TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KUR’AN ::.

cilt: 26; sayfa: 414
[KUR’AN - Ömer Faruk Harman]


Alcorani textus universus adlı Latince Kur’an çevirisine yazdığı giriş hatalarla dolu olup benzer hatalar ondan sonra iki asır boyunca yapılan Kur’an’la ilgili çalışmalarda devam etmiştir (Badawi, s. 4-6). Martin Luther başta olmak üzere Melanchton, Bibliander gibi Protestan reformcuların hepsinin İslâm’a ve Kuran’a karşı tavırları düşmanca olmuştur (Caspar, s. 78).

Hz. Muhammed’in, Kur’an’ı mutlaka vahiy dışı bir kaynaktan almış olması gerektiği şeklindeki klasikleşmiş ön yargılı hüküm hıristiyan teologları ve müsteşrikleri tarafından ortaklaşa benimsenmekle birlikte, kıssalar başta olmak üzere ortak olay ve konulara kaynak olarak yahudi veya hıristiyan dinî literatürünün ağırlıkta olduğu hususunda farklı iddialar ileri sürülmektedir. Charles C. Torrey, Henri Lammens, H. Zacharias, W. Rudolph, Abraham Geiger ve Theodor Nöldeke yahudi etkisini (EJd., X, 1196); Julius Wellhausen, Tor Andrea, Richard Bell ve Blachère hıristiyan etkisini öne çıkaranlar arasında yer alır. Brockelmann, S. Moscati, E. Montet, Goldziher, Snouck-Hurgronje, Carra de Vaux gibi birçok şarkiyatçı ise yahudi ve hıristiyan geleneğinin beraberce İslâm’ın ve dolayısıyla Kur’an’ın kaynağını teşkil ettiği iddiasında bulunmuştur. Kur’an’ın Allah kelâmı olduğunu inkâr edenler arasında, Hz. Peygamber’in Kur’an’la ilgili bilgi kaynağı olarak hıristiyan rahibi Bahîrâ, Varaka b. Nevfel, Ümeyye b. Ebü’s-Salt, Hanîfler, şairler, Sâbiîler gibi kişi ve zümreleri, halk arasında dolaşan rivayetleri ve apokrif yahudi-hıristiyan geleneğini gösterenler de vardır. Kur’an’ın insan ürünü bir kitap olduğu ön yargısıyla hareket eden Batılı araştırmacılar, Kur’an metnini de Kitâb-ı Mukaddes için yapıldığı gibi metin tenkidine tâbi tutmaya çalışmışlardır.

Kur’an’a karşı Batı’da izlenen ön yargılı yaklaşımın XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yerini giderek daha olumlu ve akademik bir anlayışa bırakmaya başladığı, özellikle II. Vatikan Konsili’nden (1962-1965) sonra Hıristiyanlığın Kur’an’a bakışında nisbeten olumlu bir sürece girildiği gözlenmektedir. Ayrıca şarkiyatçılar tarafından yapılan çalışmaların önemli bir kısmında, farklı din ve kültüre mensup olmaktan kaynaklanan ön yargılı görüş ve değerlendirmeler yanında Kur’an tarihi, tefsir ve genel olarak Kur’an ilimleri için katkı sağlayacak değerde bilgiler de bulunmaktadır (ayrıca bk. LİTERATÜR).

BİBLİYOGRAFYA:

İbn Hazm, Risâle fi’r-Red Ǿalâ İbni’n-Naġrîle el-Yehûdî (Resâǿilü İbn Ĥazm el-Endelüsî içinde, nşr. İhsan Abbas), Beyrut 1981, s. 39-70; Kurtubî, el-CâmiǾ, IV, 5; Âlûsî, Rûĥu’l-meǾânî, III, 76; E. Mangenot, “Texte de l’Ancien Testament”, DB, V/2, s. 2103-2112; J. Jomier, Bible et Coran, Paris 1959, s. 8; A-T. Khoury, Les théologiens byzantins et l’Islam, Louvain 1969, s. 54, 90, 140-186, 242-293, 310-318; S. D. Goitein, Jews and Arabs, New York 1974, s. 46-61; R. Caspar, Traité de théologie musulmane, Rome 1987, s. 9-10, 14, 76, 78; Ces écritures qui nous questionnent, La Bible et le Coran, Paris 1987, s. 77-122; A. Badawi, Défense du Coran contre ses critiques, Liban 1989; Muhammed Hamîdullah, Kur’ân-ı Kerîm Tarihi (trc. Salih Tuğ), İstanbul 1993, s. 41-49; N. Daniel, Islam and the West, Oxford 1993, s. 13-15; Cl. Gilliot, “Muhammad, le Coran et les contraintes de l’histoire”, The Qur’an as Text, Leiden 1996, s. 3-26; a.mlf., “Les informateurs juifs et chrétiens de Muhammad”, Jerusalem Studies in Arabic and Islam, XXII, Jerusalem 1998, s. 84-126; Baki Adam, Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat, Ankara 1997, s. 55-56, 59; Abdülaziz Hatip, Kur’an ve Hz. Peygamber Aleyhindeki İddialara Cevaplar, İstanbul 1997, s. 29-35, 229-311; Mahmut Aydın, “Kutsal Kitap Olarak Kur’an: Çağdaş Bir Hıristiyan Değerlendirmesi”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, sy. 12-13, Samsun 2001, s. 213-233; Haim Hillel Ben-Sasson, “Disputation and Polemics”, EJd., VI, 79-103; Moshe Perlmann, “Islam Polemics Against Judaism”, a.e., IX, 102; Eisig Silberschlag, “Judah Halevi”, a.e., X, 355-366; EJ/ED, “Koran”, a.e., X, 1194-1199; Ch. Pellat, “al-Nađr b. al-Ĥāriґћ”, EI² (Fr.), VII, 874; J.-M. Abd el-Jalil, “Coran”, Catholicisme, III, 175; J. Decroix, “Manuscrits de la Bible”, a.e., VIII, 352-356; A. Paul, “Qumrān”, a.e., XII, 404-410.

Ömer Faruk Harman  

XII. EDEBİYAT

Genellikle üç döneme ayrılarak incelenen Türk edebiyatının sekiz-dokuz asırlık en uzun, en verimli devresi, İslâm dini ve medeniyetiyle ona hâkim vasıflarını kazandıran Kur’an’ın etkisi altında gelişmiştir. Bu derin etki, Tanzimat’ın ardından Batı medeniyetinin tesiriyle değişen yeni Türk edebiyatında da sürmüştür. Üç dönemden ikincisine verilen çeşitli isimler de bu etkiyi ifade etmektedir. Türk edebiyatının bu dönemi hakkında Osmanlı edebiyatı, divan edebiyatı, eski Türk edebiyatı, klasik edebiyat gibi isimlendirmelerin yanında M. Fuad Köprülü’den başlayarak İslâmî karakterini belirtecek şekilde adlandırılması genel bir kabul görmüştür. Köprülü’ye göre İslâm ümmeti dairesine girmiş kavimler için Kur’an dilinin üstünlüğü ve hâkimiyetiyle Kitap ve Sünnet’in vahdeti bütün güzel sanatlarda olduğu gibi lisan ve edebiyatta da hâkimiyetini gösterdiğinden Türkler arasında şekillenen edebiyat İslâmî bir edebiyat olarak gelişmiştir. Nihad Sâmi Banarlı da bu dönemi İslâmî Türk edebiyatı şeklinde adlandırmış ve sebebini şöyle açıklamıştır: “Bu edebiyatın ilim ve fikir kaynağı başlangıçta tamamıyla Kur’an’dır. Devrin ilim ve tefekkür hayatı da esasen aynı kaynaktan nemâlanmıştır” (Resimli Türk Edebiyâtı Târihi, I, 102). “Ümmet çağı Türk edebiyatı” ismini ilk defa ortaya atan ve bu isimle bir de kitap yazan Agâh Sırrı Levend ise, “Eski metinlerde hemen hiçbir sayfa yoktur ki içinde Kur’an’dan bir âyet, Peygamber hadisinden bir cümle bulunmasın ve düşünceler bunlara bağlanmış olmasın” demektedir (Türk Edebiyatı Tarihi, I, 24).

Kur’an, bu edebiyatın şekle ait birtakım özelliklerinden muhtevasına ve bazı türlerin ortaya çıkışına kadar hemen her alanda temel kaynak olmuştur. Hadis, kısas-ı enbiyâ, eski kavimlere dair bilgiler ve tasavvuf şeklinde sıralanabilecek olan diğer kaynaklar da yine Kur’an’la yakından ilgilidir ve ondan doğup gelişmiştir. Bu kaynaklar, Türk edebiyatında manzum ve mensur olarak kaleme alınmış eserlere sadece malzeme temin etmek, muhtevalarını zenginleştirip beslemekle kalmamış, bu eserlerin estetik yönünün teşekkülünde ve sanat değerinin ölçülmesinde de başvurulacak esasları belirlemiştir.

Kur’an Türk edebiyatının edebî sanatlarını, belâgat anlayışını temellendirmiştir. Arap dilinin belâgatı da aslında bir söz mûcizesi olan Kur’ân-ı Kerîm’den ve onu daha iyi anlama zaruretinden doğmuş, belâgat ilmi en güzel örneklerini ilâhî kelâmın eşsiz ifadelerinden derleyerek teşekkül etmiştir. Türk dünyasında belâgat eğitimi, Cevdet Paşa’nın Belâgat-ı Osmâniyye’de (İstanbul 1299) Türkçe



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir