TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ÖZOK, Said ::.

cilt: 34; sayfa: 132
[ÖZOK, Said - Nuri Özcan]


II, 86; Mehmet Nermi Haskan, Yüzyıllar Boyunca Üsküdar, İstanbul 2001, I, 470-471; Hür Mahmut Yücer, Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (19. Yüzyıl), İstanbul 2003, s. 135; Öztuna, BTMA, II, 181-182; Ömer Tuğrul İnançer, “Şabanîlikte Zikir Usulü ve Musikî”, DBİst.A, VII, 124.

Nuri Özcan  


ÖZÖN, Mustafa Nihat

(1896-1980)

Edebiyat tarihçisi, dilci ve eğitimci.

İstanbul’da Etmeydanı’nda doğdu. Babası Hasan İhsan Efendi İstanbul Gümrüğü, büyükbabası Hacı Hâfız Mustafa Efendi Düyûn-ı Umûmiyye memurlarındadı. Şemsülmaârif, Burhânıterakkî gibi özel okullardaki öğreniminin ardından Davutpaşa ve Gelenbevî rüşdiyelerine devam etti. Mercan İdâdîsi’nin son sınıfındayken seferberlik ilânı üzerine askere alındı (1915). Kısa bir yedeksubay eğitiminin ardından Üçüncü Kafkas Ordusu emrine önce Erzincan’a, oradan Bayburt’a gönderildi. İstanbul’a izinli geldiği sırada kıtası da İstanbul’a geldiğinden izin dönüşü Balıkesir’e gönderildi ve terhis oluncaya kadar (Kasım 1918) orada kaldı. Lise eğitimini tamamlamamış olmasına rağmen Edebiyat Fakültesi’ne öğrenci olarak kabul edildi. Fakülteyi bitirdikten sonra Ankara Erkek Lisesi Fransızca öğretmenliğine gönderildi (1923). Bunun yanı sıra Anadolu Ajansı’nda çalıştı, İmam-Hatip Okulu’nda psikoloji ve ahlâk dersleri verdi. Ancak geçirdiği zatürre sebebiyle İstanbul’a döndü. Üsküdar Erkek Lisesi (1926) ve İstanbul Kız Muallim Mektebi’nin (1927-1934) edebiyat öğretmenliklerinde bulundu. Üsküdar’daki Fransız okulunda ve Kabataş Lisesi’nde derslere girdi. 1934’ten sonra Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü’nde hocalık yaptı ve buradan emekli oldu (1961). Emeklilik yıllarında da çalışmalarına devam eden Özön 2 Ocak 1980’de İstanbul’da vefat etti.

Babasına ait kitapların bulunduğu bir evde okumaya meraklı bir aile içinde büyüyen Mustafa Nihat özel Fransızca dersleri almış, II. Meşrutiyet’in ardından yayın bolluğu döneminde okumaya ve edebiyata ilgisi artmış, Balıkesir’de asker olduğu dönemde bir gençlik serüvenini anlatan Vedia adlı bir roman yazmıştır. Eser basılmaya başlanmışsa da terhisinden sonra işgal kuvvetlerinin matbaayı kapatması üzerine yarım kalmıştır. Edebiyat Fakültesi’nde Yahya Kemal (Beyatlı), Yusuf Şerif (Kılıçel), Ömer Ferit (Kam), Ali Ekrem (Bolayır), Mehmed Fuad (Köprülü) ve Cenab Şahabeddin hocaları arasında yer almış, Halil Vedat (Fıratlı), Ahmet Hamdi (Tanpınar), Necmettin Halil (Onan) ve Mehmed Halid (Bayrı) arkadaşları olmuştur. Millî Mücadele’nin devam ettiği bu yıllarda Yahya Kemal’in yönetiminde çıkarılan Dergâh mecmuasının sahibi olduğu gibi finansmanını da sağlamış, ayrıca yayın işleriyle ilgilenmiştir.

İlk yazı denemeleri olarak Dergâh’ta bazı hikâyelerle Nedîm ve Evliya Çelebi üzerine yazılar yanında “İstanbul’un On Beş Günü” başlıklı sayfalarda M. S. (Mülâzım-ı Sânî) imzasıyla askerî kitap tanıtımları, Hasan İhsan imzasıyla tiyatro ve N. D. imzasıyla sinema eleştirileri kaleme almıştır. 1928’de Ayın Tarihi dergisinde bir seri halinde yayımladığı “Yüz Senelik Gazeteciliğimiz” başlıklı tefrikası ilk önemli çalışmasıdır. Maarif Vekâleti Tâlim ve Terbiye Heyeti adına 1930-1933 yılları arasında on beş sayı devam eden Bibliyografya dergisini çıkaran Mustafa Nihat, yeni harflerle basılan yayınların tesbitine yönelik Bibliyografya Bülteni’nin on ikinci sayısında Ahmed Râsim ve Abdullah Cevdet bibliyografyalarına yer vermiş, bu sırada Braunschvig’in Notre littérature étudiée dans les textes adlı kitabını örnek alıp hazırlamaya başladığı antoloji, G. Lanson’u göz önünde tutarak hazırladığı, türlere göre sınıflandırılmış bibliyografya çalışmalarıyla bütünleşip o zamana kadar Türk edebiyatında uygulanmamış bir yöntemle türleri tek tek ele alan Metinlerle Muasır Türk Edebiyatı Tarihi’ne dönüşmüştür. Edebiyat tarihi çalışmalarının temelinde neşredilmiş eserler yanında gazete ve dergi koleksiyonları üzerinde yaptığı incelemeler de bulunmaktadır. 1933’te “Edebiyat Kütüphanesi” dizisini başlatmış, bu dizide daha önce Bursa’da basılan Ahmed Vefik Paşa’nın Molière uyarlamalarının tamamını yayımlamıştır (on altısı Ahmed Vefik Paşa’nın [1933], biri Âli Bey’in [Ayyar Hamza, 1940] olmak üzere on yedi kitap). Bu tür çalışmalarında Fransızca’daki benzer bir diziyi örnek alarak genelde metnin diline dokunmamış, notlar ve açıklamalar koyma yoluna gitmiştir.

Puşkin’in ölümünün 100. yılı etkinlikleri dolayısıyla yaptığı Rusya seyahati dönüşü Remzi Kitabevi için “Dünya Muharrirlerinden Tercümeler” serisini başlatmış (1937), önce on kitap olarak düşünülen bu proje zamanla başka çevirmenlerin de katılmasıyla 120 kitaba kadar ulaşmıştır. Kendisi başta Maksim Gorki olmak üzere Dostoyevski, Maupassant, Alexandre Dumas Fils, Jack London, Rudyard Kipling gibi yazarlardan bu seri için on kitap çevirmiş, Uyandırılmış Toprak çevirisi (1938) dolayısıyla müellifi Şolohof’tan teşekkür mektubu almıştır. 15 Mart 1938’de bu tercümeler serisini desteklemeye yönelik olarak çıkarılan Kalem dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yapmıştır. 1 Haziran 1939’da on üçüncü sayısıyla neşrine son verilen dergide Tanzimat dönemi yazarları üzerine hazırladığı bazı yazılarını da neşretmiştir. Bu arada yayın müdürlüğünü üstlendiği, 1 Ocak - 3 Eylül 1939 tarihleri arasında otuz altı sayı çıkan Oluş dergisinde on bir bölüm devam eden “Edebiyatımızda Münakaşalar” başlıklı bir çalışması dikkat çekmektedir. Yeniden ele aldığı Metinlerle Muasır Türk Edebiyatı Tarihi’ni 1941’de Son Asır Türk Edebiyatı Tarihi adıyla neşretmiştir. Mustafa Nihat diğer çalışmalarıyla beraber 1940’lı yıllardan itibaren sözlük çalışmalarını da sürdürmüştür.

Metin neşirlerine önceki dönemlerden Evliya Çelebi Seyahatnâmesi (On Yedinci Asır Hayatından Levhalar ve Sansürce Çıkarılmış Parçalar alt başlığıyla, I-III, 1944-1945) ve Silâhdar Tarihi’nden yaptığı seçmelerle (Silâhdar Târihi: XVIII. Asır Saray Hayatı, 1947) Tanzimat sonrası yazarlarından Şinâsi (Şair Evlenmesi, 1940), Nâmık Kemal (Vatan yahut Silistre, 1940; Zavallı Çocuk, 1940; İntibah: Sergüzeşt-i Âli Bey, 1944; Âkif Bey, 1961), Ahmed Midhat Efendi (Yeniçeriler, 1942), Recâizâde Mahmud Ekrem (Çok Bilen Çok Yanılır, 1941) ve Nâbizâde Nâzım’ın (Zehra, 1954) eserleriyle devam etmiştir. 1965-1972 yılları arasında Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kitaplarını yayınevinin isteği üzerine öncekilerden farklı olarak sadeleştirmek suretiyle yayıma hazırlamıştır. Sadeleştirme çalışmaları arasında Seydi Ali Reis’in Hindeli’nden İstanbul’a adlı eseriyle (1935, Hayrullah Örs’le birlikte) anonim Karagöz oyunları metinleri de (Kanlı Kavak, 1941; Kanlı Nigâr, 1941) bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli dillerde çıkan Kur’an tercümelerini gözden geçirerek hazırladığı bir



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir