TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - NAZMİ EFENDİ, Hüseyin ::.

cilt: 32; sayfa: 460
[NAZMİ EFENDİ, Hüseyin - Nihat Azamat]


memur olarak işe alındı. Soyadı kanunu çıkınca Ceylanoğlu soyadını aldı. Emekli olunca bir süre Eyüp merkez mahallesi muhtarlığı yaptı. Muhtarlıktan ayrılmasının ardından hayatının son dönemini evinde ziyaretçilerini kabul edip dost ve sevenleriyle sohbet ederek geçiren Nazmi Efendi 23 Kasım 1991 tarihinde doksan beş yaşında iken vefat etti; ertesi gün Eyüp Sultan Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Bakanlar Kurulu kararıyla Hâkî Baba Dergâhı’nın hazîresinde defnedildi. Kabri üzerine ertesi yıl bir türbe inşa edilmiştir. Sandukasının kitâbe hattı Ali Alparslan’a aittir.

Tekkelerin kapatılmasından önce Kādiriyye, Nakşibendiyye ve Sa‘diyye tarikatlarından hilâfet alan Nazmi Efendi, Kādiriyye’nin Âhiyye kolunun son şeyhidir. Ayrıca Cumhuriyet öncesinde hilâfet alıp en son vefat eden şeyh olması sebebiyle Türk tasavvuf tarihinde önemli bir kırılma noktasını temsil eder. Babasıyla birlikte Hamzavî-Melâmî kutbu Seyyid Abdülkādir-i Belhî’nin techiz ve tekfin hizmetini ifa etmesini kendisine bir şeref addeden Nazmi Efendi, zengin tasavvuf kültür ve bilgisiyle bu geleneğin gelecek kuşaklara aktarılmasında bir köprü vazifesi görmüş, bu konuda kendisine başvuran yerli ve yabancı araştırmacılara (meselâ bk. Holbrook, s. XIX) yardımcı olmayı bir görev bilmiştir. Onun günümüzde artık unutulmaya yüz tutmuş ulûm-ı hafiyye ve ilm-i cifr konusunda geniş bilgi sahibi olduğu bilinmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

Hüseyin Vassâf, Sefîne, II, 227; Kadir Mısıroğlu, Kurtuluş Savaşında Sarıklı Mücahidler, İstanbul 1968, s. 296-297; Mehmet Nermi Haskan, Eyüp Tarihi, İstanbul 1993, I, 124-125; Kemal Koçer, Kurtuluş Savaşlarımızda İstanbul, İstanbul 1946; a.mlf., Ulusal Kurtuluş Savaşında M. M. Örgütünün Gizli Eylemleri, İstanbul, ts. (Özne Yayımcılık); V. R. Holbrook, The Unreadable Shores of Love, Austin 1994, s. XIX; Hakkı Göktürk, “Evlice Baba Tekkesi”, İst.A, X, 5418 [maddenin telifinde Hüseyin Nazmi Efendi’nin oğlu Fadıl Ceylanoğlu’ndan alınan şifahî bilgilerden de yararlanılmıştır].

Nihat Azamat  


NAZMİ EFENDİ, Mehmed

(ö. 1112/1701)

Hediyyetü’l-ihvân adlı eseriyle tanınan mutasavvıf, şair ve bestekâr.

1032 (1622) yılında İstanbul Kocamustafapaşa’da doğdu. Hayatı Hakkındaki bilgilerin önemli bir kısmı Hediyyetü’l-ihvân adlı eserine dayanmaktadır. Aslen Trabzonlu olan babası Rüstemzâde Ramazan Efendi İstanbul’un zengin tüccarlarındandı. Küçük yaştan itibaren özel olarak düzenli eğitim alan Nazmi Efendi dayısı hattat ve âlim Fazlullah Efendi’nin tesiriyle Dersiâm Kara Süleyman Efendi, Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhleri Subûhî Ahmed Dede ile el-Hâc Ahmed Dede’den dinî ilimleri öğrendi. On sekiz yaşlarında iken Yenikapı Mevlevîhânesi’ne devam etmeye başladı. Buradaki dervişlerden Şeyhzâde Mehmed’in tavsiyesi üzerine 1057’de (1647) Halvetiyye’nin Şemsiyye kolunun Sivâsiyye şubesi kurucusu Abdülahad Nûri’ye intisap etti. Dört yıl sonra vefat eden şeyhinin ardından Abdülmecid Sivâsî’nin ruhaniyetine tâbi olarak seyrü sülûkünü tamamladı (Osmanlılarda Tasavvufî Hayat, s. 421). Ayrıca şeyhinin halifelerinden Kazgānîzâde Süleyman Ağa’yı sohbet şeyhi kabul ederek ondan faydalandı. 1065’te (1655) Şehremini civarındaki Yavaşça Mehmed Ağa Tekkesi’ne (Nazmî Dergâhı) şeyh tayin edildi ve ölümüne kadar yaklaşık kırk beş yıl bu görevi sürdürdü. Sun‘ullah Efendi, Hüseyin Bey, Bayezid ve Vâlide Sultan camilerinde vâizlik yaptı. Uyvar seferi esnasında (1074/1663) ordu şeyhliğine getirildi. 24 Şevval 1112 (3 Nisan 1701) tarihinde vefat eden Nazmi Efendi tekkesinin yanında yapılan türbeye defnedildi. Şehremini’den Guraba Hastahanesi’ne inen Baruthane Yokuşu’nun başlarında bulunan tekke ve türbe İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nin inşası sırasında istimlâk edilmiş olmalıdır (TYDK, II, 511). Vefatına, “Bu azîze cennetü’l-me’vâ ola yâ rab makām” ve “Nazmî-i kutb” ifadeleri tarih düşürülmüştür. Ölümünden sonra tekkesinde oğlu Abdurrahman Refîa postnişin olmuştur.

Nazmi Efendi Sarı Abdullah Efendi, Cemâleddin Hulvî, Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi, Niyâzî-i Mısrî ve Kâtib Çelebi gibi zamanının meşhur mutasavvıf ve âlimleriyle yakınlık kurarak sohbetlerinde bulunmuştur. Ancak Îsâ ve Mehdî olduğuna şahitlik etmesini istemesinden dolayı Niyâzî-i Mısrî ile araları açılmış, Hediyyetü’l-ihvân’ında onun Hakkında ağır sözler sarfetmiştir. Daha sonra bu eseri kısaltan Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin onun bu ifadelerini esere almamıştır. Kadızâdeliler-Sivâsîler çekişmesinde Kadızâdeliler’i cahillik ve yobazlıkla itham etmiş, bu hususta ara buluculuk yapmaya çalışan Kâtib Çelebi’ye de ağır tenkitler yöneltmiştir (Gündoğdu, EKEV Akademi Dergisi, I/3 [1998], s. 197-198, 205). Tarikat silsilesi Abdülahad Nûri, Abdülmecid Sivâsî ve Şemseddin Sivâsî vasıtasıyla Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî’ye ulaşır.

Nazmî Efendi şiiri tasavvufî düşüncelerini aktarmada bir vasıta olarak görmüş, mesnevilerinde sade ve açık, kaside ve gazellerinde daha sanatlı bir dil kullanmıştır. Divan sahibi bir şair olan Nazmi Efendi, Sadettin Nüzhet Ergun’un verdiği bilgiye göre aynı zamanda dinî mûsiki bestekârlarındandır ve çok sayıda gazeli ilâhi tarzında bestelenmiştir. Irak makamında, “Ko yansın küllî cismim nâr-ı hicran”; muhayyer makamında, “Derûn-ı âşıka halvet-fezâdır halka-i tevhîd”; sabâ makamında, “Yeter ma‘mûre oldun bir zaman vîrâne ol gönlüm” ve hüseynî aşiran makamında, “Hudâvendâ şu âlemde esen yeller seni ister” mısralarıyla başlayan ilâhiler, güfteleri de kendisine ait tanınmış besteleridir.

Eserleri. 1. Hediyyetü’l-ihvân. Nazmi Efendi’nin mensur tek eseridir. Halvetiyye tarikatının Şemsî Sivâsî kolunun Yahyâ-yı Şirvânî’ye ulaşan silsilesinde yer alan Mevlânâ Yûsuf Mahdûm, Muhammed Rukıyye, Şahkubâd-ı Şirvânî, Abdülmecid Şirvânî, Şemseddin Sivâsî, Abdülmecid Sivâsî ve Abdülahad Nûri’den oluşan yedi şeyhin hayatını, görüşlerini ve menkıbelerini anlatan eser “Hediyye” adı verilen yedi bölüme, her bölüm de fasıl ve vasıllara ayrılmaktadır. Eserde ilk dört şeyh muhtasar, diğerleri ve özellikle Abdülahad Nûri geniş olarak anlatılmıştır. Adı ebcedle telif tarihini (1108/1696-97) gösteren Hediyyetü’l-ihvân’da dönemin sosyal ve kültürel yapısı Hakkında önemli bilgiler vardır. Eserin Süleymaniye (Reşid Efendi, nr. 495 [müellif nüshası], Hacı Mahmud Efendi, nr. 2413, 4587), İstanbul Üniversitesi (TY, nr. 1604, 2650, 4216) ve Millet (Ali Emîrî Efendi, Şer‘iyye, nr. 1128) kütüphanelerinde yedi nüshası bulunmaktadır. Hediyyetü’l-ihvân,



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir