TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - LETÂİFNÂME ::.

cilt: 27; sayfa: 144
[LETÂİFNÂME - ]


 


LETÂİFNÂME

(لطائف نامه)

Latife türünden güldürücü kısa metinleri bir araya getiren eserlerin ortak adı

(bk. LATİFE).  


LETÂİFÜ’l-HAYÂL

(لطائف الخيال)

Dârâbî’nin (XII./XVIII. yüzyıl [?]) Farsça tezkire kitabı

(bk. DÂRÂBÎ).  


LETÂİFÜ’t-TAVÂİF

(لطائف الطوائف)

Fahreddîn-i Safî’nin (ö. 939/1532) latife ve güzel sözleri derlediği Farsça eseri

(bk. SAFÎ, Fahreddin).  


LEVÂİH

(اللوائح)

Seyrü sülûkün başlarında olan dervişlerde meydana gelen kısa süreli mânevî aydınlanma (tecellî) anlamında tasavvuf terimi

(bk. LEVÂMİ‘).  


LEVÂMİ‘

(اللوامع)

Sâlikte gönül aydınlanmasını ifade eden tasavvuf terimi.

Tasavvuf kaynaklarında sâlikin gönül dünyasının aydınlamasını sağlayan nur kavramının çeşitli dereceleri için farklı terimler kullanılmıştır. Adım adım nefsin karanlıklarından uzaklaşıp mârifet güneşinin aydınlığına yaklaşmaya başlayan sâlikin gönlünde beliren alacakaranlık levâih (tekili lâiha), şafağın söküp ortalığın aydınlanması levâmi‘ (tekili lâmia), gönülde mârifet güneşinin doğuşu tavâli‘ (tekili tâlia) kelimeleriyle ifade edilmiştir. Bu üç aydınlanma derecesinin tesirleri birbirinden farklıdır. Levâih şimşek gibidir, sâlikin gönlünü âniden aydınlatır ve hemen kaybolur. Levâmi‘ levâihten biraz daha parlak, biraz daha kalıcıdır; bir an için sâliki kendinden alır. Tavâli‘ levâmi‘den daha sürekli ve güçlüdür. Seyrü sülûke yeni başlayan sâlikte görülen bu mütevazi haller onun daha sonraki mânevî gelişimi için önemli ip uçları içerir. Abdülkerîm el-Kuşeyrî bu üç terimin ifade ettiği anlamların birbirine yakın olduğunu, aralarında kayda değer bir fark bulunmadığını söyler. Şehâbeddin es-Sühreverdî de levâih, levâmi‘, tavâli‘, bevâdih, vâki‘, kādih terimlerinin aynı mânanın farklı kelimelerle ifade edilmesinden ibaret olduğunu, aralarında önemli bir fark bulunmadığını belirtir. Levâih, levâmi‘ ve tavâli‘ terimleri genellikle “nur” veya “envâr” kelimesine izafe edilerek kullanılır (levâihu’l-envâr / levâihu’n-nûr, levâmiu’l-envâr / levâmiu’n-nûr). Tasavvufta nur kavramı ve onun çeşitli şekilleri çok önemli olduğundan sûfîler genellikle yazdıkları eserlere de nurla ilgili isimler vermişlerdir. Ebû Nasr es-Serrâc’ın el-LümaǾ, Fahreddîn-i Irâkī’nin LemaǾât, Abdurrahman-ı Câmî’nin LevâmiǾ ve Levâǿiĥ’i bunun örnekleridir (bk. NÛR).

BİBLİYOGRAFYA:

et-TaǾrifât, “ŦavâliǾ”, “LevâmiǾ” md.leri; Serrâc, el-LümaǾ, s. 412, 422; Hücvîrî, Keşfü’l-maĥcûb, Tahran 1338 hş., s. 500; Baklî, Şerĥ-i Şaŧĥiyyât, Tahran 1360 hş./1981, s. 556, 558; Sühreverdî, Avârif, s. 588; İbnü’l-Arabî, el-Fütûĥât, Kahire, ts., II, 388, 557; Kuşeyrî, er-Risâle (nşr. Abdülhalîm Mahmûd), Kahire 1395/1966, s. 228; Kâşânî, Iśŧılâĥâtü’ś-śûfiyye, s. 64, 72, 74; Ziyâeddin Nahşebî, Silkü’s-sülûk, Tahran 1369, s. 12; Gümüşhânevî, CâmiǾu’l-uśûl, Kahire 1298, s. 17, 22, 24.

Süleyman Uludağ  


LEVÂMİU’l-BEYYİNÂT

(لوامع البينات)

Fahreddin er-Râzî’nin (ö. 606/1210) Allah’ın isim ve sıfatlarına dair eseri.

Râzî’nin Allah’ın isim ve sıfatları hakkında bir eser yazdığı belirtilmekle birlikte bu çalışma kaynaklarda Tefsîrü esmâǿillâhi’l-ĥüsnâ (İbnü’l-Kıftî, s. 191), Şerĥu’l-esmâǿi’l-ĥüsnâ (Sübkî, VIII, 87), Şerĥu esmâǿillâhi’l-ĥüsnâ (İbn Hallikân, IV, 249), LevâmiǾu’l-beyyinât fî şerĥi es-mâǿillâh ve’ś-śıfât (Keşfü’ž-žunûn, II, 1569) gibi farklı adlarla kaydedilmiştir. Müellifin kendisi kitabının mukaddimesinde eserinin adını LevâmiǾu’l-beyyinât fi’l-esmâǿ ve’ś-śıfât (s. 17), Mefâtîĥu’l-ġayb’ında ise LevâmiǾu’l-beyyinât fî tefsîri’l-esmâǿ ve’ś-śıfât (XV, 70) şeklinde zikretmiştir. Kitap, Gurlular’ın Bâmiyân ve Tohâristan kolu hükümdarı Ebü’l-Müeyyed Bahâeddin Sâm b. Muhammed b. Mes‘ûd’a (1192-1206) ithafen yazılmıştır.

LevâmiǾu’l-beyyinât üç bölümden (kısım) oluşmaktadır. “Prensipler ve Ön Bilgiler” (mebâdî ve mukaddimât) adını taşıyan birinci bölüm, kitaptaki yönteme dair kısa bir girişle birlikte esmâ-i hüsnâ hakkında genel konuların açıklandığı on fasıldan meydana gelir. Burada isim -müsemmâya dair çeşitli görüşler zikredilmiş, ardından isim- sıfat münasebeti, isimlerin tevkīfîliği, tasnifi, zâtî sıfatlar, Allah’ı esmâ-i hüsnâ ile zikretmenin fazileti, fikir ve zikir arasındaki ilişkide fikrin asıl, zikrin onun ürünü olduğu ve doksan dokuz isimle bağlantılı olarak tek sayının önemi hakkında bazı açıklamalarda bulunulmuştur. Esmâ-i hüsnâ ile dua ve niyazda bulunmanın faydalarına dair deliller sıralandıktan sonra ism-i a‘zam konusundaki farklı görüşler zikredilerek böyle bir ismin insanlar tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Eserin üçte ikisini oluşturan, “Ana Konular” (makāsıd ve gāyât) başlıklı ikinci bölümde ilâhî isimler esmâ-i hüsnâ hadisindeki sıraya göre ele alınmıştır. Burada önce tasavvuf literatüründe büyük önem taşıyan “hüve” (hû) zamiri üzerinde durulmuş (krş. DİA, XI, 410), ardından lafza-i celâl ve ona bağlı olarak kelime-i tevhid hakkında geniş açıklamalara yer verilmiştir. Daha sonra “rahmân” ve “rahîm”den başlanarak doksan dokuzuncu isim olan “sabûr”a kadar her ismin etimolojik izahı ve şerhi yapılmıştır. Konular işlenirken yer yer Eş‘ariyye kelâmcılarınca geliştirilen delillerden hareketle muhaliflerin görüşleri cevaplandırılır. Ayrıca hemen her isme ait meselelerin açıklanmasının ardından bu isimle Allah’ı nitelemenin hikmet ve faydalarına temas edilir.

“Ekler ve Tamamlayıcı Bilgiler” (levâhik ve mütemmimât) adını taşıyan üçüncü bölüm iki fasıldan meydana gelmektedir. Birinci fasılda, naslarda Allah’a nisbet edilmeyen ve Râzî tarafından “zât isimleri” diye adlandırılan “şey, kadîm, ezelî, vâcibü’l-vücûd, dâim, cisim, cevher” kelimeleri hakkında kısa bilgiler verilmiş ve son iki kavramın zât-ı ilâhiyyeye izâfe edilemeyeceği vurgulanmıştır. İkinci fasılda, naslarda Allah’a nisbet edilmekle birlikte içeriklerinde beşerî özellikler taşıyan ve müellifçe “sıfât-ı ma‘neviyye” denilen “muhît, karîb, müdebbir, mahabbet, rızâ, sahat, gadab, muvâlât-muâdât, kerâhiyet” kavramları ele alınmıştır.

LevâmiǾu’l-beyyinât, Gazzâlî’ye ait el-Maķśadü’l-esnâ’dan sonra esmâ-i hüsnâ konusunda başvurulan önemli bir eserdir. Kitapta ilâhî isimlerin etimolojisi



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir