TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - MUHÂKALE ::.

cilt: 30; sayfa: 397
[MUHÂKALE - Cengiz Kallek]


BİBLİYOGRAFYA:

Lisânü’l-ǾArab, “ĥķl” md.; el-Muvaŧŧaǿ, “BüyûǾ”, 13; Buhârî, “BüyûǾ”, 82, 93, “Müsâķāt”, 17, “Ĥarş ve’l-müzâraǾa”, 18; Müslim, “BüyûǾ”, 59, 73, 76, 81-85, 103-105, 113-114, 117, 122, “Müsâķāt”, 80-81; İbn Mâce, “Ticârât”, 48, 54, “Rühûn”, 7-10, 12; Ebû Dâvûd, “BüyûǾ”, 12, 18-19, 22, 31, 33; Tirmizî, “BüyûǾ”, 14, 15, 23, 55, 63, 72; Nesâî, “Eymân ve’n-nüźûr”, 45-46, “BüyûǾ”, 28, 33, 39, 42-44, 74; Şâfiî, el-Üm, III, 54-56; Sahnûn, el-Müdevvene, IV, 543-545; İbn Hazm, el-Muĥallâ, VIII, 212, 223, 466; İbn Abdülber, et-Temhîd (nşr. Muhammed Tâib es-Saîdî v.dğr.), Mağrib 1982-92, II, 313-314, 318-321; III, 32-47; VI, 441-443; XIII, 307; Serahsî, el-Mebsûŧ, XII, 193; XXIII, 15; Kādî İyâz, Meşâriķu’l-envâr, Tunus 1333, I, 209; Kâsânî, BedâǿiǾ, V, 194; Nevevî, el-MecmûǾ, IX, 309; a.mlf., Şerĥu Müslim, I, 143; X, 183-188, 192; Ebü’l-Ferec İbn Kudâme, eş-Şerĥu’l-kebîr (İbn Kudâme, el-Muġnî içinde), IV, 151; İbnü’l-Murtazâ, el-Baĥrü’z-zeħħâr, San‘a 1409/1988, III, 295; Burhâneddin İbn Müflih, el-MübdiǾ fî şerĥi’l-MuķniǾ (nşr. M. Züheyr eş-Şâvîş), Beyrut 1399-1402/1979-82, IV, 139-140; Ali b. Süleyman el-Merdâvî, el-İnśâf fî maǾrifeti’r-râciĥ mine’l-ħilâf (nşr. M. Hâmid el-Fıkī), Kahire 1376/1956, V, 28-29; İbn Nüceym, el-Baĥrü’r-râǿiķ, VI, 82-83; Şirbînî, Muġni’l-muĥtâc, II, 93; Fettenî, MecmaǾu biĥâri’l-envâr, Medine 1415/1994, I, 530; Şemseddin er-Remlî, Nihâyetü’l-muĥtâc, Beyrut 1404/1984, IV, 156-157; Buhûtî, Keşşâfü’l-ķınâǾ, III, 258; Ali Haydar, Dürerü’l-hükkâm, İstanbul 1330, III, 758; Ziaul Haque, Landlord and Peasant in Early Islam, Delhi 1985, s. 14-19; M. Emîn ed-Darîr, el-Ġarar ve eŝeruh fi’l-Ǿuķūd fi’l-fıķhi’l-İslâmî: Dirâse muķārene, Beyrut 1410/1990, s. 229-246, 358-385, 468-472; Ali Bardakoğlu, “İslâm Hukukunda ve Modern Hukukta «Beklenmeyen Hal» Nazariyesi”, EÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, sy. 2, Kayseri 1985, s. 78-83; “BeyǾu’l-muĥâķale”, Mv.F, IX, 138.

Cengiz Kallek  


MUHÂKEME

(bk. KAZÂ; MAHKEME; MÜRÂFAA).  


MUHÂKEMETÜ’l-LUGATEYN

(محاكمة اللغتين)

Ali Şîr Nevâî’nin (ö. 906/1501) Farsça ile Türkçe’yi bazı yönlerden karşılaştırdığı eseri.

Müellif, Türkçe’yi dönemin hâkim kültür ve edebiyat dili Farsça ile karşılaştırıp edebî sanatlar, kelime hazinesi, gramer ve fonetik bakımından Farsça’dan üstün olduğunu örneklerle ortaya koyan eseri ölümünden bir yıl önce (Cemâziyelevvel 905 / Aralık 1499) kaleme almıştır. Nevâî edebiyat hayatına on beş yaşında Farsça şiirler yazarak başladığını, döneminde Fars edebiyatını kendisinden daha iyi bilen bir kimsenin bulunmadığını ileri sürüp görüşlerinin sağlam bir temele dayandığını vurgulamak istemiş, böylece çalışmasına yöneltilebilecek eleştirilere önceden cevap vermeyi amaçlamıştır.

Ali Şîr Nevâî, Muhâkemetü’l-lugateyn’i yazarken belli bir düzen içinde hareket etmemiş, kitabı bölümlere ayırmadan görüşlerini serbest bir şekilde anlatmıştır. Esere, insanın konuşma ve dil yeteneği sayesinde diğer varlıklardan üstün bir konumda bulunduğunu söyleyerek başlayan müellife göre Arapça, Allah Kur’an’ı bu dille indirdiği, Hz. Peygamber hadislerini, büyük velîler de pek çok hakikatleri bu dille söyledikleri için en şerefli dildir. Arapça’nın dışındaki üç önemli dilin (Türkçe, Farsça, Hintçe) kökeni Hz. Nûh’un üç oğluna, Yâfes’e (Türkçe), Sâm’a (Farsça) ve Hâm’a (Hintçe) dayanır. Hâm’ın başkasına saygısızlık etmesi yüzünden Hintçe’nin fesahat ve belâgattan mahrum kaldığını ileri süren Nevâî, Farsça ile Türkçe’yi karşılaştırmaya başlamadan önce birbirleriyle yakın ilişkiler içinde olan Türkler ve Farslar’ın ırkî özelliklerine temas etmiştir. Ona göre Türkler Farslar’dan daha pratik daha yüksek kavrayışlı, daha saf ve temiz kalplidir. Farslar ise ilim, mârifet ve tefekkürde Türkler’den daha derin görünür. Buna karşılık dillerindeki mükemmellik bakımından Türkler Farslar’ı geçmiştir. Nevâî, daha sonra 100 Türkçe fiil zikrederek bu dilde aynı kavramı ifade eden birden çok fiil bulunduğunu söyler. Eserde bu tür fiiller örnek beyitlerle kaydedilmiş, bunların Fars dilinde karşılığının olmadığına, bir Fars’ın bu ayrıntıyı verebilmek için Arapça’nın yardımına başvurmak zorunda kalacağına dikkat çekilmiştir. Türkçe’nin cinaslar ve ses yönünden, özellikle ünlüler sistemi bakımından da Farsça’dan üstün olduğu anlatılmış, Türkçe’de yapım ekleriyle yeni kelimeler türetilip kelime hazinesini zenginleştirme imkânının bulunduğu, Farsça’da ise böyle bir özelliğin olmadığı vurgulanmıştır. Nevâî ayrıca Türkçe’de akrabalık, kuş, yer, av hayvanları, biniş takımları, giysiler, yiyecek içecek vb. adlar için kullanılan kelimelerin zengin çeşitliliğini örneklerle ortaya koymuştur.

Kitabın sonlarında, yaklaşık kırk yıldır Farsça veya Türkçe şiir yazanların şiirlerini düzeltmesi için kendisine getirdiklerini söyleyen ve her iki dilde otorite sayıldığını belirten Ali Şîr Nevâî, eserlerine ve Hüseyin Baykara ile münasebetlerine dair önemli bilgiler verdiği bu bölümde devletlerin yükselişiyle dil ve edebiyatın gelişmesi arasındaki paralelliğe temas etmiş, Arap ve Fars hükümdarlarından sonra Hülâgû ile (Hülegü) siyasî hâkimiyetin Türkler’e geçmesine rağmen Timurlular devrine kadar Türkçe’de önemli edebî ürünler verilmediğine dikkat çekmiştir.

Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânü lugāti’t-Türk’ünden sonra Türk dili üzerine yazılmış önemli bir eser olan Muhâkemetü’l-lugateyn’in ikisi yurt içinde (TSMK, Revan Köşkü, nr. 808, vr. 774b-781b; Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 4056, vr. 774b-784a), ikisi yurt dışında (Paris Bibliothèque Nationale, Supplement, Turc., nr. 316-317, vr. 278a-286a; Budapeşte Magyar Tudományos Akadémia Könyvtára Keleti Gyújtemény, Tör. Qu., nr. 75) olmak üzere dört nüshası bilinmektedir. Eser hakkında ilk çalışmayı Etienne Marc Quatremère yapmış (Chrestomathies Orientals, Extraits d’Ali-Schir, Paris 1841, s. 1-39), ardından metniyle birlikte Fransızca çevirisini yayımlamıştır (Chrestomathie en turk oriental, Paris 1845). Muhâkemetü’l-lugateyn, Osmanlı sahasında ilk defa Nilüfer dergisinde özet halinde tefrika edilmiş (sy. 37-40, Bursa 1307), daha sonra iki defa Türkiye Türkçesi’ne çevrilerek metniyle birlikte yayımlanmıştır (İbn Mevlânâ Veled [Veled Çelebi], İstanbul 1315; Necip Âsım’ın, François-Alphonse Belin’in Ali Şîr Nevâî’nin hayatıyla ilgili makalesinin tercümesiyle birlikte; İ. Refet Işıtman, Ankara 1941). Agâh Sırrı Levend, Ali Şir Nevaî başlığıyla yayımladığı dört ciltlik külliyatın son cildinde Muhâkemetü’l-lugateyn’in metnini de Latin harfleriyle neşretmiştir (Ankara 1968, s. 189-217). Eserle ilgili son çalışmayı gerçekleştiren F. Sema Barutçu Özönder metin, edisyon kritik, tercüme ve bir yazmanın tıpkıbasımını yayımlamış (Ankara 1996), ayrıca iki dilin muhakemesine esas alınan dil malzemesi üzerinde ayrıntılı biçimde durmuştur (bk. bibl).

Orta Asya Türkleri’nin muhtelif çalışmalarına konu olan Muhâkemetü’l-lugateyn, Türkmenistan’da Abdülhakim Kulmuhammedov (Aşgabat 1925), Özbekistan’da Aybek-Parsa Şamsiyev (Taşkent 1948, III, 171-219, Mecâlisü’n-nefâis’le birlikte), E. A. Osmanov (Taşkent 1948), U. Sanakulov (Taşkent 1971), Suyima Ganiyeva (Alişer Navoi: Mukammal Asarlar Toplamı içinde, Taşkent 2000, XVI, 5-40); Afganistan’da Muhammed Yâkub Vâhidî (Kâbil 1363 hş.); Doğu Türkistan’da Hemit Tömür - Abdurup Polat (Muhâkemetü’l-lugateyn: İkki Til Münâzarası, 1988



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir