TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - NÂBÎ ::.

cilt: 32; sayfa: 260
[NÂBÎ - Abdülkadir Karahan]


olup Agâh Sırrı Levend tarafından neşredilmiştir (İstanbul 1944).

B) Mensur Eserleri. 1. Tuhfetü’l-Haremeyn. Nâbî’nin 1089’da (1678-79) hacca gidişinden beş yıl sonra yazdığı eser XVII. yüzyılın süslü nesrine örnek teşkil eder (İstanbul 1265). Şairin hac yolculuğunu ayrıntılı biçimde anlattığı kitapta Türkçe, Farsça ve Arapça şiirler de yer alır. Eseri Mahmut Karakaş (Tuhfetü’l Haremeyn: Hac Hatıraları, Şanlıurfa 1989) ve üzerinde doktora tezi hazırlayan Menderes Coşkun (Manzum ve Mensur Osmanlı Hac Seyahatnâmesi ve Nâbî’nin Tuhfetü’l-Haremeyn’i, Ankara 2002) yayımlamıştır. Seyfettin Ünlü’nün Hicaz Seyahatnâmesi adını taşıyan sadeleştirmesi (İstanbul 1996) güvenilemeyecek kadar yetersizdir. M. Muhsin Kalkışım eseri dil yönünden incelemiştir (yüksek lisans tezi, 1988, Atatürk Üniversitesi). 2. Münşeât. Şairin mektuplarını ihtiva etmekte olup Şehid Ali Paşa’nın tezkirecisi Abdürrahim Çelebi tarafından Ali Paşa’nın emriyle toplanmıştır. Nâbî, eserin baş tarafında bir konuyu on beş değişik şekilde anlatmak suretiyle süslü nesrin bir örneğini ortaya koymuştur. Eserde müellifin Râmi Paşa, Silâhdar İbrâhim Paşa ve Amcazâde Hüseyin Paşa gibi şahsiyetlere yazdığı mektuplar bulunmaktadır. Türkiye kütüphanelerinde altmışa yakın nüshası bulunan eserin Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki (Esad Efendi, nr. 3324) yazması müellif hattı olarak kayıtlıdır. 3. Fetihnâme-i Kamaniçe. IV. Mehmed’in Lehistan’a yaptığı sefer esnasında manzum ve mensur olarak yazılmıştır. 1083’te (1672) fethedilen kaleye Nâbî, IV. Mehmed’le birlikte gitmiş ve Musâhib Mustafa Paşa’nın isteğiyle eserini kaleme almıştır. Kitap Târîh-i Kamaniçe adıyla neşredilmiştir (İstanbul 1281). Hüseyin Yüksel eser üzerinde bir yüksek lisans çalışması yapmıştır (1997, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü). 4. Zeyl-i Siyer-i Veysî. Veysî’nin yarım bıraktığı eseri tamamlamak üzere kaleme alınmıştır. Nâbî, Veysî’nin Dürretü’t-tâc* adlı siyerine iki zeyil yazmıştır. İlki Bedir Gazvesi’nden Benî Kaynukā‘ Vak‘ası’na, ikincisi Kaynukā‘dan Mekke’nin fethine (8/630) kadar cereyan eden olaylardan bahseder. İlk zeyil Siyer-i Veysî ile birlikte iki defa basılmış (Bulak 1248, 1284), yirmi yıl sonra kaleme alınan ikinci zeyil ise henüz yayımlanmamıştır.

BİBLİYOGRAFYA:

Nâbî, Divan (haz. Ali Fuat Bilkan), İstanbul 1997, I-II; a.mlf., Münşeât, Süleymaniye Ktp., nr. 1264; a.mlf., Hayrâbâd, Süleymaniye Ktp., TY, nr. 5176; a.mlf., Surnâme, İÜ Ktp., TY, nr. 1774; a.mlf., Târîh-i Kamaniçe (Fetihnâme-i Kamaniçe), İstanbul 1281; a.mlf., Zeyl-i Siyer-i Veysî, Bulak 1248; a.mlf., Hayriyye (haz. İskender Pala), İstanbul 1989, hazırlayanın önsözü, s. 9-16; a.e. (haz. Mahmut Kaplan), Ankara 1990, hazırlayanın önsözü, s. 13-14; Mehmed Âsım, Zeyl-i Zübdetü’l-eş‘âr, İÜ Ktp., TY, nr. 2401, vr. 31b; Hadîkatü’l-vüzerâ, s. 128; Safâî, Tezkire, İÜ Ktp., TY, nr. 6189, s. 115-119; Şeyhî, Vekāyiu’l-fuzalâ, İÜ Ktp., TY, nr. 3216, s. 435; Sâlim, Tezkire, İstanbul 1315, II, 628; Mehmed Tevfik [Mesnevihan], Mecmûa-i Terâcim, İÜ Ktp., TY, nr. 192, vr. 70a; P. de Courteille, Conseils de Nabi Efendi, Paris 1857, s. 3-6; Ziya Paşa, Harâbât, İstanbul 1291, Mukaddime, I, 9; Sicill-i Osmânî, IV, 530 vd.; Osmanlı Müellifleri, II, 448 vd.; Gibb, HOP, III, 326; Agâh Sırrı Levend, Nabi’nin Surnâmesi, İstanbul 1944, s. 5, 10; Abdülkadir Karahan, Nâbî: Hayatı, Sanatı, Şiirleri, İstanbul 1953; a.mlf., İslâm-Türk Edebiyatında Kırk Hadis, İstanbul 1954, s. 230-232; a.mlf., “Nâbî’nin El Yazısı, İmzası, Mührü ve Surnâmesi’ne Dair”, TDED, II/1-2 (1948), s. 133-140; a.mlf., “Nâbî”, İA, IX, 3-7; a.mlf., “Nâbî”, TA, XXV, 58-59; Nihad Sâmi Banarlı, Resimli Türk Edebiyâtı Târihi, İstanbul 1976, II, 669-674; Mine Mengi, Divan Şiirinde Hikemî Tarzın Büyük Temsilcisi: Nâbî, Ankara 1987; Meserret Diriöz, Eserlerine Göre Nâbî, İstanbul 1994, s. 32, 120, ayrıca bk. tür.yer.; a.mlf., “Nabi’nin Ailesine Dair Yeni Bilgiler”, TK, XIV/167 (1976), s. 28-33; Hüseyin Yorulmaz, Divan Edebiyatı’nda Nâbî Ekolü: Eski Şiirde Hikemiyat, İstanbul 1996; Ali Fuat Bilkan, Nâbî: Hayatı, Sanatı, Eserleri, Ankara 1999; Necip Âsım, “Hadîs-i Erbaîn Tercümeleri”, MTM, II/4 (1331), s. 155-160; Asım Sönmez, “Şair Nabi’nin Bestekarlığı”, İleri Musiki Mecmuası, XXI/250, Ankara 1969, s. 12-14; İskender Pala, “Erzurumlu İbrahim Hakkı’da Nabi Tesiri”, Osm.Ar., X (1990), s. 195-209.

Abdülkadir Karahan  


NÂBİGA el-CA‘DÎ

(النابغة الجعدي)

Ebû Leylâ Kays b. Abdillâh b. Udes b. Rebîa en-Nâbiga el-Ca‘dî el-Âmirî (ö. 65/685 [?])

Muhadram şairlerden, sahâbî.

İsminin Abdullah, Hibbân veya Hassân olduğuna dair rivayetler de vardır. Necid’in güneyindeki Felec’de doğdu ve ömrünün önemli bir kısmını İslâm’dan önce yaşadı. Âmir b. Sa‘saa kabilesinin Benî Ca‘de koluna mensuptur. Muhârib adında bir oğlunun bulunması ve Leylâ diye bir kızının olmamasına rağmen Ebû Leylâ künyesini niçin aldığı bilinmemektedir. Benî Mecnûn’dan bir kadınla evlendi, ancak geçimsizlik yüzünden boşandı ve onu yergisine konu edindi (Cumahî, I, 129). Uzunca bir süre ara verdikten sonra İslâm döneminde yeniden şiire başlamasıyla dikkat çektiğinden kendisine “Nâbiga” (birden parlayan) lakabı verildi (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, V, 4-5).



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir