TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - MUHAMMED el-CEVÂD ::.

cilt: 30; sayfa: 515
[MUHAMMED el-CEVÂD - Mustafa Öz]


münakaşalardan haberdar olan Muhammed el-Cevâd, “De ki, işte benim yolum, ben basiret üzere Allah’a çağırıyorum ...” meâlindeki âyeti (Yûsuf 12/108) okuyarak Hz. Ali’nin Müslümanlığı kabul ettiği sırada kendisi gibi dokuz yaşında bulunduğunu söylemiştir. Rivayete göre toplanan cemaat denemek amacıyla kendisine bazı sorular sormuş, o da babasına benzer şekilde cevaplar vermiş, bu durum onun bilgilerini babasından aldığı yolundaki görüşü güçlendirmiştir (Mes‘ûdî, İŝbâtü’l-vaśıyye, s. 179-181). Bu arada imâmet peygamberliğe benzetilerek Hz. Yahyâ ile Îsâ’ya küçük yaşta nübüvvet görevinin verilmiş olduğu hatırlatılmış, böylece Muhammed el-Cevâd’ın imâmetinin benimsenmesi sağlanmıştır.

Şîa âlimleri, Muhammed el-Cevâd’ın mâsumiyeti ve onun zamanının en bilgili kişisi olduğu hususunda çok sayıda haber rivayet etmiş (İbn Şehrâşûb, IV, 380), hakkında babası Ali er-Rızâ’dan nakledilen söz ve işaretleri imâmetinin delilleri saymıştır (Şeyh Müfîd, s. 317-319; Tabersî, s. 330-332). Muhammed el-Cevâd babasından doğrudan rivayette bulunmuştur. Osman b. Saîd es-Semmân, Ca‘fer b. Muhammed b. Yûnus el-Ahvel, Eyyûb b. Nûh b. Derrâc, Hüseyin b. Müslim b. Hasan, Muhtâr b. Ziyâd el-Abdî ve Muhammed b. Hüseyin b. Ebü’l-Hattâb el-Kûfî de kendisinden haber rivayet eden güvenilir râviler olarak nitelendirilmiştir (AǾyânü’ş-ŞîǾa, II, 35). Ali er-Rızâ’nın ölümünden sonra Muhammed el-Cevâd’ın ilim ve kemalini takdir eden Abbâsî Halifesi Me’mûn onu Medine’den Bağdat’a getirtti. Muhammed’e saygı gösteren halife yakınlarının muhalefetine rağmen kendisini kızı Ümmü’l-Fazl ile evlendirdi. Bu evlilikten Ali el-Hâdî, Mûsâ, Fâtıma ve Ümâme doğdu. Bağdat’ta kaldığı sekiz yıl boyunca başta kadı Yahyâ b. Eksem olmak üzere çok sayıda kişinin kendisine yöneltiği sorulara verdiği ikna edici cevaplar Şiî kaynaklarında nakledilmektedir (Şeyh Müfîd, s. 320-322). Daha sonra Me’mûn’dan hac için izin isteyerek hanımı ve küçük yaştaki oğlu Ali ile birlikte Medine’ye giden Muhammed, Me’mûn’un 218’de (833) Bizanslılar’la yaptığı savaşta öldüğünü öğrendi. Yeni halife Mu‘tasım-Billâh’ın daveti üzerine 220 (835) yılının başında Bağdat’a döndü ve aynı yılın zilkade ayının sonunda (25 Kasım) vefat etti, Kureyş mezarlığında dedesi Mûsâ el-Kâzım’ın kabrinin yanına defnedildi. Her iki mezar Kâzımeyn’de günümüze kadar ziyaret mahalli olarak varlığını sürdürmüştür. Şîa imamlarının zehirlenmek suretiyle öldürüldüğü yolundaki iddia çerçevesinde Muhammed el-Cevâd’ın da karısı Ümmü’l-Fazl, Mu‘tasım-Billâh veya bir başkası vasıtasıyla zehirlendiği nakledilirse de bu rivayetlerin doğru olmadığı belirtilmektedir (a.g.e., s. 326). Şiî kaynakları Muhammed el-Cevâd’ın akıl, fazilet, âdâb ve kemal itibariyle çağındaki bütün insanlardan üstün sayıldığını, seyyidlerden ve diğer şahıslardan hiçbirinin onun seviyesine ulaşamadığını belirterek kendisine atfedilen birçok olağan üstü durumdan bahsetmektedir (Küleynî, I, 492-497). Muhammed el-Cevâd’ın günümüze ulaşmış dağınık haldeki rivayetleri Azîzullah Utâridî tarafından bir araya getirilerek Müsnedü’l-İmâm el-Cevâd adıyla yayımlanmıştır (Meşhed 1410).

Muhammed el-Cevâd hakkında yazılan eserlerin bir kısmı şunlardır: Halîl Reşîd, Muĥammed el-Cevâd (Necef 1963); Ali Muhammed Ali Dahîl, el-İmâm Muĥammed b. ǾAlî el-Cevâd (Bağdat 1979); Bâkır Şerîf el-Kureşî, Ĥayâtü’l-İmâm Muĥammed el-Cevâd (Necef 1980); Muhammed Kâzım Kazvînî, el-İmâm el-Cevâd mine’l-mehd ile’l-laĥd (Beyrut 1987); Süleyman Kâmil, Muĥammed el-Cevâd (Beyrut 1988); Muhammed Rızâ el-Hakîmî, Ĥayâtü üli’n-nühâ el-İmâmü’t-tâsiǾ Muĥammed el-Cevâd (Beyrut 1412/1992). Ayrıca Abdürrezzâk el-Mûsevî’nin Vefâtü’l-İmâm el-Cevâd adlı bir eseri mevcuttur (Haydariyye 1979).

BİBLİYOGRAFYA:

Sa‘d b. Abdullah el-Kummî, el-Maķālât ve’l-fıraķ (nşr. M. Cevâd Meşkûr), Tahran 1963, s. 93-99; Nevbahtî, Fıraķu’ş-ŞîǾa, s. 73-77; Küleynî, el-Uśûl mine’l-Kâfî (nşr. Ali Ekber el-Gaffârî), Beyrut 1401, I, 492-497; Mes‘ûdî, Mürûcü’ź-źeheb (Abdülhamîd), IV, 52; a.mlf., İŝbâtü’l-vaśıyye, Necef, ts. (el-Mektebetü’l-Murtazaviyye), s. 179-181; Şeyh Müfîd, el-İrşâd, Beyrut 1399/1979, s. 316-327; Tabersî, İǾlâmü’l-verâǿ (nşr. Ali Ekber el-Gaffârî), Beyrut 1399/1979, s. 329-338; İbn Şehrâşûb, Menâķıbü âli Ebî Ŧâlib, Necef 1961, IV, 380; İbn Hallikân, Vefeyât, IV, 175; Meclîsî, Biĥârü’l-envâr, Beyrut 1403/1983, L, 1-109; Abdürrâzık el-Mûsevî, Vefâtü’l-İmâm el-Cevâd, Necef 1957, tür.yer.; Halîl Reşîd, Muĥammed el-Cevâd, Necef 1963, tür.yer.; Ali Sâmî en-Neşşâr, Neşǿetü’l-fikri’l-felsefî fi’l-İslâm, Kahire 1977, s. 213-214; Ali Muhammed Ali Dahîl, el-İmâm Muĥammed b. ǾAlî el-Cevâd, Bağdad 1979, tür.yer.; J. N. Hollister, The Shi‘a of India, New Delhi 1979, s. 84-87; AǾyânü’ş-ŞîǾa, II, 32-36; M. Moman, An Introduction to Shi‘i Islam, London 1985, s. 42-43; Âdil el-Edîb, el-Eǿimmetü’l-İŝnâǾaşer, Beyrut 1405/1985, s. 218-225; M. Beyyûmî Mehrân, el-İmâme ve Ehlü’l-beyt, Beyrut 1995, III, 166-184; W. Madelung, “Muhammed b. Ali er-Ridā”, EI² (İng.), VII, 396-397.

Mustafa Öz  


MUHAMMED CEVÂD el-BELÂGĪ

(محمّد جواد البلاغي)

Muhammed Cevâd b. Hasen b. Tâlib b. Abbâs el-Belâgī en-Necefî er-Rabaî (1865-1933)

Şiî-İmâmî âlimi ve fakihi.

Irak’ın Necef şehrinde çok sayıda âlim yetiştiren Belâgī ailesinin bir ferdi olarak dünyaya geldi. İlk öğrenimini tamamladıktan sonra 1889’da Kâzımeyn’e gitti, Seyyid Mûsâ el-Cezâirî el-Kâzımî ile yakınlık kurdu ve kızıyla evlendi. Buradaki ikameti esnasında Bağdat’ta bulunan yahudi ve hıristiyanlardan İbrânîce, İngilizce ve Ermenice öğrendi. Kitâb-ı Mukaddes’le ilgili araştırmalar yaptı, özellikle yahudi ve hıristiyan mezhepleri alanında bilgi sahibi oldu. 1312 (1894-95) yılında Necef’e döndü. Âgā Rızâ Hemedânî, Muhammed Tâhâ en-Necefî, Ahund Molla Muhammed Kâzım el-Horasânî ve Seyyid Muhammed el-Hindî’nin derslerine katılarak şer‘î ilimlerde kendini yetiştirdi. Felsefe ve mantık gibi aklî ilimleri Mirza Allâme Bergânî-i Hâirî ve Mirza Ali Nakī Bergânî-i Hâirî gibi hocalardan tahsil etti. 1908’de Necef’ten ayrılıp Sâmerrâ’ya yerleşen Belâgī, burada kaldığı on yıl boyunca Mirza Muhammed Takī eş-Şîrâzî’nin derslerine iştirak etti. İlk eserlerini de burada yazmaya başladı. İngilizler’in Sâmerrâ’yı işgali üzerine Kâzımeyn’e giderek orada kaldığı iki yıl içinde hocası Şîrâzî ile birlikte Irak’ın istiklâli için çalışan ulemâya ve halka destek verdi; İngiliz işgal kuvvetlerine karşı başlatılan 1920 ihtilâl hareketine katıldı. Daha sonra Necef’e dönüp tedrîs, fetva ve telif faaliyetlerini devam ettirdi. Necef’teki ikameti esnasında özellikle yahudiler, hıristiyanlar ve materyalistler tarafından İslâm’a yöneltilen eleştirilere reddiyeler yazdı. İngiliz ve Fransız sömürgeciliğiyle mücadelesini sürdürdü. Belâgī’nin 1931 yılında Bağdat’ta Bahâîler’e karşı başlatılan mücadelede etkili bir isim olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Muhammed Cevâd el-Belâğī 10 Aralık 1933 tarihinde Necef’te vefat etti ve Hz. Ali’nin mezarının güneybatısında bulunan üçüncü hücrede defnedildi.

Eserleri. Belâgī kitaplarına adını koymadığı için bazı eserleri müellif ismi olmadan neşredilmiştir (Âgā Büzürg-i Tahrânî, Ŧabaķāt, I, 324). Sayısı otuzu aşan teliflerinin bir kısmı şunlardır: 1. el-Hüdâ ilâ dîni’l-Muśŧafâ. Hıristiyan âlimlerinin



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir