TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - LUTFİ FİKRİ ::.

cilt: 27; sayfa: 234
[LUTFİ FİKRİ - Ali Birinci]


(İstanbul 1326); Mebâdî-i İlm-i Hukuk (İstanbul 1327); Osmanlı Târîh-i Siyâsîsi (İstanbul 1329); Hükümdarlık Karşısında Milliyet ve Mesuliyet ve Tefrîk-i Kuvâ Mesâili (İstanbul 1338); Meşrutiyet ve Cumhuriyet (İstanbul 1339); Hakk-ı Müdâfaa (İstanbul 1933); Lütfi Fikri Bey’in Günlüğü (haz. Y. Demirel, İstanbul 1991).

BİBLİYOGRAFYA:

BA, Sicill-i Ahvâl Defteri, c. 76, s. 463; Lütfi Fikri, “Hüseyin Kâzım”, Hüseyin Kâzım Bey (haz. Şevki), İstanbul 1935, s. 48-53; Gövsa, Türk Meşhurları, s. 230; Taha Toros, Türk Hatipleri, Ankara 1950, s. 37-39; Hilmi Ziya Ülken, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, İstanbul 1979, s. 346, 348-350; Tarık Zafer Tunaya, İnsan Derisiyle Kaplı Anayasa, İstanbul 1979, s. 183-190; a.mlf., Türkiye’de Siyasal Partiler, İstanbul 1984-89, I-III, tür.yer.; Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyetinde Tek Parti Yönetiminin Kurulması (1923-1931), İstanbul 1989, s. 48-49, 80-83,170, 172; Ali Birinci, Hürriyet ve İtilaf Fırkası, İstanbul 1990, tür.yer.; Murat Çulcu, Hilâfetin Kaldırılması Sürecinde Cumhuriyetin İlânı ve Lütfi Fikri Davası, İstanbul 1992, I-II, tür.yer.; E. J. Zürcher, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (trc. Gül Çağalı Güven), İstanbul 1992, s. 51, 54-55, 91; Ahmet Ali Gazel, Dersim Mebusu Lütfi Fikri Bey’in Siyasî Hayatı: 1908-1912 (yüksek lisans tezi, 1996), Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Suat Güven, Lütfi Fikri Bey’in Siyasî Görüşleri ve İki Risalesi (yüksek lisans tezi, 1998), MÜ Ortadoğu ve İslâm Ülkeleri Enstitüsü; Murat Kurt, İkinci Meşrutiyet’in Önemli Siyasî Partileri ve Lütfi Fikri Bey’in Siyasî Mücadelesi (yüksek lisans tezi, 2000), Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Ali Haydar [Özkent], “Lütfi Fikri Bey’in Ölümü”, İstanbul Baro Mecmuası, VIII/7-8, İstanbul 1934, s. 148-156; Mün’im Mustafa, “Lütfi Fikri’nin Vasiyetnamesi”, a.e., VIII/9-10 (1934), s. 185-191; Münir Süleyman [Çapanoğlu], “İttihatçıların Zorlu Düşmanı Lütfi Fikri Nasıl Adamdı?”, Hafta, sy. 31, İstanbul 1934, s. 5; a.mlf., “Lütfi Fikri Kimdi, Neler Yaptı?”, a.e., sy. 159 (1952), s. 27, 29; Hüseyin C. Yalçın, “Lütfi Fikri”, Yedigün, sy. 175, İstanbul 1936, s. 9, 31; Uygur Kocabaşoğlu, “Bu Bir Rekor Mudur?”, TT, XI/64 (1989), s. 21-23; Nevin Yurdsever Ateş, “Lütfi Fikri Bey İstiklal Mahkemesinde”, Toplumsal Tarih, IX/52 (1998), s. 54-55; a.mlf., “Lütfi Fikri Bey’in Affı”, a.e., IX/53 (1998), s. 31-32.

Ali Birinci  


LUTFİ PAŞA

(ö. 970/1563)

Osmanlı vezîriâzamı.

Doğum tarihi hakkında herhangi bir bilgi olmamakla birlikte getirildiği görevlerden hareketle 1488 yılı civarında dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Arnavut kökenli bir devşirme olarak II. Bayezid’in saltanatı (1481-1512) ortalarında saraya alındı ve Enderun’da iyi bir tahsil gördü. Yazmış olduğu Tevârîh-i Âl-i Osmân ve Âsafnâme’de verdiği kısa hayat hikâyesinde Şah İsmâil’in Dulkadır beyi Alâüddevle üzerine yürüdüğü tarihten (914/1508) itibaren olayları takip edebildiğini, Yavuz Sultan Selim’in cülûsunda (1512) çuhadarlıktan 50 akçe müteferrikalık ile taşra çıktığını, daha sonra çaşnigîrbaşılık, kapıcıbaşılık, mîralemlik ve Kastamonu sancak beyliği görevlerinde bulunduğunu belirtir; ancak bu görevlere hangi tarihte getirildiğinden söz etmez. Başta Sehî Bey olmak üzere muasır bazı kaynaklar onu Yavuz Sultan Selim’in yanında yetişmiş bir kişi olarak tanıtır. Ayrıca hayatına dair bilgi veren bazı araştırmalarda benzer hizmetlerde bulunan çağdaşı diğer bir Lutfi Paşa ile karıştırılmış olduğu anlaşılmaktadır (İA, VII, 97).

Kanûnî Sultan Süleyman döneminin ilk yıllarında önce Kastamonu, ardından Aydın sancak beyi oldu. Bu görevde iken 928’de (1522) Rodos kuşatmasına katıldı ve fetihten sonra Rodos Kalesi tamiriyle görevlendirildi. Ardından uzunca bir süre Yanya sancak beyliğinde bulundu. Bu sırada Viyana muhasarasına iştirak etti ve yararlığı görülen bazı askerlerin terfileri için padişaha ve Sadrazam İbrâhim Paşa’ya arzlar sundu (TSMA, nr. E. 5866, 6435). Daha sonra Karaman beylerbeyiliğine tayin edildi (940/1533-34). Bu görevde iken Irakeyn seferine Karaman askeriyle katılıp çeşitli hizmetler gördü (Feridun Bey, I, 587). Özellikle Tatvan’da Mimar Sinan’a gemiler inşa ettirip sefer için istihbaratta bulunduğu bilinmektedir (Sâî, s. 24). Belirli sürelerle Anadolu ve Rumeli beylerbeyilikleri yaptı ve üçüncü vezirliğe yükseldi. 943’te (1537) Korfu seferinde donanma kaptanı Barbaros Hayreddin Paşa ile birlikte hareket etti ve Osmanlı deniz kuvvetlerinin kumandasını üstlendi. Venedik’in elinde bulunan Korfu adasına 25.000 asker ve otuz top çıkardı (18 Rebîülevvel 944 / 25 Ağustos 1537). Seferin seyri konusunda Barbaros’la arasında ihtilâf çıktı, bu anlaşmazlık daha sonra da sürdü. Padişahın emriyle Korfu kuşatması kaldırılınca Lutfi Paşa İstanbul’a döndü, kısa bir mâzuliyetin ardından divanda ikinci vezirliğe yükseldi (1 Muharrem 945 / 30 Mayıs 1538). İkinci vezir sıfatıyla padişahın yanında Boğdan seferine gitti (Safer 945 / Temmuz 1538). Sefer sırasındaki en önemli hizmeti padişaha Mimar Sinan’ı takdim ederek tanıtması ve Sinan’ın Prut nehri üzerine kurduğu köprü vasıtasıyla ordunun kısa sürede karşıya geçmesini sağlaması oldu (a.g.e., s. 25; Peçuylu İbrâhim, I, 258). 26 Safer 946’da (13 Temmuz 1539) Ayas Paşa’nın ölümü üzerine vezîriâzamlığa getirildi.

Vezîriâzamlığı sırasında Osmanlı-Venedik savaşına son veren 947 (1540) antlaşmasının imzalanmasında aktif rol oynadı. Ayrıca Habsburg elçileriyle yapılan müzakereleri yönetti. Kaynaklarda, Osmanlı vasalı Zapolyai’nin hizmetinden ayrılıp Habsburglar’ın temsilcisi olan elçi Laczky ile yürüttüğü görüşmelerde Avrupa ahvaline tam vâkıf olduğu belirtilir. Görüşmeler sonunda alınan savaş kararında da rolü olduğundan söz edilir. Ancak Budin seferine hazırlık yapılırken Muharrem 948’de (Mayıs 1541) ansızın vezîriâzamlıktan azledildi. Görevden alınma sebebi, zina suçlusu bir kadını şer‘î ve örfî hukuka aykırı bir uygulama ile cezalandırması, bu yüzden Yavuz Sultan Selim’in kızı olan eşi Şah Sultan’la aralarında hakarete varan sert bir tartışmanın geçmesi olarak gösterilir (TSMA, nr. E. 7924; Danişmend, II, 220-222). Görevden alındıktan sonra yıllık 200.000 akçe emekli maaşı ile Dimetoka’daki çiftliğine çekilen Lutfi Paşa geri kalan yirmi yıllık hayatını araştırma ve eser telifiyle geçirdi. Azil sebebini eserinde “... mağlûb-ı nisâ olmayıp onların keyd ü mekrinden emin olmak için sadrazamlıktan fâriğ olmağı evlâ görmeğin” sözleriyle ifade ederek kendi isteğiyle vezîriâzamlığı bıraktığını belirtir (Âsafnâme, s. 61). Azlinin başka önemli bir sebebi de sadâreti sırasında giriştiği siyasî, idarî ve malî icraatı, rüşvet ve irtikâpla mücadelesi karşısında kendisi aleyhine çalışan gayri memnun bir zümrenin oluşması ve bunların muhalefeti olarak izah edilir. Bir süre sonra hacca gitmek üzere izin alan Lutfi Paşa hac dönüşü Dimetoka’daki çiftliğine kapanmış ve burada vefat etmiştir (970/1563).

Lutfi Paşa taşradaki sancak beyliği ve beylerbeyilikleri, ardından vezâreti ve özellikle iki yıla yakın süren sadâreti sırasında çok önemli görevler üstlenmiş,



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir