TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - SAMAKOV ::.

cilt: 36; sayfa: 64
[SAMAKOV - Machiel Kiel]


vermektedir. 1970’lerde mimar Nikola Mushanov tarafından restorasyonu gerçekleştirilen Bayraklı Cami’nin yakınlarında 1845’te Samakov’da ölen Hüsrev Paşa’nın eşi Saide Hanım’ın mermerden yapılmış mezar taşı durmaktadır. Mahmud Efendi Çeşmesi’yle birlikte bu mezar taşı kasabanın Türk-İslâm geçmişiyle ilgili görülebilir en son eserleri oluşturur.

BİBLİYOGRAFYA:

İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546), s. 71; Evliya Çelebi, Seyahatnâme, IV, 126-127; a.e. (Dağlı), IX, 66-68; C. Jireček, Das Fürstenthum Bulgarien, Wien 1891, s. 502-504; έečo Čankov, Geografski Rečnik na Balgarija, Sofia 1939, s. 382-383; Hr. Samardziev, Samokov i okolnostata mu, prinos kam minaloto im ot Turskoto zavoevanie do osvobozdenieto, Sofia 1913; Vasil Zahariev, Zahari Hristović zograf, Bãlgarski Hudoήnik, Sofia 1957; Anna Roschkowska, Die Bajrakli-Moschee, Samokow 1977; Mihaila Stajnova, Osmanskite Biblioteki v Balgarskite zemi, Sofia 1977, s. 150-154; Christo Temelski, Samokov prez Vazrazdaneto, Sofia 2000; Stoyanka Kenderova, “Ahmed el-Keşfi Efendi ot Samokov-Edin mesten tvorets i daritel ot kraya na XVII-pãrvata polovina na XVIII vek”, Istoriya na Mjusulmanskata Kultura po Bãlgarija (ed. R. Gradeva), Sofia 2001, s. 72-99; St. Kenderova, Knigi i bibliotekinositeli na Mjusjulmanskata kultura po Bãlgarskite zem (Samokov prez XVIII-parvata polovina na XIX vek), Sofia 2001, tür.yer.; R. Kovačev, Samokov i Samokovskata Kaza prez XVI vek spored opis ot Istanbulskija Osmanski Arhiv, Sofia 2001; B. Kolev, “The Wall Paintings in the Houses and Public Buildings of Samokov from the Time of the National Revival”, Izvestiya na Instituta za Izobrazitelni Iskustva, I, Sofia 1958, s. 45-63; N. Muschanow, “The Bayrakli Mosque-Representative Monument of the Bulgarian Baroque”, Arhitektura, VII, Sofia 1965, s. 6-14.

Machıel Kıel  


SÂMÂNÎLER

(السامانيّون)

Mâverâünnehir ve Horasan’da hüküm süren bir İslâm hânedanı (819-1005).

Hânedan adını, Belh şehrinin hâkimi iken düşmanlarının baskısından kaçarak Emevîler’in Horasan valisi Esed b. Abdullah el-Kasrî’ye sığınan ve onun yardımları sayesinde Belh’i yeniden ele geçiren Sâmânhudât’tan alır. Sâmânîler’in kökeni hakkında iki görüş vardır. İran menşeli olduklarını savunan görüşün en önemli dayanağını, Behram Çubin’e ve İranlılar’ın efsanevî hükümdarı Keyûmers’e kadar uzanan soy kütükleri oluşturmaktadır. Buna karşı çıkanlar, şecerelerde Guzek (İbn Hurdâzbih, s. 39), Tamgaç (Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, I, 454) gibi Türk isimlerinin de geçtiğini, Behram Çubin’in İran kisrâsına karşı başarısız bir isyan girişiminin ardından Göktürk hakanının yanına giderek onun kızıyla evlendiğini, kaynaklarda birbirinden farklı şekilde Sâmânîler’in ortaya çıktığı yer adları olarak geçen Semerkant, Belh ve Eşnas şehirlerinin Akhunlar döneminden beri Türkler’in hâkimiyetinde bulunduğunu, ailenin atası Sâmân’ın unvanı olan “hudât” kelimesinin Farsça’da “sahip”, eski Uygur Türkçesi’nde “unvan ve rütbe” anlamında kullanıldığını belirterek Türk kökenli olduklarını ileri sürerler (Caferoğlu, s. 83; Usta, s. 59-76). Ailenin İran kökenine dayandığını söyleyenlerin diğer bir delili de İran dili ve edebiyatının bu hânedan devrinde zirveye çıkmış olmasıdır. Ancak bu gelişmeyi sadece Sâmânîler dönemine bağlamak doğru değildir. Çünkü Sâmânîler, Farsça yazan şair ve edipler kadar Arapça yazanları da himaye etmişler, divanlarında resmî dil olarak Arapça’yı kullanmışlardır. Sâmânîler’in Türk kökenli olduğunu söyleyen Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî onların Oğuzlar’dan (Türkmen) geldiklerini ileri sürmüş, ancak bu görüş kendisinin Sâmânîler’den birkaç yüzyıl sonra yaşamış olması ve kaynak belirtmemesinden ötürü şüpheyle karşılanmıştır. Yukarıda verilen bilgiler yanında bazı kaynaklarda “Sâmânî Türkleri” tabirinin geçtiği (Makdisî, s. 358; İbn Miskeveyh, II, 140-141) dikkate alınarak Sâmânîler’in Türk asıllı olmaları ihtimalinin çok daha yüksek olduğu söylenebilir.

Sâmânhudât’ın 724-727 yılları arasında Horasan valiliği yapan Esed b. Abdullah’ın teşvikiyle Müslümanlığı kabul ettiği ve oğluna onun adını verdiği bilinmektedir. Bu tarihten 204 (819) yılına kadar kaynaklarda Sâmânîler’e yer verilmemiştir. Râfi‘ b. Leys’in Abbâsîler’e karşı Mâverâünnehir’de başlattığı isyanın bastırılmasındaki hizmetlerinden ötürü Abbâsî halifesi Me’mûn’un emriyle Esed b. Sâmânhudât’ın oğullarından Nûh Semerkant’a, Ahmed Fergana’ya, Yahyâ Şâş’a, Ebü’l-Fazl İlyas Herat’a vali tayin edildi; bu tayinlerle Sâmânîler hânedanının temelleri atıldı (204/819) ve aile dört kola ayrıldı. Ailenin Herat kolu, İlyas’ın oğlu İbrâhim’in Tâhirîler adına 253’te (867) Saffârîler’e karşı yaptığı savaşı kaybedip Ya‘kūb b. Leys es-Saffâr’a esir düşmesiyle birlikte ortadan kalktı. Ailenin reisi durumundaki Semerkant valisi Nûh, Tâhirîler ve Abbâsîler’le iyi geçinerek Sâmânîler’in Mâverâünnehir’deki hâkimiyetini sağlamlaştırdı. Bu sırada gözden düşmüş olan Abbâsî kumandanı Afşin’in (Haydar b. Kâvûs) oğlu Hasan’ın yakalanmasında Abbâsîler’e yardım eden Nûh, İsfîcâb civarındaki Türkler’e karşı başarılı bir sefer düzenledi. Şehir ve etrafındaki bağlar Nûh’un emriyle Türk akınlarına karşı bir surla çevrildi. Onun ölümünün (227/841-42) ardından aile reisliği kardeşi Ahmed’e geçti. Yirmi yılı aşkın bir süre valilik yapmasına rağmen faaliyetleri hakkında yeterli bilgi bulunmayan Ahmed’in ölümünden (250/864) sonra yerini oğlu Nasr aldı. Halife Mu‘temid-Alellah, 261 (874-75) yılında Mâverâünnehir’in idaresini bir fermanla Nasr b. Ahmed’e verdi. Sâmânîler’in bölgedeki hâkimiyetlerinin halife tarafından onaylandığı bu tarih bazı araştırmacılarca devletin kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir.

Nasr, aynı yıl Buhara halkının isteği üzerine kardeşi İsmâil b. Ahmed’i bu şehre vali tayin etti. Buhara’da asayişi sağlayan ve Hüseyin b. Ali et-Tâî yönetimindeki Hârizmliler’in saldırısını bertaraf eden İsmâil, daha sonra Tâhirîler’in Horasan valisi Râfi‘ b. Herseme’nin desteğiyle ağabeyine karşı isyan etti. Fakat hareketi başarısız oldu ve Nasr’ın ileri sürdüğü şartları kabul etmeye, yıllık 500.000 dirhem haraç vermeye mecbur oldu. İsmâil ağabeyine bir defa daha isyan etti. 275 (888) yılında Semerkant yakınlarında Nasr’ı yenilgiye uğratıp esir aldı, ancak ona çok iyi davrandı ve makamında bırakıp Semerkant’a gönderdi. Nasr’ın ölümüyle (279/892) hâkimiyet İsmâil b. Ahmed’in eline geçti ve Buhara başşehir yapıldı.

İsmâil b. Ahmed, ertesi yıl Mâverâünnehir topraklarını gayri müslim Türkler’in akınlarından korumak üzere doğuya Taraz’a (Talas) kadar uzanan bir sefer düzenleyerek şehri ele geçirdi. Sâmânîler bu dönemde doğudaki en geniş sınırlarına ulaştı. Fetihlerin istikametini batıya çeviren İsmâil, Saffârî Emîri Amr b. Leys’i Belh savaşında yenerek esir aldı ve onu Bağdat’a gönderdi (287/900). Bu başarısından dolayı kendisine halife tarafından Horasan, Taberistan ve Deylem’in hâkimiyet menşurları verildi. Ancak İsmâil, Taberistan ve Deylem’e hâkim olmak için buranın hâkimi konumundaki Ali evlâdı ile mücadele etmek zorunda kaldı. Taberistan ve Deylem 287 (900) ve 291 (904) yıllarında yapılan iki seferle Sâmânîler’e bağlandı. 295’te (907) vefat eden İsmâil b. Ahmed’in yerine oğlu Ahmed geçti. Yeni hükümdar, halifenin onayını alıp Amr b. Leys’in ölümünün ardından karışıklıklar içine düşmüş olan Sîstan’a Hüseyin b. Ali el-Merverrûzî kumandasında bir ordu gönderdi (298/911). Başşehir Zerenc’e giren Sâmânî ordusu bütün eyalete hâkim oldu.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir