayan Selimnâme’sinde II. Bayezid’in şehzadeleri arasındaki rekabetle yeniçerilerin İstanbul yağması hakkında orijinal bilgiler verilmektedir. Bazı hususlarda Celâlzâde Mustafa Çelebi ve Kemalpaşazâde’nin eserleriyle örtüşen Selimnâme Kanûnî devrinin ilk yıllarındaki olaylarla sona ermektedir. Eserin bir nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir (Hazine, nr. 1424); ancak katalogda bu eser Kemalpaşazâde’ye ait gösterilmiştir. Sa‘dî’nin Selimnâme’si üzerinde Marie Therese Speiser tarafından Zürih Üniversitesi’nde doktora tezi hazırlanarak (1946) eser Almanca’ya çevrilmiştir.

Celâlzâde Mustafa Çelebi tarafından kaleme alınan Meâsir-i Selîm Hânî adlı eser Selim’in Trabzon valiliği ile başlamaktadır. Müellif onun babası ve kardeşleriyle arasında geçen olayların gerçek sebepleri üzerinde durmakta, ayrıca Yavuz Sultan Selim’in İran seferi ve ordunun konakladığı menziller hakkında bilgi vermektedir. Selimnâme’nin Selim’in cülûsuna kadarki bölümünün tenkitli metni ve İngilizce çevirisi Oxford Üniversitesi’nde Celia J. Kerslake tarafından doktora tezi olarak hazırlanmış, tamamı ise aslî dili ve günümüz Türkçe’siyle Kültür Bakanlığı yayınları arasında çıkmıştır (Ankara 1990, 1997).

Kemalpaşazâde’ye izâfe edilen Selimnâme, aslında onun Tevârîh-i Âl-i Osmân’ının dokuzuncu defteri olarak değerlendirilebilirse de bazı farklarla ana nüshadan ayrılmaktadır. Diğer Selimnâmeler gibi şehzadeler arasındaki taht mücadeleleriyle başlayan eserde Şah İsmâil’in Anadolu’daki Şiîlik propagandasına yer verilmekte, Şahkulu Baba Tekeli isyanı IX. defterden değişik biçimde anlatılmakta ve orijinal bilgiler verilmektedir. Kanûnî’ye sunulan eser Tevârîh-i Âl-i Osmân’ın dokuzuncu defteri olarak Ahmet Uğur tarafından yayımlanmış (The Reign of Sultan Selīm I in the Light of the Selīm-Nāme Literature, Berlin 1985 içinde), ayrıca Ali Kökoğlu eser üzerinde yüksek lisans tezi hazırlamıştır (1994, EÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü). Şîrî mahlasıyla şiirler yazan, Vezîriâzam Hersekzâde Ahmed Paşa’nın Mısır’da sancak beyi iken ölen oğlu zannedilen Ali Bey’in yazdığı Târîh-i Feth-i Mısır da bir Selimnâme olup eserde Kemah’ın zaptı, Dulkadıroğlu Alâüddevle’nin yenilgisi ve Mısır seferi gibi olaylar hakkında önemli bilgiler verilmektedir (TSMK, Emanet Hazinesi, nr. 1433/ 2, vr. 218b-267b). Hoca Sâdeddin Efendi’nin yazdığı Selimnâme Yavuz Sultan Selim’in nedimi olan babası Hasan Can’dan duyduklarına dayanır. Menkıbevî on bir hikâyeden oluşan bu küçük eser müellifin asıl tarihi olan Tâcü’t-tevârîh’i tamamlar niteliktedir. Verilen kıssalarda Yavuz Sultan Selim’in padişahlık öncesi ve sonrasında yaşanan bazı hadiseler anlatılmaktadır. Matbu Tâcü’t-tevârîh’in II. cildinin sonunda (s. 602-619) basılan Selimnâme, ayrıca Ahmet Uğur tarafından yayımlanmıştır (AÜ İlâhiyat Fakültesi İslâm İlimleri Enstitüsü Dergisi, sy. 4 [Ankara 1980], s. 225-241).

Bunların dışında Senâî, Hayâtî, Şühûdî, Ârifî, İznikî Seyyid Mehmed ve Cârullah b. Fahdı’l-Mekkî gibi şair ve müellifler tarafından Selimnâmeler yazıldığı gibi müellifi bilinmeyen başka eserler de vardır. Mahremî’ye ait manzum Şehnâme’nin birinci kısmı Yavuz Sultan Selim dönemine ayrılmıştır. Bilinen tek nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan eserin (Revan Köşkü, nr. 1287) bu bölümü üzerinde Hatice Aynur doktora tezi yapmıştır. Nâmık Kemal, Evrâk-ı Perîşân adlı eserinde Selâhaddîn-i Eyyûbî ve Fâtih Sultan Mehmed ile birlikte Yavuz Sultan Selim’in biyografisine de yer vermiş, bu münasebetle Mısır ve Arap topraklarının ilhakı, hilâfetin İstanbul’a getirilmesi gibi konuları hamâsî bir üslûpla kaleme almıştır. Yahya Kemal Beyatlı, Eski Şiirin Rüzgârıyle adlı eserinin başında klasik terkibibend tarzında yazdığı “Selimnâme”sinde bu padişah döneminin seferlerini terennüm etmiştir.

Kazasker Kadızâde Vüsûlî Mehmed Çelebi tarafından II. Selim için yazılan Selimnâme’yi N. Öztürk yayımlamıştır (“Kazasker Vusulî Mehmed Çelebi ve Selîmnâmesi”, TDA, sy. 50 [Ekim 1987], s. 9-108). Seyyid Lokman’ın Selîm Hânnâme’si 1581’de tamamlanmış ve III. Murad’a sunulmuştur (TSMK, Revan Köşkü, nr. 1537; III. Ahmed, nr. 3595).

BİBLİYOGRAFYA:

Osmanlı Müellifleri, III, tür.yer.; Levend, Gazavatnâmeler, s. 22-38, 79-80; Muhammed Harb Abdülhamid Zanati, I. Selim’in Suriye ve Mısır Seferi Hakkında İbn İyas’da Mevcut Haberlerin Selimnâmelerle Mukayesesi: XVI. Asır Osmanlı-Memluklu Kaynakları Hakkında Bir Tetkik (doktora tezi, 1980), İÜ Ed. Fak. Tarih bölümü; Babinger (Üçok), s. 58 vd.; Ahmet Uğur, The Reign of Sultan Selīm I in the Light of the Selīm-Nāme Literature, Berlin 1985; a.mlf., “Selimnâmeler”, AÜİFD, XXII (1978), s. 369-379; a.mlf., “Şükrî-i Bitlisî ve Selimnâmesi”, a.e., XXV (1982), s. 325-348; a.mlf., “Celalzâde Mustafa ve Selimnâmesi”, a.e., XXVI (1983), s. 407-426; Bekir Kütükoğlu, Vekayi‘nüvis: Makaleler, İstanbul 1994, s. 11; A. Steidi, “Die Wiener Handschrift des Selimî-nâme von Sukrî”, WZKM, sy. 42 (1942), s. 180-223; İsmet Parmaksızoğlu, “Üsküplü İshak Çelebi ve Selimnâmesi”, TD, III (1951-52), s. 123 vd.; Şehabeddin Tekindağ, “Selimnâmeler”, TED, sy. 1 (1970), s. 197-230; Filiz Çağman, “Şehname-i Selim Han ve Minyatürleri”, STY, V (1973), s. 411-442; C. J. Kerslake, “The Selîmnâme of Celâl-zâde Mustafa Çelebi, as a Historical Source”, Turcica, IX/2, Paris 1978, s. 39-51; Abdüsselâm Bilgen, “XV. Yüzyıl İran Şairlerinden Adâ’î-i Şirazî’nin Selimnâmesi”, TTK Belleten, XLVI/182 (1982), s. 13-30; Mustafa Argunşah, “Şükrî-i Bitlisî, Selimnâmesi ve Eserin Dili”, TDA, sy. 55 (1988), s. 51-72; Şefaettin Severcan, “Keşfî Mehmet Çelebi’nin Selimnâmesi’ne Koyduğu Sözlük”, EÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sy. 5, Kayseri 1995, s. 414-427; Orhan Okay, “Eski Şiirin Rüzgârıyle”, DİA, XI, 393-394; Abdullah Uçman, “Evrâk-ı Perîşân”, a.e., XI, 536; Hamdi Savaş, “İshak Çelebi, Kılıççızâde”, a.e., XXII, 528-529.

Ahmet Uğur  


SELLÂRÎLER

(bk. MÜSÂFİRÎLER).  


SELMÂ

(bk. ÜMMÜ RÂFİ‘).  


SELMÂ bint SAHR

(bk. ÜMMÜ’l-HAYR bint SAHR).  


SELMÂN-ı FÂRİSÎ

(سلمان الفارسي)

Ebû Abdillâh Selmân el-Fârisî (ö. 36/656 [?])

İslâmiyet’i kabul eden İran asıllı ilk sahâbî.

Asıl adı Mâhbe (Mâyeh) b. Bûzehmeşân (Bûzekhân, Bûzihşân, Hûşbûdân) b. Mürselân b. Yehbûzân iken müslüman olduktan sonra kendini Selmân İbnü’l-İslâm diye tanıtmış, Selmân el-Hayr, Selmân-ı Pâk veya Selmân el-Hakîm diye de anılmıştır. Mecûsî dinine mensup olan babası köyünün reisi (dihkan) idi. Selmân, Râmhürmüz’de doğdu ve ilk çocukluk yıllarını burada geçirdi.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir