TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - OSMAN b. HUNEYF ::.

cilt: 33; sayfa: 470
[OSMAN b. HUNEYF - Mehmet Efendioğlu]


ettiği bilinmektedir. Hz. Ebû Bekir devrinde irtidad hareketlerine karşı yapılan savaşlarda üstün başarılar gösterdi. Hz. Ömer döneminde de önemli işler yaptı. Irak (Sevâd) bölgesi fethedilince vergi tahsil işine Sâsânîler devrinde olduğu gibi devam edilmişti. İslâmî esaslara uymayan bu usulü Hz. Ömer 16 (637) yılında değiştirmeye karar verdi. Bu işi gerçekleştirebilecek ehil kişi olarak Osman görüldü ve kendisi Irak’ta uygulanacak yeni vergi sisteminin esaslarını belirlemekle görevlendirilen komisyonun başına getirildi. Huzeyfe b. Yemân da onun yardımcısı oldu. Hz. Ömer’in bizzat ilgilenmesi ve yönlendirmesiyle aylar süren çalışmalar sonunda bölgedeki ziraata elverişli araziler ölçüldü ve nüfus sayımı yapılarak özellikle zimmîlerin sayısı tesbit edildi. Böylece âdil bir vergi tahsiline gidildi. Osman b. Huneyf’in başarılı çalışmaları sayesinde devlet gelirleri üç kat arttı. Ancak yeni vergi sistemiyle insanlara haksızlık yapılmış olabileceği endişesine kapılan Hz. Ömer vergi uygulaması hakkında soruşturma yaptırdı; uygulamadan vatandaşların da memnun olduğunu anlayınca Osman b. Huneyf’i Kûfe’ye sâhibü’l-harâc tayin etti. Hz. Ömer bu uygulamayı daha sonra yaygınlaştırdı, Basra Valisi Ebû Mûsâ el-Eş‘arî ile diğer valilerden vergi toplama işinde Osman b. Huneyf’in geliştirdiği usulü uygulamalarını istedi.

Osman b. Huneyf, Hz. Ömer’in vefatından sonra Medine’ye geldi ve Hz. Osman devrinde herhangi bir görev almayarak ilimle meşgul oldu. Bu dönemde ortaya çıkan fitnelerden ve karışıklıklardan uzak durdu. Hz. Ali hilâfete gelince onu Basra’ya vali tayin etti. Cemel Vak‘ası’nda taraflar arasındaki ihtilâfları gidermek için büyük gayret gösterdi ve şehri Hz. Ali adına savundu; fakat sonunda taraftarlarıyla birlikte teslim olmak zorunda kaldı. Cemel Vak‘ası’nın ardından Kûfe ve Basra bölgesi yeniden Hz. Ali’nin yönetimine girince Kûfe valiliğine getirildi. Ancak başşehir Medine’den Kûfe’ye nakledilince görevi onun de sona ermiş oldu. Osman b. Huneyf muhtemelen Muâviye b. Ebû Süfyân döneminin ilk yıllarında (41/661) Kûfe’de vefat etti. Sabırlı, cesur ve âdil bir kişi olduğu belirtilen Osman b. Huneyf, Resûl-i Ekrem’den bir hadis nakletmiş (Müsned, IV, 138), kendisinden kardeşinin oğlu Ebû Ümâme b. Sehl, Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, Umâre b. Huzeyme b. Sâbit, Nevfel b. Müsâhık ve Hâni’ b. Muâviye es-Sadefî rivayette bulunmuştur.

BİBLİYOGRAFYA:

Müsned, IV, 138-139; Buhârî, “Feżâǿilü aśĥâbi’n-nebî”, 8; a.mlf., et-Târîħu’l-kebîr, VI, 209-210; İbn Mâce, “İķāme”, 189; Tirmizî, “DaǾavât”, 119; İbnü’l-Kelbî, Cemhere (Nâcî), s. 630; Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm, en-Neseb (nşr. Meryem M. Hayrüddir‘), Beyrut 1410/1989, s. 272; İbn Sa‘d, eŧ-Ŧabaķāt, III, 255, 337; V, 48; VI, 8; Halîfe b. Hayyât, eŧ-Ŧabaķāt (Ömerî), s. 86, 135; a.mlf., et-Târîħ (Zekkâr), s. 106, 135, 136, 152; İbn Kuteybe, el-MaǾârif (Ukkâşe), s. 209; Fesevî, el-MaǾrife ve’t-târîħ, I, 273; Belâzürî, Ensâb, I, 163; Taberî, Târîħ (Ebü’l-Fazl), bk. İndeks; İbn Kāni‘, MuǾcemü’ś-śaĥâbe (nşr. Ebû Abdurrahman Salâh b. Sâlim el-Musarrâtî), Medine 1418/1997; II, 257-258; İbn Hazm, Esmâǿü’ś-śaĥâbeti’r-ruvât (nşr. Seyyid Kesrevî Hasan), Beyrut 1412/1992, s. 474; İbn Abdülber, el-İstîǾâb (Bicâvî), III, 1033; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, III, 473; a.mlf., el-Kâmil, II, 519; III, 201, 204, 211-219, 225, 260; IV, 44; İbn Ebü’l-Hadîd, Şerĥu Nehci’l-belâġa (nşr. M. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Kahire 1387/1967, XVI, 205-207; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, II, 320-322; a.mlf., Târîħu’l-İslâm: sene 41-60, s. 80-81; İbn Kesîr, el-Bidâye, VI, 169, 170, 299; VII, 240, 242-244, 246; VIII, 84; İbn Hacer, el-İśâbe (Bicâvî), IV, 449; a.mlf., Tehźîbü’t-Tehźîb, VII, 112-113.

Mehmet Efendioğlu  


OSMAN KEMÂLÎ EFENDİ

(bk. KEMÂLÎ EFENDİ).  


OSMAN b. MAZ‘ÛN

(عثمان بن مظعون)

Ebü’s-Sâib Osmân b. Maz‘ûn b. Habîb el-Cumahî (ö. 2/623-24)

Sahâbî.

Kureyş kabilesinin Benî Cumah koluna mensuptur. Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla on üçüncü kişi olarak İslâmiyet’i kabul etti. Yine ilk müslümanlardan olan oğlu Sâib ve kardeşleri Kudâme, Abdullah ve Sâib ile beraber Birinci Habeşistan Hicreti’ne katıldı. Mekkeliler’in İslâm’ı kabul ettiğini duyunca yakınlarıyla birlikte Mekke’ye döndü. Haberin asılsız olduğunun anlaşılması üzerine Velîd b. Mugīre’nin himayesine girmek zorunda kaldı. Müşriklerin Hz. Peygamber ile ashabına işkence yaptığını gören Osman, Velîd b. Mugīre’nin himayesini terkedip Allah’ın himayesine girdiğini açıkladı. Daha sonra da kardeşleriyle birlikte Medine’ye hicret etti. Resûl-i Ekrem onu Hazrec kabilesinden Abbas b. Ubâde (veya Mâlik b. Teyyihân) ile kardeş ilân etti ve ailesine Medine’de ev yapıp yerleşmeleri için bir arsa tahsis etti. Bedir Gazvesi’ne de oğlu ve iki kardeşiyle beraber katıldı. Osman b. Maz‘ûn bu savaşın ardından vefat etti ve Medine’de ilk vefat eden muhacir oldu. Hz. Peygamber onun ölümüne üzülüp ağladı ve naaşını öptü (Ebû Dâvûd, “Cenâǿiz”, 35, 36; Tirmizî, “Cenâǿiz”, 14), “Bu bizim âhirete ilk gidenimizdir” diyerek onu Bakī‘ mevkiine defnetti, daha sonra burası kabristan haline getirildi. Osman’ın defninden sonra Resûl-i Ekrem’in bir sahâbîden büyükçe bir taş getirmesini istediği, sahâbî taşı kaldıramayınca Resûlullah’ın onu alıp kabrin başucuna koyduğu ve, “Böylece kardeşimin kabrini bulur, tanır ve ailemden ölenleri de artık buraya gömerim” dediği belirtilmektedir (İbn Mâce, “Cenâǿiz”, 42; Ebû Dâvûd, “Cenâǿiz”, 57, 59). Nitekim Osman’ın ardından Resûl-i Ekrem’in oğlu İbrâhim de aynı yere defnedildi. Osman b. Maz‘ûn’u hicretten sonra evlerinde misafir eden Ümmü’l-Alâ bint Hâris el-Ensâriyye, onun cenazesinin yanında Allah’ın Osman’a ikramda bulunduğundan şüphesi olmadığını söyleyince Resûl-i Ekrem bunu nereden bildiğini sormuş, “Cenâb-ı Hak ona ikram etmezse kime eder ki?” şeklindeki cevabı üzerine Allah’ın elçisi iken kendisine bile ne yapılacağını bilemediğini belirterek bu tür sözlerin uygun olmadığını ifade etmiştir (Buhârî, “Cenâǿiz”, 3; “Śulĥ”, 30). Kızkardeşi Zeyneb, Hz. Ömer ile evli olduğundan Abdullah b. Ömer ile Hz. Hafsa’nın dayısı olan Osman b. Maz‘ûn’un vefatından sonra geride bir kızı ile oğulları Abdurrahman ve Sâib kalmıştır. Hz. Peygamber’in, Buvât Gazvesi’ne giderken Medine’de yerine vekil bıraktığı Sâib Yemâme’de şehid düştü.

İbadete düşkün olan Osman b. Maz‘ûn günah işlemekten son derece sakınırdı. Câhiliye döneminde de içki içilmesine karşı çıktığı, “Aklımı başımdan alan, benim seviyemde olmayanları halime güldüren ve kızımı istemediğim kimseyle evlendirmeme sebep olan bir şeyi kesinlikle içmem“ dediği belirtilmiştir. Savaşlarda bekârlığın sıkıntı verdiği, bu yüzden günaha girmekten korktuğu gerekçesiyle kendisini hadım ettirmeyi düşünmüş, fakat Resûl-i Ekrem ona izin vermemiş ve oruç tutmasını tavsiye etmiştir (Buhârî, “Nikâĥ”, 8; Müslim, “Nikâĥ”, 6-8; Heysemî, IV, 253). Osman b. Maz‘ûn’un eşi Havle bint Hakîm kocasının ibadete düşkünlüğü sebebiyle kendisiyle ilgilenmemesi üzerine giyimini ihmal edince Hz. Âişe durumu Resûl-i Ekrem’e haber vermiş, Resûl-i Ekrem de Osman’ı çağırarak her hususta ölçülü olmasını, bunun için kendisini örnek almasını söylemiş, eşinin, misafirinin ve nefsinin de kendi üzerinde hakkı bulunduğunu hatırlatarak herkese



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir