TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - PANARABİZM ::.

cilt: 34; sayfa: 158
[PANARABİZM - Zekeriya Kurşun]


ile tek bir siyasî çatı altında toplanmayı savunanlar farklı gruplar oluşturmaktadır. Esasen günümüz Araplar’ını birlik fikrine yönelten İsrail karşıtlığı ana unsuruna rağmen Arap devletleri arasında Filistin meselesi hususunda tam bir fikir birliği olduğunu söylemek zordur. İsrail karşıtı tavrın derecesi de Araplar arasında birlik fikrini zayıflatan unsurlardandır. 1990’lı yıllarda Basra körfezindeki gelişmeler ve Amerika’nın Körfez Savaşı karşısında ortak bir tavır belirleyemeyen Arap ülkeleri, 2003’ten beri sürmekte olan Irak’ın işgali karşısında da fikir ayrılıklarını sürdürmektedir. Araplar arasında son olaylara gösterilen farklı tepkiler panarabizm fikrinin gücü ve zaafları bakımından önemli göstergelerdir.

BİBLİYOGRAFYA:

Sâtı‘ el-Husrî, Muĥâđarât fî neşveti’l-fikreti’l-ķavmiyye, Kahire 1951, tür.yer.; W. L. Cleveland, The Making of an Arab Nationalist: Ottomanism and Arabism in the Life and Thought of Sati‘ el-Husri, Princeton 1971, tür.yer.; Arab Nationalism an Antology (ed. Sylvia G. Haim), London 1976, tür.yer.; D. Pipes, Greater Syria: The History of an Ambition, New York 1990; E. Kedourie, Politics in the Middle East, New York 1992, s. 268 vd.; Bessam Tibi, Arap Milliyetçiliği (trc. Taşkın Temiz), İstanbul 1998; C. E. Dawn, Osmanlıcılıktan Arapçılığa (trc. Bahattin Aydın - Taşkın Temiz), İstanbul 1998, tür.yer.; Adid Davişa, Arap Milliyetçiliği: Zaferden Umutsuzluğa (trc. Lütfi Yalçın), İstanbul 2004; Zeynep Güler, Süveyş’in Batısında Arap Milliyetçiliği: Mısır ve Nasırcılık, İstanbul 2004; Y. M. Choueiri, “Nationalism in the Middle East: The Case of Pan-Arabism”, A Companion to the History of the Middle East (ed. Y. M. Choueiri), Oxford 2005, s. 291-312; Cumhuriyet, İstanbul 8 Temmuz 1933; 12 Eylül 1935; 16 Ekim 1935; 13 Kasım 1935; 25 Kasım 1935; 20 Nisan 1936; 13 Eylül 1936; 15 Eylül 1936; 13 Ocak 1943; 17 Ocak 1943; 18 Ocak 1943; 20 Ocak 1943; 2 Nisan 1943; 21 Temmuz 1943; 11 Ağustos 1943; 28 Ağustos 1943; 29 Ekim 1943; 7 Ocak 1944; M. Kramer, “Arab Nationalism: Mistaken Identity”, Daedalus, CXXII/3, Massachusetts 1993, s. 171-206; Mahmoud Haddad, “The Rise of Arab Nationalism Reconsidered”, IJMES, XXVI (1994), s. 201-202; D. Walker, “The Rise of Pan-Arab Nationalism in Egypt (1930-1940)”, HI, XIX/4 (1996), s. 67-90; Zekeriya Kurşun, “Şekib Arslan’ın Bazı Mektupları ve İttihadçılar İle İlişkileri”, TED, sy. 15 (1997), s. 597-618; M. Eppel, “The Elite, the Effendiyya and the Growth of Nationalism and Pan-Arabism in Hashemite Iraq 1921-1958”, IJMES, XXX (1998), s. 227-250; J. M. Landau, “Pan-Arabism”, EI² (İng.), VIII, 245-248; Bahgat Korany, “Arab Nationalism”, The Oxford Encyclopedia of the Modern Islamic World (ed. J. L. Esposito), New York 1995, I, 113-116.

Zekeriya Kurşun  


PANAYIR

(bk. PAZAR).  


PANİSLÂMİZM

(bk. İSLÂMCILIK; İTTİHÂD-ı İSLÂM).  


PANSLAVİZM

Bütün Slavlar’ın bir araya getirilmesi ve özellikle Rusya’nın önderliğinde birleştirilmelerini öngören siyasal akım

(bk. RUSYA).  


PANTHAY

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Çin’in Yunnan bölgesinde yaşayan müslümanlara verilen isim.

Çin’de pek bilinmeyen panthay terimi Avrupalılar tarafından XIX. yüzyılın ikinci yarısında Burma (Myanmar), Tayland ve Vietnam ile sınır komşusu olan Çin’in güneybatısındaki Yunnan bölgesinde yaşayan Çinli (Huyi, Hui) müslümanlar için kullanılmıştır. Etimolojik yapısı hakkında çeşitli görüşler bulunan ismin Çince bendi (yerli) veya panzei (âsi) yahut Birmanca Pansee (Kuzey Arakan bölgesindeki Hint asıllı müslüman Burmalılar) kelimelerinden gelmiş olabileceği düşünülmektedir. Muhtemelen kelimeyi Hindistan’daki İngiliz sömürgecileri, 1855-1873 yılları arasında Mançu idarecilerine karşı ayaklanan Yunnanlı müslümanları adlandırmak üzere Panthay şekline çevirmişlerdir. Günümüzde bu terim, Burma’da yaşayan Yunnanlı müslümanlar için küçük düşürücü bir anlam ifade etmektedir.

İslâmiyet’in Yunnan’a girişiyle ilgili bilgiler doğruluk ve güvenilirlik bakımından farklılık arzeder. T’ang (618-906) ve Song (960-1279) dönemlerine ait kaynaklar, Yunnan’a gelen Orta Asyalı göçmenlerin faaliyetleri ve onların dinî hayatları hakkında herhangi bir açıklama yapmaz. Ancak T’ang dönemine ait bazı arkeolojik belgeler, onların bölgede hüküm süren Budist Dali (Tali) Krallığı’ndaki yerli Yunnanlılar tarafından esir edildiğini göstermektedir. Nitekim Tibet 801’de Dali’yi işgal ettiği zaman aldığı esirlerin çoğunluğunu Semerkant’tan gelen askerler oluşturmuştu. Dali tarihi hakkında kaleme alınmış bir Song dönemi eseri de bölgeye yerleşen ilk müslüman göçmenlerin İranlı tüccarlar ve vergi toplamaya gelen Güneydoğu Asyalılar olduğunu kaydetmektedir. Çince müslüman menkıbelerine göre ise bölgeye yerleşen ilk müslümanlar T’ang hânedanı döneminin ortalarında ticarete başlayan Arap tüccarlarıdır. 1279’da bütün Çin’in Moğollar tarafından işgal edilmesinden önce Yunnan’da İslâmiyet’in nasıl tutunup yayıldığı hakkında güvenilir bir kayıt bulunmamasına rağmen bu tarihten sonra hükümetin bölgeye geniş çaplı müslüman göçü düzenlediği bilinmektedir. Moğol Yüan hânedanı dönemi (1279-1368) boyunca Tongut, Tatar, Uygur, Acem gibi çeşitli ırklara mensup müslümanlar buraya geldiler ve kendilerine dağıtılan topraklara yerleştiler. Yine aynı dönemde Orta Asyalı müslüman askerler, Burmalılar’ı veya mahallî âsileri bastırmayı hedefleyen siyasî ve askerî stratejiler gereği sürekli biçimde buraya gönderildiler. Daha sonra bunlar, yerli veya Çinli kadınlarla evlenmeye ve gayri müslim yetimleri evlâtlık alarak yetiştirip kendi kızlarıyla evlendirmeye başladılar. Bu devirde sarayda ve mahallî idare merkezlerinde birçok müslüman üst düzey yönetici olarak görev yaptı; hatta aralarından valiliğe ve kumandanlığa getirilenler oldu. Bunlardan en önemlisi, Kubilay Han (1260-1294) tarafından Yunnan valiliğine tayin edilerek müslümanları Çinlileştirmekle görevlendirilen ve daha sonra Hsien Yan prensi unvanıyla onurlandırılan Buharalı General Seyyid Ecel Şemseddin Ömer’dir (Sai Tion-Ch’ih, ö. 1279). Yüan döneminin sonuna doğru müslümanlar Orta Asya geleneklerini terkederek Çin kültürünü benimsediler ve bu kültürün etkisi altında kalmış bir dinî hayat sürdürmeye başladılar.

Bölgeye müslüman göçü Ming hânedanı döneminde de (1368-1644) devam etti. Bu yabancı insanlar, hükümetin Konfüçyüsçülüğü yaymaya çalışmasına rağmen dinî, ekonomik ve sosyal hak ve hürriyetlerini korumayı başardılar; sayıları giderek arttı. Bu dönemde askerî faaliyetlerin azalmasıyla birlikte müslüman askerler özellikle madencilik, ticaret ve porselen yapımcılığı gibi mesleklerle uğraşmaya başladılar. Mançu-Qing döneminin (1644-1911) başlarında işlenmiş deri ve halı imalâtı da gelişti ve ekonomi giderek büyüdü. Müslümanlar bir süre barış ve refah içinde yaşadıktan sonra bir isyanı bastırmak için yardıma çağrıldıkları Pekin’den çıkmayarak iktidara ortak olan ve bütün ülkeyi kendi katı kurallarına göre yönetmeye çalışan Mançular’ın daha baskıcı bir Konfüçyüsçülük faaliyetine mâruz kaldılar. Hükümetin yürüttüğü müslümanlara yönelik baskı ve zulümler, ülkenin dağlık bölgesi ve devlet otoritesinin en zayıf hissedildiği eyaleti olan Yunnan’da ve Çin’in kuzeybatısında bulunan diğer müslüman yerleşim



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir