TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - LUTF ALİ BEG ::.

cilt: 27; sayfa: 231
[LUTF ALİ BEG - Tahsin Yazıcı]


itibaren hürriyetini borçlu olduğu Safevî hânedanına hizmet etmiştir.

Lutf Ali Beg’in doğduğu yıl Afganlılar İsfahan’ı ele geçirdiler. Bunun üzerine babası Âgā Han Lâr ailesiyle birlikte Kum’da yerleşmek zorunda kaldı. Lutf Ali Beg on dört yaşına kadar burada öğrenim gördü. Nâdir Şah döneminde babası Fars ve Fars sahilleri valiliğine tayin edildi. Lutf Ali Beg’in babasının bu görevinden de yararlanarak öğrenimini ilerlettiği tahmin edilebilir. Şiir yazmaya çok istekli olan Lutf Ali Beg, klasik şiire dönüş hareketinin temsilcilerinden Mîr Seyyid Ali Müştak’tan ve diğer şairlerden faydalandı. Şiirlerinde başlangıçta “Vâlih” ve “Nekhet”, daha sonra “Âzer” mahlasını tercih etti. Babasının iki yıl valilik yaptıktan sonra ölmesi üzerine amcası ile birlikte hacca gitti. Dönüşte bir yıl Meşhed’de kaldı ve Şevval 1153’te (Ocak 1741) Nâdir Şah’ın Kuzey İran seferine katıldı. Seferden dönünce İsfahan’a yerleşti. Nâdir Şah’ın öldürülmesinin (1160/1747) ardından sırasıyla onun halefleri olan Ali Şah, İbrâhim Şah, III. Şah İsmâil Safevî ve Şah Süleyman dönemlerinde çeşitli görevlerde bulundu. Bunlardan sadece İbrâhim Mirza yönetiminde mektupçu kalemi başkanı (dârûga-i defter-i dîvân-ı a‘lâ) olarak çalıştığı bilinmektedir.

İran’ın karışık ve çalkantılı günlerinde yaşayan Lutf Ali Beg, Kum şehrinde inzivâya çekilip kendisini ilim meclislerinde sohbetlere verdi. Onun hangi tarihte inzivâya çekildiği konusunda bilgi bulunmamaktadır. Zira en önemli eseri olan Âteşkede’nin günümüze ulaşan nüshalarının hepsinde bu tarihin yeri boş bırakılmıştır. Lutf Ali Beg Kum’da vefat etti. Çok takdir ettiği şairlerden Hâtif-i İsfahânî ve Sabâhî onun ölümüne tarih düşürmüşlerdir.

Eserleri. 1. Âteşkede*. Lutf Ali Beg’e şöhretini kazandıran şairler tezkiresidir. Çeşitli defalar basılan eserin (Kalküta 1249; Bombay 1277, 1299) Hasan Sâdât Nâsırî tarafından yapılan tenkitli neşri yarım kalmıştır (I-III, 1336 hş. [1957], 1338 hş. [1959], 1340 hş. [1961]). 2. Dîvân. Kaside, gazel, terkibibend ve kıtalardan oluşan eseri Hasan Sâdât-ı Nâsırî yayımlamıştır (Tahran 1366 hş.). 3. Yûsuf u Züleyħâ. Abdurrahman-ı Câmî’nin aynı adlı mesnevisi örnek alınarak yazılmıştır (yazmaları için bk. Münzevî, IV, 3331). 4. Gencînetü’l-Ĥaķ. Sa‘dî’nin Gülistân’ına benzeyen bir eserdir (yazması için bk. İbn-i Yûsuf-i Şîrâzî, II, 453). 5. Defter-i Nuhâsmân. Çağdaşı şairlerin hal tercümelerini ve şiirlerinden seçmeleri içerir (Âgā Büzürg-i Tahrânî, VII, 226). 6. Sâķīnâme (nüshaları için bk. Münzevî, IV, 2857). 7. Muġannînâme (yazması için bk. a.g.e., IV, 3225). Türkçe şiirler de yazan Lutf Ali Beg’in ayrıca Âgā Muhammed Sâdık-ı Tefûşî’nin Sûz u Güdâz adlı mesnevisini takliden yazdığı Meŝnevî-yi Âźer adlı kısa bir mesnevisi vardır.

BİBLİYOGRAFYA:

Lutf Ali Beg, Âteşkede (nşr. Ca‘fer-i Şehîdî), Tahran 1337 hş., s. 363 vd.; Abdürrezzâk Bîg Dünbülî, Teźkire-i Nigâristân-ı Dârâ (nşr. Abdürresûl Hayyâmpûr), Tebriz 1342 hş./1963, I, 154-162; a.mlf., Tecrübetü’l-ahrâr ve tesliyetü’l-ebrâr (nşr. Hasan Kādî Tabâtabâî), Tebriz 1349 hş./1971, I, 267-294, ayrıca bk. tür.yer.; Mahmûd Mirzâ Kaçâr, Sefînetü’l-Maĥmûdî (nşr. Abdürresûl Hayyâmpûr), Tebriz 1346 hş., I, 132-138; İbn Yûsuf-i Şîrâzî, Fihrist-i Kitâbħâne-i Medrese-i ǾÂlî-yi Sipehsâlâr, Tahran 1316-18 hş., II, 452-456; Ahmed Ali Hân Sendilevî, Teźkire-i Maħzenü’l-ġarâǿib, Lahor 1968, s. 254-256; Âgā Büzürg-i Tahrânî, eź-ŹerîǾa ilâ teśânîfi’ş-ŞîǾa, Necef 1936, I, 4; VII, 226; Ahmed Gülçîn-i Meânî, Târîħ-i Teźkirehâ-yı Fârsî, Tahran 1348 hş./1969, I, 3-17; Münzevî, Fihrist, IV, 2857, 3225, 3331; Browne, LHP, IV, 282-284; Storey, Persian Literature, I/2, s. 868-873; Rızâzâde Şafak, Târîħ-i Edebiyyât-ı Îrân, Tahran 1324 hş., s. 399; Rypka, HIL, s. 308, 453; Dihhudâ, Luġatnâme, XXIII, 208-209; Tahsin Yazıcı, “Lutf-Ali Bey”, İA, VII, 93-96; J. H. Kramers - [J. T. P. de Bruijn], “Luŧf ǾAlī Beg”, EI² (Fr.), V, 840-841; J. Matīnī, “Ãźar (Adar) Bīgdelī”, EIr., III, 183; Ca‘fer-i Şiâr, “Âźer-i Bîgdilî”, DMBİ, I, 245-246.

Tahsin Yazıcı  


LUTF ALİ HAN

İran’da hüküm süren Zendler’in son hükümdarı (1789-1794)

(bk. ZENDLER).  


LUTFÎ

(ö. 897/1492 [?])

Çağatay şairi.

Doğum yeri genellikle Herat kabul edilmektedir. Janos Eckmann doğum tarihini 768 (1367) olarak gösterirken İsmail Hikmet Ertaylan 757 (1356) yılında dünyaya gelmiş olabileceğini söyler. Nevâî’nin gerek sûfîler tezkiresi Nesâyimü’l-mehabbe’de gerekse şairler tezkiresi Mecâlisü’n-nefâis’te verdiği bilgilere göre Mevlânâ Lutfî, gençlik yıllarında iyi bir tahsil görüp Arapça ve Farsça ile zâhirî ilimleri öğrendi, ardından bâtınî ilimlere yöneldi. 1411 yılında Şîraz Emîri İskender Mirza’nın yanında bulundu ve onun emriyle ilk eseri olan Gül ü Nevrûz adlı mesnevisini kaleme aldı. Bu mesnevide kendisini İskender Mirza’nın “eski kulu” olarak nitelendiren Lutfî, birkaç yıl sonra İskender Mirza üzerine yürüyen Şâhruh Mirza ile birlikte Herat’a döndü. Burada devrin önde gelen sûfîlerinden Şehâbeddîn-i Hıyâbânî’ye intisap ederek (1414 dolaylarında) tarikat ve sülûk âdâbını öğrendi. Hayatının sonuna kadar dervişlik yoluna bağlı kaldığı rivayet edilir. Ali Şîr Nevâî’nin bildirdiğine göre doksan dokuz yıl ömür süren Lutfî, Herat yakınlarındaki Dih-i Kenâr köyünde vefat etti ve oraya defnedildi (Nesâyim, vr. 169a; Mecâlisü’n-nefâis, vr. 668b-669a).

Lutfî’nin doğum tarihi gibi ölüm tarihi de kesin olarak belli değildir. Zeki Velidi Togan’ın belirttiğine göre ölüm tarihi hakkında tek kayıt, yegâne nüshası Kadı Kelân Kütüphanesi’nde bulunan Abdullâh-ı Kâbilî’nin Tezkiretü’t-tevârîh adlı eserinde yer almaktadır. Burada Lutfî’nin 17 Şâban 897 (14 Haziran 1492) tarihinde vefat ettiği kaydedilmektedir. Zeki Velidi ile İsmail Hikmet Ertaylan da bu tarihi kabul ederler (Lûtfi Divanı [haz. Ertaylan], s. 9). Bu tarih doğru ise doksan dokuz yıl yaşadığına dair Ali Şîr Nevâî’nin verdiği bilgi de göz önüne alındığında Lutfî’nin 798 (1396) yılında doğmuş olduğu söylenebilir. Janos Eckmann onun ölüm tarihini 867 (1463) olarak göstermiş (Ph.TF, II, 308), Hofman ise 1465-66 veya 1492



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir