TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - SÂLİH b. NASRULLAH ::.

cilt: 36; sayfa: 43
[SÂLİH b. NASRULLAH - Kasım Kırbıyık]


Beşbuçuk Asırlık Türk Tabâbeti Tarihi (s.nşr. İlter Uzel), Ankara 1991, s. 195-196, 217; Gülbin Özçelikay - Eriş Asil, “Nasrullah Oğlu Salih’in Gayetülbeyan fi Tedbiri Bedenil İnsan Adlı Eseri Üzerinde Bir İnceleme”, IV. Türk Eczacılık Tarihi Toplantısı Bildirileri: 4-5 Haziran 1998 (ed. Emre Dölen), İstanbul 2000, s. 249-260; P. Richter, “Paracelsus im Lichte des Orients”, Archiv für die Geschichte der Naturwissenschaften und der Technik, VI, Leipzig 1913, s. 294-304; Ali Haydar Bayat, “Osmanlı Devleti’nde Hekimbaşılık Kurumu ve Hekimbaşılar”, KAM, XI/4 (1982), s. 51, 56; Ayşegül Demirhan Erdemir, “Hekimbaşı Salih Bin Nasrullah (?-1669)”, TDA, sy. 100 (1996), s. 195-202.

Kasım Kırbıyık  


SÂLİH ZEKİ

(1864-1921)

Bilim tarihçisi, matematik ve astronomi bilgini.

İstanbul’da doğdu. 1882’de Dârüşşafaka Lisesi’ni bitirdikten sonra Posta ve Telgraf Nezâreti Fen Kalemi’nde göreve başladı. Ertesi yıl üç arkadaşıyla birlikte Paris’te elektrik mühendisliği alanında öğretim veren bir yüksek okula gönderildi. Ayrıca Ecole des Ponts et Chaussées ile Collège de France’a da devam ederek buradan mezun oldu (1887). Türkiye’ye dönüp yine Posta ve Telgraf Nezâreti’nde çalışmaya, bu arada bilim tarihiyle ilgilenmeye başladı. 1889’da bir Türk bilim adamının yurt dışında yayımladığı ilk bilim tarihi çalışması olan “Mémoire sur les chiffres indiens” adlı makalesi çıktı. 1889-1890 öğretim yılında Mekteb-i Mülkiyye’de fizik ve kimya dersleri verdi. 1890’da Rasathâne-i Âmire’de görevlendirildi. 1892’de Resimli Gazete’de “Âsâr-ı Eslâf” genel başlığı altında yazdığı makalelerle Ali b. Velî b. Hamza el-Mağribî’nin Tuĥfetü’l-aǾdâd li-źevi’r-rüşdi ve’s-sedâd’ını, Nasîrüddîn-i Tûsî’nin Kitâbü Şekli’l-ķuŧŧâǾını, Gıyâseddin Cemşîd el-Kâşî’nin Miftâĥu’l-ĥisâb’ı ile er-Risâletü’l-muĥîŧiyye’sini ve Mühtedî Osman Efendi’nin Hediyyetü’l-mühtedî’sini tanıttı. 1895’te rasathânenin müdürlüğüne tayin edildi. 1897’de Resimli Gazete’nin yöneticisi oldu. 1908’de Tevfik Fikret ile Hüseyin Cahit’in (Yalçın) başında bulunduğu Tanin gazetesinde bilimsel makaleler yazmaya başladı. Aynı yıl Meclis-i Maârif üyeliğine getirildi. Bu sırada Dârülfünûn-ı Şâhâne’nin Ulûm-i Riyâziyye ve Tabîiyye Şubesi’nde analitik geometri, matematiksel fizik, astronomi ve ihtimaller hesabı derslerini verdi. 1910’da Tevfik Fikret’in yerine Mekteb-i Sultânî’nin müdürlüğüne tayin edildi. 1912’de Maarif Nezâreti müsteşarlığına, 1913’te Dârülfünun umum müdürlüğüne (rektörlük) getirildi. 1917’de yöneticilikten istifa ettiyse de fen şubesindeki öğretim üyeliği görevini sürdürdü. 1919, 1920 yıllarında adı Fen Fakültesi olan bu şubenin dekanlığını yaptı. 1920’de geçirdiği ruhî bunalımın ardından 2 Temmuz 1921’de öldü. Piyanist Vecihe, Halide Edip (Adıvar) ve öğretmen Münevver hanımlarla evlenmiş, bu evliliklerinden beş oğlu olmuştur.

Sâlih Zeki’nin çalışma alanları dört başlık altında değerlendirilebilir. Astronomi. Astronomiye ilişkin ilk bilgilerini Dârüşşafaka Lisesi’ndeki hocası Telgraf Nezâret-i Âliyesi fen müşaviri ve Rasathâne-i Âmire müdür yardımcısı Emile Lacoine’dan almıştır. Rasathânede görevli olduğu yıllarda tek başına ve Lacoine ile birlikte takvim çalışmaları yapmış, aynı dönemde, Ortaçağ İslâm dünyasında yazılan astronomi ve matematikle ilgili bazı eserleri Avrupa’dan temin ederek bunların üzerinde araştırmalar gerçekleştirmiştir. Resimli Gazete’de saat reformu ve meteorolojik olaylar konusunda yazılar yazmış, yine bu dergide “felekiyyât” başlıklı bir dizi makale yayımlamıştır. 1913’te Paris’te saatlerin birleştirilmesi meselesini görüşmek üzere toplanan milletlerarası kongreye Osmanlı delegesi olarak katılmış, böylece Türkiye’de Greenwich saatine geçiş çalışmaları başlamıştır. Ayrıca astronomiye ilişkin çeşitli ders kitapları kaleme almıştır.

Matematik. Sâlih Zeki’ye göre matematik bütün bilimlerin temeli olan en mükemmel bilimdir. Matematik âdeta evrende görülemeyecek kadar küçük gerçekleri gösteren bir mikroskoptur. Doğa yasalarının keşfi de evrenin matematik düşüncesiyle incelenmesinden kaynaklanmaktadır. Meselâ Newton’un çekim kanunu matematiği temel aldığından en basit, en mükemmel, en genel ve en açık kanundur (Köz, s. 75). Sâlih Zeki’nin, Başhoca İshak Efendi ve Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa’dan sonra çağdaş matematiğin Türkiye’ye girişinde önemli hizmetleri olmuştur. Dârülfünun’da verdiği konferanslarla ve çeşitli eserleriyle sayılar kuramı, sanal sayılar, Öklid dışı geometriler ve ihtimaller hesabı gibi Türk matematikçilerinin o günlerde yabancısı olduğu birçok alanı Türkiye’de tanıtmıştır. Aynı zamanda ilk, orta ve yüksek öğretimde matematik eğitiminin yaygınlaşmasında büyük rol oynamıştır.

Mantık. Türkiye’ye cebirsel mantığın girişinde Sâlih Zeki’nin çalışmaları önemlidir. Dârülfünun’da verdiği mantığa dair ders notlarını Mîzân-ı Tefekkür adıyla yayımlamış ve burada İngiliz matematikçilerinden George Boole’ün geliştirmiş olduğu cebirsel mantığı ayrıntılı biçimde tanıtmıştır. Sâlih Zeki’ye göre mantıkta üç bakış açısı bulunmaktadır: Mantık-ı sûrî (formel mantık), mantık-ı musavver (niceleme mantığı), mantık-ı işârî (cebirsel mantık). Bunlardan cebirsel mantığı benimsemiş (Ömerustaoğlu, I/1 [1996], s. 111-112) ve onu açıklarken tamamen Boole’ün sistemine bağlı kalmıştır.

Bilim Tarihi. Türk bilim tarihi yazıcılığı, XIX. yüzyılın ilk yarısı ile XX. yüzyılın ilk yarısı arasındaki uyanış sürecinde Batı’dan aktarılan düşünsel etkinliklerden biri olarak gelişmiştir. Sâlih Zeki, İslâm toplumunda



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir