TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - SA‘LEB ::.

cilt: 36; sayfa: 27
[SA‘LEB - İsmail Durmuş]


neşretmiştir. 3. Mecâlisü ŜaǾleb (el-Mecâlis, Mücâlesâtü ŜaǾleb, Emâlî ŜaǾleb). Sa‘leb’in derslerde öğrencilerine tutturduğu notlarla kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplardan oluşan eser Kûfe mektebinin dil meselelerine, Kur’an ve şiir mânaları ile ahbâra dair çeşitli meseleleri ihtiva eder. Sa‘leb, ele aldığı konularla ilgili değişik görüşleri tartışırken kendi görüşlerine olduğu kadar Basra mektebinin görüşlerine de yer vermiştir. Ebû Bekir İbnü’l-Enbârî, Gulâmu Sa‘leb, İbn Dürüsteveyh, İbn Miksem ve Ebû Abdullah el-Yezîdî’nin rivayet ettiği eser Ali b. Hamza el-Kisâî ve Ferrâ’nın dil kurallarına ilişkin görüşlerinin ve Kûfe nahvinin belirlenmesinde zengin bir malzeme oluşturur. Eserde genellikle metin ve örnekten kurala geçilerek modern dil öğretiminde benimsenen bir yöntem izlenmiştir. Kitabı Mecâlisü ŜaǾleb adıyla Abdüsselâm Muhammed Hârûn - Ahmed Muhammed Şâkir yayımlamış (I-II, Kahire 1945, 1956, 1960), Ahmed Abdüllatîf Mahmûd el-Leysî, en-Naĥv fî Mecâlisi ŜaǾleb (Kahire 1991) ve eś-Śarf fî Mecâlisi ŜaǾleb (Kahire 1991) adıyla iki çalışma gerçekleştirmiştir. 4. MeǾânî ve fevâǿid. On yedi varaklık bir yazma nüshası bulunan eser (Sezgin, VIII, 147) Sa‘leb’in Arap lugat ve nahvine dair bazı meseleleri ele aldığı Kitâbü’l-Mesâǿil’inden bir bölüm olmalıdır. 5. el-Ķaśîdetü’l-ħâliyye. Ebû Hilâl el-Askerî’nin eś-ŚınâǾateyn’i ile (Kahire 1971, s. 438-439) İbn Manzûr’un Lisânü’l-ǾArab’ında (“ħyl” md.) yer alır.

Sa‘leb’in rivayet ettiği veya üzerine şerh yazdığı eski şiir ve divanlardan başlıcaları şunlardır: Şerĥu Dîvâni Züheyr b. Ebî Sülmâ (Kahire 1363/1944; nşr. Hannâ Nasr el-Hıttî, Beyrut 1412/1992, 1414/1994; Şerĥu ŞiǾri Züheyr b. Ebî Sülmâ, nşr. Fahreddin Kabâve, Beyrut 1402/1982); (Şerĥu) Dîvânü’l-AǾşâ (nşr. Rudolf Gayer, Yana 1927); (Şerĥu) Dîvânü İbni’d-Dümeyne (nşr. Ahmed Râtib en-Neffâh, Kahire 1959); Şerĥu Dîvâni’l-Ħanŝâǿ (nşr. Enver Ebû Süleym, Amman 1998); (Şerĥu) Dîvânü şiǾri ǾAdî b. er-RiķāǾ el-ǾÂmilî Ǿan Ebi’l-ǾAbbâs Aĥmed b. Yaĥyâ ŜaǾleb eş-Şeybânî (nşr. Nûrî Hammûdî el-Kaysî - Hâtim Sâlih ed-Dâmin, Bağdat 1407/1987); (Şerĥu) Dîvânü ǾUrve b. Ĥızâm (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, nr. 5077); Şerĥu Lâmiyyeti’ş-Şenferâ (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 52); Şerĥu Ķaśîdeti ǾUmâre b. ǾAķıl b. Cerîr (Hâlid b. Yezîd eş-Şeybânî’nin methine dair, Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Mecâmi‘, nr. 166). Sa‘leb’in bunların dışında kaynaklarda çeşitli eserlerinin adı zikredilmektedir (Sezgin, VIII, 141-147).

BİBLİYOGRAFYA:

Sa‘leb, el-Faśîĥ (nşr. Âtıf Medkûr), Kahire, ts. (Dârü’l-maârif), tür.yer., ayrıca bk. neşredenin girişi, s. 7-258; Ebü’t-Tayyib el-Lugavî, Merâtibü’n-naĥviyyîn (nşr. M. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Kahire 1375/1955, s. 95-96; Ebû Bekir ez-Zübeydî, Ŧabaķātü’n-naĥviyyîn ve’l-luġaviyyîn (nşr. M. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Kahire 1392/1973, s. 141-150; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Flügel), s. 74; Ebû Hilâl el-Askerî, eś-ŚınâǾateyn (nşr. M. Ebü’l-Fazl - Ali M. el-Bicâvî), Kahire 1971, s. 438-439; Hatîb, Târîħu Baġdâd, V, 204-212; Kemâleddin el-Enbârî, Nüzhetü’l-elibbâǿ (nşr. İbrâhim es-Sâmerrâî), Zerkā (Ürdün) 1405/1985, s. 173-177; Yâkūt, MuǾcemü’l-üdebâǿ, V, 102-146; İbnü’l-Kıftî, İnbâhü’r-rüvât, I, 148, 173-186; İbn Hallikân, Vefeyât, I, 151-153; Brockelmann, GAL, I, 118-122; Suppl., I, 181-182; Sezgin, GAS, VIII, 99, 141-147; Ömer Ferruh, Târîħu’l-edeb, III, 370-372; İhsan Abbas, Târîħu’n-naķdi’l-edebî Ǿinde’l-ǾArab, Beyrut 1404/1983, s. 82-86; Hâlid b. Abdurrahman el-Acemî, Mesâǿilü’l-ħilâfi’l-meǿŝûre Ǿani’l-Müberred ve ŜaǾleb (yüksek lisans tezi, 1404), Câmiatü’l-İmam Muhammed b. Suûd el-İslâmiyye, el-Lugatü’l-Arabiyye, en-nahv ve’s-sarf, tür.yer.; Muhyî Hilâl es-Serhân, Fihrisü maŧbûǾâti Vizâreti’l-evķāf, Bağdad 1986, s. 71-72; Abdülhamîd Seyyid Tılib, Ġarîbü’l-Ķurǿân, ricâlühû ve menâhicühüm min İbn ǾAbbâs ilâ Ebî Ĥayyân, Küveyt 1986, s. 203-207; Ahmed Abdüllatîf Mahmûd el-Leysî, en-Naĥv fî Mecâlisi ŜaǾleb, Kahire 1991, tür.yer.; a.mlf., eś-Śarf fî Mecâlisi ŜaǾleb, Kahire 1991, tür.yer.; Abdülvehhâb Hammûde, “Emâlî ŞaǾleb”, ME, XXIV (1952), s. 821-827; M. Cebbâr el-Muaybid, “Dîvânü’l-Ħansâǿ bi-şerĥi Ebi’l-ǾAbbâs ŞaǾleb leyse lehû”, MMLAÜr., XX/50 (1416/ 1996), s. 225-234.

İsmail Durmuş  


SA‘LEBE (Benî Sa‘lebe)

(بنو ثعلبة)

Adnânîler ve Kahtânîler’e mensup bazı kabilelerin adı.

Benî Sa‘lebe adına ilk defa Yemen’de bulunan Sebe meliklerine ait kitâbelerde rastlanır (Cevâd Ali, II, 590). Kalkaşendî, Adnânîler’in on, Kahtânîler’in on altı kolunun Sa‘lebe adıyla anıldığını kaydeder (Nihâyetü’l-ereb, s. 181-185).

Benî Sa‘lebe adıyla tanınan başlıca kabileler şunlardır: Benî Sa‘lebe b. Sa‘d. Adnânîler’e mensup Gatafânoğulları’nın önemli kollarından biridir. Bunlar yoğun olarak Orta Arabistan’da Gayga, Surrâd ve Huşbe’de yaşıyordu. Gatafân kabilesinin diğer kolları gibi Benî Sa‘lebe b. Sa‘d da uzunca bir süre müslümanlara düşmanlık yapmıştı. Hicretin 3. yılında (624) Benî Sa‘lebe b. Sa‘d’ın Necid bölgesinde Zûemer’de Benî Muhârib ile birlikte Medine’ye baskın hazırlığı içerisinde olduğu haber alınınca onlara karşı Zûemer (Gatafân) Gazvesi düzenlendi (Vâkıdî, I, 193-194). Ertesi yıl meydana gelen Zâtürrikā‘ Gazvesi’nin asıl sebebi de Benî Sa‘lebe’nin Benî Enmâr ile birleşerek Medine’ye yönelik saldırı hazırlıkları yapmasıydı. Herhangi bir çatışmanın olmadığı Zûemer ve Zâtürrikā‘ gazveleri Benî Sa‘lebe’nin Medine’ye yönelik tehditlerini geçici bir süre durdurdu. Hz. Peygamber, 6. yılın Rebîülâhirinde (Ağustos-Eylül 627) Muhammed b. Mesleme’yi keşif ve bilgi toplamak amacıyla on arkadaşıyla birlikte Medine’den 24 mil uzaklıktaki Zülkassa’da yaşayan Benî Sa‘lebe b. Sa‘d’ın yurduna gönderdi. Müslümanların yurtlarına geldiğini farkeden Benî Sa‘lebe’den silâhlı 100 kişi onları kuşatıp yaralı olarak Medine’ye dönen Muhammed b. Mesleme dışındakileri öldürdü. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem, Ebû Ubeyde b. Cerrâh kumandasında kırk kişiden oluşan bir kuvveti olay yerine gönderdi. Düşman kuvvetlerine rastlamayan Ebû Ubeyde ele geçirdiği hayvan sürüleriyle Medine’ye döndü (a.g.e., II, 551). Ebû Ubeyde aralarında ittifak oluşturarak Medine’yi ve meralarını tehdit eden Benî Sa‘lebe, Benî Muhârib ve Benî Enmâr’a karşı rebîülâhir ayının sonlarında (eylül ortaları) ikinci bir sefere çıktı. Aynı yılın cemâziyelâhir (ekim-kasım) ayında Zeyd b. Hârise kumandasındaki on kişilik bir kuvvet Benî Sa‘lebe’nin bir diğer konak yeri olan Tarîf’e sevkedildi. Birlik Tarîf’e ulaştığında Sa‘lebeoğulları, gelenlerin Hz. Peygamber kumandasındaki bir ordunun öncü birliği olduğunu sanarak yurtlarını terkettiler. Zeyd ve beraberindekiler yirmi deveyle bir miktar davarı ganimet alarak Medine’ye döndüler. Bu seferlerden özellikle ekonomik anlamda ciddi zarar gören Benî Sa‘lebe ve müttefikleri Medine’ye yönelik tehditlerinden vazgeçtiler. Resûl-i Ekrem, Ci‘râne’den döndükten sonra (8/630) Benî Sa‘lebe’den dört kişilik bir heyet Medine’ye gelerek kabilelerinin İslâmiyet’i kabul ettiğini bildirdi. Remle bint Hâris’in konağında ağırlanan Benî Sa‘lebe heyeti Medine’de birkaç gün kaldıktan sonra ayrıldı (İbn Sa‘d, I, 227). İbn Hacer el-Askalânî, Hz. Peygamber’in bu sırada Benî Sa‘lebe b. Sa‘d’ın lideri Abdullah b. Amr es-Sa‘lebî’yi kabilesine âmil olarak tayin ettiğini kaydeder (el-İśâbe, IV, 164). Ancak Abdullah’a bu görev heyetin Medine’den ayrılmasından sonra verilmiş olmalıdır. Kûfe’ye yerleşen ve kendisinden hadis rivayet edilen Usâme b. Şureyk de bu kabileye mensuptur. Yine Kûfe’ye yerleşen Katbe b. Mâlik de özellikle hadis konusunda kendisine başvurulan sahâbîlerdendi (Sem‘ânî, III, 128). Benî Sa‘lebe b. Sa‘d ile



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir