TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız
 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KUR’AN ::.

cilt: 26; sayfa: 417
[KUR’AN - Mustafa Uzun]


da çeşitli sûrelerden seçilmiş âyetleri kırk hadisler tarzında birer dörtlük halinde nazma çekmiştir. Min sûreti’t-Tevbe, “Belâdır sekr-i mâl ü mekr-i dünyâ / Olur mâlikleri bi’l-cümle hâlik / Hitâb eyler Hudâ ol gāfilîne / Ve huztüm ke’llezî hâzû ülâik.” Yayımlanan ilk şiirlerinden biri, “Ey nüsha-i cânı ehl-i dînin / Ey nâsih-i şânı münkirînin” mısralarıyla başlayan yirmi sekiz beyitlik “Kur’ân’a Hitab” şiirinin dışında seçtiği âyetlerin mânasını müstakil manzumeler halinde nazma çeken Mehmed Âkif, Safahât’ında bu tarz birçok şiire yer verdiği gibi pek çok beytinde de Kur’an’ı anlatan geleneksel çizgide beyitler kaleme almış, bu sebeple de Kur’an şairi olarak tanınmıştır (bk. Safahât [haz. Ertuğrul Düzdağ], İstanbul 1987, s. 575-576). Aynı dönemde Ziya Gökalp’in “Tevhid”, “Mevlid Duâsı”; Mehmed Emin Yurdakul’un “Bu Kitab’dır: Her insana için dışın öğreten” mısraıyla başlayan “Kur’ân-ı Kerîm” ve “Ordudan Bir Ses” şiirleri de konuyla ilgili örneklerdir.

Cumhuriyet’ten sonraki Türk edebiyatında da bazı yazar ve şairlerin eserlerinde Kur’an âyetleri açık ve zımnî olarak etkisini göstermiştir (örnekler için bk. Tural, s. 399-400). Bunlar arasında Arif Nihat Asya’nın bazı rubâileri, Ali Ulvi Kurucu’nun Gümüş Tül ve Alevler kitabındaki birçok şiiri, Sezai Karakoç’un Kur’an’daki “ölümden sonra diriliş: Ba‘s” hükmünün mânasını genişleterek insanlığın dirilişi düşüncesine dayanan pek çok şiiri ve nesir yazıları, Turan Oflazoğlu’nun âsilere hitaben IV. Murad’a söylettiği, “Kur’an’dır bu” tekrirlerini ihtiva eden söylevi (IV. Murad, Ankara 1988, s. 75-76), Nazan Bekiroğlu’nun Yusuf ile Züleyha ve İsimle Ateş Arasında adlı romanları sayılabilir.

Ayrıca Behçet Kemal Çağlar’ın “Sûrelerdeki şiiriyeti elden geldiğince kaybetmemeye, metnin havasıyla kavramından ayrılmamaya çalışarak” hazırladığını belirttiği Kur’ân-ı Kerim’den İlhamlar (İstanbul, ts.) adlı kitabı Cumhuriyet devrinde yaygınlaşan manzum meâl çalışmalarına öncülük etmesi bakımından zikre değer bir örnektir.

BİBLİYOGRAFYA:

Seyyid Nesîmî Dîvânı’ndan Seçmeler (haz. Kemâl Edip Kürkçüoğlu), Ankara 1984, s. 29; Osman Şems Efendi Dîvânı’ndan Seçmeler (haz. Kemâl Edip Kürkçüoğlu), İstanbul 1996, bk. İndeks; Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi (İstanbul 1926), İstanbul 1980, s. 5, 85-95, 119-130; Mithat Cemal [Kuntay], Mehmed Akif, İstanbul 1939, s. 224-225; Agâh Sırrı Levend, Divan Edebiyatı, İstanbul 1984, s. 101-104; amlf., Türk Edebiyatı Tarihi (Ankara 1984), I, 24; Fevziye Abdullah Tansel, Tanzimat Devri Edebiyatı’nda Dinî Şiirler, Ankara 1962, s. 26, 65-66; Ali Nihad Tarlan, Şeyhî Divanını Tetkik, İstanbul 1964, bk. İndeks; Mehmed Çavuşoğlu, Necâti Bey Dîvânı’nın Tahlili, İstanbul 1971, s. 30-32; Nihad Sâmi Banarlı, Resimli Türk Edebiyâtı Târihi, İstanbul 1971, I, 81, 102, 127, 489-490; Harun Tolasa, Ahmed Paşa’nın Şiir Dünyası, Ankara 1973, s. 20-23; Mehmet Yılmaz, Edebiyatımızda İslâmî Kaynaklı Sözler, İstanbul 1992; Emine Yeniterzi, Dîvan Şiirinde Na’t, Ankara 1993, s. 91-142; Neclâ Pekolcay v.dğr., İslamî Türk Edebiyatında Şekil ve Nevîlere Giriş, İstanbul 1994, s. 240-253; Selçuk Eraydın, Tasavvuf ve Edebiyat Yazıları, İstanbul 1997, s. 195-196; Mustafa Uzun, “Kur’ân ve Edebiyat (Türk Edebiyatı)”, Kur’ân ve Tefsir Araştırmaları II, İstanbul 2001, s. 21-38; a.mlf., “İstişhad”, Nesil, IV/44, İstanbul 1980, s. 32-33; M. Ertuğrul Düzdağ, İstiklâl Şairi Mehmet Âkif Ersoy, İstanbul 2002, s. 15; Şecaattin Tural, Cumhuriyet Devri Türk Şiirinde Din Duygusu, İstanbul 2003, s. 399-400; Muhammet Yelten, “Anadolu Sahasında Yapılmış Sure Tefsirleri ve Bu Tefsirlerin Türk Dili Açısından Önemi”, İlmî Araştırmalar, sy. 9, İstanbul 2000, s. 249-254; Kâzım Yetiş, “Belâgat (Türk Edebiyatı)”, DİA, V, 384-385; a.mlf., “Belâgat-ı Osmâniyye”, a.e., V, 387-388; Ömer Faruk Akün, “Divan Edebiyatı”, a.e., IX, 389.

Mustafa Uzun  

XIII. LİTERATÜR

Kur’ân-ı Kerîm üzerine yapılan çalışmalar, biri Kur’an’ın açıklanması ve yorumuyla ilgili eserler, diğeri Kur’an’ın toplanıp mushaf haline getirilmesi, tertibi, muhtevası ve özellikleri, kıraati, dil ve üslûbu, i‘câzı, fezâili gibi onu çeşitli yönlerden inceleyen eserler olmak üzere başlıca iki gruba ayrılır. Bu iki alanda oluşan zengin literatüre Batı’da Kur’an üzerine yapılan çalışmaları da eklemek gerekir.

A) Tefsirler. Kur’an’a dair en hacimli çalışmalar olması bakımından tefsirler Kur’an literatürü içerisinde önemli bir yer işgal eder. Hz. Peygamber’in Kur’an yorumu önceleri sözlü hadis rivayetlerinin bir parçası olarak varlığını sürdürürken hadislerin tedvini üzerine “Kitâbü’t-Tefsîr” adıyla ayrı bir bölüm olarak hadis mecmualarında yerini aldı. Zamanla tefsir ilmi hadisten ayrılarak müstakil hale geldi ve özgün eserler vücuda getirildi.

1. Rivayet Tefsirleri. Resûl-i Ekrem’in ve ashabın Kur’an yorumlarını ihtiva eden ve bizzat sahâbe tarafından kaleme alınan herhangi bir çalışma bulunmuyorsa da onlardan gelen rivayetler derlenerek bazı tefsir kitaplarının oluşturulduğu bilinmektedir. Bunların en meşhuru Fîrûzâbâdî tarafından derlenen İbn Abbas tefsiridir. İbn Abbas’ın yorumları bazı çağdaş araştırmacılar tarafından da kitap haline getirilmiştir. Tâbiîn müfessirlerine nisbet edilen tefsir sayısı fazla olmakla birlikte bunların kendi telifleri mi yoksa talebelerinin derlemeleri mi olduğu hususu tartışmalıdır. Kaynaklarda Hasan-ı Basrî’ye izâfe edilen bir tefsire henüz rastlanamamışsa da çeşitli kaynaklarda dağınık halde bulunan yorumları derlenerek yayımlanmıştır (Tefsîrü’l-Ĥasan el-Baśrî, nşr. Muhammed Abdürrahîm, I-II, Kahire 1992). Mücâhid b. Cebr’e nisbet edilen ve iki ayrı neşri yapılan eser de (Tefsîrü’l-İmâm Mücâhid b. Cebr, nşr. M. A. Ebü’n-Nîl, 1989 [Dârü’l-Fikri’l-İslâmî]; Tefsîrü’l-Mücâhid, nşr. Abdurrahman Sûretî, I-II, Beyrut, ts.), büyük bir ihtimalle Mücâhid’den sonra bir araya getirilmiştir. Tebeü’t-tâbiînden Mukātil b. Süleyman’a ait Tefsîrü Muķātil b. Süleymân (nşr. Abdullah Mahmûd Şehhâte, I-V, Kahire 1979) müellifinin elinden çıkan ilk tam Kur’an tefsiridir. Bunu Süfyân es-Sevrî, Yahyâ b. Sellâm ve Abdürrezzâk es-San‘ânî’nin eserleri takip eder. Bunların ardından kaleme alınan daha sistemli tefsirlerin başında Muhammed b. Cerîr et-Taberî’nin CâmiǾu’l-beyân’ı gelir. Eser, gerek metodu gerekse muhtevasının zenginliğiyle rivayet tefsirlerinin temel kaynağı olmuştur. Rivayet tefsirlerinin diğer önemli örnekleri arasında Ebü’l-Leys es-Semerkandî, Sa‘lebî, Vâhidî, Ferrâ el-Begavî, Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, İbn Atıyye el-Endelüsî, Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, Süyûtî, İbn Akīle, Sıddîk Hasan Han, Cemâleddin el-Kāsımî ve Melihâbâdî’nin eserleri anılabilir.

2. Dirâyet Tefsirleri. Tarihi eski olmakla birlikte gelişmesi rivayet metodundan sonraya kalan dirâyet metoduna göre yazılmış tefsirlerin ilk örnekleri Mu‘tezile ekolü âlimlerince kaleme alınmıştır. II. (VIII.) yüzyıldan itibaren telif edilen lugavî tefsirleri bu kategori içerisine almak mümkündür. İşârî ve bâtınî tefsirler geniş anlamda dirâyet yönteminin ürünleri sayılırsa da (aş. bk.) bunların dirâyetin ana çizgisinden farklı özellikleri bulunmaktadır. Dirâyet metodunun kullanıldığı tefsirlere örnek olarak Mâtürîdî, Fahreddin er-Râzî, Kādî Beyzâvî, Ebü’l-Berekât en-Nesefî, Hâzin, Ebû Hayyân el-Endelüsî, Mahallî ve Süyûtî, Bikāî, Ebüssuûd Efendi, Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî, Elmalılı Muhammed Hamdi, Muhammed Tâhir b. Âşûr, Mevdûdî, Emîn Ahsen Islâhî,



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir