TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - MÎRÎ ARAZİ ::.

cilt: 30; sayfa: 160
[MÎRÎ ARAZİ - M. Macit Kenanoğlu]


AÜ İlâhiyat Fakültesi İslâm İlimleri Enstitüsü Dergisi, I, İstanbul 1959, s. 29-46; Huri İslamoğlu, “Property as a Contested Domain: A Reevaluation of the Ottoman Land Code of 1858”, New Perspectives on Property and Land in the Middle East (ed. R. Owen), Harward 2000, s. 3-42; M. Akif Aydın, Türk Hukuk Tarihi, İstanbul 2001, s. 339-346, 379-389; M. Macit Kenanoğlu, 1858 Arazi Kanunnamesinin Osmanlı Siyasal ve Toplumsal Yapısı Üzerindeki Etkileri 1858-1876 (doktora tezi, 2002), AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Osman Turan, “Türkiye Selçuklularında Toprak Hukuku”, TTK Belleten, XII/47 (1948), s. 549-574; Khaled Abou El Fadl, “Tax Farming in Islamic Law (Qibalah and Daman of Kharaj): A Search for a Concept”, IS, XXXI/1 (1992), s. 5-8; K. M. Cuno, “Was the Land of Ottoman Syria Mirî or Milk? An Examination of Juridical Differences within the Hanefi School”, St.I, LXXXI/1 (1995), s. 121-152; L. Belarbi, “La question de l’origine de la propriété agraire mirî dans l’Empire ottoman”, Arab Historical Review for Ottoman Studies, sy. 22, Zaghouan 2000, s. 9-18; A. Cohen, “Mīrī”, EI² (İng.), VII, 125.

M. Macit Kenanoğlu  


MÎRÎ KÂTİBİ

Osmanlı maliye teşkilâtında Rumeli kazaskerinin defterdarlık nezdinde görev yapan, başbâki kulu ile birlikte defterdarlık ve halk arasındaki malî anlaşmazlıklara bakan memuru

(bk. BAŞBÂKİ KULU; MAHKEME).  


MÎRİM ÇELEBİ

(ö. 931/1525)

Osmanlı matematik ve astronomi âlimi.

Mîrim (Mîrem) Çelebi, Osmanlı döneminde Kadızâde-i Rûmî ve Ali Kuşçu’dan sonra yetişen en önemli matematikçiastronomlardan biridir. Asıl adı Mahmud’dur. Kadızâde’nin oğlu olan dedesi Muhammed Semerkant’ta Ali Kuşçu’nun kızıyla evlenmiş, fakat erken yaşta vefat etmişti. Mîrim Çelebi’nin babası Kutbüddin Muhammed, dedesi Ali Kuşçu ile birlikte İstanbul’a gelerek burada Hocazâde Muslihuddin Efendi’nin kızıyla evlendi ve bu evlilikten Mîrim Çelebi doğdu. Kutbüddin Muhammed’in de Bursa Manastır Medresesi müderrisi iken oldukça genç yaşta ölmesi üzerine Mîrim Çelebi’yi dedesi Hocazâde yetiştirdi ve onun Sinan Paşa gibi âlimlerden ders almasını sağladı. Önceleri Gelibolu, Edirne, Bursa ve İstanbul medreselerinde müderrislik yapan Mîrim Çelebi, özellikle matematik ve astronomi alanında döneminin en büyük otoritesi olduktan sonra II. Bayezid tarafından saraya davet edildi ve ona riyâziyyât okuttu. Yavuz Sultan Selim döneminde Anadolu kazaskerliğine getirildiyse de (925/1519) kısa bir süre sonra 100 akçe maaşla emekliye sevkedildi. Hayatının sonlarına doğru hacca gitti ve dönüşünde Edirne’ye yerleşti. Burada vefat etti (931/1525) ve Tunca kıyısındaki Kasım Paşa Camii’nin hazîresine gömüldü.

Tarih ve edebiyat alanlarında da söz sahibi olan Mîrim Çelebi, ilmî zihniyet itibariyle dedeleri Kadızâde-i Rûmî ile Ali Kuşçu’nun temsilcisi oldukları Semerkant matematik-astronomi okulunun çizgisini takip ediyordu. Ancak özellikle optik (ilm-i menâzir) alanında yazdığı Risâle fi’l-hâle ve ķavsi ķuzaĥ adlı eserinde görüldüğü gibi ilmî yöntemde daha çok İbnü’l-Heysem’in riyâzî-tabiî ilimlerde uyguladığı sentez yöntemini (terkib) benimsemişti. Bu da onun, Kadızâde’nin saf riyâzî-hendesî yönelimiyle Ali Kuşçu’nun kelâmî-riyâzî bakış açısını kısmen terkettiğini göstermektedir (DİA, XXII, 132). Eserlerinden anlaşıldığı üzere klasik İslâm kültüründeki farklı ilmî tavırlardan haberdar olan Mîrim Çelebi fizikçiler, matematikçiler ve kelâmcılarla İbnü’l-Heysem ve Kemâleddin el-Fârisî’nin yanında özellikle İbn Sînâ ile Fahreddin er-Râzî’nin görüşlerini olumlu veya olumsuz her anlamda dikkate almış, bu arada hem kendi görüşlerini ve tercihlerini ortaya koymaktan çekinmemiş, hem de matematik ilimlerinin teknik ayrıntılarına özgün katkılarda bulunmuştur. Mîrim Çelebi’nin günümüze ulaşan eserleri çoğunlukla astronomi, astroloji ve optik alanlarına aitse de iyi bir matematikçi olması sebebiyle incelediği konuları daima geniş şekilde matematik tahlillerle ele almıştır. Nitekim Kadızâde’nin Şerĥu’l-Mülaħħaś fî Ǿilmi’l-heyǿe adlı eserinin “tedârîs” (dünyadaki en yüksek dağın yerkürenin çapına oranı) konusunu işleyen kısmını incelediği çalışmasında bu sorunu matematik yardımıyla çözmüştür (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2607).

Eserleri. 1. Düstûrü’l-Ǿamel ve taśĥîĥu’l-cedvel. Zîc-i Uluġ Bey’in Farsça şerhidir. II. Bayezid’in emriyle 904 (1499) yılında tamamladığı bu eserinde Kâşî’nin Zîc-i Ħâķānî’sinden ve Ali Kuşçu’nun daha önceki Zîc-i Uluğ Bey Şerhi’nden de istifade eden Mîrim Çelebi didaktik bir üslûp uygulamış ve 1 derecelik yayın sinüsünü hesaplamak için örneklerle beş ayrı çözüm yolu göstermiştir (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 2276). Onun bu çalışmasında ayrıca trigonometrik ifadelerin değerleriyle özel olarak ilgilendiği ve özgün sonuçlara vardığı görülür (Franz Woepcke, “Discussion de deux méthodes arabes pour déterminer une valeur approchée de sin 1º”, Etudes sur les mathématiques arabo-islamiques, nşr. Fuad Sezgin [Frankfurt 1986], s. 614-638). 2. Şerĥu’l-Fetĥiyye fî Ǿilmi’l-heyǿe. Ali Kuşçu’nun, hey’et ilminde İbnü’l-Heysem’in riyâzî-tabiî ilimlerde uyguladığı bir yöntemle saf matematik (hey’et-i gayr-i mücesseme) ve saf fizik (hey’et-i mücesseme) astronomi geleneklerini bir araya getirerek kurduğu ilm-i hey’eti Aristotelesçi ilkelerden temizlemek amacıyla yapı-bozuma uğrattığı er-Risâletü’l-Fetĥiyye adlı önemli eserinin şerhidir (TSMK, III. Ahmed, nr. 1347). Mîrim Çelebi bu şerhinde, Ali Kuşçu’nun vazgeçtiği İbnü’l-Heysemci çizgiyi Risâle fi’l-hâle ve ķavsi ķuzaĥ adlı eserinde yaptığı gibi kısmen takip etmiştir. Onun Taşköprizâde Ahmed Efendi’ye el-Fetĥiyye’yi okuturken yazdığı bu şerh (925/1519) Osmanlı medreselerinde yardımcı ders kitabı olarak da kullanılmıştır. Bunun sebebi, Ali Kuşçu’nun öğrencisi Gulâm Sinan’ın aynı eser için kaleme aldığı Fetĥu’l-fetĥiyye isimli şerhe oranla (TSMK, III. Ahmed, nr. 3291) daha pratik ve daha teknik olmasıdır. Mîrim Çelebi ayrıca şerhine bir zeyil yazacağını ve burada Utârid’e (Merkür) ait modelle (Süleymaniye Ktp., Hüsrev Paşa, nr. 246, vr. 46a) aya ait modele (vr. 50a) ilişkin sorunları inceleyeceğini belirtmiştir. Bu kayıt -her ne kadar zeylin henüz bir nüshası tesbit edilememişse de- Mîrim Çelebi’nin Copernicus astronomisine giden yolda dedesi Ali Kuşçu gibi klasik astronominin en önemli iki sorunuyla uğraştığını, hatta onun bu konudaki çalışmalarını sürdürdüğünü göstermektedir (Saliba, s. 282-284). 3. Risâle fi’l-hâle ve ķavsi ķuzaĥ (Risâle fî ķavsi ķuzaĥ ve’l-hâle). Eserde görme olayı ve şartları, ışık, ışığın yayılması ve kırılması, renkler, gök kuşağı ve hâlenin oluşumu ile bunların optik özellikleri incelenmiştir (Beyazıt Devlet Ktp., Feyzullah Efendi, nr. 2179/4; Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2414; ayrıca bk. DİA, XXII, 132). Hüseyin Gazi Topdemir bu risâleyi bir makalede ele alarak değerlendirmiştir (bk.bibl.).

Mîrim Çelebi’nin astronomi alanındaki diğer eserleri rub‘u’l-müceyyeb, rub‘u’ş-şikâzî ve zerkâle adlı aletlerle takvim, kıble tayini ve diğer bazı meseleler üzerine



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir