TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - MEHMED V ::.

cilt: 28; sayfa: 422
[MEHMED V - Cevdet Küçük]


karışmazdı. Anayasanın padişaha tanıdığı yetkileri dahi kullanmak istemezdi. Bu konuda kendisini eleştirenlere, “Meşrutiyet idaresinde ben her işe karışacaksam biraderin suçu ne idi?” diye cevap verirdi (Danişmend, IV, 440). Fırkacılığı ve bilhassa İttihatçılar’ı sevmediği halde silik ve ürkek şahsiyeti sert sürtüşmelerin yaşanmasını önledi. Saltanatının büyük kısmı tamamen İttihatçılar’ın kontrolü altında geçti. İttihatçılar’a boyun eğmesini eleştirenlere de saltanatın bekası için böyle davranmak zorunda kaldığını, aksi halde İttihatçılar’ın cumhuriyet ilân edeceklerini söylüyordu (Mufassal Osmanlı Tarihi, VI, 3570). Siyasî eğitim ve tecrübeden yoksun olduğu için dinamik ve anarşik bir siyasî hayatın hakemi rolünü oynayamadı. Onun dönemi Osmanlı Devleti’nin devamını sağlamak için yapılan son deneme oldu ve bu deneme devletin dağılmasıyla son buldu. Bunun yanında millî birlik ve demokrasi fikri gelişti. Eğitimde, hukukta ve sosyal alanda önemli reformlar yapılarak millî Türk devletinin temelleri atıldı.

BİBLİYOGRAFYA:

Meclis-i A‘yân Zabıt Cerîdesi, c. I, Devre 3, İçtimâ 1, Ankara 1989, tür.yer.; Meclis-i Meb‘ûsan Zabıt Cerîdesi, c. I-III, VII, Devre 1 ve 3, İçtimâ 1, 2, 3 ve 4, Ankara 1991, tür.yer.; Ruşen Eşref [Ünaydın], İki Saltanat Arasında, İstanbul 1334, s. 5-23; Mehmed Selâhaddin, Bildiklerim, Kahire 1334, tür.yer.; Lütfi Simavî, Osmanlı Sarayının Son Günleri (İstanbul 1340), (s.nşr. Şemsettin Kutlu), İstanbul, ts. (Hürriyet Yayınları), s. 15-369; Mahmud Muhtar, Maziye Bir Nazar (İstanbul 1341), (s. nşr. Erol Kılınç), İstanbul 1999, s. 125-266; Halid Ziya Uşaklıgil, Saray ve Ötesi, İstanbul 1940-41, I-III, tür.yer.; İbnülemin, Son Sadrıazamlar, I-IV, tür.yer.; Ali Fuat Türkgeldi, Görüp İşittiklerim (Ankara 1949), Ankara 1984, s. 33-137; Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, Ankara 1943-67, II/1-4, tür.yer.; III/1-4, tür.yer.; Cemil Topuzlu, İstibdat-Meşrutiyet-Cumhuriyet Devirlerinde 80 Yıllık Hatıralarım (İstanbul 1951), İstanbul 1994, s. 141-148, 175-180; Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler (İstanbul 1952), İstanbul 1989, III, 35-135; Danişmend, Kronoloji, IV, 380-440, 520-525, 557-560; Mufassal Osmanlı Tarihi, İstanbul 1963, VI, 3424-3570; Feroz Ahmad, İttihad ve Terakki: 1908-1914 (trc. Nuran Ülken), İstanbul 1971, tür.yer.; Meserret Diriöz, “Gazel-i Hümâyûn ve Tahmisleri”, Birinci Millî Türkoloji Kongresi: 6-9 Şubat 1978, İstanbul 1980, s. 105-114; Mevlüt Çelebi, Sultan Reşad’ın Rumeli Seyahati, İzmir 1999, tür.yer.; Cüneyt Ölçer, Sultan Mehmed Reşad ve Sultan Mehmed Vahdeddin Dönemi Osmanlı Madeni Paraları, İstanbul, ts. (Yenilik Basımevi), s. 1-53; Takvîm-i Vekāyi‘, sy. 390, İstanbul 1325, s. 5; “Sultan Mehmed Reşad’ın Nutuk’u”, SM, III/63 (1325), s. 161-162; Mehmed Reşad, “Beyannâme-i Hümâyun”, SR, IX/215 (1328), s. 139; a.mlf., “Vesâik-i Târîhiyye, Muhtariyet Fermanı”, a.e., IX/216 (1328), s. 158-159; Nahid Sırrı Örik, “Meşrutiyetin İlk Padişahı”, Tasvîr, İstanbul 23 Mart 1948; a.mlf., “5. Sultan Mehmed’e Aid Hatıralar”, a.e., 30 Nisan 1948; a.mlf., “5. Sultan Mehmed İçin Son Sözler”, a.e., 17 Mayıs 1948; “Balkan Harbi Arefesinde Sultan Reşad’ın Rumeli Seyahati”, Hayat Tarih Mecmuası, III/2 (26), İstanbul 1967, s. 26-31; Enver Ziya Karal, “Mehmed V”, İA, VII, 557-562; A. J. Mango, “Meĥemmed V Reѕћād”, EI² (İng.), VI, 983-984; İsmet Parmaksızoğlu, “Reşad, V. Sultan Mehmed”, TA, XXVII, 289-291.

Cevdet Küçük  


MEHMED VI

(محمد)

(1861-1926)

Son Osmanlı padişahı (1918-1922).

4 Ocak 1861’de Dolmabahçe Sarayı’nda doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Gülistü Kadınefendi’dir. Altı aylıkken babası, dört yaşında iken annesi öldüğünden üvey annesi Şâyeste Hanım tarafından büyütüldü. Özel hocalardan ders alarak ve Fâtih Medresesi’nde verilen bazı derslere devam ederek kendini yetiştirdi. Ağabeyi II. Abdülhamid’in hediye ettiği Çengelköy’deki köşke yerleşti ve padişah oluncaya kadar burada yaşadı. Veliaht Yûsuf İzzeddin Efendi’nin intiharı üzerine (1 Şubat 1916) resmen Osmanlı tahtının vârisi ilân edildi. Avusturya-Macaristan imparatorunun cenazesinde (1916) ve Alman imparatorunun davetinde (1917) padişahı temsil etti. Sultan Mehmed Reşad vefat edince (3 Temmuz 1918) VI. Mehmed adıyla tahta çıkarıldı. Ancak daha çok Sultan Vahdeddin (Vahîdeddin) olarak anıldı.

Millî Meclis huzurunda yemin ettikten sonra Talat Paşa hükümetini görevinde bırakan VI. Mehmed ilk iş olarak sarayda özel bir kurmay teşkilâtı kurup savaşı buradan izledi. Kıtlık ve pahalılıkla mücadele edileceğini açıkladı. Ayrıca savaş alanı dışındaki sıkıyönetim mahkemelerinin kaldırılmasını istemesi halk arasında memnuniyet uyandırdı. Ancak savaş iyi gitmiyordu. Filistin ve Suriye elden çıkmış, Anadolu tehdit altına girmişti. Padişahın fahrî yaveri unvanı verilmiş olan Mustafa Kemal Paşa padişaha çektiği telgrafta barıştan başka yapılacak bir şey kalmadığını bildirdi (7 Ekim 1918).

Padişah İttihatçı hükümetin istifasını istedi ve Ahmed Tevfik Paşa’yı hükümeti kurmakla görevlendirdi. Meclisin yeni yasama yılını açış nutkunda Wilson prensiplerine göre barış için başvurulduğunu, devletin şeref ve haysiyetine yakışır bir barış istediğini, vatanın çok kıymetli yerlerinin işgal edilmediğini, ordunun kahramanca başladığı görevini şerefle tamamlayacağı inancında olduğunu söyledi. Padişaha bir telgraf gönderen Mustafa Kemal Paşa, hükümeti Ahmed İzzet Paşa’nın kurmasını ve kendisinin de Harbiye nâzırı yapılmasını istedi. Padişah da hükümeti kurma görevini yaveri Ahmed İzzet Paşa’ya verdi (14 Ekim 1918). Harbiye nâzırlığını kendi üzerine alan Ahmed İzzet Paşa, kabineye Mustafa Kemal Paşa’nın grubundan Rauf (Orbay) ve Fethi (Okyar) beyleri de aldı. Padişah mütareke heyetinin başına eniştesi Damad Ferid Paşa’yı getirmek istiyordu. Sadrazam buna karşı çıktı ve Bahriye Nâzırı Rauf Bey’in başkanlığındaki Türk heyeti Mondros Mütarekesi’ni imzaladı (30 Ekim).

Saltanatının daha dördüncü ayını bile doldurmadan zor duruma düşen VI. Mehmed zaman kazanmaya çalıştı. Devletin içinde bulunduğu durumdan kurtulabilmesinin ancak İngiltere ve Fransa’nın kazanılmasıyla mümkün olabileceğine inandığından İngiliz dostluğu ve Fransız yakınlığı politikasını benimsedi. İtilâf devletleri ısrarla savaş suçlularının cezalandırılmalarını istiyorlardı. Padişaha göre bu suçlar ne ölçüde İttihatçılar’ın sırtına yüklenirse o ölçüde İtilâf devletlerinin gözünde temize çıkılabilir, böylece Osmanlı Devleti için şartları daha hafif bir barış antlaşması yapılabilirdi. İttihat ve Terakkî Partisi ileri gelenlerinin gizlice yurt dışına kaçmasına (2/3 Kasım gecesi) göz yumduğu ileri sürülen ve İttihatçılar’ın devamı gibi görülen bir hükümetle İstanbul’a gelmeye hazırlanan İtilâf devletleri temsilcilerinin karşılanmasını uygun görmediğinden İttihatçı nâzırların değiştirilmesini istedi. Padişahın bu müdahalesini anayasaya aykırı bulan Ahmed İzzet Paşa hükümeti toptan istifa etti (8 Kasım).

VI. Mehmed, yetmiş üç yaşındaki dünürü Tevfik Paşa’ya tarafsız kişilerden yeni bir hükümet kurdurdu. İki gün sonra da altmış gemiden oluşan İtilâf devletleri donanması büyük gövde gösterileriyle İstanbul’a geldi (13 Kasım). Tevfik Paşa hükümetinin meclisten güven oyu almasından sonra basına bir demeç veren padişah, savaş sırasında yaşananların sorumluluğunun halka değil İttihat ve Terakkî yönetimine ait olduğunu, İngiltere ile dostluğun devamı için bütün gücüyle çalışacağını bildirdi. Hükümetten de İttihatçılar’ı yargılamak üzere hemen olağan üstü bir mahkeme kurulmasını istedi.