TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - LAWRENCE, Thomas Edward ::.

cilt: 27; sayfa: 116
[LAWRENCE, Thomas Edward - Orhan Koloğlu]


Olayları daha ziyade İngiliz şovenizmine ve propaganda amacına yönelik olarak abartılı bir dille aktardığı, Türkler’e karşı duyduğu aşırı nefreti Arap sempatizanlığı ile örtmeye çalıştığı, sürekli değişken bir kimlik ortaya koyduğu, bu arada yanlış, yalan ve hatta iftira niteliğinde bilgilere de başvurduğu görülmektedir. İngiliz araştırmacıları bile zaman zaman bu çelişkilere dikkat çekmişlerdir. İlk olarak 1926’da 128 adet basılıp özel kişilere gönderilen kitabın ertesi yıl Revolt in the Desert başlığıyla bir özeti yayımlanmış, tam metni ise 1935’te ölümünden sonra basılmıştır. 1910 yılında tamamladığı tezi Crusader Castels ile (1936, Oxford 1988) hava kuvvetlerinde çalıştığı yıllarda tuttuğu günlüğün yanında (The Mint, Jonhatan Cape 1955) gazete ve dergilerde yayımlanmış birçok makalesi bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA:

T. E. Lawrence, Seven Pillars of Wisdom, Jonathan Cape 1964, tür.yer.; L. Massignon, Parole donnée, Paris 1962, s. 286-291; L. Thomas, With Lawrence in Arabia, London, ts., s. 73, 293; Ph. Knightley - C. Simpson, The Secret Lives of Lawrence of Arabia, London 1969, s. 7-50; Subhî el-Ömerî, Lavrens kemâ Ǿaraftühû, Beyrut 1969; J. E. Mack, A Prince of Our Disorder, The Life of T. E. Lawrence, Boston 1976, s. 138-146; Vincent-Mansour Monteil, Lawrence d’Arabie le lévrier fatal 1888-1935, Paris 1987, tür.yer.; J. Wilson, Lawrence of Arabia, London 1989, tür.yer.; L. James, The Golden Warrior: The Life and Legend of Lawrence of Arabia, London 1990, tür.yer.; A. Hourani, Islam in European Thought, Cambridge 1991, s. 116-128; Orhan Koloğlu, Bedevi Lavrens Arap Türk, İstanbul 1993; Suleiman Mousa, “T. E. Lawrence and His Arap Contemporaries”, Ar.S, VII (1985), s. 7-21; Salahi R. Sonyel, “Albay T. E. Lavrence, Haşimi Araplarını, Osmanlı İmparatorluğuna Karşı Ayaklanmaları İçin Nasıl Aldattı (İngiliz Belgelerine Göre)”, TTK Belleten, LI/199 (1987), s. 231-255; “Lawrence, Thomas Edward”, EBr., XIII, 829-830.

Orhan Koloğlu  


LÂYEZÂL

(bk. BEKĀ).  


LÂYİHA

(لائحة)

Osmanlı bürokrasisinde rapor veya taslak türü belgeye verilen ad.

Arapça asıllı bir kelime olan lâiha “düşünülen bir şeyin yazı haline getirilmesi” anlamına gelir. Osmanlılar lâyihayı rapor ve taslak olmak üzere iki ayrı belge türü için kullanmışlardır. Rapor mahiyetindeki lâyihalar kendi içlerinde de birkaç gruba ayrılır. Bunların arasında belki en çok kullanılan ve en çok bilineni ıslahat lâyihaları olup herhangi bir konuda düşünülen ıslahatın bir kişi veya daire tarafından kaleme alınmış metni ve belgesidir. Osmanlı tarihinde bu tür birçok lâyiha hazırlanmıştır. En meşhurları Tatarcık Abdullah Efendi, Koca Yûsuf Paşa, Abdullah Birrî Efendi, Sâdullah Enverî, Fâik Paşa gibi şahıslar tarafından yazılmış olanlardır. Bu gruba giren ikinci lâyiha tipi bir memuriyet veya teftiş sonrasında tesbit edilen hususların kaleme alındığı belgelerdir. Bu tür lâyihalar içinde yabancı bir devlet nezdine gönderilen memurların intibalarını bildirdikleri lâyihalar da vardır. Meselâ Yâver Süleyman ve Yüzbaşı Âsaf beylerin İran memuriyetleriyle ilgili lâyihaları bunlardandır (BA, Y.EE, nr. 14-117-126-7). Üçüncü tip lâyihalar bir mesele hakkında görüş bildirir ki bunlara örnek olarak Mustafa Reşid Paşa’nın Paris Muahedesi ve gayri müslim tebaaya verilen imtiyaz fermanı hakkındaki itirazlara cevap mahiyetinde olan lâyihası gösterilebilir (Cevdet, I, 76-83). Esbâb-ı mûcibe lâyihaları ise yeni konulacak bir kanun veya bir kanunda yapılacak değişikliğin sebeplerini açıklamak üzere kaleme alınır. Elviye-i selâse ile ilgili olarak hazırlanan lâyiha bu gruba örnek olarak verilebilir (BA, DUİT, nr. 1/2-5). Taslak mahiyetindeki lâyihalar kanunnâme, nizamnâme, tâlimatnâme, mukavelenâme, şartnâme gibi belgelerin taslakları niteliğindedir. Bunlar, resmî daireler tarafından hazırlanabildiği gibi devletle bir mukavele yapacak şirket veya şahıslar tarafından da kaleme alınıp resmî makamlara sunulabilirdi.

Lâyihaların bütün diğer belgeler gibi kâğıdın üst kenarına yakın bir yerinde “hüve” işareti yer alır. Biraz boşluk bırakıldıktan sonra lâyihanın neye dair olduğu yazılır. Lâyihalarda elkāb bulunmaz. Ancak yazılan makama göre takdim ifadesi değişik olur. Lâyihalar mahiyetlerine göre kâğıdından tertip şekline kadar farklılık gösterir. Rapor mahiyetinde olanlarda kullanılan kâğıtların büyüklüğü raporun uzunluğuna göre değişir. Çok uzun olanlar birkaç sayfa halinde ve defter şeklinde yazılmıştır. Tek takrirlik kâğıt kullanıldığında marj sağda, çift takrirlik kâğıt kullanıldığında marj yaprağın “b” yüzünde sağda, “a” yüzünde soldadır. Taslak niteliğindeki lâyihalar üzerinde düzeltmeler yapılabileceğinden kâğıdın kullanılışı da farklıdır. Bunlarda lâyiha metni ya



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir