TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - er-RAHBİYYE ::.

cilt: 34; sayfa: 413
[er-RAHBİYYE - Murteza Bedir]


er-Raĥbiyye üzerine kaleme alınan şerhlerin çoğunluğu Şâfiî mezhebine ait olmakla birlikte içlerinde Mâlikî, Hanefî ve Hanbelî mezhebine mensup âlimlerin yazdığı şerhler de mevcuttur. Bunlardan matbu olanların başlıcaları şunlardır: 1. Sıbtu’l-Mardînî, Şerĥu’r-Raĥbiyye (Atıyye el-Kahvetî’nin hâşiyesiyle birlikte, Bulak 1284; Kahire 1315; nşr. Kemal Yûsuf el-Hût, Beyrut 1409/1989; nşr. Mustafa Dîb el-Bugā, Dımaşk 1408/1988). Bu şerhe yazılan pek çok hâşiyeden Muhammed b. Ömer el-Bakarî’ninki en çok bilinenidir (Bulak 1284; Kahire 1277, 1298, 1303, 1304, 1305, 1310; nşr. Mustafa Dîb el-Bugā, Dımaşk 1408/ 1988). 2. Abdullah b. Muhammed eş-Şinşevrî, el-Fevâǿidü’ş-Şinşevriyye fî Şerĥi’l-Manžûmeti’r-Raĥbiyye. Eserin en yaygın şerhi olup pek çok hâşiyesi arasında Bâcûrî’ninki öne çıkmaktadır (bk. ŞİNŞEVRÎ). 3. İbn Galbûn el-Misrâtî, Tuĥfetü’l-iħvâni’l-behiyye Ǿale’l-Muķaddimeti’r-Raĥbiyye (nşr. es-Sâih Ali Hüseyin, Trablus 1399). 4. Ebû Bekir b. Ahmed es-Sebtî, Şerĥu’r-Raĥbiyye (Şinşevrî’nin Fetĥu’l-ķarîbi’l-mücîb adlı eserinin kenarında, Kahire 1345). Bunlardan başka Cemâleddin el-İsnevî, Muhammed b. İbrâhim es-Sellâmî, Celâleddin es-Süyûtî’nin şerhleri anılabilir.

el-Manžûmetü’r-Raĥbiyye’yi İbnü’l-Hâim et-Tuĥfetü’l-(en-Nefeĥâtü’l-)ķudsiyye fi’ħtiśâri’r-Raĥbiyye adıyla ihtisar etmiş; bunu Zekeriyyâ el-Ensârî (el-Fetĥatü’l-insiyye), Sıbtu’l-Mardînî (el-LümǾatü’ş-Şemsiyye), Bedreddin Muhammed b. Muhammed el-Kerecî el-Bekrî (el-LevâmiǾu’l-Bedriyye), Mahmûd b. Ali el-Bikāî el-Gazzî (el-Minĥatü’l-Biķāǿiyye) ve Burhâneddin İbn Ebû Şerîf şerhetmiştir. Eser üzerine ayrıca İbnü’l-Mukrî el-Yemenî’nin Muħtaśarü’r-Raĥbiyye adlı bir çalışması vardır.

er-Raĥbiyye’ye dair son dönemde yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır: Muhammed Şeybe el-Hamed el-Fakī, Teysîrü’l-mesâǿili’l-farażiyye bi-şerĥi’l-Manžûmeti’r-Raĥbiyye (Kahire 1366/1946); Faysal b. Abdülazîz Âlü Mübârek, es-Sebîketü’ź-Źehebiyye Ǿale’l-Manžûmeti’r-Raĥbiyye (Kahire 1379/1959); Muhammed Sa‘d b. Abdullah er-Rabâtî, el-Ķalâǿidü’ź-Źehebiyye bi-Şerĥi’l-Manžûmeti’r-Raĥbiyye (Kahire 1381/1961); Ali Abduh Yahyâ eş-Şeref, el-Leǿâli’l-fıđđiyye Ǿalâ metni’r-Raĥbiyye (San‘a 1419; Dımaşk 1998); Muhammed Necîb Hayyâta, er-Ravżatü’l-behiyye Ǿalâ metni’r-Raĥbiyye (Halep 1411/1990).

BİBLİYOGRAFYA:

Yâkūt, MuǾcemü’l-büldân, III, 35; Sübkî, Ŧabaķāt, VI, 156; İbn Kādî Şühbe, Ŧabaķātü’ş-ŞâfiǾiyye, II, 17; Keşfü’ž-žunûn, II, 1211, 1246-1247; Cebertî, ǾAcâǿibü’l-âŝâr, Beyrut, ts., I, 339, 446; Serkîs, MuǾcem, I, 574, 928; Brockelmann, GAL, I, 490-491; Suppl., I, 675-676; II, 155; Îżâĥu’l-meknûn, II, 414; Hediyyetü’l-Ǿârifîn, II, 99; Ziriklî, el-AǾlâm, VII, 166; Kehhâle, MuǾcemü’l-müǿellifîn, XI, 47; Ahmet Özel, Hanefî Fıkıh Âlimleri, Ankara 2006, s. 188-189.

Murteza Bedir  


RAHİBE

(bk. RUHBAN).  


RAHÎM

(bk. RAHMÂN).  


RAHİMEHULLAH

(رحمه الله)

Sahâbeden sonraki âlimler için kullanılan dua cümlesi.

İmlâ meclislerinde hadis yazılırken veya müzakere edilirken sahâbeden sonraki âlimlerden birinin adı geçtiğinde rahimehullāh (Allah ona rahmet / merhamet etsin) demek müstehap ve mendup görülmüştür (Şemseddin es-Sehâvî, III, 259). Bu dua bazan “rahmetullāhi aleyh” şeklinde de kullanılmıştır. Kur’an’daki, “Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma! Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin” meâlindeki âyet (el-Haşr 59/10) Selef hakkında rahmet okumanın delili kabul edilmiştir (Cemâleddin el-Kāsımî, XVI, 104). Rahmet kelimesi Allah’a nisbet edildiğinde kuluna nimet vermesi ve ona lutufta bulunması anlamına gelmekte olup (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “rĥm” md.) dua cümlesi olarak Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemekte, fakat hadislerde çokça kullanılmaktadır. Hz. Peygamber’in, “Allah bize ve Mûsâ peygambere rahmet etsin” şeklindeki duası (Müslim, “Feżâǿil”, 172) bu örneklerden biridir (ayrıca bk. Wensinck, el-MuǾcem, “rĥm” md.).

“Rahimehullah” duası, yaklaşık IV. (X.) yüzyıla kadar sadece vefat edenler için değil yaşayanlar için de kullanılmıştır. Ahmed b. Mehdî’nin Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm ile konuşmaya başlarken ona, “Ey Ebû Ubeyd! Allah sana rahmet etsin” diye hitap ettiği, muhaddislerin de birbirlerine, “Allah bize ve size rahmet etsin, bizi ve sizi bağışlasın” diye dua ettikleri (Sem‘ânî, s. 101, 149) bilinmektedir. Hz. Peygamber’in, “Allahım! Başlarını kazıtarak ihramdan çıkanlara rahmet et” demesi (Buhârî, “Ĥac”, 127; Müslim, “Ĥac”, 317; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 79) yaşayanların birbirine bu şekilde dua etmesinin delili sayılmıştır.

İmlâ meclisinde hocanın söylediklerini başkalarına nakleden talebe derse giriş faslını bitirdikten sonra hadis yazdıran hocaya dönerek, “Allah sana rahmet etsin, hangi hocalardan hadis rivayet edeceksin?” diyerek hadis dersini başlatır (Nevevî, s. 169). Yahyâ b. Eksem kadılık, başkadılık, vezirlik görevlerinde bulunduğunu, fakat talebenin, “Allah sana rahmet etsin, hangi hocalardan hadis rivayet edeceksin?” sözü kadar hiçbir şeyin kendisini sevindirmediğini söylemiştir (Hatîb el-Bağdâdî, II, 71). Abbâsî halifeleri Me’mûn ve Mansûr’un da hadis rivayet ederek bu duayı almayı çok istedikleri ve bunun özlemini duydukları nakledilmiştir (Şemseddin es-Sehâvî, III, 257-258).

BİBLİYOGRAFYA:

Hatîb el-Bağdâdî, el-CâmiǾ li-aħlâķı’r-râvî ve âdâbi’s-sâmiǾ (nşr. Mahmûd et-Tahhân), Riyad 1403/1983, II, 71; Sem‘ânî, Edebü’l-imlâǿ ve’l-istimlâǿ (nşr. M. Weisweiler), Beyrut 1401/1981, s. 101, 103, 149; İbnü’s-Salâh, ǾUlûmü’l-ĥadîŝ (nşr. Nûreddin Itr), Dımaşk 1406/1986, s. 242-243; Nevevî, İrşâdü ŧullâbi’l-ĥaķāǿiķ (nşr. Nûreddin Itr), Dımaşk 1408/1988, s. 145, 169; Şemseddin es-Sehâvî, Fetĥu’l-muġīŝ (nşr. Ali Hüseyin Ali), Beyrut 1412/1992, III, 73-74, 256-259; Cemâleddin el-Kāsımî, Tefsîrü’l-Ķāsımî: Meĥâsinü’t-teǿvîl (nşr. M. Fuâd Abdülbâkī), Kahire 1376/1957, XVI, 104.

Erdinç Ahatlı  


RAHİP

(bk. RUHBAN).  


RAHLE

(الرحلة)

Genelde diz çökerek veya bağdaş kurarak önüne oturulup üzerinde kitap okunan açılır kapanır yahut üzerinde yazı da yazılabilen düz tablalı, sabit ayaklı (ders rahlesi) şekillerde yapılan küçük bir kürsü, masa türüdür. Daha çok Kur’an’ı yerden yüksek tutarak gereken saygıyı göstermek ve başlangıçta çok ağır olan mushafları rahat okuyabilmek ihtiyacından doğmuştur. Rahle isminin binek hayvanlarının semer / eyeri için Arapça’da kullanılan rahl / rahal kelimesinden geldiği sanılmaktadır.