TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - REVM ::.

cilt: 35; sayfa: 32
[REVM - Fatih Çollak]


ileri sürülmüş, uygulamada hareke kısmî de olsa sesle belirtildiğinden görme özürlülerin revmi işitebileceklerinden söz edilmiş, Kur’an tilâvet edilirken okuyandan başka kimsenin bulunmadığı durumlarda revm yapmaya gerek olmadığı ifade edilmiştir.

Sözlükte “çalmak, aşırmak” anlamındaki pals kökünden türeyen ve revm ile kısmî benzerliği bulunan ihtilâsa “harekeyi süratle telaffuz etmek” mânası verilmiş, ayrıca “harekeyi gizli ve hafif bir sesle belli etmek; harekenin çoğunu veya üçte ikisini telaffuz etmek” gibi tarifler yapılmıştır. İhtilâs uygulanma yeri ve miktarı bakımından şu noktalarda revmden ayrılır: 1. Revm kelimenin son harfinde ve vakıf halinde uygulanırken ihtilâs için son harf sınırlaması yoktur ve vasıl halinde yapılır. 2. Revm yalnız kesre ve zammede yapılırken ihtilâs üç harekede de icra edilebilir. 3. Revmde harekenin azı, ihtilâsta üçte ikisi telaffuz edilir.

Sözlükte “birine bir şeyi koklatmak; kibirden dolayı başı yukarıda yürümek; bir şeyden yüz çevirmek” anlamlarındaki işmâm, “vakıf durumunda zammeyi sessiz olarak dudaklarla göstermek ve vakıf sebebiyle meydana gelen sükûnu icra ettikten sonra zammeyi belirtmek üzere dudakları ileriye doğru toplamak” demektir. Maksat, üzerinde vakfedilirken kelimenin sâkin hale gelen son harfinin harekesinin zamme olduğunu belirtmek, tilâvet edeni aynı zamanda bakmak suretiyle dinleyen ve mânayı takip etmek isteyen kişiler, meselâ işitme özürlüler için kelimenin i‘rabının ne olduğunu göstermektir. Fetha ve kesre ile ârızî harekede, harekesi zamme de olsa cemi “mîm”inde ve te’nîs “tâ”sında işmam yapılmaz. “سيق، سيئت، غيض، قيل” gibi kelimelerde ilk harfin asıl harekesine işaret etmek üzere uygulanan bir işmam şekli daha vardır ki bu kelimenin ilk harfinin harekesi zammeye, arkasından gelen yâ harfi de “vâv”a doğru işaret edilerek kelimenin asıl yapısı gösterilmeye çalışılır. “لا تأمنّا” sözünde (Yûsuf 12/11) Ebû Ca‘fer el-Kārî dışındaki kırâat-i aşere imamları için geçerli olmak üzere iki vecih vardır. Birincisi ilk nûn harfini diğerine idgam ederken birinci “nûn”un ötresine işaret etmek için işmam kuralını uygulamak, ikincisi ilk nûn harfini açık şekilde (izhar) okurken ihtilâs etmektir. İşmam vechinin sebebi birinci nûn harfinin aslında zamme olan harekesini dudak hareketiyle göstermektir. Revm, ihtilâs, işmam vb. kıraat ve tecvid kurallarının en doğru biçimde öğreniminin ancak Kur’ân-ı Kerîm’i usulüne uygun şekilde okuyan ve öğreten bir muallim (fem-i muhsin) önünde mümkün olacağı özellikle belirtilmelidir.

BİBLİYOGRAFYA:

Lisânü’l-ǾArab, “rvm”, “ħls”, “şmm” md.leri; İbn Mücâhid, Kitâbü’s-SebǾa fi’l-ķırâǿât (nşr. Şevkī Dayf), Kahire 1972, s. 154-155; Mekkî b. Ebû Tâlib, el-Keşf Ǿan vücûhi’l-ķırâǿâti’s-sebǾ (nşr. Muhyiddin Ramazan), Beyrut 1404/1984, I, 122 vd.; Dânî, et-Teysîr (nşr. O. Pretzl), İstanbul 1930, s. 38, 59, 127; a.mlf., et-Taĥdîd fi’l-itķān ve’t-tecvîd (nşr. Gānim Kaddûrî Hamed), Bağdad 1407/1988, s. 97-99; Ebû Şâme, İbrâzü’l-meǾânî min Ĥırzi’l-emânî (nşr. İbrâhim Atve İvaz), Kahire 1402/1982, s. 268-269; İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, II, 121, 126; a.mlf., et-Temhîd fî Ǿilmi’t-tecvîd (nşr. Gānim Kaddûrî Hamed), Beyrut 1407/1986, s. 73; Süyûtî, el-İtķān (Ebü’l-Fazl), I, 248-249.

Fatih Çollak  


REVNAKOĞLU, Cemalettin Server

(1909-1968)

İstanbul tekkelerine ve tarikatlar tarihine dair araştırmaları ile tanınan yazar.

27 Mart 1909’da İstanbul’da doğdu. Posta Telgraf Merkez Muhabere müdürlerinden Server Emin Bey’in (Üstünbaş) oğludur. İstanbul’un en eski muhtarlarından olması dolayısıyla “şeyhü’l-muhtârân” lakabıyla tanınan babası Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin ileri gelenlerindendi. Sarayda yetiştiğinden “saraylı sultan”, bazı garip davranışları yüzünden “deli sultan” diye anılan annesi Çerkez asıllı Şerife Revnak Hanım, II. Abdülhamid döneminde sarayın hazinedar ustası idi.

Cemalettin Server, Fethiye semtindeki Çandarlı Kara Halil Paşa Numune Mektebi’ni bitirince (1924) Galatasaray Lisesi’ne girdi. Burada Halit Fahri (Ozansoy), Hasan Âli (Yücel), Refet Avni, Fazıl Ahmet (Aykaç) ve İsmail Habip’in (Sevük) öğrencisi oldu. Bir süre sonra okuldan ayrılıp kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Çocuk yaşlarından itibaren İsmail Saib (Sencer), İsmail Fenni (Ertuğrul), Elmalılı Muhammed Hamdi, Ömer Nasuhi (Bilmen), Ziya Şükûn, M. Şerefettin (Yaltkaya), Kilisli Rifat (Bilge), Ömer Ferit (Kam), Hüseyin Kâzım Kadri, Ahmet Remzi Dede (Akyürek), Tâhirülmevlevî, Hamâmîzâde Mehmed İhsan, İsmail Fethi (İsfendiyaroğlu), Hakkı Tarık (Us) ve Rıfkı Melûl (Meriç) gibi devrin önde gelen şahsiyetleriyle tanışıp kendilerinden istifade etti. Çalışma hayatına gazetecilikle başlayan Cemalettin Server’in, Shakespeare’nin “Othello” oyununu Türk sahnesinde ilk defa oynayan “Othello Kâmil Rıza”nın sanatından söz ettiği ilk yazısı 1929’da Milliyet gazetesinde yayımlandı. Bu yıllarda tiyatroyla ilgilenen Cemalettin ünlü aktör Naşid ile birlikte “Aynaroz Kadısı”nda sahneye çıktı. Eski Türk temaşa sanatları ve tiyatro tarihiyle ilgili birçok yazı kaleme aldı. Halkevlerinin sahnelediği oyunlarda fahrî rejisörlük yaptı.

Gençlik yıllarından itibaren tasavvuf, tekke ve tarikatlar konusuna büyük ilgi duyan Cemalettin Server, Türk Tarih Kurumu adına 1942’de İstanbul tekkelerinin hazîrelerini dolaşmaya başladı. 1952’de İstanbul Vilâyeti Merkadlar Komisyonu üyeliğine seçildi. Bunun yanında İstanbul Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’nde eski eserler, tarihî arşiv ve kitâbeler uzmanı olarak çalıştı. Görevi dolayısıyla yüzlerce kitâbe derledi; bunlardan geniş bir arşiv oluşturdu. Çalışmaları sırasında Hamâmîzâde Mehmed İhsan ile Türk ve İslâm Eserleri Müzesi Müdürü Abdülkadir Erdoğan, Rıfkı Melûl Meriç, Eczacı Halit Bey ve Şinasi Akbatu’dan yardım gördü. İstanbul Fetih Derneği üyeliğinde bulunan Revnakoğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nde ilmî müşavirlik yaptı. 23 Eylül 1968’de vefat etti ve Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.

Uzun saçları ve çok ağdalı konuşmasıyla tanınan Revnakoğlu’nun tarikat eşyaları ve kitaplarla dolu olan evi hiç evlenmediği ve vârisi olmadığından ölümünden sonra haraç mezat satılmış, tekkeler, tarikat âdâb ve erkânına dair belgelerle şehir tarihiyle ilgili belgelerden oluşan arşivi Abdülbaki Gölpınarlı ve Halil Can’ın gayretiyle Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevîhânesi Müzesi) koleksiyonuna kazandırılmıştır. Dergâhlar, fermanlar, şeyhler, mezarlıklar, camiler, fütüvvetnâmeler, şairler, takvimler, edebî notlar, çeşitli şiirler ve fotoğraflardan



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir