TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - SARI ABDULLAH EFENDİ ::.

cilt: 36; sayfa: 147
[SARI ABDULLAH EFENDİ - Nihat Azamat]


yakını da şair ve hattat Cevrî İbrâhim Çelebi’dir. Sarı Abdullah’ın birçok eserinin Cevrî tarafından istinsah edildiği görülmektedir. Bayramî Melâmîliği’ne dair Sergüzeşt adlı eserin müellifi La‘lîzâde Abdülbâki Efendi, Sarı Abdullah Efendi’nin kız kardeşinin torunudur. Müstakimzâde, Sarı Abdullah’ın cebeciler kâtibi iken 1066’da (1655-56) vefat eden Mustafa Resmî adlı divan sahibi şair oğluyla La‘lîzâde Abdülbâki Efendi ve babası La‘lî Mehmed Efendi’yi ondan feyiz alanlar arasında zikreder.

Sarı Abdullah Efendi, “Abdî” mahlasıyla tasavvufî manzumeler kaleme almıştır. Çoğu didaktik olan bu manzumelerin fazla edebî değeri bulunmamaktadır. Bunların en tanınmışı seyrü sülûke dair 105 beyitlik “Meslekü’l-uşşâk” adlı kasidedir. La‘lîzâde Abdülbâki Efendi buna kırk yedi beyitlik bir zeyil yazmıştır (metinleri için bk. Tomar-Melâmîlik, s. 72-82). Sarı Abdullah Efendi tasavvufî kişiliğinin yanı sıra hattatlığı, özellikle ağaç, çiçek yetiştiriciliği ve bahçe düzenlemesiyle tanınmıştır. Yedi yeni zerrin lâle çeşidi yetiştirdiği, bunların üçünün kendi ismiyle tanındığı, en meşhurunun “yamalı kabak” adlı zerrin çeşidi olduğu kaydedilir. Kendisine “Sarı” lakabının yetiştirdiği zerrinlerin renginden dolayı verildiği rivayet edilmektedir. Sarı Abdullah Efendi’ye bu konudaki ustalığı sebebiyle Sultan İbrâhim tarafından “şükûfe-perverân” üzerine reis ve mümeyyiz tayin edilmiş ve kendisine bir berat verilmiştir (beratın metni için bk. Müstakimzâde, Risâle, vr. 57a-58b).

Eserleri. 1. Cevâhir-i Bevâhir-i Mesnevî. Sarı Abdullah Efendi’nin “şârih-i Mesnevî” unvanıyla anılmasını sağlayan eser Meŝnevî’nin I. cildinin şerhidir. Müellifin IV. Murad’a takdim ettiği eserin adı telife başlama, “hitam” ise bitirme tarihini vermektedir. Kitabın Cevrî tarafından istinsah edilmiş tezhipli bir nüshası Köprülü Kütüphanesi’ndedir. Yirmiyi aşkın yazma nüshası bulunan eser beş cilt (2600 sayfa) halinde basılmıştır (İstanbul 1287-1288). I. cildin başında Sarı Abdullah’ın Ahmed Resmî’nin Halîkatü’r-rüesâ’sındaki biyografisi yer almaktadır. Meŝnevî’nin bir cildi üzerine yazılmış en geniş şerh olma özelliğini taşıyan eserde tasavvufun hemen bütün konuları derinlemesine ele alınmıştır. Cevâhir-i Bevâhir-i Mesnevî ile ilgili henüz yeterli bir çalışma yapılmamıştır. 2. Semerâtü’l-fuâd fi’l-mebde’ ve’l-meâd. Müellifin İsmâil Ankarâvî ile yaptığı bir sohbetin ardından kaleme almaya karar verdiği eser onun en tanınmış kitabıdır. Sarı Abdullah Efendi, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Hacı Bayrâm-ı Velî’den istimdad ederek yazmaya başladığını söylediği eseri 1033 (1624) yılında kısa sürede tamamlamıştır. Beş bölümden meydana gelen eserde Hz. Âdem’in hilâfeti, insan, kutub, cezbe, aşk, seyrü sülûk, tarikat, hakka yönelme gibi konular işlendikten sonra tarikat silsilelerine ve meşhur sûfîlerin biyografilerine yer verilmiştir. Birçok yazma nüshası bulunan Semerâtü’l-fuâd İstanbul’da basılmıştır (1288). Eserin özensizce yapılan sadeleştirilmiş bir yayımı bulunmaktadır (Gönül Meyveleri, haz. Kenan Necefzâde, İstanbul 1967). 3. Cevheretü’l-bidâye ve dürretü’n-nihâye. Bağdat’ın fethini tebrik için 1049 (1639) yılında IV. Murad adına kaleme alınan eser padişahı metheden ve fethi anlatan bir bölümle başlamaktadır. Zât-ı ilâhî, ruh, insanın hakikati, kader gibi konular üzerinde durulduktan sonra dört halife ile on iki imamın biyografileri verilmiş; Nakşibendiyye, Halvetiyye ve Celvetiyye silsilelerinin ardından Bayramî-Melâmî kutublarından bahsedilmiştir. 304 varaklık bu hacimli eserin müellif nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (TY, nr. 3792). 4. Düstûrü’l-inşâ. II. Bayezid devrinden kendi dönemine kadar 170 civarında siyasî belgeyi ihtiva eden eser 1053 (1643) yılında tertip edilmiştir. Sarı Abdullah Efendi belgelerin bir kısmını reîsülküttâblığı sırasında bizzat kendisi kaleme almış, bir kısmını Cevrî’ye yazdırmıştır. Feridun Bey’in Münşeâtü’s-selâtîn’inin zeyli kabul edilen eserin muhtevasını Adnan Erzi kendi kütüphanesindeki nüshaya dayanarak tanıtmıştır (bk. bibl.). Eserin nüshalarında belge sayısı farklılıklar göstermektedir. 5. Nasîhatü’l-mülûk tergīben li-hüsni’s-sülûk. IV. Mehmed’e ithaf edilen eser iki bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölüm tam bir siyasetnâmedir, ikinci bölümde dinî-tasavvufî meselelere temas edilmiştir. Sarı Abdullah Efendi, devlet adamlarını zulüm ve hatalardan korumak amacıyla kaleme aldığını söylediği eseri Meŝnevî beyitleriyle süslemiştir. Müellif nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Hekimoğlu Ali Paşa, nr. 679). Eseri Osmanzâde Ahmed Tâib Efendi Telhîsü’n-Nesâyih adıyla özetleyip III. Ahmed’e takdim etmiştir (İstanbul 1283). 6. Mirǿâtü’l-aśfiyâǿ fî śıfâti’l-Melâmetiyyeti’l-aħfiyâǿ. Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin el-Fütûĥâtü’l-Mekkiyye’sindeki melâmet, Melâmetîlik, kutub ve Mehdî ile ilgili metinlerin derlenmesiyle meydana gelen Arapça eserin sonunda İbnü’l-Arabî’nin faziletleri ve menkıbelerine yer verilmiştir. Sarı Abdullah Efendi’nin vefatından kısa bir süre önce tamamladığı eserin müellif nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Şehid Ali Paşa, nr. 461). Çeşitli kaynaklarda Sarı Abdullah Efendi’ye nisbet edilen Risâletü ricâli’l-gayb, Tedbîrü’n-neş’eteyn, Gülşen-i Râz, Metâliu’l-envâr, Tercüme-i Makāsıdü’l-ayniyye, Risâle fî merâtibi’l-vücûd gibi eserler ona ait değildir.

BİBLİYOGRAFYA:

Mehmed Nazmi Efendi, Osmanlılarda Tasavvufî Hayat-Halvetîlik Örneği-Hediyyetü’l-İhvân (haz. Osman Türer), İstanbul 2005, s. 455; Mustafa Safâyî Efendi, Tezkire (haz. Pervin Çapan), Ankara 2005, s. 204, 374, 376; Şeyhî, Vekāyiu’l-fuzalâ, s. 280-281; La‘lîzâde Abdülbâki, Sergüzeşt, İstanbul, ts., s. 43-49; Ahmed Resmî, Halîfetü’r-rüesâ, İstanbul 1269, s. 31-33; Mehmed Tevfik, Mecmûatü’t-terâcim, İÜ Ktp., TY, nr. 192, vr. 47a-b; Ayvansarâyî, Hadîkatü’l-cevâmi‘, II, 202-203; Müstakimzâde, Tuhfe, s. 280, 281; a.mlf., Risâle-i Melâmiyye-i Şüttâriyye, İÜ Ktp., İbnülemin, nr. 3357, vr. 51a-72b; Esrar Dede, Tezkire-i Şuarâ-yı Mevleviyye (haz. İlhan Genç), Ankara 2000, s. 212; Sahih Ahmed Dede, Mevlevîlerin Tarihi (haz. Cem Zorlu), İstanbul 2003, s. 275, 312; Tomar-Melâmîlik, s. 71-83; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ (haz. Mehmet Akkuş - Ali Yılmaz), İstanbul 2006, II, 521-527; Osmanlı Müellifleri, I, 100-102; Abdülbâki [Gölpınarlı], Melâmîlik ve Melâmîler, İstanbul 1931, s. 137-142; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III/2, s. 545-546; Ülker Aytekin, Sarı Abdullah Efendi ve Mesnevî-i Şerif Şerhi (doktora tezi, 2002), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Adnan Erzi, “Türkiye Kütüphanelerinden Notlar ve Vesikalar II”, TTK Belleten, XIV/56 (1950), s. 631-647; Ömer Faruk Akün, “Sarı Abdullah”, İA, X, 216-218; Cl. Huart - [Kathleen Burrill], “Sari ǾAbd Allāh Efendī”, EI² (İng.), IX, 59; A. H. de Groot, “Halil Paşa, Kayserili”, DİA, XV, 324-326.

Nihat Azamat  


SARI SALTUK

(ö. 697/1297-98)

Anadolu ve Balkanlar’ın Türkleşip müslümanlaşmasındaki etkisiyle adı etrafında menkıbeler oluşmuş bir alperen.

Kaynaklarda “mücahid-gazi, gazi-derviş, alp-eren, mübarek zat, ermiş” gibi sıfatlarla anılan Sarı Saltuk Sünnî, Alevî ve Bektaşî çevrelerince farklı yönleriyle benimsenmiş önemli bir isimdir. Anadolu ve Rumeli’nin Türkleşip İslâmlaşmasında etkin rol oynamasına rağmen bu yönü mitolojik kimliğinin gölgesinde kalmıştır. Hayatından daha çok menâkıbnâme türündeki eserlerde bahsedildiğinden tarihî kimliğini tesbit etmek güçtür. Hakkında kaleme alınmış müstakil eserlerin en önemlisi Cem Sultan’ın, onun türbesini ziyaret edip



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir