TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ÖMER b. HAFS ::.

cilt: 34; sayfa: 64
[ÖMER b. HAFS - Abdülkerim Özaydın]


saldırdıysa da büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Ebû Hâtim’in Kayrevan kuşatması sekiz ay sürdü. Ömer b. Hafs’ın 700 savaşçı ile yaklaşmakta olduğunu öğrendiğinden kuşatmaya son verdi. Ömer Kayrevan’a girip şehre erzak yığdı ve gerekli savunma tedbirlerini aldı. Ebû Hâtim bir süre sonra yeniden Kayrevan’a saldırınca Halife Ebû Ca‘fer el-Mansûr yardımcı olmak üzere büyük bir orduyu bölgeye sevketti. Başka bir kumandanın kendisini kurtarmak için gönderilmesini gururuna yediremeyen Ömer b. Hafs bütün gücüyle düşmana saldırdı ve kahramanca savaşarak şehid oldu (15 Zilhicce 154 / 28 Kasım 771). Kayrevan Hâricîler’in eline geçti. Yerine Yezîd b. Hâtim el-Mühellebî getirildi (Taberî, VIII, 45). Hem idareciliği hem kumandanlığıyla tanınan Ömer b. Hafs bugün Biskre adıyla bilinen Abbâsiye şehrini kurmuş ve Tubne’yi yeniden inşa etmiştir.

BİBLİYOGRAFYA:

Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 511; Taberî, Târîħ (Ebü’l-Fazl), VII, 512; VIII, 33-34, 45; Ya‘kūbî, Târîħ, II, 372-373, 384, 386; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, V, 509, 595, 596, 598-601; İbn İzârî, el-Beyânü’l-muġrib, I, 77-78; Selâvî, el-İstiķśâ, I, 58; Ziriklî, el-AǾlâm, V, 44; Abdurrahman b. Muhammed el-Cîlâlî, Târîħu’l-Cezâǿiri’l-Ǿâm, Beyrut 1400/1980, I, 154-156; Seyyid Abdülazîz Sâlim, Târîħu’l-Maġrib fi’l-Ǿaśri’l-İslâmî, İskenderiye 1982, s. 264-270; Recep Uslu, Sind’de İslâm Fetihleri: 15-240/ 636-854 (yüksek lisans tezi, 1990), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 100-101; Kasım İlgün, Halife Mansûr ve Dönemi: 136-158/754-775 (doktora tezi, 1994), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 123; Sâdık Seccâdî, “Âl-i Mühelleb”, DMİ, II, 161-162; G. Marçais, “Ömer b. Hafs”, İA, IX, 466-467; P. Crone, “Muhallabids”, EI² (İng.), VII, 359-360.

Abdülkerim Özaydın  


ÖMER b. HAFSÛN

(عمر بن حفصون)

Ömer b. Hafsûn (Hafs) b. Ömer b. Ca‘fer el-İslâmî (ö. 305/918)

Endülüs Emevî Devleti’ni uzun yıllar uğraştıran isyancı lider.

246 (860) yılında Mâleka (Malaga) civarındaki Hısnıavt’ta (Iznate) doğdu; sonradan İslâmiyet’i kabul eden (müvelledûn) tanınmış bir İspanyol ailesine mensuptur. Gençliğinde kavgacı ve geçimsiz kişiliği sebebiyle tartıştığı bir komşusunu öldürüp Kuzey Afrika’ya, Rüstemîler’in başşehri Tâhert’e kaçtı. İbnü’l-Kūtıyye’nin ifadesine göre kendisini tanıyan birinin ona buralarda kalmasının vatanı için büyük bir kayıp olduğunu, eğer isterse Araplar’a karşı verilecek mücadeleye liderlik edebileceğini söylemesi üzerine geri döndü. Etrafına bir grup toplayarak Runde dağlarında (Serrania de Ronda) harap bir kale olan Bübeşter’e (Bobastro) yerleşip ilk isyan hareketini başlattı (267/880). Tamir ve kısmen yeniden inşa ettirdiği Bübeşter Kalesi son derece sarp kayalar üzerine kurulmuş müstahkem bir yerdi (İA, II, 829; IX, 467). Endülüs Emevî Emîri I. Muhammed’in isyanı bastırmak için Reyye (Reyyo) Valisi Âmir b. Âmir kumandasında gönderdiği kuvvetlerin başarı elde edemeden geri dönmesi Ömer b. Hafsûn’un şöhretini arttırdı ve pek çok kişinin yanında yer almasını sağladı. Yeryüzünde kötülük ve fesat çıkarmak isteyen ayak takımı onun etrafında toplandı (İbnü’l-Esîr, VII, 361). İbn Hafsûn’un üç yıl içerisinde Runde (Ronda) şehrinden Gırnata (Granada) ve Mâleka’ya kadar uzanan dağlık bölgede sözünü geçirir hale geldiğini gören Emîr Muhammed 270 (883) yılında büyük bir sefer için hazırlıklara başladı. Sevkettiği kuvvetlerle onu Bübeşter’de mağlûp ederek itaat altına aldı. Ömer b. Hafsûn 271 (884) yılında Asturias Kralı III. Alfonso’ya karşı yapılan sefere katıldı ve önemli yararlıklar gösterdi. Ancak bir süre sonra tekrar ayaklanarak Bübeşter Kalesi’ne çekildi. Emîr Muhammed, oğlu Münzir’i üzerine gönderdiyse de (273/886) emîrin âniden ölmesi üzerine ordu geri döndü.

Ömer b. Hafsûn, Münzir b. Muhammed döneminde de (886-888) isyanını sürdürdü ve taraftarlarının sayısını çoğalttı. Bizzat emîrin başında bulunduğu ordu 274 (887) ve 275 yıllarında Bübeşter’i kuşattıysa da alamadı. İbn Hafsûn, Emîr Münzir’e kendisinin kumandan yapılması ve ailesiyle birlikte Kurtuba’ya yerleşmesine müsaade edilmesi şartıyla teslim olacağını bildirdi. İbn İzârî’nin kaydettiğine göre onun devletten böyle bir istekte bulunmasının ardında o sıralarda destekçilerini ve yardımcılarını kaybetmesi yatmaktaydı (el-Beyânü’l-muġrib, II, 117). Emîr Münzir bu şartı kabul etti ve ona 100 katır yükü yiyecek, giyecek ve değerli eşya gönderdi. Ancak İbn Hafsûn kuşatmanın kaldırılmasının ardından Kurtuba’ya gitmeden tekrar isyan etti. Emîr Münzir kalenin yeniden kuşatılması ve ele geçirilmeden Kurtuba’ya dönülmemesi emrini verdiyse de onun da âni ölümü bunun yerine getirilmesini engelledi.

Münzir’den sonra tahta çıkan kardeşi Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman zamanında (888-912) defalarca barış isteyip tekrar ayaklanan Ömer b. Hafsûn bu uzun süre içerisinde İstice (Ecija), İstabbe (Estepa) ve Beyâne (Baena) gibi şehirleri zaptedip bunlardan Beyâne’nin halkını kılıçtan geçirdi; Ceyyân (Jaen) ve İlbîre’nin de (Elvira) vergilerine el koydu. Emîr Abdullah, kesin bir sonuca ulaşmak için hazırladığı 14.000 kişilik bir orduyla 30.000 kişilik Ömer b. Hafsûn ordusunu Bulây (Polei) civarında bozguna uğrattı (278/891); fakat yine kaçıp Bübeşter’e sığınan İbn Hafsûn’u kaleyi muhasara etmesine rağmen ele geçiremedi. Emîr Abdullah’ı ölümüne kadar uğraştıran ve gönderdiği orduların karşısında mağlûp olmasına rağmen her seferinde Bübeşter Kalesi’ne sığınmak suretiyle canını kurtaran İbn Hafsûn uzun mücadelesi sırasında çeşitli politik oyunlara da girişti. Bir yandan Abbâsîler’in desteğini sağlayabilmek için halife adına hutbe okuturken bir yandan da kuzeydeki Galiçya Krallığı’na yaklaşarak yardım almaya çalıştı. Hatta 286 (899) yılında ailesiyle birlikte İslâm’dan çıkıp Hıristiyanlığa girdiğini açıkladı ve ismini Samuel olarak değiştirdi. Ancak bu dinî tercihi kendisine inanan pek çok taraftarının yanından ayrılmasına sebebiyet verdiği gibi İslâm âlimleri de ona karşı cihad ilân etti. Ömer b. Hafsûn ilerleyen dönemlerde Fâtımîler’le ittifak kurmaya uğraştı, ayrıca İşbîliye (Sevilla) hâkimi İbrâhim b. Haccâc gibi diğer âsilerle de iş birliği yaptı.

Ömer b. Hafsûn, Endülüs tarihinin en güçlü hükümdarlarından III. Abdurrahman’ın (912-961) ilk yıllarında da isyanına devam etti. Fakat yaşlanmaya başlamıştı, karşısında da seleflerinden çok farklı iradesiyle ünlü bir hükümdar vardı. Yeni hükümdar tahta çıktıktan kısa bir süre sonra saldırıya geçerek onu mağlûp etti ve aralarında İlbîre’nin de bulunduğu otuzun üzerindeki kaleyi teslim aldı; ertesi yıl da Cezîretülhadrâ’ya kadar olan bölgeyi zaptetti. İbn Hafsûn 303 (916) yılında son bir defa daha bağışlanmasını diledi ve dileğinin kabul edilmesi üzerine III. Abdurrahman’la, içinde Bübeşter’in de bulunduğu 162 kalenin teslimini öngören bir barış antlaşması imzaladı; kaynakların belirttiğine göre ölünceye kadar da bu antlaşmaya sadık kaldı. Hatta oğlu Süleyman, İbiza (Yâbise) adasını ele geçirdiğinde ona kızmış ve III. Abdurrahman’a adayı geri alması için yardımcı olmuştu.

Dört hükümdarı uzun yıllar uğraştıran Ömer b. Hafsûn 16 Şâban 305 (1 Şubat 918) tarihinde öldü. İbn İzârî bu olayı, “Kâfirlerin ve münafıkların başı, fitne ateşini yakan, kötülük saçan Ömer b. Hafsûn öldü” şeklinde kaydetmiştir (el-Beyânü’l-muġrib,



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir