TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - MUİZ-LİDÎNİLLÂH ::.

cilt: 31; sayfa: 98
[MUİZ-LİDÎNİLLÂH - Asri Çubukçu]


Kendisi de edebiyatla uğraşan Muiz birçok edip ve şairi himaye etmiş, onların övgülerini kazanmıştır. İbn Hânî’nin Muiz hakkındaki şiirleri (el-Muizziyyât) müstakil bir divan teşkil edecek kadar çoktur. Muiz-Lidînillâh’a nisbet edilen bazı eserler şunlardır: el-Münâcât evi’l-edǾiye, EdǾiyetü’l-eyyâmi’s-sebǾa, er-Risâletü’l-Mesîĥiyye, Risâletü’l-MuǾiz ile’l-Ĥasan b. Aĥmed el-Ķarmaŧî, Sicillü’l-MuǾiz ilâ Celem b. Şeybân, Kitâbü’r-Ravża, Risâletü’l-MuǾiz ilâ baǾżi duǾâtih, Risâletü câmiǾati’l-cevâhir bi-rivâyeti’ş-şeyħ Ebî ǾÎsâ el-Mürşid (Poonawala, s. 68-70). Ayrıca Kādî Nu‘mân b. Muhammed’in DeǾâǿimü’l-İslâm adlı eserinde onun da büyük katkısının olduğu kabul edilmektedir (İA, IX, 350). İbn Zûlâk Sîretü’l-MuǾiz Lidînillâh adıyla bir eser yazmıştır.

BİBLİYOGRAFYA:

Kindî, el-Vülât ve’l-ķuđât, Beyrut 1908, s. 298, 584; İbnü’l-Kalânisî, Târîħu Dımaşķ (Zekkâr), s. 4-28; İbnü’l-Cevzî, el-Muntažam, XIV, 139, 150, 210-211; İbn Hammâd es-Sanhâcî, Aħbâru mülûki Benî ǾUbeyd ve sîretühüm (nşr. Tihâmî Nakra - Abdülhalîm Uveys), Riyad, ts. (Dârü’l-ulûm), s. 83-92; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, VIII, 497-498, 524-525, 543-545, 556-558, 590-592, 596-599, 610, 614-616, 620-625, 638-641, 647, 663-664; İbnü’l-Ebbâr, el-Ĥulletü’s-siyerâǿ (nşr. Hüseyin Mûnis), Kahire 1985, I, 172, 291, 296, 304-306; II, 389, 391-393; İbn Müyesser, el-Münteķā min aħbâri Mıśr (nşr. Eymen Fuâd Seyyid), Kahire 1981, s. 159-163, 164; İbn Hallikân, Vefeyât, V, 224-228; İbn İzârî, el-Beyânü’l-muġrib, I, 221-223; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, XV, 159-167; Makrîzî, el-Ħıŧâŧ, I, 351-354, 470; a.mlf., İttiǾâžü’l-ĥunefâ (nşr. Cemâleddin eş-Şeyyâl), Kahire 1416/1996, I, 134-235; İdris İmâdüddin, Târîħu’l-ħulefâǿi’l-Fâŧımiyyîn bi’l-Maġrib: el-Ķısmü’l-ħâś min kitâbi ǾUyûni’l-aħbâr (nşr. Muhammed el-Ya‘lâvî), Beyrut 1985, s. 523-740; İbn Ebû Dînâr, el-Müǿnis fî aħbâri İfrîķıyye ve Tûnis, Beyrut 1993, s. 93-95; B. Lewis, The Origins of Ismâ‘ilism, Cambridge 1940, s. 5, 7, 16, 35, 68, 81, 84, 86, 89; Hasan İbrâhim Hasan - Tâhâ Ahmed Şeref, el-MuǾiz-Lidînillâh, Kahire 1963; Hasan İbrâhim Hasan, Târîħu’d-devleti’l-Fâŧımiyye, Kahire 1981, s. 93-156, ayrıca bk. İndeks; İsmail K. Poonawala, Biobibliography of IsmāǾīlī Literature (ed. T. Joseph), California 1977, s. 68-70; Mûsâ Lukbâl, “el-MuǾiz-Lidînillâh ve cîlün cedîd min Kütâme min ħilâli veşîķatin Fâŧımiyyetin muǾâśıra”, Eşġālü’l-müǿtemeri’l-evvel li-târîħi’l-Maġribi’l-ǾArabî ve ĥađâretih, Tunus 1979, I, 195-216; Cebrâil Süleyman Cebbûr, el-Mülûkü’ş-şuǾarâǿ, Beyrut 1401/1981, s. 194-196; M. Tâhâ el-Hâcirî, Merĥaletü’t-teşeyyuǾ fi’l-maġribi’l-ǾArabî ve eŝeruhâ fi’l-ĥayâti’l-edebiyye, Beyrut 1983, s. 59-88; S. M. Stern, Studies in Early IsmāǾīlism, Leiden 1983, s. 256-288; a.mlf., “An Embassy of the Byzantine Emperor to the Fatimid Caliph al-MuǾizz”, Byzantion, XX, Bruxelles 1950, s. 239-258; Muhammed el-Ya‘lâvî, İbn Hânî el-Maġribî el-Endelüsî (320/931-362/973): ŞâǾirü’d-devleti’l-Fâŧımiyye, Beyrut 1405/1985, tür.yer.; O’Leary, A Short History of the Fatimid Khalifate, Delhi 1987, s. 93-114; Eymen Fuâd Seyyid, ed-Devletü’l-Fâŧımiyye fî Mıśr, Kahire 1413/1992, s. 60-95, ayrıca bk. İndeks; a.mlf., “Fâtımîler”, DİA, XII, 230-231, 234, 238; H. Halm, The Empire of the Mahdi: The Rise of the Fatimids (trc. M. Bonner), Leiden-New York 1996, s. 338-420; Farhad Daftary, A Short History of the Ismailis: Traditions of a Muslim Community, Edinburgh 1998, s. 55, 67, 75-79, 80-81, 87, 95; a.mlf., Muhalif İslâm’ın 1400 Yılı İsmâilîler: Tarih ve Kuram (trc. Ercüment Özkaya), Ankara 2001, s. 196, 210-218; a.mlf., Ismaili Literature: A Bibliography of Sources and Studies, London-New York 2004, s. 27-28, 30-31, 132-133; Adam Mez, Onuncu Yüzyılda İslâm Medeniyeti: İslâm’ın Rönesansı (trc. Salih Şaban), İstanbul 2000, s. 25, 65, 174, 334, 355, 412, 419, 443, 454; M. Brett, The Rise of the Fatimids: The World of the Mediterranean and the Middle East in the Tenth Century, Leiden-Boston 2001, bk. İndeks; H. A. R. Gibb, “Muiz li-Dîni’l-lâh”, İA, VIII, 558-560; Fyzee, “Nûmân”, a.e., IX, 349-350; F. Dachraoui, “al-MuǾizz li-Dīn Allāh”, EI² (İng.), VII, 485-489.

Asri Çubukcu  


MUİZZÎ

(معزّي)

Ebû Abdillâh Emîrü’ş-şuarâ Muhammed b. Abdilmelik-i Nîşâbûrî (ö. 518-521/1124-1127 yılları arası)

İranlı kaside şairi.

440 (1048-49) yılı civarında Nîşâbur’da doğdu. Babası Sultan Alparslan’ın emîrü’ş-şuarâsı Abdülmelik Burhânî’dir. Başta babası olmak üzere çeşitli âlimler tarafından yetiştirildiği divanından anlaşılmakta ve bu konuda babası ile övünmektedir. 465’teki (1072) ölümünden önce babası onu Sultan Melikşah’ın himayesine verdi. Ancak ilk zamanlar hükümdardan ilgi görmedi. Melikşah’ın damadı Alî-yi Ferâmurz, ramazan hilâlinin görülmesi dolayısıyla hükümdar hakkında ona bir şiir söyletince hükümdarın dikkatini çekti ve kendisine hediyeler verildi. Arkasından başka şiirler yazdı. Melikşah’ın “Muizzü’d-dünyâ ve’d-dîn” lakabından dolayı Muizzî mahlasını aldı ve hükümdarın nedimi oldu. Melikşah’ın 485’te (1092) vefatından sonra baş gösteren karışıklıklar sebebiyle Herat, Nîşâbur ve İsfahan’a gitti. Buralarda kaldığı süre içinde Selçuklular’dan Berkyaruk ve Gıyâseddin Muhammed Tapar gibi hükümdarlarla Melikşah’ın ölümünün ardından hükümdarlık iddiasında bulunan kardeşi Arslan Argun, ayrıca Emîr Ebû Şücâ‘-ı Habeşî ve Melikşah’ın oğulları ile vezirleri hakkında kasideler yazdı. Nihayet Sencer hükümdar olunca onun hizmetine girdi ve Sencer’in sarayında melikü’ş-şuarâlığa yükseldi. Sencer kendisine İsfahan şehrinin gelirlerinden maaş bağladı. Hükümdarın 511 (1117) yılından önceki bir tarihte çadırından attığı bir ok Muizzî’ye isabet ederek yaralanmasına sebep oldu. Avfî’nin onun bu yüzden hemen öldüğünü kaydetmesi gerçekle bağdaşmaz. Zira şair divanının çeşitli yerlerinde bu olaya atıfta bulunmakta ve sonradan iyileştiğini kaydetmektedir. Bununla beraber Senâî’nin Muizzî’nin vefatından dolayı yazdığı bir şiirden onun iyileşmeyen bu yaradan dolayı öldüğü anlaşılmaktadır. Son olarak Sencer’in veziri Muînüddîn-i Kâşî hakkında kaside yazdığına ve daha sonraki devlet adamlarıyla ilgili şiiri bulunmadığına bakılarak Kâşî’nin görevde bulunduğu 518-521 (1124-1127) yılları arasında vefat ettiği söylenebilir. İran edebiyatında klasik dönemin önemli birkaç şairi arasında yer alan Muizzî hükümdarların ihsanlarıyla Sâmânîler devrinde Rûdekî, Gazneliler döneminde Ferruhî-i Sîstânî ve Unsûrî gibi rahat bir hayat sürmüştür.

Muizzî, kasidelerinde Ferruhî-i Sîstânî, Unsûrî ve Menûçihrî gibi şairlerin etkisi görülmekle birlikte onlardan samimi ve sade üslûbuyla ayrılır; şiirlerinde kolayca anlaşılabilen kelimeleri tercih eder. Bunlarda yeni mazmun ve kavramları kullanması gazelin gelişmesine de yardımcı olmuştur. Muizzî kasideye çok konulu bir şekil kazandırma eğilimindedir. Bizzat hayatıyla ilgili çeşitli manzumelerinde yoksulluğunu tasvir eder ve bu yoksulluğun hâmisi tarafından giderildiğini söyler. Kasidelerindeki birçok nesîb karşılıklı konuşma şeklindedir.

Muizzî divanının eski nüshaları Safevîler döneminden öteye geçmez; dolayısıyla bu nüshalara dayanılarak hazırlanan bir metnin şairin asıl divanını yansıtabileceği şüphelidir. Eser, Abbas İkbâl-i Âştiyânî tarafından Dîvân-ı Emîr MuǾizzî-yi Nîşâbûrî adıyla Tahran’da basılmış (1318 hş.), bunu Nâsir Heyyirî’nin Külliyyât-ı Dîvân-ı MuǾizzî isimli yayımı (Tahran 1362 hş., 1382 hş.) ve Muhammed b. Abdülmelik Nîşâbûrî’nin neşri (Tahran 1379 hş.) takip etmiştir.

BİBLİYOGRAFYA:

Muizzî, Dîvân (nşr. Abbas İkbâl-i Âstiyânî), Tahran 1318 hş., neşredenin girişi, s. I-XV; Nizâmî-i Arûzî, Çehâr Maķāle (nşr. Muhammed Kazvînî), Leyden 1909, s. 40-43; Avfî, Lübâb, II, 69-86; Ali Şîr Nevâî, Teźkire-i Mecâlisü’n-nefâǿis (trc. Ali Asgar-i Hikmet), Tahran 1363 hş., s. 346-347; Devletşah, Teźkire (nşr. Muhammed Abbâsî), Tahran 1337 hş., s. 65-68; Storey, Persian Literature, V/2, s. 421-425; Browne, LHP, II, 327-330; Safâ,



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir