TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - MURÂBAHA ::.

cilt: 31; sayfa: 152
[MURÂBAHA - İbrahim Kâfi Dönmez]


s. 5-40; Mecelletü MecmaǾi’l-fıķhi’l-İslâmî, V/2, Cidde 1409/1988, s. 965-1600; Kemâl Tevfîk M. el-Hattâb, “el-Ķabż ve’l-ilzâm bi’l-vaǾd fî Ǿaķdi’l-murâbaĥa li’l-âmir bi’ş-şirâǿ fi’l-fıķhi’l-İslâmî”, Müǿte li’l-buĥûŝ ve’d-dirâsât, XV/1, Mûte 2000, s. 233-259; “Murâbaĥa”, Mv.F, XXXVI, 318-328.

İbrahim Kâfi Dönmez  


MURABBA

(مربّع)

Divan şiirinde, dörder mısralık bendlerden oluşan musammat nazım şeklindeki manzume

(bk. MUSAMMAT).  


MURABBA BESTE

(bk. BESTE).  


MURÂBIT

(bk. RİBÂT).  


MURÂBITLAR

(المرابطون)

Kuzey Afrika, Endülüs ve Balear adalarında hüküm süren Berberî hânedanı ve devleti (1056-1147).

Hânedan adını, din âlimi Abdullah b. Yâsîn’in Senegal nehri üzerindeki bir adada inşa ettirdiği “ribât”tan almıştır. Devleti kuran kabilelerden Lemtûne’ye nisbetle ed-Devletü’l-Lemtûniyye, mensupları yüzlerini bir peçeyle örttükleri için el-Mütelessimûn, el-Mülessimûn diye de isimlendirilir. Kuzey Afrika, V. (XI.) yüzyılın ilk yarısında Zenâte kabilesinden müstakil emirlikler tarafından yönetiliyordu. Bunlardan Cüdâle’nin reisi Yahyâ b. İbrâhim 427’de (1036) hac dönüşü Kayrevan’da Mâlikî fakihi Ebû İmrân el-Fâsî ile görüşürken, III. (IX.) yüzyılda İslâm’a girmekle birlikte dinî kültür bakımından zayıf kalan bu kabileler arasında tebliğ faaliyeti başlatmayı düşündüğünü söyleyince Ebû İmrân talebesi Veccâc b. Zellû’nun bu konuda kendisine yardımcı olacağını bildirdi. Veccâc da bu iş için talebelerinden Abdullah b. Yâsîn el-Cezûlî’yi görevlendirdi. Önce Cüdâle, ardından Lemtûne kabilesinin yurduna giden Abdullah b. Yâsîn, olumlu bir sonuç alamayınca Lemtûne kabilesi liderlerinden Yahyâ b. Ömer’le ve diğer bazı talebeleriyle birlikte Senegal nehri üzerindeki bir adaya yerleşip burada bir ribât yaptırdı. Talebeleriyle beraber tebliğ ve cihad hareketi başlatarak Cüdâle ve Lemtûne başta olmak üzere Sanhâce’ye mensup kabileleri itaat altına aldı (434/1042-43). Dinî otoriteyi elinde tutan Abdullah ordunun kumandanlığına Cüdâle’nin reisi Yahyâ b. İbrâhim’i, o ölünce de Yahyâ b. Ömer’i getirdi. 445 (1053) yılında Batı Sudan-Kuzey Afrika kervan yolunun önemli ticaret merkezi Sicilmâse zaptedildi. Abdullah b. Yâsîn, Yahyâ b. Ömer’in ölümü üzerine yerine kardeşi Ebû Bekir’i tayin etti (447/1055). Ebû Bekir kuzeye yönelerek Fâtımîler’in elindeki Sûs bölgesinin merkezi Târûdânt’a hâkim oldu. Ardından Mağrib-i Aksâ’ya giren Abdullah b. Yâsîn’e bağlı kuvvetler Ağmât’ı Zenâte’nin elinden aldılar ve burayı geçici başşehir edinerek Murâbıtlar Devleti’ni kurdular (448/1056). Batı Sudan’daki Gāne Krallığı topraklarına girip Evdeguşt şehrini işgal ettiler. Daha sonra iki kol halinde kuzeydeki Gumâre ve putperest Bergavâta kabilelerinin üzerine yürüdüler.

Abdullah b. Yâsîn’in ölümünün (451/1059) ardından Ebû Bekir b. Ömer önce Bergavâta’yı itaat altına aldı, Lemtûne ile Cüdâle arasında önemli bir ihtilâf çıktığı duyulunca Fas bölgesinin yönetimini amcazâdesi Yûsuf b. Tâşfîn’e bırakıp bu ihtilâfı çözmek için Sahrâ’ya gitti (453/1061). Ertesi yıl Merakeş şehrinin inşaatını başlatan Ebû Bekir, 460 (1068) yılına kadar Rif’ten Tanca’ya uzanan bölgeyi kontrol altına almayı başardı. Daha sonra Sudan’a yönelip Gāne Devleti’ne bağlı birçok merkezi ele geçirdi. Dönüşte Merakeş yakınlarında Yûsuf b. Tâşfîn ve kalabalık ordusu tarafından karşılandı (465/1073). Yûsuf’un ordusunun ihtişamını görünce endişeye kapılan Ebû Bekir devlet ricâlinin önünde tahtını Yûsuf’a devrettiğini açıkladı ve ordusunun başında tekrar Sahrâ’ya döndü. 469 (1076-77) yılında Gāne Devleti’nin başşehrini hâkimiyeti altına aldı, İslâmiyet’i kabul eden kralını makamında bıraktı. Emrindeki birlikler kısa sürede Batı Sudan’ı ve bölgedeki altın madenlerini ele geçirdi. Bölge halkının büyük bir kısmı İslâmiyet’i bu dönemde kabul etti. Ebû Bekir 480’de (1087) öldü.

Öte yandan Yûsuf b. Tâşfîn, Mağrib-i Aksâ’nın önemli sahil şehri Tanca’yı ele geçirdi (470/1077-78) ve Mağrib-i Evsat’a yönelerek Vecde (Vücde), Tilimsân ve Vehrân’ı alıp Cezayir şehrine kadar ulaştı (1080). Cezayir’de günümüze ulaşan bir cami (el-Câmiu’l-kebîr) inşa ettirdi. Daha sonra Sebte’ye (Ceuta) hâkim oldu (477/1084). Tuleytula’nın (Toledo) işgalinden sonra Kastilya (Castilla) ve Aragon krallıkları karşısında zor duruma düşen Endülüs’teki müslüman emirlikler Yûsuf b. Tâşfîn’den yardım istediler. On üç Endülüs emîrinin imzaladığı davet mektubunu alan Yûsuf, Cezîretülhadrâ’nın (Algeciras) kendisine verilmesi şartıyla Endülüs’e geçti (479/1086). İşbîliye (Sevilla), Gırnata, Mâleka (Malaga) ve Batalyevs’ten (Badajoz) gelen Endülüs kuvvetlerinin katıldığı ordusuyla Zellâka’da (Saclarias) Kastilya kralına karşı kesin bir zafer kazandı (12 Receb 479 / 23 Ekim 1086). Yaklaşık bir asırdır zaferi unutan Endülüs müslümanlarını yok olmaktan kurtaran Yûsuf, hıristiyan yayılmasını durduran bu zaferin ardından Abbâsî Halifesi Muktedî-Biemrillâh’tan “emîrü’l-müslimîn” ve “nâsırüddin” unvanlarını aldı. Mağrib’de nâib olarak bıraktığı oğlu Ebû Bekir’in öldüğünü duyunca hemen Merakeş’e döndü. Bağdat Abbâsî Halifesi Müstazhir-Billâh’a elçi gönderip saltanatının meşruiyeti için ondan menşur istedi. Ardından halife ve kendisi adına para bastırdı, hutbelerde onun adını da okuttu. Yûsuf, müslüman emîrlerin yeniden birbirleriyle mücadeleye girmesi ve Kastilya kralının tekrar saldırılara başlaması üzerine 481 (1088) yılında ikinci defa Endülüs’e geçti. Gazzâlî ve İbn Ebû Rendeka et-Turtûşî gibi fakihlerin, anlaşmazlığa düşen ve birbirlerine karşı hıristiyan krallıklardan yardım isteyen Endülüs emîrleriyle savaşmanın câiz olduğuna dair fetva vermeleri üzerine 483’te (1090) üçüncü defa Endülüs’e geçen Yûsuf b. Tâşfîn, Gırnata ve Mâleka’yı zaptettikten sonra Kuzey Afrika’ya döndü. Endülüs’te bıraktığı kuvvetler, Kastilya kralıyla anlaşan Abbâdî Emîri İbn Abbâd el-Mu‘temid-Alellah’ın elinden Kurtuba ve İşbîliye’yi, Zünnûnîler’den başşehir Belensiye’yi ve Eftasîler’den Batalyevs’i aldı. Bu sırada Balear adaları da ele geçirildi. Böylece anlaşma yapılan Sarakusta Hûdîleri hariç Endülüs’teki müslüman emirliklerin toprakları Murâbıt ülkesine katılmış oldu. Yûsuf, 496 (1103) yılında iki oğlu Ebû Tâhir Temîm ve Ali ile birlikte tekrar Endülüs’e geçti. Kurtuba’da kumandan, vali ve kabile reislerini toplayarak onlara oğlu Ali’yi veliaht tayin ettiğini açıkladı ve ona biat etmelerini istedi. 17.000 kişilik bir orduyu önemli merkezlere dağıtıp Mağrib’e döndü. Kısa bir süre sonra Merakeş’te öldü (3 Muharrem 500 / 4 Eylül 1106).

Yûsuf b. Tâşfîn dönemin en büyük İslâm devletlerinden birini kurmuş ve birbirleriyle mücadele eden küçük emirliklere bölünmüş Mağrib’de siyasî birliği tesis ederek ülkesinin sınırlarını Tunus’tan



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir