TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - RIZVÎ, Seyyid Âsâr Abbas ::.

cilt: 35; sayfa: 76
[RIZVÎ, Seyyid Âsâr Abbas - DİA]


Cammû-Keşmir Üniversitesi Tarih Bölümü’nde hocalık yaptı. Londra’da School of Oriental and African Studies’te çalıştığı yıllarda (1961-1962) tanıştığı Profesör A. L. Basham’ın davetine uyarak Avustralya’ya gitti (1967). Emekliye ayrıldığı 1986 yılına kadar Canberra’da bulunan The Australian National University’de Asya-İslâm tarih ve medeniyetiyle ilgili dersler verdi, Center for Research and Teaching of Oriental Studies’in kuruluşunda yer aldı ve çok sayıda doktora öğrencisi yetiştirdi. Zaman zaman Hindistan ve İran üniversitelerinde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. 1969’da Avustralya İnsan Bilimleri Akademisi üyeliğine seçildi. 1980’de Canberra’da eserlerinin basımı için Marifat adlı bir yayınevi kurdu. Çalışmalarını emeklilik döneminde de sürdüren Rızvî sık sık İslâm’ın kutsal beldelerini ziyaret etti. İmam Ali er-Rızâ hakkında araştırma yapmak için gittiği İran’ın Meşhed şehrinde vefat etti (3 Eylül 1994).

Hindistan’ın İslâmî dönemi tarihi, tasavvuf tarihi, mimarisi, ıslah hareketleri, Bâbürlü tarihi ve Hindistan’ın sosyokültürel tarihi gibi alanlarda önemli eserleri bulunan Rızvî, üzerinde çalıştığı konular hakkındaki titiz araştırmaları ve çalışma konusuyla ilgili seyahatleriyle tanınır. Otuzdan fazla kitap ve bilimsel dergilerde çok sayıda makale neşretmiş olup başlıca eserleri şunlardır: Source Book on Medieval Indian History (I-X, Aligarh 1955-1962); Indian Freedom Struggle in Uttar Pradesh (I-VI, Lucknow 1957-1961); Muslim Revivalist Movements in Northern India in the 16th and 17th Centuries (Agra 1965); Fatehpur Sikri (New Delhi 1972); Religious and Intellectual History of the Muslims in Akbar’s Reign 1556-1605 (New Delhi 1975); Iran: Royalty, Religion and Revolution (Canberra 1980); Shah Wali-Allah and His Times: A Study of Eighteenth Century Islam, Politics and Society in India (Canberra 1980); Shah ‘Abd al-‘Aziz: Puritanism, Sectarian Polemics and Jihad (Canberra 1982); A History of Sufism in India (I-II, New Delhi 1978-1983); Landmarks of South Asian Civilizations: From Prehistory to the Independence of the Subcontinent (New Delhi 1984); A Socio-Intellectual History of the Isna Ashari Shii’s in India (I- II, Canberra 1986); The Wonder that was India. Volume II, a Survey of the History and Culture of the Indian Subcontinent from the Coming of the Muslims to the British Conquest, 1200-1700 (London 1987); Shi‘ah dar Hind (Qum 1997). Rızvî ayrıca Cambridge History of Islam (I-II, Cambridge 1970), The Cultural History of India (Oxford 1975) ve World of Islam (London 1976) gibi eserlere bölümler yazmış, The Encyclopaedia of Islam (EI²), Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA) gibi ansiklopedilerde maddeleri yayımlanmıştır (bu madde müellifin aile fertlerinden, çalışma arkadaşlarından ve eserlerinden edinilen bilgilerle yazılmıştır).

DİA  


RİBÂ

(bk. FAİZ).  


RİBÂT

(الرباط)

Sınır boylarında ve stratejik mevkilerde askerî amaçlı müstahkem yapılara verilen ad.

Sözlükte “düşman saldırılarını önlemek için sınır boylarında nöbet tutmak” anlamında masdar olan ribât kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de “ribâtü’l-hayl” (cihad için bağlanıp beslenen atlar) şeklinde geçer (el-Enfâl 8/60). Aynı kökten “râbitû” emri de (Âl-i İmrân 3/200) “Cihad için hazırlıklı olun” şeklinde açıklanmıştır. Ribât terimi hadislerde, Allah yolunda savaşmak için atların hazır tutulmasının yanı sıra daha çok “nöbet tutmak” ve “sınır muhafızları” anlamlarında kullanılmıştır: “Allah yolunda bir gece nöbet beklemek (ribât) bir ayı oruç ve ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır. Murâbıt ölünce dünyadaki ameli ve rızkı devam eder, kabir azabından da emin olur” (Buhârî, “Cihâd”, 73; Müslim, “İmâre”, 163). “Allah yolunda sınırda bir gün nöbet tutmak dünyadan ve onun üzerinde bulunanlardan daha hayırlıdır” (Buhârî, “Cihâd”, 73). Diğer bir hadiste her ölenin amelinin sona ereceği, Allah yolunda ölen murâbıtın amelinin ise kıyamet gününe kadar artarak devam edeceği ve kabir azabına uğratılmayacağı bildirilmiştir (Tirmizî, “Feżâǿilü’l-Cihâd”, 2; Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 16). Sınır boylarında askerlerin atlarını bağlayıp nöbet tuttukları mekânlara ve buralarda inşa edilen müstahkem yapılara ribât, cihad sevabı almak için ribâtlarda toplanan gönüllü askerlere de murâbıt adı verilmiştir. Hz. Ömer zamanında sekiz eyaletin her birinde savaşa hazır 40.000 at bulundurulduğu (Taberî, IV, 51-52), yetmiş civarında atla Irak bölgesindeki Berâzrûz Ribâtı’na giden Urve b. Ebü’l-Ca‘d el-Bârikī gibi bazı sahâbîlerin bu maksatla at besledikleri kaydedilmektedir (İbn Sa‘d, II, 195; VI, 34). Bu dönemde başta Suriye sahilindeki merkezler olmak üzere sınır şehirleri birer ribât sayılmış, cihad ve ribât kelimeleri birbirinin yerine kullanılmıştır.

Başlangıçta cihad için hazır tutulan atların bağlandığı ve murâbıtların konakladığı basit çadırlardan ibaret olan ribâtlar giderek müstahkem yapılara dönüştü. Bu tip ribâtlar önce Bizans’a karşı Suriye ve Kuzey Afrika sahillerinde yapılmaya başlandı. Hz. Osman zamanında özellikle Bizans saldırılarına açık Suriye ve Mağrib sahillerinde Bizans’tan kalma kalelerin yanı sıra yeni askerî binalar (ribâtlar) inşa edildi. Sûr ve Sayda’daki sahil kalelerini tahkim ettiren Suriye Valisi Muâviye b. Ebû Süfyân, Cebele’de eski Bizans kalesinin dışında bir kale ve askerî binalar yaptırıp içine askerler yerleştirdi (Belâzürî, s. 173-174). Emevîler döneminde Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki sınırlarda ribât niteliğinde kale ve karakollar yapıldı. Kuzey Afrika’nın fethinin ardından Akdeniz sahilinin güvenliği kurulan ribâtlarla sağlandı. Ukbe b. Nâfi‘, Kayrevan şehrini bir ribât olarak inşa ettirdi (İbn İzârî, I, 19). Mâverâünnehir’de ticaret yolları üzerindeki menziller ve Türkistan’daki koruma duvarlarıyla çevrili çiftlikler askerî amaçla kullanıldı ve bu sınırlara da ribâtlar inşa edildi.

Abbâsîler devrinde de Kuzey Afrika sahillerinde çok sayıda ribât yapıldı. 179 (795) yılında Abbâsî Valisi Herseme b. A‘yen